# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mart 2006
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-03-07-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Ümmet Kandoğan, 7 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 947 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.

Bugünkü Danışma Kurulu önerimizin lehinde söz aldım. İnşallah, bu haftaki Meclis çalışmalarımız, tasarı ve tekliflerle ilgili alacağımız kararlar, milletimize ve memleketimize hayırlara vesile olur.

Değerli milletvekilleri, bugün ve bu haftaki görüşeceğimiz kanun tasarı ve teklifleri içerisinde, uzun zamandan beri merakla beklenen, özellikle bazı kamu görevlilerinin maddî bakımdan durumlarının iyileştirilmesiyle ilgili kanun tasarısı da gündemimizde. İnşallah, hep beraber, bu kanun tasarısını, biraz daha kamu görevlilerimizin lehine olacak şekilde burada kanunlaştırırız.

Yalnız, iki hafta önceki Meclis gündeminde yer alan ve yine, 20 000'in üzerindeki kamu görevlilerimizi yakından ilgilendiren disiplin affıyla ilgili kanun tasarı ve tekliflerinin, maalesef, bu haftaki Meclis gündeminde olmadığını üzülerek görüyorum. İki hafta önce aldığımız, Meclis gündemine aldığımız bir konunun, aradan iki hafta geçtikten sonra Meclis çalışma gündeminin içerisinde yer almamasının haklı ve mantıklı bir izahı var mı, yok mu, onu da merak ediyorum. Çünkü, bu konuyla ilgili ilk kanun teklifini veren milletvekili benim ve uzun zamandan beri de, bunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmesini dört gözle bekliyordum. Ancak, bu haftaki Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bu kanun tasarısı ve teklifinin yer almaması karşısındaki üzüntülerimi de ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de, her gün, toplumun geniş kesimlerini yakından ilgilendiren olaylar ortaya çıkıyor. İşte, dün de, Türkiye'nin gündemine damgasını vuran, bir cumhuriyet başsavcımızın Kara Kuvvetleri Komutanımızla ilgili olarak hazırlamış olduğu bir iddianame…

Şemdinli olaylarıyla ilgili, biliyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurmuştuk; ancak, benim şahsî görüşüm, Anayasanın 138 inci maddesi karşısında böyle bir komisyon kurulmasının doğru olmadığı inancındayım; çünkü, adliyeye intikal eden bir konuyla ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir çalışma yapılmasının, Anayasanın 138 inci maddesi karşısında çok sağlıklı ve doğru olmadığı inancındayım. Ancak, bu komisyon kurulalı çok uzun bir zaman geçti ve bu komisyonun çalışmasının, kısa bir süre önce, bu Meclisçe bir ay daha uzatılmasına karar verdik. Ancak, Komisyon Başkanımız da şu anda buradalar, bazı komisyon üyelerini de burada görüyorum, özellikle kendilerinden de istirham ediyorum; bu konu, Türkiye'nin son dönemlerindeki en önemli konu ve spekülasyonlara sebebiyet veren bir konu ve Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımızla ilgili ortaya atılan konu da Meclis araştırma komisyonumuzun araştırdığı bir konu. O nedenle, bu konunun bir an önce tamamlanıp, bu komisyonumuzun bu konuyla ilgili komisyon raporunu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunması gerekiyor.

Şimdi, herkesin, yargı dokunulmazlığı arkasına sığınarak, çok ciddî delillere ve belgelere ulaşmadan, kamu görevlilerinin yargılanmasıyla ilgili hususları ortaya atarken çok dikkatli olması lazım. Bu dikkatin içerisine cumhuriyet başsavcılıkları da dahildir. Evet, yargı dokunulmazdır, dokunulmaz olması lazımdır; ancak, ortaya atılan iddianamenin, hukuk çevreleri tarafından da, gerekli bilgi, belge ve delillere dayanmadan hazırlandığı ve Türkiye'yi de, maalesef, dün bir kaos ortamına sokmuş olmasından dolayı da, bu konu üzerinde, artık, adlî çevrelerin de bundan sonraki çalışmalarında çok dikkatli ve titiz olmaları gerektiği, kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Bakınız, dün bu konuyu tartışırken, maalesef, Batman'da 3 polis memurumuz şehit oldu. Biz, Kara Kuvvetleri Komutanının -o iddianamede yer aldığı gibi- Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir çeteleşmeye sebebiyet verdiği iddiasını tartışırken, terörle mücadele etme noktasında en üst noktada olan Sayın Kara Kuvvetleri Komutanıyla ilgili bu iddialar, basında, televizyonda ve cumhuriyet başsavcı iddiasında yer alırken, Batman'da 3 güvenlik görevlimiz şehit oldu. Öyleyse, terörle mücadele noktasında, hepimizin son derece hassas olması gerekiyor. Terörle mücadelede bulunan kişi ve kurumlara karşı, onların gücünü ve terörle mücadeleyi zayıflatacak, akamete uğratacak hususlarla ilgili, hepimizin duyarlı olması gerekiyor.

Bakınız, önümüzde 21 Mart, nevruz geliyor ve nevruz günüyle ilgili, yine istihbarat örgütlerinin, Türkiye'de, çok ciddî olunması lazım geldiği, çok ciddî tedbirlerin alınması lazım geldiği şeklindeki kanaatleri, duyumları, kamuoyunda yankı buluyor ve yine, artık kış şartlarının yavaş yavaş sona ermek üzere olduğu bugünlerde, terör örgütünün, dağlardan, mağaralardan, inlerinden aşağılara doğru inmeye başlayacağı günler olacaktır. O nedenle, terörle mücadele noktasında, bu mücadeleyi yapanların elini güçlendirmemiz gerekirken, onları töhmet altında bırakacak olan tutum ve davranışlardan kaçınmamız lazım.

Bunu söylerken, şunu söylemek istemiyorum: Her kim olursa olsun, eğer yasadışı bir uygulama yapıyorsa, mutlaka, hep beraber bunun karşısına dikilme görevi de, öncelikle adlî çevrelerin ve dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan milletvekillerinindir. Çok kısa süre önce, emekli bir Deniz Kuvvetleri Komutanının yargılanması ve ceza alması karşısında… Demek ki, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi mensuplarıyla ilgili olarak yargı yolunun açılmasından rahatsız olmaları söz konusu değil. Tahminim, Silahlı Kuvvetleri rahatsız eden, komuta kademesinin en üst noktasında görev alanların böyle, bilgi, belge ve dokümanlara dayanmadan hazırlanan iddianamelerle kamuoyu önünde töhmet altında bırakılmasının önünü kesmek olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, ekonomiyle ilgili olarak ciddî endişelerim var, onu ifade etmek istiyorum. Özellikle cari açık meselesi, Türkiye için çok hassas bir noktaya doğru gitmekte. Cari açık, şu anda, 2005 yılı sonu itibariyle, 23 milyar dolar olmuş. Dünyadaki cari açıkla ilgili kritik hassas sınır, cari açığın gayrî safî millî hâsılanın yüzde 4'ünü geçmemesi; eğer, cari açık gayrî safî millî hâsılanın yüzde 4'ünü geçerse, o ülke için kritik eşik aşılmış oluyor. Ancak, 2005 yılı sonu itibariyle, Türkiye'deki cari açık gayrî safî millî hâsılanın yüzde 6,4'üne ulaşmış durumda ve bu, kritik eşiğin aşağı yukarı yüzde 60 civarında üzerinde olan bir rakam.

Değerli milletvekilleri, şu anda, sıcakparayla bunun bir şekilde finanse edildiğini söylüyorlar; ancak, Sayın Kemal Derviş dahi, geçen, Türkiye'ye geldiğinde, artık, Türk parasının aşırı değerlendiğini, cari açığın ciddî tehlike boyutlarına ulaşmış olduğunu ifade etmek durumunda kaldı. Türkiye'de şu anda 64 milyar dolar civarında sıcakpara var. Bu sıcakpara, Türkiye'ye geliyor; ancak, bu 64 milyar doların Türk ekonomisi için bir maliyeti var. Bu 64 milyar dolar para Türkiye'den çıkarken, yanında bir hayli kazanç alıp, götürüp çıkacak ve yine, bu çıkan kaynaklar, Türk ekonomisinden, Türk Milletinden çıkacak olan kaynaklardır. O bakımdan, bu cari açığın finanse edilme noktasında, hükümetimizin, artık, duyarlı olması gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum ve Türkiye'de, özellikle sanayi ve iş çevreleri açısından çok dikkatli olunması gereken bir rakam daha söylemek istiyorum; bu rakam da, Türkiye'deki toplam ithalatın aşağı yukarı yüzde 70…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-03-07-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
