# Chp grup önerisinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 2 Şubat 2006
- **Gündem:** CHP GRUP ÖNERİSİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-02-02-chp-grup-onerisinde

> Ümmet Kandoğan, 2 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 1.105 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Son günlerin en güncel konusuyla ilgili Anavatan Partimizin bir grup önerisi Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geldi. Son bir haftadan beri, Türkiye, sadece bu konuya kilitlenip, bu meselenin bir şekilde çözülme noktasında fikir birliğine ulaştı. Şimdi, böyle bir konuda grup önerisinin aleyhinde söz istememin sebebini öncelikle açıklamak istiyorum.

Bu kadar hassas bir konu Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmişken ve özellikle muhalefet partisine ait bir milletvekili olarak, bu konuda çok açık ve duyarlı olan bir milletvekili olarak niçin grup önerisinin aleyhinde söz aldım; çünkü, bugüne kadar bu konu çeşitli kereler Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirildi, burada bu mesele tartışıldı, günlerce bu mesele üzerinde konuşmalar yaptık. Ancak, bütün bu konuşmaların neticesinde bir gerçek ortaya çıktı ki, Adalet ve Kalkınma Partisi, kesinlikle bu meselenin Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmesini istemiyor, bu meselenin çözülmesini istemiyor ve bunu da müteaddit kereler ifade etmiş olması nedeniyle bugün getirilen bu önerinin pratikte bir fayda sağlamayacağını düşündüğüm için grup önerisinin aleyhindeyim. Yoksa, mal bildiriminin şeffaflaştırılması, bu konuyla ilgili çok değerli bir milletvekilimizin -Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'ın- vermiş olduğu bir kanun teklifini gönülden destekliyorum ve uzun zamandan beri de bunun mücadelesini yapıyoruz. Ben, bu konularla ilgili olarak, gerek dokunulmazlık konusuyla gerekse mal bildirimi konusuyla ilgili onlarca kez bu kürsüye çıkarak, düşüncelerimi çok açık ve net bir şekilde ifade ettim.

Bu konuyla ilgili elimizde bir kanun var, 3628 sayılı Kanun. Bu kanunda yapılabilecek çok küçük bir değişiklikle… Sayın Başbakanı kim yanılttı bilmiyorum ve buradan da bir tavsiyede bulunuyorum Sayın Başbakana. Yanında kimlere hukuk danışmanı olarak danışıyorsanız, Sayın Başbakan, lütfen o hukuk danışmalarınızı değiştirin. Onlar size yanlış bilgiler veriyorlar, yanlış yönlendiriyorlar. Ben, Sayın Başbakanın grup toplantısındaki konuşmasını dinledim, daha sonra metni aldım, okudum; dikkatlice okudum. Sayın Başbakan, bu kanunla ilgili olarak, milletvekillerinin mal bildiriminde bulunmasının, kamuoyu önünde açıklanması husususun yasak olduğunu söyledi. Kanun elimizde Sayın Başbakan. Hangi maddesinin, hangi fıkrasının, hangi cümlesinin bu şekilde bir yasaklama getirdiğini lütfen… Lütfen, geliniz, burada, bir açıklamada bulununuz veya Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşacak arkadaşlardan, ben, özellikle rica ediyorum, gelsinler burada desinler ki, 3628 sayılı Kanunun şu maddesi, şu fıkrası, mal varlıklarının açıklanmasıyla ilgili yasaklayıcı bir hüküm getirmektedir; yok böyle bir şey. Yasak ne için var; mal bildirimlerinin verildiği mercilerin bu kanunda gösterilen lüzum ortaya çıkmadan önce herhangi bir açıklamada bulunmaları yasak.

Dün, iki AK Partili milletvekilimiz açıklamada bulundular, mal varlıklarını açıkladılar. Ben, kendilerini gönülden kutluyorum.

Cumhuriyet başsavcılıkları, cumhuriyet savcılıkları bir soruşturma içerisine mi girdiler; yok böyle bir şey değerli milletvekilleri.

Maalesef, sunî bir şekilde Türkiye'nin gündemine getirilen bu konunun, Sayın Maliye Bakanının getirmiş olduğu bu konunun altında öncelikle Maliye Bakanı, daha sonra da bu ülkenin Başbakanı kalmıştır arkadaşlar.

Şimdi, bütün millet, yetmiş milyon insan bekliyordu ki, Sayın Başbakan bu konuyla ilgili olarak mal varlığını açıklasın. Ben de bekliyordum. Açıklasın sayın milletvekilim, bir engel durum yok, yasak yok, korkacak bir şey yok; yani, kanun burada. Cumhuriyet savcılıkları işlem yapmayacak, merak etmeyiniz; ama, niye açıklamıyor? Niye açıklanmasından korkuyor? İşte, bugün, Sayın Yalçınbayır'ın kanun teklifi, bu meselenin kökünden halledilebilmesi için elimize ve önümüze sunulmuş olan çok güzel bir fırsat.

Değerli milletvekilleri, bakınız, burada çok enteresan bir ifade de var; Sayın Maliye Bakanının bir ifadesini, rüşvetle ilgili soru önergesine verdiği cevabı okumak istiyorum: "Öte yandan, karşılıklı işlenen bir suç olan rüşvetin ortaya çıkarılması kayıt ve belgeyle ispatı kolay olmadığından, diğer nedenlerin yanında bu nedenle de giderek yaygınlaştığı, kullanılan bedellerin boyutlarının alabildiğince büyüdüğü ve hatta, rüşvetin kurumsallaştırıldığı..."

Şimdi, bu ülkenin Maliye Bakanı, çıkıp, rüşvetin kurumsallaştırıldığından bahsedecek ve bunun önünü kesmek için ortaya konulan bir kanun teklifi, eğer bu Meclisçe bugün görüşülmesinin önünü kesecek şekilde buradan bir kararın çıkması halinde, ben, o kararla, Sayın Maliye Bakanının bu iki cümlesinin karşı karşıya getirilip, bunun değerlendirilmesinin takdirini Yüce Türk Milletine bırakıyorum.

Değerli milletvekilleri, bizler, milletvekilleri olarak, öncelikle çok şeffaf ve açık olmak mecburiyetindeyiz; çünkü, biz, seçimlerden önce halkımıza bir vaatte bulunarak Türkiye Büyük Millet Meclisine geldik ve hepimiz, milletin ve memleketin hakları ve menfaatları uğrunda üzerimize ne düşecekse yerine getirme sözünü verdik; ancak, özellikle son günlerde ve Sayın Maliye Bakanıyla ilgili olarak kamuoyunda çok yaygın iddiaların ortaya atılması ve bunların cevap verilememesi karşısında, vatandaşın, siyasetçiye ve Türkiye Büyük Millet Meclisine, artık, bakış açısı olumsuz olarak değişmeye başlamıştır. Bunun önüne geçmek için, bu tarihî fırsatı kaçırmamak için, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekilleri, hür iradeleriyle, hiçbir grup baskısı altında kalmadan ve bundan sonraki Meclislerin de önünü açacak ve Meclisi hiçbir zaman töhmet altında bırakmayacak olan bir uygulamayı, bugün, hep birlikte karar vermek mecburiyetindeyiz. Yoksa, geçenlerde yapılan bir araştırmada, Türkiye'de en fazla kirlenen, en fazla hakkında kuşku duyulan kurumların başında bir kamu kurumu, daha sonra siyasetçiler ve siyasî partiler geldiği, bir kamuoyu araştırması neticesinde ortaya çıkmıştır. Eğer biz bunu tersine döndürmek istiyorsak, yeniden siyasetin ve siyasetçinin toplum içerisinde kabul edilen bir meslek ve insan olmasını arzu ediyorsak, bugün, geliniz, bu, Anavatan Partisi grup önerisiyle ilgili getirilen teklifi sağlıklı bir şekilde değerlendirelim.

Değerli milletvekilleri, seçimin üzerinden yaklaşık kırk ay geçti ve büyük bir ihtimalle de, 2006 seçim yılı olacak. Yarın, hep beraber, tekrar meydanlara, halkın önüne, hesap vermeye gideceğiz. Seçim meydanlarında söylenen, dokunulmazlıkların kaldırılması meselesi, mal bildirimleriyle ilgili olan meseleler hususunda, bu Parlamento dönemini tamamlamadan, bu meselenin de halledilmesi lazım geldiğine inanıyorum.

Hep söylendi buralarda; toplumun diğer kesimlerinin de dokunulmazlıkları var. Toplumun diğer kesimlerinin dokunulmazlıkları yok, değerli milletvekilleri. Onlarla ilgili, mutlaka, soruşturmalar yapılıyor; ama, kanun, 4483 sayılı Kanun, bu konuyla ilgili olarak bir yapılanma getirmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

RECEP KORAL (İstanbul) - Soruşturma izni verilmezse ne oluyor?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Soruşturma izni verilmezse şu oluyor Sayın Milletvekili, şu oluyor: İlgili, eğer verilmeze, o dosya cumhuriyet savcılıklarına gidiyor. İdare mahkemesine itiraz hakkınız var; yani, yargı yolu kapanmıyor, yargı yolu hep açık. Orada nedir; kırkbeş günlük bir soruşturma süresi vardır. Ben, onun komisyon başkanlığını yaptım. Ben, soruşturma izni veren merci konumunda görev yaptım. Bunu ben çok iyi bilirim Sayın Milletvekili.

Oradaki husus, sadece kırkbeş günlük bir süre vardır, soruşturma süresi vardır; o soruşturma süresi kırkbeş gündür. O soruşturma bittikten sonra, ilgili vatandaş, onun, eğer soruşturma izni verilmemişse, idare mahkemesine itiraz hakkı vardır ve cumhuriyet savcılıklarının resen itiraz hakkı vardır; mesele budur. Bunu da sapıtıyorlar, maalesef saptırıyorlar. Niçin saptırıyorlar; dokunulmazlıkları kaldırmamak için bunu bir önşart olarak ileri sürüyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Son cümlelerimi söylüyorum.

Getiriniz, eğer o varsa, Anayasada değişiklik yapalım, 4483 sayılı Kanunu değiştirelim Sayın Milletvekilim. Bunu da 600 küsur kanun geçirdiğinizi övünerek söylüyorsunuz. Getirin o kanunu, bakın, Cumhuriyet Halk Partisi destekleyecek, Anavatan destekleyecek, biz de destekliyoruz. Anayasa değişikliğini işte hep beraber yaparız, 4483 sayılı Kanunu da değiştiririz. Eğer bir engel varsa -ben, yok olduğu inancındayım- buna rağmen o değişiklikleri de yapalım. Geliniz, milletvekilliği dokunulmazlıklarını da kaldıralım. Seçimlerden önce, meydanlarda, televizyonlarda bunun sözünü verdik.

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-02-02-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
