# Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahap Seçer (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim
- **Tarih:** 17 Ocak 2008
- **Gündem:** TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2008-01-17-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap

> Vahap Seçer (CHP), 17 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 785 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

56 sıra sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın yirmi birinci bölümü hakkında Grubum Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, yirmi birinci bölümde otuz madde var ve içerisinde on değişik kanun ve bunların çeşitli maddelerinde yapılan değişiklikler yer alıyor. Kanun tasarısının 603 ve 604’üncü maddesi 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu’nun 12 ve 13’üncü maddesinde; 618 ve 619’uncu maddeleri 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’nun 7 ve 34’üncü maddesinde, bu kanun hükümlerine uymayanlara uygulanacak cezai hükümleri ve kimler tarafından uygulanacağını düzenleyen değişiklikleri içermektedir.

Değerli milletvekilleri, kimyasala dayalı endüstriyel tarımın neden olduğu sağlık sorunlarının endişe verici boyutlara ulaşmasından sonra organik tarım veya diğer bir anlatımla ekolojik tarım dünyada önem kazanmaya başlamıştır. Organik tarım, bir aile tarımı, bir köylü tarımı yani aile işletmelerinin yapmasına uygun bir tarım türüdür. O anlamda, ülkemizde nüfusun üçte 1 oranının tarımdan geçindiğini göz önüne alırsak ve bu işletmelerin Türkiye’de faaliyet gösteren tarımsal işletmelerin de büyüklükleri Avrupa standartlarına göre veya gelişmiş ülkelerdeki ortalama işletme büyüklükleriyle kıyaslandığı zaman onların ortalamasının çok daha gerisinde kaldığı göz önüne alınırsa, organik tarım, bizim gibi küçük tarım işletmelerine sahip ülkelerde bana göre cazip bir tarım çeşidi olarak algılanabilir. Tabii, Organik Tarım Yasası, şahsen benim desteklediğim bir yasa. Bu daha önce, 22’nci Dönemde çıktı. Ama, tabii ki her çıkan kanunda, özellikle bu yüce Meclisten jet hızıyla çıkan kanunların uygulanmasında yaşanılan sıkıntılar yine bu kanunda gözümüzün önüne geliyor.

Burada tespit edilmesi gereken, organik tarım yapan üreticilere yoğun destekler verilmediğidir. Başta da söylediğim gibi hem istihdama katkısı hem de üretilen organik ürünlerin katma değerinin yüksek olması, yani fiyatlarının normal şartlarda ürettiğimiz tarım ürünlerinden çok daha fazla oranda yüksek olması, ihracata uygunluğu, dolayısıyla dış ticaretimize sağlayacağı katkıyı, gayrisafi millî hasılamıza sağlayacağı katkıyı, tarımın gayrisafi millî hasıladaki payının artmasına sağlayacağı katkıyı göz önüne alırsak, bu konuda hükûmetlerin gerekli hassasiyeti göstermeleri gerektiğini düşünmekteyim.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde 30-35 milyon ton civarında -bunun içerisinde buğdayı, mısırı, arpası, çavdarı, bakliyat çeşitleri olmak üzere- bir üretim söz konusudur. Tabii ki bu üretim, sezonlar göz önüne alındığında, küçük bir hasat döneminde, hasat periyodunda yapılmak zorunda. Eğer ki ürettiğiniz bu ürünleri hasat ettikten sonra uygun hijyenik şartlarda depolama alanına, kapasitesine sahip değilseniz, özellikle üretici anlamında, üreticinin o kısa süreli hasat periyodunda bu ürünü hem hasat edip hem satması düşünüldüğünde, maalesef, o sıkışıklıktan dolayı, ürünlerini üretici hak ettiği değerden pazarlamamaktadır.

Ancak, yine 2005 yılında çıkan Lisanslı Depoculuk Kanunu’nu bu sıkıntıları ortadan kaldırmaya yönelik olumlu bir yasa veya çaba olarak ben şahsen addediyorum. O günden bugüne, tabii ki, yasa çıktı ama, maalesef istenilen bir gelişme elde edilemedi. Hemen ardından 2007 yılında da lisanslı depoculukla ilgili bir şirket kuruldu. Bu şirketin ortakları arasında Toprak Mahsulleri Ofisi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Tarım Kredi Kooperatifleri, Umumi Mağazalar Türk AŞ, Gümrük ve Turizm Şirketi gibi ortaklar yer almakta. Ama dediğim gibi, yasanın çıktığı günden bugüne pratikte, uygulamada maalesef istenilen gelişme sağlanamadı. Bu yasayla ilgili yönetmelikleri incelediğinizde, âdeta, sanki özel sektöre “Siz lisanslı depoculuk yapmayın.” gibi bir ikazda bulunulduğu görülmektedir.

Oysa, lisanslı depoculuğun sağlayacağı faydalar göz önüne alınırsa bu yasanın bir an önce pratiğe dökülmesi, eğer aksaklıklar varsa, yönetmeliklerde aksaklıklar varsa onların giderilmesi ve hayata tatbiki gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, daha önce Toprak Mahsulleri Ofisi vasıtasıyla Türkiye’de üretilen tarım ürünlerinin, tahılın… Piyasada fiyat anlamında denge oluşturabilmesi için regülatör görevi yapan kurum Toprak Mahsulleri Ofisi idi, yani ne üreticinin hak ettiği değerden aşağı bir fiyattan ürünün pazarlanmasına müsaade ediyordu ne de bu ürünü alan sanayicinin, yani nihai tüketiciye ulaştırmak için alıp işleyecek olan sanayicinin gerçek değerinin üzerinde bir fiyatla bu ürünü almaması için TMO devreye giriyor ve gerekli zamanda müdahalelerde bulunarak bu regülasyonu sağlıyordu.

İşte, lisanslı depoculuk Türkiye’de tam anlamıyla uygulanırsa TMO’nun bu görevi, bu yasa vasıtasıyla, özel sektör marifetiyle gerçekleştirilecektir.

Lisanslı depoculuğun diğer bir faydası: Ürünü alacaksınız, standardizasyonunu sağlayacaksınız, kayıt altına alacaksınız, elinizde hangi üründen ne kadar olduğunu tespit edeceksiniz, dolayısıyla ileriki dönemlerde muhtemel açık verecek cinsler konusunda hangi çeşitlerde, hangi cinslerde ülkemizin ithalat gereksinimi olup veya olmadığının tespitinde daha objektif davranabileceksiniz.

Bir diğer faydası da: Üretici, lisanslı depolara teslim ettiği ürünün karşılığında bir ürün senedi alacak veya makbuz senedi alacak; bu makbuzlar, makbuz senetleri vasıtasıyla finans kurumlarından, onu teminat göstererek, onu rehin vererek kredi alma imkânı ortaya çıkacak. Dolayısıyla, üretici, eğer piyasalar düşükse ürününü satmayabilecek, o rehin makbuzu vesilesiyle bankalardan geçici olarak kredi kullanma imkânı sağlayacak.

Ayrıca, sanayici açısından da lisanslı depoculuk önem arz etmekte. Zira, sanayici de yılın on iki ayında, istediği dönemde, istediği kalitede, istediği miktarda bu ürünleri sağlama imkânına sahip olacak. Zaten, bu yöntem, bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde gayet başarıyla uygulanan bir yöntem. Bizim de bu yöntemi aldığımız merkez, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliğine üye ülkeler. Bu anlamda lisanslı depoculukla ilgili çıkan yasayı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Vahap Seçer (CHP, Mersin). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 51. Birleşim tutanağı, 17 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2008-01-17-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
