# 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (tarım ve köyişleri, tarım reformu, çevre ve orman, orman genel müd,devlet su işleri , devlet meteoroloji işleri, özel çevre koruma kurumu)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahap Seçer (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 10 Aralık 2007
- **Gündem:** 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (TARIM VE KÖYİŞLERİ, TARIM REFORMU, ÇEVRE VE ORMAN, ORMAN GENEL MÜD,DEVLET SU İŞLERİ , DEVLET METEOROLOJİ İŞLERİ, ÖZEL ÇEVRE KORUMA KURUMU)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c009/b035/tbmm230090350107.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2007-12-10-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-tarim-ve-koyisleri-t

> Vahap Seçer (CHP), 10 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (TARIM VE KÖYİŞLERİ, TARIM REFORMU, ÇEVRE VE ORMAN, ORMAN GENEL MÜD,DEVLET SU İŞLERİ , DEVLET METEOROLOJİ İŞLERİ, ÖZEL ÇEVRE KORUMA KURUMU)); konuşma 765 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADFNA VAHAP SEÇER (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 yılı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı bütçesi hakkında Grubum Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Çevre ve Orman Bakanımız Sayın Eroğlu'na huzurlarınızda Atatürk Orman Çiftliği'ne milletvekilleri adına dikmiş olduğu fidanlardan dolayı teşekkür ediyorum. Dilerim, yeşil bir çevre ve yaşanabilir bir dünya adına, Sayın Bakanım, görev yaptığı sürece daha milyonlarca fidanlar diker.

Değerli milletvekilleri, Anayasa'mızm 56'ncı maddesi "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." der. Demek oluyor ki çevre hakkımız anayasal güvence altına alınmıştır. Ancak, ülkemizde vatandaşımızın anayasal güvence altındaki çevre hakkı birileri tarafından gasbedilmektedir. Kimler tarafından ve kimlerin aracılığıyla? Asıl, bu konuların sorgulanması gerekiyor.

Adalet ve Kalkınma Partisinin 2007 Seçim Bildirgesi'nde "Yaşam Kalitesinin Geliştirilmesi" başlığı altında bir alt başlık olarak yer verdiği çevre konusu yaşanabilir kentlerle birlikte ele alınarak "Çevrenin korunmasında Anayasa'mızm 56'ncı maddesi politikalarımızın temelini oluşturmaktadır." ifadesine yer verilmektedir. Ayrıca "Kullanan, kirleten öder, sürdürülebilir kalkınma, kamu-özel iş birliği, çevre bilincinin yaygınlaştırılması ve katılımcılık bu alandaki temel ilkelerimiz arasındadır." ifadesine yer verilmiştir.

Değerli milletvekilleri, burada bazı hususlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu bildirgede algılayamadığım, "Çevreyi paran kadar kirletebilirsin." yaklaşımı yani, diğer bir anlamda "Paran varsa toplumun çevre hakkını satın alabilirsin, hatta gasbedebilirsin." anlayışıdır. Ayrıca, Adalet ve Kalkınma Partisinin Seçim Bildirgesi'nde ifade edilen kamu-özel sektör iş birliğinin topluma yansımasının nasıl olduğuna bir bakalım.

Kamu arazileri, ormanlar, tarım arazileri, tüm doğal varlıklarımız "kalkınma, gelişme" adı altında, doğa ve insan ilişkisi yok sayılarak, ekonomik rantlar uğruna yerli ve yabancı sermayenin hizmetine sunuluyor.

Yine bildirgede yer verilen "katılımcılık" ilkesi zaten Adalet ve Kalkınma Partisinin lügatında yok. "Ben yaptım oldu." mantığını her alanda olduğu gibi çevre konusunda da sürdürmektedir. Yasa ve yönetmeliklerde sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, hatta Mecliste parti gruplarının görüşlerini almak bir yana, görüş bildirmelerine bile tahammül edilemiyor.

Ülkemizde son yirmi beş yılda izlenen liberal politikalar AKP döneminde şiddetini artırmış, her alanda olduğu gibi çevre alanında da derin tahribatlar yaratmıştır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde çevreyle ilgili sorunların varlığı bir gerçektir. Bu sorunların oluşmasının ve giderilememesinin altında yatan nedenler vardır. Henüz, Türkiye'nin etkinlik ve süreklilik arz eden bir çevre politikasının olmadığı bir gerçektir. Çevresel altyapı yatırımlarına yeterli kaynak, maalesef, ayrılmamaktadır. İktidarın çevre konusunda istismar ve zafiyetleri vardır. Hükümet, çevre sorunlarının çözümünde umudunu, sadece mevzuat uyumlaştırma çabalarıyla, Avrupa Birliğine bağlamıştır ama onda da başarılı olduğu söylenemez. Zira, Avrupa Birliği tarafından açıklanan 6 Kasım 2007 tarihli İlerleme Raporu, Türkiye'nin çevre konusunda bir ilerleme kaydedeme- diğini, âdeta yerinde saydığını söylemektedir.

Türkiye'nin çevresel durumuna ve ülkeler arası konumuna baktığımızda durumu daha net anlayabilmemiz mümkündür. Değerli arkadaşlar, Türkiye, hava kalitesi açısından uluslararası değerlendirmede 2002 yılında dünyada 11 'inci sıradayken, gelinen nokta 20'nci sıraya gerilemedir. Su kalitesi açısından 41'inci sıradan 142'nci sıraya, biyolojik çeşitlilik açısından 91'den 129'a, arazi kullanımında 87'nci sıradan 102'nci sıraya, hava kirliliğinin azalmasında 75'ten 93'e, su yetersizliğinin azalmasında 94'ten 97'ye, ekosistemlere baskıların azaltılmasında 29'dan 33'e, sera gazı salınımı- nın azalmasında 70'ten 94'üncü sıralara gerilemiştir.

Ayrıca, Avrupa Birliğine girme iddiası taşıyan AKP İktidarı döneminde toplum ve çevre sağlığı açısından temel altyapı yatırımlarının hayata geçirilmesinde sıkıntılar vardır. Belediyelerimizin yüzde 30'u kanalizasyon şebekelerinden yoksundur. Toplam 3.225 belediyenin 324'ünün atık suları, 195 atık su arıtma tesisiyle arıtılmaktadır. Katı atık depolama tesisi sadece 46 adettir. Tehlikeli atıkların sadece yüzde 5'i kurallarına göre yok ediliyor, yüzde 40'ı da yakılabiliyor.

Tehlikeli atıkların yakılması, depolanması için gereken tesislerin yapımı için 1 milyar avroya Türkiye'nin ihtiyacı var. Bu bütçeyle bu mümkün mü, takdiri size bırakıyorum.

Değerli milletvekilleri, kimyasal atıklar konusunda, Sayın Çevre Bakanımı burada yakalamışken... Seçim çevrem olan Mersin'in Tarsus ilçesinde Bakanlık bir katı atık tesisi yeri tespit ediyor ve oraya ÇED raporu veriliyor.

Şimdi, ben, size, kendi dilimden o bölgeyi anlatmak istiyorum, nasıl bir alana Bakanlık ÇED raporu vermiş: Tespit edilen alan Tarsus Berdan Barajı havzasının 3.800 metre yakınında bir mesafede ve tam içerisinden Toroslardan aldığı kar sularını bu havzaya akıtan Kuzgun Deresi geçiyor. Berdan Baraj havzasından Tarsus Merkez ve Mersin Merkez olmak üzere toplam 750 bin nüfus içme suyu ve kullanım suyu kullanıyor...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Seçer, lütfen konuşmanızı tamamlar mısınız.

VAHAP SEÇER (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

...ve Tarsus Ovası, Mersin Ovası bu havzadan sulanıyor. Şimdi, anlattığım, açıkladığım değerlendirmelere bakarsanız, Sayın Bakanım, acaba bu bölgeye kimyasal katı atık tesisi yapmak sizce uygun mu? Bunu bir kez daha değerlendirmenizi buradan istirham ediyorum. Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de çevre sorunu özellikle son yirmi yılda sanayileşmenin hızlı şekilde artması, nüfus artışının birdenbire artması, çarpık kentleşme vesair nedenler Türkiye'yi bir açmaza getirmiştir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri bu konuda ivedi çözümler üretemezse maalesef, ülkemiz yakın gelecekte çevre felaketlerine uğrayabilir değerlendirmesini yapıyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Vahap Seçer (CHP, Mersin). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (tarım ve köyişleri, tarım reformu, çevre ve orman, orman genel müd,devlet su işleri , devlet meteoroloji işleri, özel çevre koruma kurumu)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2007-12-10-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-tarim-ve-koyisleri-t (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c009/b035/tbmm230090350107.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
