# Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim
- **Tarih:** 30 Mart 2006
- **Gündem:** GELİR VERGİSİ KANUNU VE 6183 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1081)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-03-30-gelir-vergisi-kanunu-ve-6183-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk-2

> Ümmet Kandoğan, 30 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE 6183 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1081)); konuşma 1.362 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum; sözlerime başlamadan önce AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Faruk Çelik'in, şahsımla ilgili, konuşmamı eleştirmesi üzerine bir iki kısa cevap vermek istiyorum.

Sayın Kara Kuvvetleri Komutanı, o sözleri, basın ve televizyonun huzurunda yaptı, bütün Türkiye duydu ve tekrar söylüyorum, o bir uyarı göreviydi. Kara Kuvvetleri Komutanı olarak iktidarı uyardı. (AK Parti sıralarından gürültüler) Dedi ki: "Emniyet güçleri olarak biz, terör örgütü elebaşısının yakalandığı güne göre daha gerideyiz. Terör örgütü elebaşısının yakalandığı güne göre daha ileri noktada." Bunu söyledi.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Ne geriye gitmiş, onu söyle?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ben de buraya geldim, dedim ki, bakınız, güvenlik güçlerinin en üst makamında olan bir komutan bunu söylüyor; siz de, hükümet olarak, bu konuyu ciddîye alın, bu konuyu takip edin, aksaklıklar ve eksiklikler nerelerdeyse tedbir alın ve bu konularla ilgili olarak müessif bir hadiseye sebebiyet verilmeden önce bunun tedbirlerini alın diye beş kez buraya geldim, konuştum; bir kez daha söylüyorum. Elbette uyaracak; bildiğini, duyduğunu, gördüğünü söylemeyecek mi bir kuvvet komutanı?! Bununla ilgili hükümetin tedbir almasını istemeyecek mi?!

Ben, bu sözlerin son derece yanlış söylendiği inancındayım Sayın Çelik tarafından.

Değerli milletvekilleri, bakınız, bugün Meclis açıldığından beri, Sayın Meclis Başkanvekilimiz, devamlı şunları söylüyor: Meclisi gerdiniz…

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Evet, doğru söylüyor; en başta sensin.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Gergin olan sizsiniz Sayın Başkanım, yani gerilen sizsiniz bugün. Bakınız, biraz önce, Sayın Haluk Koç, oraya geldi, usulünüzle, tutumunuzla ilgili, 63 üncü maddeye göre bir tartışma açılmasını istediğinde, siz, kürsüden dediniz ki: "Şu ana kadar pervasızca her sözü söylediniz." Bunu söylediniz…

BURHAN KILIÇ (Antalya) - Yalan mı?!.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bir Meclis Başkanı olarak, bir Meclis Başkanvekili olarak, sizin, böyle bir söz kullanma hakkınız yok.

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Var, var…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bu sözlerle Meclisi siz geriyorsunuz, milletvekillerini siz geriyorsunuz Sayın Başkan.

FARUK ÇELİK (Bursa) - Kime avukatlık yapıyorsun ya?! Kendi işine bak, kendi işine; avukatlık yapma!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır, burada doğrusu neyse onu söyleyeceğiz Sayın Çelik. Sayın Meclis Başkanı, oturumun başından beri bu konuların konuşulmasını istemiyor, bu konuların tartışılmasını istemiyor, kanunla bağlantısı ne diyor.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Nasıl istemiyorlar ya! 10 dakika Sayın Haluk Koç bu maddeyle ilgisi olmayan konuşma yaptı.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Kanunla bunun bağlantısı ne diyor. Kanunla o kadar çok bağlantısı var ki sayın milletvekilleri. Demin de söyledim, orada vergiyle ilgili bir kanun teklifini görüşüyoruz, vergiyle ilgili… Vergi kimi ilgilendiriyor; esnafımızı, işadamımızı, sanayicimizi ilgilendirmiyor mu?! Ben de dedim ki, dört günden beri Diyarbakır'da esnaflarımız kepenk kapatmış, yarın bu esnaftan biz vergi isteyeceğiz. Peki, bu esnafımız bu vergiyi nasıl ödeyecek?! Dört günden beri siftah yapamıyor esnaf. Birçok esnafımızın işyeri kundaklandı. Milyarlarca, trilyonlarca zarar var değerli milletvekilleri.

Şimdi, böyle bir ortamda vergi kanunu görüşüyoruz, vergi kanununa birinci derecede muhatap olan esnaflarımız perişan vaziyette, onların derdini dile getirmeyecek miyiz?!

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Sen de tahrik et!..

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Nasıl tahrik sayın milletvekili?!

Şimdi, bakınız, tahriki kimler yapıyor biliyor musunuz; tahriki, demin de söyledim, o pervasızca konuşmaları yapanlar yapıyor tahriki.

TELAT KARAPINAR (Ankara) - Sen pervasızca konuşuyorsun!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Onlar tahrik ediyor.

Değerli milletvekilleri, Sayın Çelik, burada, usulle ilgili konuşma talep etti lehinde, tam 5,5 dakika bu olaylarla ilgili konuştu. Sayın Meclis Başkanvekilimiz de bir uyarı görevi dahi yapmadı. Peki, Sayın Meclis Başkanvekilim, Sayın Çelik konuşurken niçin usulle ilgili tartışmayı, konuşmayı yapması için uyarmadınız?! Tam 5,5 dakika sonra uyardınız.

Bugün, çok yanlı ve taraflı bir şekilde Meclisi yönetiyorsunuz Sayın Başkanım. Yani, bu şekildeki bir yönetim tarzı Sayın İsmail Alptekin'e uygun bir yönetim tarzı değil. Biz, sizin, daha objektif, daha tarafsız, daha yansız bir şekilde bu Meclisi yönettiğinizi, yöneteceğinizi biliyoruz; ancak, ne hikmettir ki, bugün, son derece gerginsiniz.

Keşke, Meclis açıldığı an -çok yaptınız çünkü- bu olaylarla ilgili olarak, bu olayları kınayan, birlik ve beraberliğimizi sağlayacak güzel sözlerle Meclisi açsaydınız bugün, en azından, biz de, birer milletvekili olarak, hükümet gelip konuşmadı, bu konuyla ilgili bir açıklama yapmadı, milletin yüreğine su serpmedi; Sayın Başbakan Türkiye'de yok, Sayın İçişleri Bakanı meydanlarda yok; ama, Meclis Başkanvekilimiz güzel bir konuşma yaptı, milletimizi birlik ve beraberlik için gayret göstermeye davet etti şeklinde bir konuşmayı biz sizden bekliyorduk; ancak, maalesef, siz de, bu tür bir konuşmayı yapmadınız.

Şimdi, toplantı yetersayısıyla ilgili bir talep… Yani, burada 20 milletvekili ayağa kalkıyor, siz Meclis Başkanvekili olarak, o 20 arkadaşımızın ayağa kalktığını görmüyorsunuz; böyle bir şey olabilir mi?!

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Senin münakaşandan göremedi.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Böyle bir şey olabilir mi değerli milletvekilleri?!

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Kavga ediyordun ya orada…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Dağcıoğlu, lütfen…

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Senin yüzünden göremedi.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakınız, bu kanun teklifi benim diyorsunuz ya…

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Senin yüzünden oldu…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bir dakika, bir şey söyleyeceğim.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Çok zavallısın!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bu kanun teklifi benim diyorsunuz ya; siz, tecrübeli bir milletvekilisiniz, açın gerekçenizi okuyun, kendi gerekçenizi. Tasarı diyorsunuz orada sayın milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar) Elinize verilmiş, hükümet tarafından verilmiş bir tasarı; benim kanun teklifim diye, buraya gelip savunuyorsunuz.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Çok zavallısın!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Oku, gerekçeyi oku.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Çok zavallısın!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Kanun tasarısı diyorsun orada; demek ki… Siz, tecrübeli milletvekilisiniz, tasarı ile teklifi ayırt edecek durumdasınız, bunu veren milletvekilisiniz. Orada tasarı yazmışsınız, tasarı; okuyunuz genel gerekçeyi, okuyunuz milletvekili.

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Tapaj hatası olamaz mı?! Ben mi yazdım onu?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Sayın Milletvekili, bakınız, buraya gelip, hükümetten ısmarlama bir kanun tasarısının altına imzanızı atıp, benim kanun teklifim diye buraya çıkıp konuşmak olmaz Sayın Milletvekili. Lütfen… Lütfen…

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Yazım hatası…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Verdiğiniz teklif…

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Bu yazıyı ben matbaada bastırmadım. Yazım hatasını da mı bana fatura ediyorsun?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Vallahi, ben, orasını bilemem. Matbaa, ne verdiyseniz onu yazmıştır. Matbaa, orada, teklifi tasarı yapacak hali yok ya.

Değerli milletvekili…

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Meclis Başkanvekilinin tutumuyla ne ilgisi var deminden beri söylediklerinin?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Devamlı müdahale ettiği için…

MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Senin yüzünden o kavga çıktı.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, şimdi, bugün, bu kanun vesilesiyle, milletvekillerimiz, çok hassas bir konuyu gündeme getirdiler. Bu, hepimizi ilgilendiren çok önemli mesele. Bunun üzerinde politika olmaz; ancak, bununla ilgili tedbirlerin mutlaka alınması lazım gelir. Güvenlik yönü var, ekonomik yönü var, sosyal yönü var, kültürel yönü var, psikolojik yönü var, dış yönü var, uluslararası ilişkiler yönü var. Yani, bütün bunları değerlendirip, bu konularla ilgili ciddî çözümlerin üretilmesi lazım. Bizim itirazımız buna. Bizim itirazımız, bugün, böyle bir olayın olduğu bir günde; 3 vatandaşımız ölmüş, 250 vatandaşımız yaralanmış, trilyonlarca liralık zarar ve ziyan var, böyle bir günde, hükümet adına birisi gelseydi diyoruz, Sayın Başbakan gezisini yarıda kesip gelseydi diyoruz, Sayın İçişleri Bakanı gelip burada bir açıklama yapsaydı diyoruz. Bizim arzumuz budur, bizim feryat ettiğimiz husus budur.

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Duyduk; söyledin; tamam.

FARUK ÇELİK (Bursa) - Anladık, bu talebi kaç gündür söylüyorsun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bakınız, bu millet, bu memleket hepimizin değerli arkadaşlar. Bu memleketin başına bir şey gelirse, hepimiz bunun altında kalırız.

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Öyle değil mi?!.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Onun için, buradaki bütün milletvekillerimiz, başta iktidar olmak üzere, bu konuda son derece duyarlı olunması gerekiyor. Eğer, bu konularla ilgili tedbir alınmazsa, korkarım olayların boyutu büyüyecek.

ZAFER HIDIROĞLU (Bursa) - Sen büyütme yeter.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Ben, Nevruz günü de konuşma yaptım, tekrar ediyorum, o gün uyardım. Dediniz ki o zaman: Türkiye'de hiçbir yerde olay olmadı. Siz meseleye böyle bakarsanız, olay olmadı diye bakarsanız, bölücü terör örgütü liderinin posterlerinin meydanlarda olduğu, bölücü sloganların atıldığı bir günde bundan daha büyük, daha vahim bir olay olabilir mi değerli milletvekilleri? Bunu nasıl basite alıyorsunuz?! Nasıl küçümsüyorsunuz bu meseleyi?! Daha 18 Martta Çanakkale şehitlerinin yıldönümünü kutladık. 250 000 şehit bu milletin bölünmez bütünlüğü için canını ve kanını verdi.

Demin de milletvekillerimiz söyledi. Ben orada beş yıl çalıştım, o bölgeyi çok iyi tanıyorum, o bölgenin insanlarını çok iyi tanıyorum, tekrar altını çiziyorum, o bölgenin insanlarının tamamına yakın kısmı devletin birlik ve beraberliğinin yanındadır, bölünmez bütünlüğünün yanındadır; ancak, bir kısım mihrakların tahrikleri karşısında hepimizin uyanık olması lazım geldiğini bir kez daha ifade ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-03-30-gelir-vergisi-kanunu-ve-6183-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
