# Terör ve terörle mücadeleden doğan zararve ziyanın ödenmesi hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahdet Sinan Yerlikaya (CHP, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim
- **Tarih:** 5 Nisan 2007
- **Gündem:** TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARVE ZİYANIN ÖDENMESİ HAKKINDA
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c152/b085/tbmm221520850742.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahdet-sinan-yerlikaya-22-2007-04-05-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararve-ziyanin-odenmesi-hakkinda

> Vahdet Sinan Yerlikaya (CHP), 5 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARVE ZİYANIN ÖDENMESİ HAKKINDA); konuşma 1.100 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Tunceli) - Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlar; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, ayrıca Avukatlar Günü. Bütün avukat meslektaşlarımın bu gününü kutluyorum, basanlar diliyorum. Bu münasebetle, yargımızın içinde bulunduğu sorunların da bir an önce çözülmesini talep ediyorum.

Değerli arkadaşlar, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Yasası, biliyorsunuz, 27 Temmuz 2004 yılında meriyete girdi. Ekim 2004 yılında da, bu Yasa'ya uygun bir yönetmelik düzenlenerek Bakanlık tarafından uygulamaya konuldu. Bu Yasa etkin bir şekilde uygulanıyor mu? Bu Yasa'nın etkin ve hızlı bir biçimde uygulanması için gerekli sistem oluşturulmuştur. Bunu konuşmak istiyorum. Bu sorulara bir yanıt aradığımızda, ne yazık ki, bu Yasa'nın hızlı ve etkin bir biçimde uygulandığını, sonuçlandığını kabul etmek, söylemek mümkün görülmüyor. Ayrıca, bu ataletin, bu yavaşlamanın neden, niçin kaynaklandığı konusunda da Bakanlıkça da herhangi bir iyileştirilmenin, bir değiştirilmenin söz konusu olmadığını vurgulamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz bu Yasa'yı biz neden çıkarmıştık? Bu yasa, yıllarca, orada terör ve terörle mücadeleden kaynaklanan sorunları olan vatandaşlarımızın sıkıntılarını, dertlerini, zarar ve ziyanlarını karşılamak için devletimiz bir ulufe olarak, bir yardım olarak değil, hukukun, hakkın, devletin bir yüceliğini göstermek için bu Yasa'yı hazırlamıştık ve hepimiz, bu yüce Mecliste, oy birliğiyle, bütün partilerin, bütün milletvekili arkadaşlarımızın katılımıyla bu yasayı oy birliğiyle çıkarmıştık diyebilirim. Yani, bu yasa, belki, Meclis tarihinde oy birliğiyle kabul edilen ender yasalardan bir tanesidir.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ne yazık ki, alt komisyonun bizzat, yerinde, giderek tespit ettiği raporlar ve raporlardaki zararlar üst komisyonlarca zamanında karara bağlanmıyor. Yani, alt komisyon gidiyor, yerinde incelemeyi yapıyor; dağa gidiyor, bağa gidiyor, ovaya gidiyor, en sıkıntılı yerlere alt komisyon gidiyor. Ama, ilde oturan, yerinde keşif yapmayan, yalnızca alt komisyonun verdiği raporları inceleyen üst komisyonlar ve o üst komisyonlara mensup arkadaşlar, bu kararları vermekte geciktiriyorlar. Neden geciktiriyorlar, anlayamıyorum. Şimdi, alt komisyon gidiyor, orada, hakikaten, teröre rağmen, baskılara rağmen, birtakım olumsuzluklara rağmen o insanlar gidiyor, büyük bir özveriyle bu raporları hazırlayıp getiriyorlar, vilayette komisyon başkanlarına teslim ediyorlar. Ama, bir görüyoruz ki, aylar geçiyor, yıllar geçiyor, üst komisyonlar bir türlü karar veremiyor.

Tabii, bu konuda birtakım eksiklerin olduğunu da biliyoruz. Şimdi, İçişleri Bakanlığı, komisyon başkanlarını, o ilin yalnızca vali yardımcılığı kadrosuna göre sınırlandırmış. Yani, örneğin, Tunceli'de üç vali yardımcısı kadrosu varsa üç komisyon kurma yetkisi var. Çünkü, biliyorsunuz, komisyon başkanlarının vali yardımcısı olma durumu var. Şimdi, üç komisyona siz havale ettiğinizde, bu üç komisyon... Vali yardımcısı, kimi tayin oluyor gidiyor, kimi eksik geliyor. Mesela, bugün, ilimizde iki tane vali yardımcısı var. Tabii, çalışmalar, ister istemez -yani, bir yönden bu konudan da kaynaklanarak- yürümüyor, hantallaşıyor.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada bir iyileştirme yapmak lazım, yani, yaptığımız, uygulamada gördüğümüz eksikleri şöyle gidermemiz mümkün: İlçeler kaymakamlarına komisyon başkan sıfatının verilmesi lazım. Her ilçe kendi kaymakamının başkanlığında bir komisyon oluşturmalı, oradaki alt komisyonların verdiği kararlar, üst komisyonlarca da karara bağlanmalıdır. Bu konuda yavaşlama, tabii giderilebilir. Kaymakamlar bu konuda yetkilendirilse hızlı bir biçimde sonuç almamız mümkün olacaktır.

Yine, değerli arkadaşlar, alt komisyonlar bir karar veriyor. Örneğin, 100 milyar liralık bir zarar ziyan olduğunu tespit ediyor, ama, bir bakıyoruz, üst komisyonlarda bu zarar ziyan 10 milyara düşürülmüş, 20 milyara düşürülmüş. Bu konuda hukuksal gerekçe nedir? Objektif kuralları nedir? Niye böyle düşün... Bunun bir gerekçesi yok. Çağırılıyor vatandaş "Kardeşim ben sana 10 milyar, 20 milyar tazminat veriyorum. Al sulhnameyi imzalıyorsan imzala, imzalamıyorsan ben talebini reddediyorum veya böyle bir karar veriyorum, gidersin mahkemeye." Bu yanlış bir olay değerli arkadaşlar. Alt komisyon gidiyor, yerinde gerekli araştırmayı yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Devamla) - Sayın Başkanım, lütfen, önemli bir konu.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yerlikaya.

VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Devamla) - Çok teşekkür ederim.

Alt komisyon, gidiyor, orada -demin de söylediğim gibi- bin bir müşkülatla olayı araştırıyor, mühendisini götürüyor, bilirkişisini götürüyor, gerçek zarar miktarım ortaya koyuyor. Bu, o üst komisyona geldiği zaman, orada bakıyorsunuz bu, 10 milyara, 20 milyara çekiliyor. Adamın zarar ziyanı olmaktan çıkıyor, bir ulufe, bir yardım -bir fakir fukaraya bir yardım edersiniz- o duruma düşüyor. Yazıktır, günahtır! Bu insanlarla oynamanın bir hakkı var mıdır değerli arkadaşlar? Ya bunu yapın, adam gibi uygulayalım bunu ya da bunu kaldıralım. Yani, vatandaşı umut içinde, vatandaşı beklenti içinde, vatandaşı heyecan içinde bırakmanın bir âlemi var mıdır? Yani, 100 milyarlık bir zararınız oluyor, size, orada, üst komisyon 10 milyar, 20 milyar bir zarar ziyan veriyor. Bu zarar ziyanla, gidin evinizi yapın, tarlanızı eski duruma kavuşturun, kanalınızı açın, arkınızı yapın, hayvanınızı alın... Değerli arkadaşlar, bu, vatandaşla oynamadır. Yapmayalım bunu. Ya uygulayalım ya bu Yasa'yı geri çekelim. Yani, vatandaş bıktı, usandı.

Tabii, vatandaş ne yapıyor? Dönüyor milletvekillerine, haklı olarak, kendi vekillerini arıyor. Olağanüstü hâlden gelen milletvekili arkadaşlarımız biliyor. Her gün bu konuda yüzlerce, binlerce mektup...

Bakınız, Ovacık'tan bir mektup geldi bana, daha şimdi postacı bana verdi, onu size okuyayım. Yani, şu anda, odamdan çıkarken postacı içeri girdi, tam üzerine de bir mektup verdi: "Sayın Yerlikaya, bizler, Yakatarla, Işıkvuran ve Mercan köyleri halkıyız. 1994 köy boşaltmaları sonucu meydana gelen zararlarımızın karşılanması için, Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkan Yasa'dan fay- dalanmak için müracaatta bulunduk. Yapılan müracaatlar sonucu oluşturulan komisyonlar tarafından zararlarımız tespit edildi. Ancak, geçen zaman zarfında, tespit edilen zararlarımız tarafımıza ödenmeyip mağdur edildik. Edindiğimiz bilgiye göre, diğer ilçelerimizde de aynı durum mevcuttur." diyor. İşte buyurun, taze bir mektup, daha üç gün önce postaya verilmiş.

Şimdi, bunu yapmamak lazım. Ben, buradan, Sayın Bakanımızdan rica ediyorum: Bu Yönetmelik bir elden geçirilsin, bir iyileştirme yapılsın. Komisyon başkanı yalnızca vali yardımcılarından değil, ilçe kaymakamlarına o yetki verilsin, ilçe kaymakamları "komisyon başkanı" sıfatıyla komisyonları oluştursunlar ve çalışmalara başlansın.

Ayrıca, değerli arkadaşlar, bu zarar ziyanların aşağı çekilmesi, hakikaten çok ayıp bir şeydir. Eğer, alt komisyon bir zarar ziyanı tespit etmiş, objektif kurallar içinde, o mühendis bilirkişi gitmiş, ziraat mühendisi gitmiş, bunu ölçmüş biçmişse, takdir yetkisine güvenerek bunu aşağı çekmenin bir vicdanı var mıdır? Bunu size soruyorum. Yani, oradaki ziraat mühendisi, inşaat mühendisi, evin değerini, tarlanın değerini, oradaki kavağın, cevizin değerini veriyor. Ama, üst komisyonda, bu konuda hiç yetkisi olmayan, bilgisi olmayan kişiler, bakıyorsunuz, bunu öyle bir aşağı çekiyorlar ki, bir ulufe gibi, fakire sadaka verirmiş gibi bir hâle getiriyor. Bunlar yanlıştır. Bunu biz kabul etmiyoruz. Böyle ise, bunun hiç verilmemesi daha doğru yoldur. Bunu ben, hem Bakanımızdan hem sayın valilerimizden, komisyon başkanlarımızdan rica ediyorum. Vatandaşın gerçek hakkını ödesinler; dosyalar, yerinde, zamanında incelensin ve karara bağlansın.

Değerli arkadaşlar, bu konuda hepinizin yardımınıza ihtiyacımız var, Hükümetin çahşmalanna ihtiyacımız var, valilerimizin, komisyon başkanlarımızın çalışmalarına ihtiyacımız var diyorum.

Yanlış anlamayın, hakikaten çok önemli bir konudur. Orada, bölgede 11 milyon kişiyi ilgilendiren bir konudur. Bu konu üzerinde bölge milletvekillerinin hassasiyetle durmalarını rica ediyorum. Bu konu hepimizin konusudur, Türkiye'nin bir konusudur. Bu, barışa, oradaki iyileştirmeye, oradaki insanların devlete olan güveninin pekiştirilmesine de sebebiyet verecektir. Bu, yalnız, bir yardım, bir zarar, ziyan değildir; bunun manevi bir yönü de vardır.

Bunu da unutmamanızı diliyor, yüce heyetinizi tekrar selamlıyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Vahdet Sinan Yerlikaya (CHP, Tunceli). “Terör ve terörle mücadeleden doğan zararve ziyanın ödenmesi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 5 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahdet-sinan-yerlikaya-22-2007-04-05-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararve-ziyanin-odenmesi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c152/b085/tbmm221520850742.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
