# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahap Seçer (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2009-12-24-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Vahap Seçer (CHP), 24 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 970 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesi hakkında grubum Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 2009 bütçesinden bu yana Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti, AKP Hükûmeti bütçe yapmakta zorlanıyor, yıl sonunda bütçe dengesini sağlamakta da zorlanıyor. Tabii, bunun nedeni şu: 2003-2008 yılları arasında hem Türkiye'de hem dünyada ekonomik anlamda bir Lale Devri yaşandı. 2003 yılından sonra özellikle petrol fiyatlarının artışı ve o petrodolarların dünyada gidecek yer araması, bizim gibi gelişmekte olan ülkelere, büyüyen ekonomilere cazip şartlarla kanalize edilmesi, akıtılması bizim gibi ekonomilerin o dönemlerde geçici de olsa rahatlamasına sebep oldu.

Tabii sizin İktidarınızın 2002’de başladığını düşünürsek işte, iktidar başlangıcınızın o Lale Devri dönemine denk geldiğini ve bu anlamda şanslı bir iktidar olarak da sizi değerlendirmem gerektiğinde herhâlde beni haksız görmezsiniz. Düşünün ki 2001 yılında Türkiye ekonomisi çökmüş, batmış, ciddi anlamda daralmış ve onun üzerinde tabii ki o dönemin hükûmetlerinin ekonomik anlamda, özellikle Bankacılık Yasası’nda yaptığı birtakım yenilikler, revizyonlar, sizleri, daha sonra iktidara gelen Hükûmetinizi rahatlatmış ve o iktidardan 2002’de, 2002’nin Kasımından sonra iktidarı devralıyorsunuz ve bu rahatlık içerisinde 2008’e kadar ekonomiyi getiriyorsunuz ama bakıyoruz, 2008 yılı sonunda 2009 bütçesini yaptık, o zaman öngörülen 2009 yılının bütçe açığı 10 milyar lira civarındaydı ama henüz daha yıl sonu gelmeden bu rakamın 50 milyar liranın üzerine çıktığını görüyoruz. Tabii, perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Dünyada, finans sektöründe ekonomik bir kriz yaşanıyordu; o eski bolluk olmayacaktı, ihracattaki o eski atılımlar olamayacaktı, vergi gelirlerinde ciddi kayıplar söz konusu olacaktı, gümrük vergilerinde ciddi kayıplar söz konusu olacaktı.

Tabii, Türkiye Cumhuriyeti olarak sizin gelirleriniz vergiye dayalı. Bakıyoruz, 2010 bütçesinde yaklaşık 237 milyar lira gelir kaleminin 193 milyar lirası vergi gelirleri ve burada da tabii tespit etmem gereken önemli bir durum var: Topladığımız vergilerin de yüzde 70’ini dolaylı vergi olarak topluyoruz, yaklaşık olarak yüzde 30’unu, tabiri caizse, yakaladığımız mükelleflerden alıyoruz, gelir vergisi olarak ya da kurumlar vergisi olarak. Ee, yedi yıldır iktidarsınız. O gün de Türkiye’de vergi toplamada adaletsizlik vardı, bu tip sorunlar yaşanıyordu. Allah aşkına, yedi yıldır niçin bu konuda bir gelişme sağlayamadınız? Yani, maliye politikalarınızda sorun var o zaman. Bunları gözden geçirmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, kayıt dışı ekonomi… Yine, iktidara geldiğinizde, 2002 yılında, bakıyorsunuz, yaklaşık olarak çarkın içerisinde dönen ekonominin yüzde 50’si kayıt dışı ekonomi. Ee bugün, 2009 yılının sonuna gelmişiz, bu oranda kayda değer bir iyileştirme sağlanamamış.

Değerli arkadaşlarım, tabii, Türkiye'nin yer altı ve yer üstü kaynakları yok, petrolümüz yok. Biz bu giderleri vergilerden karşılamak durumundayız. 2010 yılı bütçesine bakıyorsunuz, 50 milyar lira gibi bir bütçe açığından söz ediliyor. Peki, bu açığı nasıl kapatacaksınız? Petrolünüz yok ki satasınız, yine vergiye yükleneceksiniz, yine vatandaşa yükleneceksiniz, yine dolaylı vergilerde oranları artıracaksınız ya da mükelleflerinizden, kurumlardan topladığınız vergide denetimleri sıklaştıracaksınız.

2008 yılının sonunda, burada hep beraber, Bazı Varlıkların Millî Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun’u kabul ettik, kamuoyunda “varlık barışı” olarak kabul edilen kanunu. Değerli arkadaşlarım, bu Kanun’un piyasada yansımalarını -daha önce bazı milletvekili arkadaşlarım dile getirdi mi bilemiyorum ama- Sayın Bakanı burada bulmuşken bu sıkıntıları, esnafın, iş adamlarının, şirketlerin bu sıkıntılarını aktarmak istiyorum.

Vergi dairesi müdürleriniz mali müşavirleri, yeminli mali müşavirleri, muhasebeci arkadaşlarımızı arıyorlar, defterlerine baktığı firmaların, şirketlerin bu yasadan faydalanmasını, yani 50 milyar lira da olsa, 100 milyar lira da olsa bu işe katkı sunmaları gerektiğini, aksi takdirde defterlerinin incelemeye alınacağı konusunda tehdit ediliyorlar. Tabii, böyle bir ülkede bu tip bir yaklaşımı ben doğru bulmuyorum. Yani, devlet çete değildir, devlet zorba değildir. Vergiyi de bu anlayışla toplamanın doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum Sayın Bakan.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de sorunların yoğun yaşandığı bir dönemden geçiyoruz ve bu dönem içerisinde de 2010 yılı bütçesini yapmaya çalışıyoruz. İşçiler sokakta, öğrenciler sokakta, buna tahammül göstermeyen bir anlayış… Güvenlik güçleri, hak arayışı içerisinde olan bu insanlara, işçilere, değişik halk kesimlerine orantısız güç kullanıyorlar, ileri demokrasilerde görülmeyen tavır ve davranış içerisinde oluyorlar. En içimizi acıtıcı olay da, geçtiğimiz günlerde, hatırlayacağınız gibi, partimize mensup milletvekillerinin Tekel işçilerinin dayanışmasına katkı sunmak için gittikleri yerde, polisin biber gazı ya da tazyikli su sıkarak o milletvekili arkadaşlarımızı ne derece hırpaladıklarını televizyon ekranlarından hep beraber ibretle izledik. Türkiye’de bunların yaşanmaması gerekiyor. Özgürlüklerden bahsediyorsanız AKP İktidarı olarak öncelikle özgürlüklerin garantisi sizler olmalısınız, Türkiye Büyük Millet Meclisi olmalı, hepimiz olmalıyız.

Değerli arkadaşlarım, İslam âleminin kutsal bir ayı içerisindeyiz, muharrem ayı içerisindeyiz ve özellikle Alevi vatandaşlarımız için de önemli bir ay. Alevi vatandaşlarımız bin üç yüz yıl önce Kerbela’da yaşanan vahşetin yasını tutuyorlar, onların orucunu tutuyorlar. Ben, Alevi vatandaşlarımızın Yas-ı Muharrem’ini buradan kutluyorum.

Tabii, sadece bin üç yüz yıl önce Kerbela gerçekleşmedi, hatırlayacağınız gibi, otuz bir yıl önce de maalesef, 20’nci yüzyılın Kerbela’sı yaşandı. Ailesi o otuz bir yıl önce yaşanan Maraş katliamında, o vahşette mağdur olmuş bir milletvekili olarak, o günkü katliamı gerçekleştirenleri otuz bir yıl sonra burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde nefretle kınıyorum.

Tabii, şunu biliyorum bir milletvekili olarak, bir siyasetçi olarak: Türkiye'de dinî inançları, mezhepleri ne olursa olsun, milletimizin arasına nifak sokmak amacı içerisinde olan -o dönemde, o soğuk savaş döneminde- bazı güçler, oradaki katliamı hazırlayan unsurlar olmuşlardır. Ben kabul etmiyorum ki Alevi vatandaşlarımız ile Sünni vatandaşlarımız arasında bir çatışma çıkmış ve orada yüzlerce insanımız katlolmuş. Ama maalesef, Türkiye'de bu bir gerçek. Bizim düşündüğümüz devletin dışında birtakım yapılanmalar, işte o provokatif hareketler sonucu bu katliamı meydana getirmişlerdir.

Az önce, Sayın AKP’li milletvekili arkadaşım İbrahim Yiğit, Alevi çalıştayından bahsetti. Tabii, onun umuduna, dileklerine katılmak istiyorum ama bu meseleyi, Hükûmetin bu yaklaşımını çok samimi bulmadığımı buradan da itiraf etmem gerekiyor.

Son üç beş ayda Türkiye'de bir açılım masalıdır gidiyor. İşte ilk etapta bir Kürt açılımı meselesi, millî birlik ve beraberlik açılımı meselesi, daha sonra Roman açılımı, Alevi çalıştayları vesaire vesaire. Geçtiğimiz haftalar içerisinde Alevi çalıştayının 6’ncısı yapıldı. Buraya eski ve yeni milletvekilleri davet edildi. Tabii, bazı milletvekilleri davet edildi ama unutulmayan bir kişi vardı; bunu bağdaştıramıyorum. Şöyle düşünün: Yahudi katliamı çalıştayı yapılıyor ve Hitler’i bu çalıştaya davet ediyorsunuz, Gestapoyu bu çalıştaya davet ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VAHAP SEÇER (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

---

**Kaynak gösterme:** Vahap Seçer (CHP, Mersin). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2009-12-24-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
