# 10/359 esas numaralı zehirli atıkların depolanması ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ile ligili meclis araştırma önergesi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2006
- **Gündem:** 10/359 ESAS NUMARALI ZEHİRLİ ATIKLARIN DEPOLANMASI VE ÇEVREYE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ İLE LİGİLİ MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-04-26-10-359-esas-numarali-zehirli-atiklarin-depolanmasi-ve-cevreye-etkileri

> Ümmet Kandoğan, 26 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10/359 ESAS NUMARALI ZEHİRLİ ATIKLARIN DEPOLANMASI VE ÇEVREYE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ İLE LİGİLİ MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİ); konuşma 1.252 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Dün, burada, Danışma Kurulu önerisi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna geldi. Üç partinin anlaşmasıyla, bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinde hangi konuların görüşüleceği, konuşulacağı, oybirliğiyle kabul edildi. Şimdi, bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisine geldim, tesadüfen öğrendim, Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisi… Neyle ilgili; zehirli atıklarla ilgili olarak bir araştırma önergesi dün okundu, bugün gündeme alınıp görüşülmesi isteniyor.

Şimdi, öncelikle, şunu ifade etmek istiyorum: Çok önemli bir konu Türkiye için; yetmiş milyon insanı ilgilendiren bir araştırma konusu. Bunun, mutlaka, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi, konuşulması, tartışılması lazım; ancak, bunu, bizim, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelip burada mı öğrenmemiz lazım?! Bu konuyla ilgili olarak, milletvekilleri olarak daha önceden bunun gündeme geleceğini öğrenip buraya hazırlıklı gelmemiz gerekmiyor mu?! O nedenle, ben, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi Grup başkanvekillerinden istirham ediyorum; çok önemli bir yaraya parmak basıyorsunuz. Bu meselenin mutlaka görüşülmesi lazım; hem de ciddî manada bir komisyon kurularak görüşülmesi lazım; ancak -demin de söyledim- dün Danışma Kurulu önerisi ortak mutabakatla geldi, bugün yeni bir öneri şeklinde gelmesine karşıyım. Onu, özellikle belirtmek istiyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, dün, burada, Çevre Kanununu görüşmeye başladık. Çevre Kanunu, geçmişten günümüze Türkiye'nin en önemli meseleleri. Geçmiş Parlamento dönemlerinde bu mesele Türkiye Büyük Millet Meclisine bir şekilde gelmiş; ancak, görüşülemeden, Parlamentoların, o dönemin ömrü sona ermiş; ama, şimdi, geldiğimiz noktada böyle bir kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde. Ancak, ben, hemen şunu belirtmek istiyorum: Bu kanun, geçen sene 13.4.2005 tarihinde -altını çizmek istiyorum- Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Çevre Komisyonunda görüşülmüş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna sevk edilmiş.

Şimdi, ben, buradan soruyorum, Sayın Bakanıma soruyorum. Dün de sordum; cevap alamadım: Çevre Kanunu bir yıldan beri niçin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna getirilmedi?! Niçin bir yıldan beri biz bu kanunu burada görüşüp kanunlaştırmadık?! Üzerinizde baskı mı var Sayın Bakan?! Bu kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesinin önünü kesmek isteyen belli çevreler mi var?!

OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Evet!..

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet, bu çevreler varsa, geliniz, bunları, buradan, bu kürsüden açıklayınız. Ne oldu şimdi; bir yıl önce bu kanun burada görüşülüp kanunlaşmış olsaydı, yürürlüğe girmiş olsaydı, birçok tartışılan konuyu belki bugün burada tartışmıyor olacaktık ve bu Çevre Kanununun getirmiş olduğu ağır cezaî hükümlerden dolayı belki çevre çok daha az kirletilecekti, çevre yönünden belki çok daha rahat nefes alabilecektik; ancak, bir yıldan beri bu kanun niye Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde değil, niçin bunu görüşüp burada kanunlaştırmadık?! Ben, bu sorunun cevaplarını Sayın Çevre ve Orman Bakanımızdan bu kürsüden cevabını istiyorum; dün sordum alamadım, bugün tekrar soruyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi, Sayın Çevre ve Orman Bakanı, dün, burada, geldi dediler ki… Çok enteresan, çok üzüldüm, bir Çevre Bakanının nasıl bu sözleri bu kürsüden yapabildiğini hayretle karşıladım. Bakınız, Sayın Bakan diyor ki: "181'in birinci ve 182'nin birinci fıkraları, o kanun görüşüldükten iki yıl sonra yürürlüğe girecek; ancak, 181 ve 182'nin öbür fıkraları yürürlükte. O nedenle, bu yapılan eleştiriler haksız."

Şimdi, ben, dün de söyledim, bugün de söylüyorum. Şimdi, öbür fıkrayı, ne olur, müsaade ederseniz, bir sefer daha okuyayım da, Çevre ve Orman Bakanımızın bu meseleye nasıl yaklaştığını yetmiş milyon insan bir kez daha görsün.

Şimdi, o maddede, dördüncü fıkra bakınız ne diyor: "Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına..." Tedavisi zor hastalıklar; fıkra bununla ilgili.

Peki, tedavisi zor hastalık ne demek arkadaşlar; tedavisi imkânı olmayan, artık onu ahret âlemine yolcu edeceğimiz, ahret âlemine göndereceğimiz bir hastalıkla karşı karşıya kalırsa, o fıkra o zaman yürürlüğe giriyor.

Sayın Bakanım, el insaf, el insaf; yani, bunu nasıl bu kürsüden gelip söyleyebiliyorsunuz?!. Tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkması halinde bu fıkra hükmü yürürlüğe giriyor. Peki, birinci fıkra, 182 nci maddenin birinci fıkrası ne diyor… Onlar diyor ki: "Kasten çevreyi kirletenlerle ilgili altı aydan iki yıla kadar hapis cezası…" İki yıl sonra yürürlüğü giriyor değerli milletvekilleri. Tutanak önümde. Ben o zaman çıktım, burada, kürsüden birbuçuk yıl önce söyledim. Sayın Bakan, istifa edin dedim. Eğer, çevreyle ilgili, çevreyi kasten kirletenler ve zarar verenlerle ilgili bir kanun hükmü buradan "iki yıl sonra yürürlüğe girecektir" şeklinde çıkıyorsa, siz, Çevre Bakanı olarak o koltukta oturmayın dedim. O koltukta oturuyorsanız eğer…

Bu kanunun bu şekilde yürürlüğe girmesinde iki şık var. Ya istiyorsunuz, siz de istiyorsunuz veya İktidar Partisi sizin isteğinize rağmen iki yıl süreyle bunu erteliyor. İki halde de oturmanız, o koltukta oturmanız mümkün değil. İstiyorsanız, bir Çevre Bakanına yakışmayacak ölçüde bir tutum ve davranıştır, istiyorsanız; eğer, sizin isteğiniz dışında iktidar ve Parlamento çoğunluğu bunu buradan geçiriyorsa, sizin Bakan olarak, o koltukta, bu nedenle de oturmanız mümkün değil diye burada konuştum; tutanaklar burada.

Şimdi, Sayın Bakan çıktı, dedi ki: "3 200 tane belediye var; biz, 181 ve 182'nin birinci fıkralarını bu şekilde geçirirsek, belediye başkanlarına hapis yolu görünüyor." Ben o zaman itiraz ettim, dedim ki, hiçbir belediye başkanı -burada, çünkü "kasten" tabiri var- Türkiye'de kasten çevrenin kirletilmesiyle ilgili atıklarını çevreye bırakmaz, kasten yapmaz. Neden olur; imkânı yoktur, bütçesi yoktur, projesi hazır değildir, yapamamıştır, ondan dolayı olur, kasten olmaz. Kasten kim yapar; kasten, işte, o zehirli varilleri toprağa gömen insanlar yapar kasten.

Şimdi, Sayın Bakan ve iktidar yetkilileri, Parlamento çoğunluğu, o gün, işte, bu çevreleri korumak ve kurtarmak için iki yıllık süreye, yürürlüğe girme tarihiyle ilgili süreye göz yumdular. Biz bir önerge verdik o zaman. Önergenin altında benim de imzam vardı, Sayın Akdemir de burada, onun da imzası var; birlikte vermişiz, 5 milletvekili. Yürürlük tarihinin, kanunun yayımlandığı günden itibaren olması için önerge vermişiz. Önerge de, burada, İktidar Partisi milletvekilleri tarafından reddedilmiş. Öyle olunca, değerli milletvekilleri, bu iktidarın, bu Sayın Çevre ve Orman Bakanımızın çevreye bakış açısının nasıl olduğunu bundan daha iyi gösteren bir örnek yok.

Şimdi, Sayın Çevre Bakanı varil sayıyor, 50 tane, 70 tane, 100 tane… Her gün basın toplantıları, televizyon… Varil sayıyor. Sayın Bakan sizin göreviniz varil saymak değil; o variller oraya nasıl gömüldü onun hesabını sormak. Sizin nerede çevre il müdürlükleriniz; nerede yetkilileriniz?! Siz Kocaeli'nde, gelir gelmez çevre il müdürünü değiştirdiniz; çok başarılı, çok çalışkan bir il müdürüydü. Siz, işe, çevre il müdürlüklerinin değiştirilmesinden başlarsanız işte böyle kontrol ve denetim noktasında ciddî problemlerle karşı karşıya kalırız.

Demin, bir Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili arkadaşım, İstanbul Çevre İl Müdürlüğü Tahlil Laboratuvarının çalışmadığını, biraz önce, kürsüye gelmeden önce bana söyledi "ne olur Ümmet Bey, bunu kürsüden söyler misiniz, dile getirir misiniz" diye; ben de onu, o arkadaşımızın isteği doğrultusunda dile getiriyorum ve Sayın Bakanımızın da bu konuyla ilgili acil bir tedbir almasını istiyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, çevreye bakış açımız bu kanunda çok açık bir şekilde yer alıyor. Şimdi, bu kanunun 7 nci maddesinde, petrol arama, maden arama faaliyetlerinde ÇED raporunu kaldırıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YILMAZ KAYA (İzmir) - Sayın Bakan, zaten istifa dilekçesini yazıyor galiba.

BAŞKAN - Buyurun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Şimdi, hükümetin teklif ettiği metinde, petrol arama ve maden arama faaliyetleriyle ilgili ÇED raporu istenmemesi diye bir şey söz konusu değil; ama, komisyonda görüşülürken, bu fıkra oraya ilave ediliyor. Niçin ilave ediliyor; büyük sektörlerin baskısıyla oraya ilave ediliyor. Siz, petrol arama ve maden arama faaliyetlerinde nasıl ÇED raporu istemezsiniz; nasıl istemezsiniz?! Dün burada bu konuyla ilgili bir önerge de geldi, bir AK Parti milletvekili verdi önergeyi; ama, İktidar Partisi milletvekilleri tarafından bu önerge reddedildi burada. Şimdi, böyle bir Çevre Kanununu görüşüyoruz ve Sayın Bakan da burada oturuyor ve bu konuyla ilgili olarak da, o önergeye katılmadıklarını ifade ediyor Sayın Çevre Bakanı. Böyle bir Çevre Bakanı düşünebiliyor musunuz arkadaşlar?! Dünyanın bir başka ülkesinde olsun, petrol arama ve maden arama faaliyetleriyle ilgili ÇED raporu istenmemesiyle ilgili, bir fıkranın kaldırılmasıyla ilgili bir önerge verilsin, o önergeye, burada oturan Çevre Bakanı "katılmıyorum" desin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Denizli). “10/359 esas numaralı zehirli atıkların depolanması ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ile ligili meclis araştırma önergesi”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-04-26-10-359-esas-numarali-zehirli-atiklarin-depolanmasi-ve-cevreye-etkileri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
