# Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 6 Aralık 2005
- **Gündem:** KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-12-06-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d

> Ümmet Kandoğan, 6 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 1.013 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi Grup önerisi aleyhinde söz aldım.

Biraz önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisi aleyhinde konuşan AK Parti Grup Başkanvekillerini büyük bir üzüntüyle dinledim. Denetimle ilgili konularda, sanki bir lütufmuş gibi ifade etmeye çalıştıkları, işte, bu dönem şu kadar saat denetim yapılmış şeklindeki o ifadeyi üzüntüyle dinledim.

Şimdi, Anayasamızın 98 ve müteakip maddeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim yollarının neler olduğunu çok açık ve net bir şekilde vazetmiş. Sizin, o 45 saatlik Danışma Kurullarıyla ve sözlü soru önergelerini cevaplandırmayla ilgili sözleriniz bir lütuf değil ve yine İçtüzüğün 96 ncı ve müteakip maddeleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim yollarını gösteriyor. Bakınız, oradan 98 inci maddenin ikinci fıkrasını okumak istiyorum: "Sözlü soruların cevaplandırılması için, haftanın en az iki gününde, birleşimin başında ve birer saatten az olmamak şartıyla, Danışma Kurulunun önerisi ve Genel Kurulun onayı ile belli bir süre ayrılır." Buraya çok emredici bir hüküm olarak yazılmış. Yoksa, bir grubun lütfu olarak yazılan bir mesele değil.

Bakınız, benim elimde Meclis araştırmalarıyla ilgili rakamlar da var, bunu sizlere sunmak istiyorum; üç ay önceki rakamlar, biraz değişmiş olabilir. Mesela, Meclis araştırmaları için 291 Meclis araştırma önergesi verilmiş, 40'ı kabul edilmiş, 22'si reddedilmiş ve şu anda gündemde olan 225… Bu sayı arttı, belki şu anda yaklaşık 250 adet Meclis araştırma önergesi gündemde bekliyor ve yine, demin söylediler, işte, sözlü sorulara cevap verilmiş... Ben şimdi buradan söylemek istiyorum; o sözlü sorular iki yıl önce sorulan, artık hiçbir güncelliği kalmayan, gündemden düşmüş olan hususlar. Siz eğer bunu burada savunuyorsanız, iki yıl önce, ikibuçuk yıl önce verildiği halde bugüne kadar bu sözlü soru önergelerinin niçin cevaplandırılmadığı hususunu, geliniz bu Meclis kürsüsünden ifade ediniz. Şimdi, bu hafta ve önümüzdeki hafta salı günü de sözlü soru önergelerinin, denetim konularının görüşülmemesi var. Daha sonra da bütçe gündeme gelecek, bayram tatili olacak ve yaklaşık birbuçuk ay süreyle Meclis denetim görevini yapamayacak. Bu Meclisin kanun yapma yanında en önemli görevlerinden biri de denetim yapmasıdır. Siz denetim yapmanın önünü tıkarsanız, bunu engellerseniz ben de buradan şunu söylerim: Siz, hükümet icraatları olarak Meclise gelip bu icraatlarınızı savunabilecek durumda değilsiniz, sorulan suallere cevap vermekten uzaksınız. Ben bunu bu şekilde yorumlarım.

Bakınız, ben bu soru önergeleriyle ilgili, bazılarını tespit ettim; neler sorulmuş, neler cevaplandırılmamış... Mesela, işsizlik. Devraldığınız Türkiye'de işsizlik 10,3; 2004 yılı sonunda yine işsizlik oranı 10,3. Şimdi soruyoruz; bu kadar kalkındığımızı, yüzde 9,9 büyüdüğümüzü, üç yıllık büyümenin yüzde 20'lerde olduğunun söylendiği günümüzde işsizlik rakamları niçin değişmiyor? Bunu sormuşuz; gelin burada bu kürsüden açıklayın.

Şimdi yeni bir işsizlik rakamı yayınlandı, 9,4. O rakamı iyi okumak lazım. O rakam, temmuz, ağustos, eylül, tarımdaki istihdamın en yoğun olduğu aylardan dolayı işsizlik rakamı 9,4 çıkar; ama, tarım dışı istihdamdaki orana bakarsanız 12,9 ve siz işsizlikle ilgili rakamları yıl sonunda kıyaslayacaksınız. Sayın Başbakan da itiraf etti -ki, ilk defa doğru bir şey söylüyor, itiraf ediyor- "işsizlikle ilgili olarak başarılı olamadık." Biz de zaten bunu söylüyoruz. Bu politikalarla, bu ara malı ithalatıyla Türkiye'nin bir ithalat cenneti olduğu günümüzde, yatırımların azaldığı günümüzde, siz ne yaparsanız yapın işsizliği önleyemezsiniz. Zaten biz bunu iddia ediyorduk.

Sormuşuz: Yoksulların sayısı niçin azalıyor? Rakamlar elimde. Kırsal kesimdeki yoksul sayısı 2002'de 9 429 000, şimdi olmuş 10 081 000.

Tarım?.. Tarım küçülüyor değerli milletvekilleri. Tarihinde görülmedik ölçüde tarımda ciddî manada bir küçülme var. İlk defa yine Türkiye'de tarım ürünleri ithalatı tarım ürünleri ihracatını geçmiş. Dün ben Adana'da, Kahramanmaraş'taydım; vatandaş feryat ediyor, çiftçi kan ağlıyor. Pamuğun 500 000-600 000 liralarda olduğunu söylüyorlar. Narenciye ağaçlarda kalmış, vatandaş feryat ediyor; bu feryatlar karşısında, geçen hafta Tarım Bakanının burada sözlü soru önergelerine verdiği cevapları dinledik; sanki, Tarım Bakanı, bir başka ülkenin tarımını anlatıyor bize.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin realitesi, Türkiye'nin gerçekleri çok farklı. Biraz önce, fındıkla ilgili, bir milletvekili, çok güzel bir konuşma yaptı; fındık sezonunda 7 000 000 liraydı fiyat; Fiskobirlik 7 000 000 lira olduğunu söyledi; ama, bugün, 5 000 000, 5 100 000 lira fındık. Niçin; Fiskobirlik, değişik nedenlerle fındık alımına sokulmadı ve vatandaşın elindeki fındık çok ucuza kapatıldı. Ben iddia ediyorum, vatandaşın elindeki fındık bittikten sonra, bu fındık fiyatları, göreceksiniz, 7 000 000 liraya, 7 500 000 liraya, 8 000 000 liraya fırlayacak. Kim kazanacak; aracı kazanacak. Kim kazanacak; tüccar kazanacak. Bunları söylüyoruz, bunları soruyoruz; denetim konularındaki maksat bunlardır.

Açlık sınırının altında 940 000 000 kişi yaşıyor ve yine, yoksulluk sınırının altında, Türkiye'de, 19 000 000 insan -bunu, Sayın Abdüllatif Şener söyledi, ben söylemiyorum- yaşıyor ve son iki yılda, reel ücretlerdeki rakam -13,64 yoksulluk- 15,28'e çıkmış. Türkiye'nin dışborcu 106 milyar dolar bu dönemde artmış. Bunun sebepleri nedir; geliniz, burada izah ediniz. Cari açık cumhuriyet tarihinin rekorunu kırıyor; 21 milyar doların üzerine çıktı, yıl sonunda bu rakam 24 milyar dolar olacak. Dışticaret açığı yıllık öngörünüz on ayda bitti. Dışticaret açığı da, yine, cumhuriyet tarihinin rekorunu kırıyor; 42 milyar dolar. Şimdi, Sayın Kürşad Tüzmen de çıkıyor, sanki, sadece ihracattan sorumlu Bakanmış gibi, ihracat 70 milyar dolara ulaştı… Peki, ithalat nerelere ulaştı!.. 115 milyar dolar… Devraldığınızda, Türkiye'de, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70,9 -altını çiziyorum- şimdi, ekim ayındaki rakam yüzde 62. Eğer, ihracatımız bu kadar artmışsa, ihracatın ithalatı karşılama oranı niçin yüzde 62'ler seviyesine düşmüştür?! Ve yine, Türkiye'de, millî gelirimin dağılımı da çok büyük bir adaletsizlik içerisindedir. Vereyim: 2002'de en üst gelir grubu -yüzde 20'si- gelirin yüzde 45,4'ünü alırken, 2004 sonunda bu rakam yüzde 47,6. En üst gelir grubunun -yüzde 20'sinin- geliri artmış. En alt gelir grubu yüzde 20'nin ise yüzde 6,5 2002'de, şu anda 6,3'e düşmüş. Türkiye'deki -hükümetinizde, sizin döneminizde- gelir dağılımındaki adaletsizlik artmış; bunun, gelin sebeplerini anlatın. Biz de diyoruz zaten, bu hükümet döneminde çok mutlu bir azınlık, çok küçük bir grup Türkiye şartlarının çok üzerinde hayat standardına sahip ve bu dönemde bu standart daha da yükselmiş; bunun dışında geniş kesimler, toplumun büyük kesimi ciddî manada ekonomik sıkıntı içerisine girmiş.

Yine, doğrudan yabancı yatırımda; Türkiye 57 nci sırada arkadaşlar. Kim ne derse desin, Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırım, 2004 yılı sonunda artı 350 000 000 dolardır. Bakınız, son dört yıl içerisinde Türkiye'den çıkan yerli malımız, sermayemiz, yabancı ülkelerde yatırım yapan miktar 4,2 milyar dolar. Bu ülkenin insanı, bu ülkenin yatırımcısı, Türkiye'deki yatırım şartlarından memnun olmayarak, yurt dışına, tam dört yıl içerisinde 4,2 milyar dolar sermaye ihracında bulunmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 6 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-12-06-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
