# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 7 Şubat 2006
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-02-07-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Ümmet Kandoğan, 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.022 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Danışma Kurulu önerisi lehinde veya aleyhinde söz alma düşüncesinde değildim; ancak, biraz önce Hatay Milletvekilimiz Sayın Mehmet Eraslan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bir belgeye dayanarak yapmış olduğu çok önemli bir konuşma üzerine, söz alma ihtiyacı hissettim.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu hafta 15.00 ile 23.00 saatleri arasında çalışmasıyla ilgili olarak bir Danışma Kurulu önerisi getirildi. Ben de bir milletvekili olarak, çalışma sürelerinin saat 15.00 ile 23.00 arasında olması yolunda, ben de bu Danışma Kurulu önerisine katılıyorum; ancak, bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olan bazı kanunlarla ilgili, olmadığı için de niye olmadığı konusunda sorularımın olacağı bazı kanunlarla ilgili konuşacağım.

Değerli milletvekilleri, bu hafta, bizden, Türkiye'de kredi kartı mağdurları, komisyondan geçen tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınmasını ve bu konunun, kredi kartı mağdurlarının problemlerini en iyi şekilde çözümleyecek bir tarzda Meclisin gündemine gelmesini bekliyordu. Ancak, maalesef, kredi kartı mağdurlarıyla ilgili olarak, bu meselenin, bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmeyeceğini büyük bir üzüntüyle öğreniyoruz.

Değerli milletvekilleri, kredi kartı mağdurları, her geçen gün sayıları artan ve zaman zaman intiharlara da sebep olabilecek boyutta büyüyen bir olaydır. Bu meselenin, mutlaka, bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde çözülmesi gerektiği inancındayım.

Dün akşam televizyonlarda izledik; gözlerimiz dola dola, gözlerimizden yaş akıtarak izledik. Adana Sigara Fabrikasında işçilerimizin, çalışanlarımızın, kadınlarımızın, çocuklarımızın aylarca orada nasıl bir mücadele verdiklerini gözyaşları içerisinde izledik; ama, Sayın Maliye Bakanı da, buraya çıkıp, babalar gibi satacağından bahsediyor!

Değerli milletvekilleri, Adana Sigara Fabrikasının bilançosunu Türkiye'nin gündemine koyunuz. Adana Sigara Fabrikasının Türk ekonomisine nasıl katkı sağladığını hepimiz yakından biliyoruz ve orada, 700'ün üzerinde, yıllardan beri o müessesede çalışan insanların nasıl bir mağduriyet içerisine girdiklerini de, dün akşam, gözyaşları içerisinde, televizyonlarda izledik. Bu ve benzeri meselelerin de Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir şekilde çözüme kavuşturulmasının yollarını da bulmamız lazım.

Değerli milletvekilleri, ve yine, sanayicinin, tekstilcinin kan ağladığını görüyoruz. Özellikle, seçim bölgem olan Denizli'de, tekstildeki sanayicilerimizin, artık ihracatta tıkanma noktalarına geldiklerini, artık, kârlılığı bırakınız, mevcut durumlarını dahi muhafaza edemeyen bir durum içerisinde olduklarını büyük bir üzüntüyle görüyoruz. Türkiye'de, 2005 yılı içerisinde, 73 milyar dolarlık aramalı ve hammadde ithalinin yapılmasından dolayı Türkiye'de KOBİ'lerin çöktüğünü, orta boy işletmelerin büyük bir sıkıntı içerisinde olduklarını görüyoruz. Niçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bunların ve benzer meselelerin çözümüyle ilgili kanunları burada göremiyoruz?

Değerli milletvekilleri, ve yine, biraz sonra, Emniyet Teşkilatının araç ve gereçlerinin devriyle ilgili bir kanun görüşeceğiz; ancak, bunu görüşürken, emniyet mensuplarımızın içinde bulunduğu içler acısı durumu niçin gündeme getirmiyoruz? İçişleri Bakanı dört bütçe konuşmasında -altını çiziyorum- Emniyet Teşkilatında çalışanların durumlarının iyileştirileceğini söylemiş olmasına rağmen, dört bütçe konuşmasında bundan bahsetmiş olmasına rağmen, Emniyet Teşkilatımızın nasıl sıkıntılar içerisinde oldukları hepimizin malumudur.

İşte, görüyoruz, suçlar artıyor, failler yok. Geçen sene, Türkiye'de, asayiş olaylarında yüzde 38 artış olmuş değerli milletvekilleri ve terör olaylarında da yüzde 11 artış var. Üç büyük şehirde vatandaşlar can ve mal güvenliği tehdidi altında yaşıyorlar. Böyle bir durumun olduğu Türkiye'de, niçin emniyet teşkilatımızın durumunun düzeltilmesi için gerekli olan ve söz verilen kanunlar Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine niye getirilmiyor?

Ve yine, sizin, son günlerde, bir gazetede yayınlanan ve hepinizin sahip çıktığı bir ankette de, can alıcı bir husus var değerli milletvekilleri; siyasetçiye güven yok. Bakınız, en son yayınlanan ankette, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak da sahip çıktığınız anketin alt bölümlerinde, Türkiye'de siyasetçiye olan güvenin azaldığı söyleniyor. Ve bakınız…

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa) - Senin yüzünden; bir öyle bir böyle!..

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ve bakınız, en çarpıcı husus da, politikacılar. Haziran 2004'te yüzde 20 güvenilen politikacılara güven şu an yüzde 16,2'ye inmiş. Sayın Başbakana olan güven de, yüzde 65,1'den yüzde 49,9'a düşmüş. Niçin; bunların sebeplerini araştırmamız lazım. Her gün, gazetelerde, televizyonlarda, Sayın Maliye Bakanıyla ilgili olarak milletin vicdanını rencide edici haberler Türkiye'nin gündeminde. Böyle bir ortamda, siyasetçiye olan güvenin ve inancın elbette azalması söz konusu olacaktır.

O bakımdan, değerli milletvekilleri, 3628 sayılı Kanunla, dokunulmazlıklarla ilgili meselenin mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmesi lazımdır. Eğer, bu meseleleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşımakta tereddüt ve endişe göstermeye devam edilecek olursa, politikacıya olan güven, şimdi yüzde 16'larda ise, çok daha aşağı noktalara, aşağı seviyelere inecektir değerli milletvekilleri.

Şimdi, Sayın Mehmet Eraslan, biraz önce burada çok önemli bir hususa değindi; ben de bir husustan bahsetmek istiyorum. Sayın Başbakana 19.4.2005 tarihinde bir resmî yazı gönderdim, kendi ismine hitaben. Okuyorum yazıyı: "Sayın Başbakanım, -hitabım böyle, Sayın Başbakanım- bir il AKP İl Başkanı -ismini veriyorum- ile o ilin bir il müdürünün yapmış olduğu iddia edilen usulsüzlüklerle ilgili olarak tarafıma gönderilen ihbar mektubu ekte sunulmuştur. Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim." Tarih 19.4.2005; üzerinden dokuz ay geçti. Dokuz ay geçmiş olmasına rağmen, Sayın Başbakan tarafından, bu konuyla ilgili, tarafıma herhangi bir bilgi ve belge ulaştırılmamıştır. Bundan üç hafta önce Sayın Başbakan, il başkanları toplantısında bu konuları gündeme getirmiş olmasına rağmen, benim dokuz ay önce kendisine göndermiş olduğum, bir il başkanı ve o ildeki il müdürünün birlikte yapmış oldukları usulsüzlüklerle ilgili olarak iddia edilen -altını çiziyorum, iddia edilen- hususlarla ilgili olarak bugüne kadar Sayın Başbakan tarafından tarafıma herhangi bir bilgi ve belge ulaştırılmamıştır. Bu konuyla ilgili, Sayın Başbakanın ne yaptığını merak ediyorum değerli milletvekilleri. Bir milletvekili olarak bu konuyla ilgili olarak Sayın Başbakanın hangi işlemleri yaptığını ve bu işlemler neticesinde hangi sonuca ulaştığını bilmek ve öğrenmek istiyorum. Bir milletvekili olarak en tabiî hakkım; ama, maalesef, bugüne kadar bu konuyla ilgili olarak tarafıma herhangi bir bilgi ve belge ulaştırılmamıştır.

Değerli milletvekilleri, bakınız, bugünkü Danışma Kurulu önerisinde de salı ve çarşamba günleri yapılması gereken denetim görevinin yapılmadığını görüyoruz. İçtüzüğün amir hükmü olmasına rağmen, denetim görevi bu hafta da yok. Denetim görevi olmayınca, işte, gündeme getirdiğimiz bu tür meseleler de, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminden kaçırılıyor, çıkarılıyor. Ben Sayın Başbakana yurt dışı gezileriyle ilgili bir soru önergesi verdim. Göreve geldiğiniz günden beri hangi ülkelere gittiniz ve bu gittiğiniz ülkelerle ilgili olarak ne kadar harcırah aldığınızı merak ediyorum diye sordum. Sayın Başbakan… Aşağı yukarı bir yıl geçmiş olmasına rağmen, gelen cevapta sadece gittiği ülkeler var, aldığı harcırah miktarı yok değerli milletvekilleri. Soru önergesine verilen cevabı sizlere takdim edebilirim, verebilirim; ancak, denetim görevini yerine getirmeyen bir Türkiye Büyük Millet Meclisinin aslî fonksiyonlarını yerine getirebileceği inancında değilim.

Bu vesileyle, Danışma Kurulu önerisinin lehindeyim; ancak, tekrar ediyorum, denetim görevlerinin de mutlaka yapılması gerektiği inancımı ifade ediyor, sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-02-07-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
