# İçtüzüğün 60 ıncı maddesine göre yerinden kısa söz

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahap Seçer (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim
- **Tarih:** 15 Şubat 2011
- **Gündem:** İÇTÜZÜĞÜN 60 INCI MADDESİNE GÖRE YERİNDEN KISA SÖZ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2011-02-15-ictuzugun-60-inci-maddesine-gore-yerinden-kisa-soz

> Vahap Seçer (CHP), 15 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 60 INCI MADDESİNE GÖRE YERİNDEN KISA SÖZ); konuşma 1.094 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, son günlerde tarım sektöründe önemli sorunlar yaşanmaktadır. İstikrarsız tarım politikaları, artan girdi fiyatları, düşük ürün fiyatları, yetersiz tarım destekleri, Hükûmetin uygulamaya koyduğu günübirlik yanlış kararlar, oluşan sorunlara çözüm üretmede aciz kalan bir Hükûmet ve neticede, çaresiz ve sahipsiz kalan çiftçimiz.

Değerli arkadaşlarım, tarımsal üretimin bütün kalemlerinde, bütün sektörlerde sorunlar yaşanıyor. Son günlerin en önemli konularından bir tanesi hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlar. Bildiğiniz üzere, 2010 yılının başından bu yana özellikle kırmızı et fiyatlarında akıl almaz muazzam yükselişler oldu. Bu arada, yerli üreticilerimizin de üretim yapamaz duruma geldiği, besi çiftliklerini kapattığı hepinizce aşikâr bilinen gerçekler.

Değerli arkadaşlarım, aslında, hayvancılık sektöründe yaşanan sorunların evveliyatı var, ta 2008 yıllarına kadar gitmek lazım. O dönemde özellikle girdi fiyatlarında önemli artışlar olmuştu. Süt fiyatları önemli ölçüde düşüş göstermişti ve o süreç içerisinde Tarım Bakanlığından beklenen bu konularla ilgili, bu sorunlarla ilgili ivedi tedbirler alması, çözümler üretmesiydi ancak o süreç içerisinde Hükûmet bu konuda, tedbir alma konusunda aciz kalmıştır. Aciz kalmıştır ki binlerce süt ineği kesime gönderilmek zorunda kalmıştır ve üreticiler iflas etme noktasına gelmiştir, hatta iflas etmişlerdir. İşte o günlerde yaşanan o sorunlara çözüm üretemeyen Hükûmet, 2010 yılında, özellikle besicilikte, yani kırmızı et konusunda fiyatların yükselmesinin önünü alamamıştır.

Değerli arkadaşlarım, hatırlayınız o günleri, kırmızı et fiyatlarında yükseliş başladığında, Sayın Bakan, önce ret ve inkâr politikaları güttü, dedi ki: “Hayır, böyle bir şey yok.” Peki, et fiyatları yükseliyor, nedir bunun nedeni? “Bunun nedeni spekülatörler.” dedi. Zaman geçti, dedi ki: “Bizim hayvan varlığımız yeterlidir. Hayvan sayımı yaptırdım, 2 milyon 200 bin büyükbaş hayvanımız var ve ithalata gerek yok.” Zaman geçti, et fiyatları yükselmeye devam etti. Sonra, Sayın Başbakan, Tarım Bakanını uyardı: “Sayın Mehdi Eker, yanlış yapıyorsun, et fiyatlarının yükselmesini durduramadın, bu soruna bir çözüm bul.” dedi ve o zaman Tarım Bakanı çark etti. “İthalata gerek yok.” diyen Sayın Bakan, ithalatın kapılarını ardına kadar açtı. Öncelikle Et Balık Kurumuna canlı hayvan ve et ithalatını serbest bıraktık. O yetmedi, daha sonra özel sektöre de “Hadi bakalım sizler de özel firmalar canlı hayvan ithal edebilirsiniz, et ithal edebilirsiniz.” dedik. Bakın, o günden bu güne -Sayın Tarım Bakanının bu kürsüden verdiği rakamlarla söylüyorum- 64 bin ton karkas et, 69 bin baş besilik dana, 230 bin baş kasaplık sığır, 400 bin baş küçükbaş hayvan ithal etmişiz. Sadece hayvan ithal etmemişiz, birçok hastalık etmenini de, deli dana gibi, mavi dil gibi, şap gibi hastalık etmenlerini de bu yolla ülkemize ithal etmiş durumdayız.

Değerli arkadaşlarım, bu süreç içerisinde Türkiye Cumhuriyeti hükûmetleri döneminde ilk defa Kurban Bayramı’nda kurbanlık hayvan ithal edilmiştir. Çok enteresandır, daha önce yurt dışında çalışan vatandaşlarımız Türkiye’ye gelirken yakınlarına elektronik eşya ya da parfüm ya da çikolata gibi hediyelik eşyalar getirirdi. 2010 yılında yurt dışında çalışan vatandaşlarımız ülkeye gelirken akrabalarına oradan hediye olarak et getirdiler değerli arkadaşlarım.

M. YILMAZ HELVACIOĞLU (Siirt) – Bu kadar abartma ya!

VAHAP SEÇER (Devamla) – Hayvancılık sektörü bu noktalara getirilmiştir. Değerli arkadaşlarım, gerçekten hayvancılık sektörü elden gitmiştir. Hükûmet kaş yapacağım derken göz çıkartmıştır. Et fiyatlarını düşürme amaçlı ithalatı seçmiştir ama diğer taraftan da yerli üreticiyi perişan etmiştir. Bugün yerli üretim yapan besici artık üretim yapamaz durumdadır. Siz de takdir edersiniz ki, ülke şartlarındaki üretim maliyetleri, yurt dışındaki üreticilerin yaptığı üretim maliyetinden katbekat fazladır. Yerli üretici ithal etle, ithal hayvanla rekabet edemez durumdadır. İflas etme noktasına gelmiştir. Küçük yerli üretici yerle yeksan olmuştur. Büyük üretici de üreticiliği bırakmış, artık, onlar da tüccar olmuştur, ithalatçı olmuştur. Et fiyatlarını düşüreceğim diye ithalata yönelen Sayın Bakan, maalesef, yerli üreticinin, çiftçinin katili olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, bu krizden çıkmak için biliyorsunuz son günlerde Ziraat Bankası kanalıyla bu sektöre sıfır faizli kredi açıldı. Yaklaşık olarak 50 bin üreticiye 3,5 milyar liradan fazla kredi dağıtıldı. Aslında bu para çarçur edildi. Daha önceki, 2008 yılında süt sektöründe yaşanan krizde de aynı yol seçilmiş ama bugün gelinen noktada o günkü sorunlar ortadan kaldırılmamıştır.

Sayın Başbakan Sayın Bakana soruyor: “Sayın Eker, biz hayvancılığa oldukça fazla destek veriyoruz, sen böyle söylüyorsun. Bakın, krediler de veriyoruz. Peki, üretimi niye artıramıyoruz?” Ben, Sayın Başbakana cevabı vereyim: Tabii ki böyle önemli bir Bakanlığın başında böyle bir Bakan olursa bu sorunları çözemezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Ülkenin milyarlarca lira parasını sağa sola çarçur edersiniz. Bugün dağıttığınız krediden küçük üretici faydalanamıyor, büyük üreticiler faydalanıyor. Hani Sayın Bakanın “spekülatörler” diye itham ettiği, suçladığı büyük üreticiler bu kredilerden faydalanıyor. Hatta daha ileri gideyim, hayvancılıkla alakası olmayan, farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok firma şimdi bu bedava parayı bulunca bu parayı aldılar ve hayvancılık sektörüne girme kararı aldılar. Bunlar palyatif çözümlerdir, geçici çözümlerdir, istikrarlı politikalar değildir, geleceğe dönük politikalar değildir; bir an önce Hükûmetin bunlardan vazgeçmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan üretime bir çare bulamayınca tüccarlığa soyundu, Et ve Balık Kurumu marifetiyle 100 tane mağaza açıyor, sanki ülkede kasaplar konusunda bir sorun yaşanıyormuş gibi ya da büyük alışveriş merkezlerinde, marketlerde et satış reyonları kapatılmış gibi. Bunlar çözüm değildir. Et fiyatlarını düşüreceğiz diye yabancı ülke çiftçilerine para kazandırıyorsunuz, kendi ülkenizin çiftçilerini bitiriyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, son yıllarda Türkiye’de birçok üründe üretim kaybı olmuştur. Sayın Bakan kürsüye çıktığında üretim artışı sağlanan birkaç üründen bahsediyor. Hoş, onların da pazarlamasında sorun yaşanıyor sebze meyvede olduğu gibi, narenciyede olduğu gibi.

Bakın son sekiz yılda buğdayda üretim yerinde saymıştır. Hatta bazı yıllara göre üretimde ciddi kayıplar söz konusu olmuştur bu yıl olduğu gibi. Biz daha önce Sayın Bakanı uyarmıştık: “2010 yılı üretiminde ciddi kayıplar olacak, kalitede kayıp olacak, üretim miktarında kayıp olacak.” demiştik, “Tedbirlerinizi alın.” demiştik. “Hayır.” demişti, bize karşı görüş belirtmişti. “Üretim de artacak, kalite de artacak.” demişti. Ama bugün Sayın Bakan aralık ayı içerisinde Bakanlar Kurulu kararıyla TMO’ya tarife kontenjanı uygulamasından 1 milyon ton buğday ithalat izni almıştı sıfır gümrükle. Ve bugün Türkiye buğday ithal etmek durumuyla karşı karşıya kalmıştır. 300 bin ton buğdayı da şu anda Türkiye Cumhuriyeti devleti ithal etmiş durumdadır.

Pamukta durum aynıdır. Pamukta üretim geriye gitmiştir. Bir dönem pamuk üretiminde ihracatçı konumda olan Türkiye bugün net ithalatçı konuma gelmiştir. 2002 yılında 1 milyon ton olan lif pamuk üretimimiz bugün 380 bin tonlara düşmüştür. Bunlar yanlış tarım politikalarının ortaya koyduğu sonuçlardır.

Bakınız, bakliyat üretiminde 2002 yılında 1,5 milyon tona yakın olan üretimimiz bugün 800 bin tona düşmüştür. Bakliyatta net ihracatçı olan Türkiye bugün ithalatçı konuma gelmiştir. 2002 yılında bakliyatta 420 bin ton ihracat yapan Türkiye bugün 250 bin ton ihracat yapar duruma düşmüştür. İthalatımız 2002 yılında 26 bin tonken bugün 300 bin ton seviyelerinde ithalat yapar duruma gelmişiz.

Şeker pancarında aynı durum. 16,5 milyon ton üretimden 14 milyon tona düşmüştür.

Yağlı tohumlar, soya, ayçiçeği, aspir, kanola… Bu kadar destek ödediğimizi iddia ediyoruz yağlı tohumlar üretimini artırmak için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Vahap Seçer (CHP, Mersin). “İçtüzüğün 60 ıncı maddesine göre yerinden kısa söz”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahap-secer-23-2011-02-15-ictuzugun-60-inci-maddesine-gore-yerinden-kisa-soz (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
