# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim
- **Tarih:** 21 Mart 2006
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-03-21-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Ümmet Kandoğan, 21 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 714 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bugün, millet olarak hep beraber nevruzu kutluyoruz. Nevruz, ülkemizde, birliği, beraberliği, kardeşliği sağlaması gereken bir bayram, bir gün; ancak, ne yazıktır ki, günlerden beri nevruz gerginliği yaşanıyor Türkiye'de. İnsanları birbirine kaynaştırması, birleştirmesi gereken günler, maalesef, yetmiş milyon insanı tedirgin eden gün haline geliyor ve bugün Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşı olarak nevruz kutlamalarını gördükten sonra yüreğim sızlıyor, vicdanım sızlıyor, gözlerim dolu dolu oldu. Elbette herkesin nevruzu kutlamak hakkıdır; nevruzu, gönlünün ve canının istediği şekilde kutlaması vatandaşlarımızın en tabiî hakkıdır; ancak, bugün Türkiye'nin birçok meydanında bölücü terör örgütü lehine atılan sloganlarla, bölücü terör örgütünün posterleriyle kutlanılan bir nevruz vatandaşlarımızı derinden yaralamıştır. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri)

Ne yazıktır ki, buna müdahale etme durumunda olanlar, bunu engelleme durumunda olanlar bugün bu acıklı manzarayı seyreder halde ve onlar da hiçbir şey yapamamanın acziyeti içerisindedirler. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri)

Değerli milletvekilleri, biz bu vatanı, daha birkaç gün önce Çanakkale şehitlerini anarak, 250 000 şehit vererek Çanakkale'de, kan ve göz yaşıyla kurduk; ama, bugün, kurduğumuz cumhuriyetin 83 üncü yılını kutlayacağımız bu yılda, Türkiye'nin meydanlarında bölücü terör örgütünün posterleri, bölücü terör örgütü lehine atılan sloganlarla bir bayram kutlanıyor. Nerede hükümet, nerede İçişleri Bakanı; buradan sormak istiyorum. Benim, sabahtan beri telefonlarım kilitlendi. Bütün milletimiz feryat ediyor. Hani, yeni Ceza Kanunuyla, bu tür faaliyetler içerisine girenlerle ilgili cezaî yaptırımları uygulamaya koymuştuk. Hani, bu teşebbüste bulunanlarla ilgili olarak gerekli kanunî işlemler yapılacaktı. Nerede, bugün, bu işi yapacak olan merciler, makamlar?!

Değerli milletvekilleri, bakınız, biz, 2003-2005 yılı arasında, 252 şehit vermişiz, 252 ve her geçen gün bu sayı artıyor. Geçmişte de, 35 000 bu vatanın evladı hayatını kaybetti terör nedeniyle; ama, bugün gelinen noktada, terör, bulduğu uygun ortamda yeniden yeşermeye başlamıştır. Bunun altını çizmek ve ilgililerin dikkatini çekmek istiyorum. Ben, buradan, kaç defa nevruzla ilgili uyarıcı konuşmalarda bulundum; bunun sinyallerini verdim; bunun tedbirlerinin alınmasının lazım geldiğini, bu kürsüden ifade ettim; ancak, ne hazindir ki, ne gariptir ki, bugün, milyonlarca şehidin ruhu manen azaptadır. PKK terör örgütüyle mücadele eden ve bu uğurda şehit olanlarımızın, manen, bugün, bir azap içerisinde olduğunu düşünüyorum. Onlar, bugün, 2006 Türkiyesinde, meydanlarda bölücü terör örgütünün liderinin posterlerinin asılmasının karşısında, bu vatan uğruna, bu bayrak uğruna şehit olmaları karşısında, bugün, vicdanen, manen hangi durumda olduklarını, cidden çok merak ediyorum.

Siz, Van Cumhuriyet Savcısının hazırlamış olduğu ve dün, Genelkurmay Başkanlığı tarafından da Türk kamuoyuna sunulan bir açıklamada da belirtildiği gibi, terörle mücadele yapacak olanların önünü keserseniz, onların elini zayıflatırsanız, onların gücünü kırarsanız, işte, böyle bundan cesaret alan terör örgütü mensupları, bugün meydanlarda böyle bir kalkışma içerisine girerler. Ben, tekrar, İçişleri Bakanımızın ve hükümetimizin bu olaya derhal müdahil olmasını ve ülke çapında bununla ilgili gerekli tedbirleri almasını kendilerinden özellikle istirham ediyorum.Hükümet ülkeyi yönetmekte son derece âciz kalmaktadır.

Bakınız, dünkü Genelkurmay Başkanlığı bildirisinde yer alan ve hükümete karşı da çok ağır bir uyarı niteliği taşıyan bu bildirinin 2006 Türkiyesinde yayımlanmaması gerekirdi, verilmemesi gerekirdi; ama, Türkiye öyle bir durumda yönetilmeye çalışılıyor ki, maalesef, işbaşındaki hükümetin, Türkiye'yi yönetme noktasında, ciddî manada bir sıkıntı içerisinde olduğu görülüyor ve bu zayıf yönetimden dolayı da, devletin uzlaşma içerisinde olması gereken kurumları, işte, bugün, bir çatışma ortamı içerisine giriyorlar. Bunun önlenmesi gerekiyor ve bunu önleyecek makam ve merci de hükümettir. Ancak, hükümet, üniversitelerle kavgalı, YÖK'le kavgalı, Silahlı Kuvvetlerle, maalesef, bu şekilde bir sıkıntı içerisinde, yargıyla ciddî manada huzursuzluk, sıkıntı içerisinde, Sayın Cumhurbaşkanıyla problem yaşıyorlar. Yani, bütün bu hadiseler, maalesef, hükümetin bu konularda ciddî bir şekilde memleketi yönetme noktasında acz içerisine girdiğini gösteriyor.

Şimdi, Sayın Başbakan Fatih İlçe Kongresinde diyordu ki "Merkez Bankası Başkanının eşi beni ilgilendirmez, başı da örtülü olabilir..." Ben de sonuna kadar bu görüşteyim. "Önemli olan, göreve getirilecek olan kişinin kabiliyeti, liyakatidir. Eşinin durumu, pozisyonu bizi ilgilendirmez; önemli olan, o görevi en iyi şekilde yapmasıdır." O gün onu söyleyen Başbakan....Bugün, Cumhurbaşkanlığı bir açıklama yapıyor, Merkez Bankası Başkanıyla ilgili, Sayın Erdem Başçı'yla ilgili bir kararnamenin önünde olmadığını söyledi. (AK Parti sıralarından "Olabilir" sesleri)

Hayır, olabilir, ben ona itiraz etmiyorum; ancak, pazar günü, Sayın Başbakan, Fatih Kongresinden Türkiye'ye bir mesaj verdi: "Ben, istediğimi Merkez Bankası Başkanı atarım; başı da örtülü olsa atarım" dedi. Peki, bunu söyleyen Başbakan, niçin, madem Erdem Başçı'yla ilgili kararnameyi Cumhurbaşkanlığına göndermiyor?!

YAHYA BAŞ (İstanbul) - "Atadım" demedi, "atarım" dedi!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yani, bu, Sayın Milletvekilim…

YAHYA BAŞ (İstanbul) - "Atadım" demedi, "atarım" dedi!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Milletvekilim, şimdi, iktidar olmak ayrı, muktedir olmak ayrı…

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 21 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-03-21-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
