# Chp grup önerisinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim
- **Tarih:** 14 Haziran 2006
- **Gündem:** CHP GRUP ÖNERİSİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-06-14-chp-grup-onerisinde

> Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi), 14 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 1.152 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu son açıklamanız da yeni bir usul tartışması açılmasını gerektirecek bir husustur, onun altını çizerek sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bakınız, temel yasa adı altında bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Ben bu kanun tasarısıyla ilgili olarak tümü üzerinde söz aldım ve 10 dakika süreyle -Sayın Başkanım da şahittir- tamamen teknik bir konuşma yaptım. Bu kanun tasarısının hangi maddelerine, hangi gerekçelerle karşı olduğumu açıklamaya çalıştım; ancak, bu 10 dakikalık süre içerisinde bu kanun tasarısıyla ilgili düşüncelerimi açıklama fırsatını bulamadım. Yani, bir milletvekili olarak katkı yapmaya çalışıyorum, bildiğim, öğrendiğim kadarıyla eksikliklerini dile getirmeye çalışıyorum; ancak, yeterli süreyi bulamadığım için, Meclise yapmak istediğim bu katkıyı yapamıyorum ve bölümler halinde de görüşüldüğü için, söz hakkım da olmaması nedeniyle, çok önemli bir kanunla ilgili olarak düşüncelerimi, önerilerimi açıklama fırsatını bulamadım. Benim ilk konuşmamı izleyen arkadaşlarım var burada, bazı arkadaşlarım da geldiler tebrik ettiler, hakikaten son derece teknik bir konuşma, istifade edilmesi gereken bir konuşma olduğunu söylediler; ama, şimdi gelinen noktada, zaten temel kanun olarak konuşulan, görüşülen bir kanun tasarısıyla ilgili olarak tamamen muhalefetin sesini kesmeye yönelik bir uygulamanın içerisine girilmeye çalışılıyor. Şimdi ben merak ediyorum, bu uygulanacak olursa, Sayın Meclis Başkanvekili, komisyon başkanına, temsilcisine soracak; katılıyor musunuz, katılmıyor musunuz? Şimdi, komisyon başkanı, burada komisyon üyeleriyle bu konuyu tartışmak mecburiyetinde. Tek başına öyle karar veremez. Veremez, karar veremez. O konuyu…

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Bakın, burada usul belli, bilmeden konuşuyorsun.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır efendim; komisyon başkanı kendi şahsî görüşünü söylemeyecek ki orada, komisyonun…

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Orada sözcü var, sözcü!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır efendim; komisyonun görüşünün ne olduğunu sormak mecburiyetinde; sormadan, şahsî olarak, "ben katılıyorum", "katılmıyorum" şeklinde bir düşünce içerisine girmesi yanlış. O nedenle, buradan çalmaya çalıştığınız süreler, bu sefer komisyon sıralarında o önergenin orada tartışılarak, görüşülerek, konuşularak, eğer, kabul ediliyor mu, edilmiyor mu şeklinde orada bir tartışma yapılması lazım. Yoksa, komisyon başkanı… Peki, orada oturan arkadaşlarımız, affedersiniz, kukla mı orada arkadaşlarımız?! Onların görüşleri yok mu? Bu konuya niye katılıp katılmadığı meselesinde o arkadaşlarımızın bir söz hakkı olmayacak mı orada? Bütçe Plan Komisyonu üyeleri niçin buraya çağrıldılar? Eğer bu konu orada tartışılmayacaksa, görüşülmeyecekse, konuşulmayacaksa, o arkadaşlarımız o sıralarda niye oturuyorlar? Böyle bir mantık kabul edilebilir mi arkadaşlar?!

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Konu mankeni mi?!

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Onlar süs bitkisi!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Bir önerge veriliyor, kanunla ilgili bir önerge veriliyor; bu önergeyle ilgili olarak arkadaşlarımızın burada konuşması lazım; niçin o önergeyi vermişler, o önergeyi vermelerindeki sebep nedir, hangi mantıkla o önerge verilmiştir, faydası nedir, o önerge kabul edilirse ne olacaktır; yani, bunların mutlaka tartışılması lazım gelmektedir.

Şimdi, diyelim ki, oradaki, Plan ve Bütçe Komisyonundaki Başkanımız ve üyelerin çoğunluğu dediler ki, biz katılıyoruz; peki, biraz sonra yapılacak oylamada oylarının rengi nasıl olacak acaba onu da merak ediyorum? Nasıl oy kullanacaklar? Orada katıldıkları bir önergenin, burada karar yetersayısını sağlamak için aleyhinde oy kullanacaklar mı kullanmayacaklar mı; onu da bir milletvekili olarak bizim takip etmemiz lazım.

Evet, bu bir siyasî etiktir. Eğer, siz orada muhalefetin konuşma hakkını elinden almak maksadıyla "biz önergeye katılıyoruz" diyecekseniz, biraz sonra oylamada da aleyhinde oy kullanacak olursanız, bunun hesabını da bu Meclise ve millete vermek mecburiyetindesiniz. Böyle bir anlayışı kabul etmemizin mümkün olmadığı çok açık ve net bir şekilde ortadadır ve yine, 87 nci maddeyle ilgili olarak Sayın Ali Topuz da görüşlerini ifade ettiler, açıkladılar.

O nedenle, değerli milletvekilleri, hem temel kanun olarak getireceksiniz ve temel kanun olarak getirdiğiniz bir kanunla ilgili olarak muhalefeti konuşturmamaya çalışacaksınız. Ne yapmaya çalışıyorsunuz?! Ne yapmaya çalışıyorsunuz?!.

Benim deminki konuşmamın tutanaklarına bakabilirsiniz arkadaşlar. İsteyen arkadaşım bir baksın. Benim o söylediklerimin aleyhinde bir düşünce içerisinde olan arkadaşım varsa gelsin söylesin, hepsi teknik konulardı ve benim kendi açımdan doğru olduğuna inandığım konulardı.

ŞEMSETTİN MURAT (Elazığ) - Sen inanıyorsun!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Hayır, Sevgili Kardeşim, Değerli Milletvekilim; inanmıyorsan tutanak orada meydanda, alın o tutanağı, benim görüşlerimin karşı bir görüşünüz varsa ona da saygı duyarım, geliniz burada deyiniz ki, Ümmet Bey, sizin söylediğiniz hususları kabul etmemiz mümkün değil; hay hay; ben ona da saygı duyuyorum; ama, benin bilgi birikimim ve tecrübemin ortaya çıkardığı düşünce, netice odur; ben, o görüşü komisyondaki arkadaşlarla ve Meclisteki arkadaşlarla paylaşmaya çalıştım ve tamamlayamadım.

Bakınız, orada yönetmelik çıkartılması için dokuz aylık süre var, onu bile dile getiremedim. Şimdi, arkadaşlar, bir yönetmelik çıkacak, bir yönetmelik. Yani, bir yönetmelik çıkarılması için dokuz aylık bir süre arkadaşlar!.. Dokuz ay!.. Yani, hem diyoruz ki -gerekçesi yanımda yok kanun tasarısının- efendim, katı bir kural içerisindeymiş, yargı işleri çok gecikiyormuş; onun için, böyle bir kanun tasarısı getirilmiş; ama, bir yönetmelik çıkarılması için de tam dokuz ay bekleyeceksiniz ve o kanunun yürürlüğe giriş tarihi, 17 nci maddenin yürürlüğe giriş tarihi de 1 Temmuz 2007!.. Bir kanun çıkarıyoruz, çok önemli bir kanun diyoruz, Türkiye'nin çehresini değiştirecek diyoruz; yürürlük tarihine bakın!.. Yürürlük tarihine bakın arkadaşlar!.. 1 Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe giriyor! Denetçilerin seçilmesiyle ilgili. Yani, daha bir yıl sonra denetçilerini seçeceğiniz bir kanunu bu kadar sıkboğaz edip, bu kadar aceleyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirmenin anlamı nedir?! O zaman, niçin temel kanun esprisi içerisinde bunu getirdiniz?! Mademki, 1 Temmuz 2007 yılına kadar bu kanunun uygulanmasını geri bırakıyorsunuz, ee geri bıraktığınız bir kanunla ilgili de, mutlaka, bunu bugün temel kanun olarak çıkaracağız diye ve muhalefetin de söz hakkını kısmak düşüncesiyle, İçtüzüğün verdiği -sizin açınızdan verdiği- imkânları kullanmaya çalışıyorsunuz. Bu anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir. O nedenle, değerli milletvekilleri, bakınız, bugün, siz, bu sıralardasınız; ama, yarın yapılacak ilk seçimde sizin yerleriniz bu taraf olacak!..

TEVHİT KARAKAYA (Erzincan) - Yok ya!..

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet, yerleriniz bu taraf olacak!..

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)- Kalmayacaklar!.. Kalmayacaklar!..

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Yarın, sığındığınız bu İçtüzük maddelerinin uygulanması noktasında o sıralarda otururken nasıl bir tutum ve davranış içerisinde olacağınızı şimdiden merak ediyorum. Merak ediyorum. O nedenle, ne olur, orada da otururken, burada da otururken vicdanınızın sesini dinleyerek, doğrunun ne olduğunu da iyice ölçüp biçerek o şekildeki kararlarınızı ve düşüncelerinizi açıklayın.

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Sen nerede olacaksın?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Şimdi, ben burada olurum olmam, o önemli değil, benim şahsımın olması önemli değil; önemli olan, ben bir düşüncenin, bir felsefenin bugün burada savunulurken, yarın bu tarafa geçildiğinde farklı bir şekilde savunulmaması gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum. Ben, onu, sosyal güvenlik reformunda da söyledim. Şimdi, bu tarafta otururken, sizin arkadaşlarınız, bakanlarınız "mezarda emeklilik" olarak yorumlamışlar 55 yaşı, mezarda emeklilik; ama, şimdi, bu tarafa geçince, 65 yaşı savunuyor; yani, 55 yaşında mezarda emeklilikse, 65 yaş nedir arkadaşlar?! Ben, onu anlatmaya çalışıyorum. Ben, onu söylemeye çalışıyorum. Yarın, buralarda söylediğiniz, savunduğunuz şeyleri öyle güzel şekilde savunun ki, bu tarafa geçtiğinizde de aynı şeyleri savunun. Yoksa, buralardan, sizin oturduğunuz yerlerden kimler geldiler kimler geçtiler.

MUHARREM CANDAN (Konya) - Sen de geçtin!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Evet, biz de geçeceğiz arkadaşlar; biz de geçeceğiz.

MUHARREM CANDAN (Konya) - Sen buradan geçtin!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) - Mahkeme kadıya mülk değil; mahkeme kadıya mülk değil. Onun için, geliniz, bu meseleleri bu şekilde değerlendirmekten vazgeçiniz. Meclisin ciddî bir şekilde çalışmasının önünü açın, muhalefetin sesini kısmamaya çalışın diyor ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ümmet Kandoğan (Doğru Yol Partisi, Denizli). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-06-14-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
