# (2/2459) esas numaralı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/71) münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Utku Çakırözer (CHP, Eskişehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 17 Mart 2020
- **Gündem:** (2/2459) esas numaralı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/71) münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=86632
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/utku-cakirozer-27-2020-03-17-2-2459-esas-numarali-6284-sayili-ailenin-korunmasi-ve-kadina-karsi-s

> Utku Çakırözer (CHP), 17 Mart 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (2/2459) esas numaralı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/71) münasebetiyle); konuşma 647 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, size görevinizde başarılar diliyorum.

Öncelikle, corona salgınından ulusça can kaybı yaşamadan çıkmamızı diliyorum. Krizde özveriyle çalışan başta sağlık emekçilerimiz olmak üzere, tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum.

Konuşmamın ikinci bölümünde salgınla ilgili görüşlerimi paylaşacağım. Ancak Türkiye'nin, belki de benzer bir başka ulusal kampanyaya şiddetle ihtiyaç duyduğu bir başka mesele için, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin önlenmesi için karşınızdayım.

Bundan dört ay önce bu kürsüden Eskişehir’de öldürülen Ayşe Tuba Arslan’ın hazin öyküsünü anlatmıştım. Eski eşinin sokak ortasında satırla yaraladığı Ayşe Tuba, çektiği acılara kırk dört gün direnebilmişti. Ölümünün ardından çantasından çıkan suç duyurusunda “Bu adam beni öldürecek, beni öldükten sonra mı koruyacaksınız?” diye, sanki mahkemeye değil hepimize seslenmişti. Bu, tam 23’üncü suç duyurusuydu; polisten, savcıdan, hâkimden 23 kez yardım istemişti; maalesef, onu koruyamadık. Ölümünün ardından Eskişehirli avukatlar rapor hazırladılar, diyorlar ki: “Ayşe Tuba Arslan’ın can güvenliğinin tehlikede olduğundan adli makamların bilgisi vardı; onlarca başvuru yapmasına rağmen, gerekli ve yeterli önlem alınmadı.” Kim, nasıl almamış işte bu raporda o da belli değerli arkadaşlar. Aile mahkemeleri, Ayşe Tuba’ya yönelik sistematik şiddeti ısrarla görmezden gelmiş; faile zorunlu hapis cezası, elektronik kelepçe gibi önlemlerin hiçbiri uygulanmamış; Aile Bakanlığının Eskişehir Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi, 23 suç duyurusu yapan Ayşe Tuba’yla ilgili bir dosya dahi açmamış, tedbir kararlarının uygulanıp uygulanmadığını takip etmemiş; kolluk gücü, kararların infazı için gerekeni yapmamış; Ayşe Tuba, mahkemelerce ısrarla, fail eski eşiyle uzlaşmaya yönlendirilmiş ve bu süreçler ona yeni saldırılara zemin ve zaman kazandırmış. Tüm bu ihmallerin sonucunda, 23 başvuruya rağmen, etkili ve caydırıcı ceza verilmeyen zanlı, Ayşe Tuba’yı öldürdü. Buna biz “Göz göre göre ölüm.” demeyelim de ne diyelim değerli arkadaşlarım?

Cinayetin arkasındaki vahim ihmaller ortaya çıkınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu soruşturma başlattı, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları genelgeler yayımladı. Peki, sonuç nedir? Bugün hem HSK hem de başsavcılık tarafından başlatılan soruşturmaların yüz dokuzuncu günü. Ayşe Tuba’yı -yaptığı 23 suç duyurusuna rağmen- koruyamayan kamu görevlilerinin hiçbiri hakkında tek işlem dahi yapılmış değil. İşin hazin yanı ise biz, caydırıcı olacağı inancıyla o soruşturmaların sonucunu sabırsızlıkla beklerken bu yüz dokuz gün içinde isimleri, şehirleri farklı 82 Ayşe daha öldürüldü. Sadece geçen yıl erkekler 474 kadını öldürdü. Vahim ihmalleri cezalandırmak için daha kaç kadının ölmesi beklenecek?

“Kadın cinayetleri bu ülkenin kaderi olmamalı.” diyorsak Meclis olarak üzerimize düşen görevler var. Ayşe Tuba Arslan cinayetinde en büyük ihmal, şiddet gören, tehdit ve risk altında olan kadının, kendisine şiddet uygulayan faille uzlaşmaya zorlanmasıdır; oysa uzlaşmaya zorlamak şiddeti desteklemektir. İşte bu yüzden, İstanbul Sözleşmesi “Her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak ara buluculuk ve uzlaştırma süreçleri yasaklanmalı.” diyor ancak bu madde ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’umuz arasında büyük bir boşluk var. İşte bu boşluğu gidermek için -Grup Başkan Vekilimiz Özgür Özel’in de teşvikiyle- cinayetten hemen sonra milletvekili arkadaşlarımızla kanun değişikliği teklifleri verdik, maalesef, bugüne kadar komisyonlarda görüşülemedi. Bu değişiklik hayata geçirilirse kanunumuz, İstanbul Sözleşmesi’yle tam uyumlu hâle gelecek ve kadınlara yönelik tehdit, hakaret dâhil her türlü şiddetle ilgili olarak ara buluculuk ve uzlaştırma da dâhil hiçbir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna gidilmeyecektir. Bu düzenleme, Ayşe’yi ve diğer yitirdiğimiz canları geri getirmeyecektir ancak başka Ayşelerin hayatta kalması için ciddi bir adım olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi tüm dünyayı saran coronayla mücadele döneminde evlere kapanma süreçlerinin kadınlara yönelik erkek şiddetinin yeni bir bahanesi olmasına izin verilmemelidir. Şiddet tehdidi altındaki kadınların acil yardım hatlarına hızlı erişimi mutlaka güvence altına alınmalıdır. Sığınmaevlerinde, cezaevlerinde, çocuklarıyla kalan kadınlar için önlemler ihmal edilmemelidir. Cezaevlerinde yaşlı, kronik hastalığı olan, hamile ve çocuklu kadınlar ve anneleriyle birlikte kalmak zorunda kalan çocukların adli kontrol ya da ev hapsi benzeri uygulamaya tabi olması hem vicdani hem hukuki zorunluluktur. Yine bu dönemde, iş hayatında olsun, aile içinde olsun kadınların omuzlarına binecek yükün hem biz erkekler hem de devlet tarafından paylaşılmasına büyük ihtiyaç var. Okullar kapandığı için evde kalacak ebeveynlerden birinin -kamuda olsun, özel sektörde olsun- ücreti devlet tarafından karşılanmak üzere ücretli izne ayrılmasına imkân tanınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Utku Çakırözer (CHP, Eskişehir). “(2/2459) esas numaralı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/71) münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 17 Mart 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/utku-cakirozer-27-2020-03-17-2-2459-esas-numarali-6284-sayili-ailenin-korunmasi-ve-kadina-karsi-s (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=86632

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
