# Deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil durumlarda müdahale ve zararların tazmini esaslarına dair kanun tasarısı (s.s.718)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ünal Kacır (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim
- **Tarih:** 3 Mart 2005
- **Gündem:** DENİZ ÇEVRESİNİN PETROL VE DİĞER ZARARLI MADDELERLE KİRLENMESİNDE ACİL DURUMLARDA MÜDAHALE VE ZARARLARIN TAZMİNİ ESASLARINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.718)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/unal-kacir-22-2005-03-03-deniz-cevresinin-petrol-ve-diger-zararli-maddelerle-kirlenmesinde-acil

> Ünal Kacır (AK Parti), 3 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZ ÇEVRESİNİN PETROL VE DİĞER ZARARLI MADDELERLE KİRLENMESİNDE ACİL DURUMLARDA MÜDAHALE VE ZARARLARIN TAZMİNİ ESASLARINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.718)); konuşma 830 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

1989 yılında Alaska sahillerinde karaya oturan Exxon Valdez isimli tankerden yayılan petrolün küçük bir bölümünün temizlenebilmesi için 3 milyar dolar harcanmıştı. Bu kazadan sonra, Amerika Birleşik Devletleri "OPA 90" olarak adlandırdığı kuralları tek taraflı olarak uygulamaya koydu ve tek cidarlı tankerlerin kıyılarına 200 milden fazla yaklaşmasını yasakladı. Exxon, çıkarılan petrol kirliliği yasasıyla 10 yıllık periyotta 900 000 000 dolar cezaya çarptırıldı.

Yine, 1999 yılı sonunda İngiltere sahillerinde ikiye bölünerek batan petrol tankeri Erika'dan 10 000 ton petrol 400 kilometrelik sahile yayıldı. Bu kazadan sonra harekete geçen Avrupa Birliği, kendi karasuları için yeni kısıtlamalar gündeme getirdi. Gemiler için karaliste oluşturulup, 15 yaşından büyük ve 2 kez teknik kusurlu bulunan gemilerin bir daha Avrupa Birliği limanlarına alınmaması kararlaştırıldı. Avrupa Birliğinin "Erika Kararları" olarak bilinen bu kararlar içerisinde, malî sorumluluk ve petrolden kaynaklanan kirliliğin tazmini de yer aldı.

15 Kasım 1979 tarihinde, Romen bandıralı Independenta adlı petrol tankeri, Yunan bandıralı bir kuru yük gemisiyle İstanbul Boğazında çarpıştı; 43 denizci öldü. Kadıköy'de, binlerce evin, apartmanın camlarının kırıldığını biliyoruz. 95 000 ton hampetrol denize aktı. Denize akan petrol günlerce yandı; hâlâ hesaplânamayan miktarda çevre kirliliğine sebep oldu.

14 Kasım 1991 tarihinde meydana gelen çarpışma sonucu, 22 000 koyun boğazın sularına gömüldü.

13 Mart 1994 tarihinde, Güney Kıbrıs bandıralı Nasia isimli tanker, yine Güney Kıbrıs bandıralı başka bir tankerle boğazda çarpıştı; 30 denizci öldü, 13 500 ton hampetrol Boğazın sularına karıştı; çıkan yangın günlerce sürdü.

Son olarak, İskenderun Limanında dört yıldan beri demirli olarak bekleyen Ulla adlı gemi, 6 Eylül 2004 tarihinde göz göre göre battı ve çevre kirliliğine neden oldu.

Bugün tartıştığımız tasarı, bu tür kazalar sonrası acil müdahale önlemlerini ve oluşabilecek zararların tazminini düzenliyor; bizden önceki iktidarların, bu kazalara rağmen gerçekleştiremediği düzenlemeleri içeriyor. Dolayısıyla, AK Partinin, Türkiye'nin diğer sorunlarında olduğu gibi, petrolden kaynaklanacak çevre sorunlarına karşı da ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koyuyor.

Muhalefet partisine mensup arkadaşlarım, öncelikle, kazaların önlenmesi, kaza olmadan, kirlilik olmadan tedbir alınması gerektiğini söyleyerek tasarıya muhalefet şerhi koyuyorlar. 5 inci maddeyi buradan tekrar okuyarak zaman kaybetmek istemiyorum; tekrar okumalarını tavsiye ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlarım, karşı oy yazısının dördüncü paragrafında tasarının kirliliğin önlenmesine dönük bir tasarı olmadığı eleştirisini getirirken, hemen birkaç cümle aşağıda, beşinci paragrafta, mevcut yasalarla çevre kirliliğinin önlenebileceğini de ifade ediyorlar aslında. Kendilerinin de söylediği gibi, kirliliğin önlenmesine yönelik caydırıcı hükümler mevcut yasalarda yeterince vardır. İhtiyacımız olan şey, kaza sonrasında acil müdahale ve meydana gelen zararın tazmininin bir yasayla düzenlenmesidir. Bu tasarı da, tam olarak, arzuladığımız bu hususu yerine getirmektedir.

Tasarıya muhalefet eden arkadaşlarımızın bir başka gerekçesi de, tasarının çevreci kaygılarla değil, ticarî kaygılarla hazırlandığı yönündedir.

ŞEVKET ARZ (Trabzon) - Biz muhalefet etmiyoruz beyefendi; yetersiz buluyoruz.

ÜNAL KACIR (Devamla) - Tabiî, müzmin muhalefet olmaktan kaynaklanan bu bakış açısı, kirliliğin önlenmesinin ne kadar pahalı bir iş olduğunu gözden kaçırıyor.

Çevre hukukunun en temel prensiplerinden bir tanesi "kirleten öder" prensibidir; ancak, bu prensip "parasını -neyse- verip kirletebilirim" anlamına da elbette ki gelmemektedir. Kirlilik olmaması için, bütün tedbirleri alacaksınız. Yine de, bir şekilde kirlilik oluşmuşsa, neden olan, temizleme masraflarını da ve sair masrafları da ödeyecek. Bu tasarı, sadece cezayla yetinmiyor. Cumhuriyet Halk Partisinin mantığından gidersek, 100 000 YTL ceza yazalım, gemi veya kıyı tesisi çevremize istediğini yapsın noktasına varırsınız; ama, bu tasarının mantığı, 100 000 YTL'nin yanında, milyar dolarla ifade edilebilecek koruma, kurtarma, temizleme ve yeniden oluşturma rakamlarını da içeriyor.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; deniz kazalarında meydana gelen kirliliğin temizlenebilmesi için çok büyük kaynaklar gerekmektedir ve bu kaynakların, kirliliği üretenler tarafından karşılanması da gayet tabiîdir ve adil bir davranıştır.

Sanayileşme ve çevre koruma iki zıt kavram gibi algılanıyor, bütün dünya bu iki kavramı birleştirmeye çalışıyor, uzlaştırmaya çalışıyor. Öyle ya, temiz havaya da ihtiyaç var, çimentoya da ihtiyaç var; enerjiye de ihtiyaç var, suya da ihtiyaç var. Gün geçtikçe anlaşılıyor ki, sanayileşmenin çevre kirliliğine üstün tutulması tercihi, yanlış bir tercihtir ve sadece ulusların değil, dünyanın ve uzayın da geleceğini tehdit etmektedir.

Geciken sanayileşmemiz sayesinde, çevremiz göreceli olarak temiz kalmıştır. Bu temiz çevreyi sürdürmek, yasa koyucu olarak en başta bizim görevimizdir.

Ne kadar tedbir alırsanız alın, kaza bir şekilde meydana geliyor. Denizlerde gemiler olduğu ve bu gemilerle petrol ve diğer tehlikeli yükler taşındığı sürece kazalar da olacaktır. Kaza olmadan önce her türlü tedbirin alınması, kaza oluştuktan sonra da acil müdahale edilmesi için gereğinin yapılması şarttır. Organizasyonunuzu öyle yapacaksınız ki, kirliliği bertaraf edebilesiniz. Bu tasarı, bu organizasyonu nasıl yapacağımızı tarif ediyor. Acil müdahale birimlerinin kurulması, acil müdahale plânlarının yapılması ve konuyla ilgili yetki ve görevli kurum ve kuruluşların kimler olduğu, tasarıyla açıkça ortaya konuyor.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; zarara sebep olanlara tazmin yükümlülüğü getirilmesi, bu tasarının ikinci bir boyutudur. Burada belirtmek isterim ki, hiçbir maddî tazminat, çevreye verilen zararı karşılayamaz, kaybettiğimiz doğal güzellikleri geri getiremez; ancak, yine de, temizleme, kurtarma ya da yenileme çalışmalarında kullanılacak kaynağın da zarar verenden tazmin edilmesi elbette gereklidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ünal Kacır (AK Parti, İstanbul). “Deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil durumlarda müdahale ve zararların tazmini esaslarına dair kanun tasarısı (s.s.718)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/unal-kacir-22-2005-03-03-deniz-cevresinin-petrol-ve-diger-zararli-maddelerle-kirlenmesinde-acil (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
