# Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahit Çekmez (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 24 Temmuz 2003
- **Gündem:** ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU (S.S.237)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahit-cekmez-22-2003-07-24-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku

> Vahit Çekmez (CHP), 24 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU (S.S.237)); konuşma 1.315 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA VAHİT ÇEKMEZ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, esnaf ve sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur 2.9.1971 tarihinde kabul edilen 1479 sayılı Kanunla kurulmuştur.

Kısaca, Bağ-Kur sigortalısına değinecek olursak; 1479 sayılı Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet aktiyle bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde Gelir Vergisi mükellefi olanlar ve Gelir Vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkârlar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar Bağ-Kur sigortalısı sayılır.

1.10.1972 tarihinde kuruluşunu tamamlayarak, sigortalılarına malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarında hizmet vermek üzere çalışmalarına başlayan Bağ-Kur, 1.1.1986 tarihinde uygulamaya konulan 3235 sayılı Kanunla, üç yıllık süreç içerisinde, kademeli olarak sağlık sigortası uygulamasına da başlamıştır.

1479 sayılı Kanuna tabi yaklaşık 3 100 000 sigortalısı ile 1 200 000 emekli ve hak sahibi bulunan ve ülke nüfusunun yaklaşık 14 000 000'luk kısmını kapsayan Bağ-Kur, diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında olduğu gibi, primlerin düzenli tahsil edilememesi nedeniyle finansman açığı sorunuyla karşı karşıya kalmıştır.

Bir sosyal güvenlik kurumu için çok kısa bir süre olan yirmibeş yıl gibi bir sürede yeni yeni emekli vermeye başlaması gereken Bağ-Kurun, bugün, 1 000 000'un üzerinde sigortalı ve hak sahibine aylık ödemesi, kurumun daha kuruluşunda sosyal güvenlik normlarına uymayan bir yapıyla kurulmuş olduğunu açıkça göstermektedir. Kurum, başlangıcından itibaren birçok olumsuzluğu bünyesinde taşıyan hatalı bir zemin üzerine oturtulmuştur. Acil önlemler alınmadığı takdirde, Bağ-Kurun finansman açıkları devam edecektir. Bu nedenle, kurumun gelir ve giderlerini düzenleyici ve prim tahsilatını artırıcı bir dizi tedbirin hem 1479 sayılı Kanunda hem de 2926 sayılı Kanunda yapılacak değişiklikle yürürlüğe konulması bir zorunluluk halini almıştır.

(1) 237 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Diğer taraftan, tarımda kendi adına ve hesabına çalışanların sigorta işleri de Bağ-Kur tarafından yürütülmektedir; ancak, Bağ-Kurun uygulamasını yürüttüğü 1479 sayılı Kanun ile tarım kesiminde çalışanların sigortasına ilişkin 2926 sayılı Kanun tarafından düzenlenen sigorta yardımları arasında büyük norm ve standart farklılıkları bulunmaktadır. Bu nedenle, sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması, prim tahsilatının artırılması, sigortacılığın kendi finansman kaynaklarıyla sürdürülebilmesi için sigorta kolları ve sigorta kuruluşları arasında norm ve standart birliğinin sağlanması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yeni teşkilat şemasına bakıldığında, Bağ-Kurun, bu yasayla, Bakanlığın idarî ve malî açıdan özerk bir kuruluşuyken, bu bağımsızlığın siyasîleştirilerek, ilgili kuruluşu haline getirildiği, bu şekilde, siyasî iradenin kuruma daha rahat müdahale edebilmesi yolunun açıldığı görülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Bağ-Kur, öncelikle, kendi nam ve hesabına çalışan ve esnaf sicil memurluğu ile odalarına kayıtlı esnaf ve sanatkârlarımıza hizmet vermektedir. Ticaret hayatında bulunan kişilerin vergi mükellefiyeti çeşitli sebeplerden dolayı süreklilik arz etmeyebilir. Zaman zaman vergi mükellefiyetine kısa da olsa esnaflarımız ara vermektedirler.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, esnaf ve sanatkârlar sicili kayıtları, kamu güvenini haiz resmî kayıtlardır.

507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 114 üncü maddesinde belirtildiği üzere, esnaf ve sanatkâr sicillerinin sağlıklı ve güvenli bir şekilde tutulması ve yayınlanması amacıyla, her il merkezinde ticaret davalarına bakan asliye hukuk mahkemeleri nezdinde o ili kapsamak ve o il sınırlarında çalışmak üzere esnaf ve sanatkâr sicili kurulmaktadır.

Sicil işlemleri, ticaret davalarına bakan asliye hukuk mahkemesinin gözetimi altında Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca atanan sicil memuru tarafından yönetilmekte ve Türk Ticaret Kanununun 26 ve 46 ncı maddeleri esnaf ve sanatkâr sicili hakkında da uygulanmaktadır.

1479 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde yapılan bu değişiklik, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla geçmişte getirilen ve ciddî mağduriyetlere sebebiyet veren sorunları yeniden ortaya çıkaracak ve esnaf ve sanatkârlar sicil kayıtlarımız güvenilirliğine rağmen dikkate alınmayacak, meslek kuruluşlarımız sistemin dışına itilecektir.

Ayrıca, 4369 sayılı Yasayla getirilen uygulama sonucunda, belge düzeni yavaş yavaş sistemli hale gelmektedir. Birkaç yıl sonra tüm mükelleflerin gerçek usule geçiş yapabilecekleri ihtimali gerçekleştiğinde, artık, vergiden muaf esnaf kalmayacaktır. Bu koşullar gerçekleştiğinde, Bağ-Kur ile meslek kuruluşlarımızın ilişkileri kopma noktasına gelecektir.

Değerli arkadaşlarım, meslek odalarımızın esnaf ve sanatkâr sicil kayıtlarının tescili, sigortalılığın terkini ve adres güncelleştirmelerindeki rolünü gözardı eden ve kurumun otuzbir yıllık mazisine damgasını vurmuş ve sürekli işbirliği içinde çalışmış meslek kuruluşlarımızı sistemdışı bırakan bu madde de, önceden olduğu gibi, esnaf ve sanatkâr siciliyle birlikte meslek odaları kayıtlarının da dikkate alınmasına ilişkin düzenleme yapılmalıdır. Dolayısıyla, kanun tasarısının 15 inci maddesiyle, vergi kaydı olmayan ya da vergi kaydını sildirdikten sonra faaliyeti devam eden, meslek odası ve esnaf ve sanatkâr sicil kaydına göre Bağ-Kurlu sayılan sigortalıların sigortalılıkları geçersiz kılınmaktadır.

Sigortalılığın sona ermesinde, daha önce, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanların, esnaf ve sanatkâr sicilinden veya kanunla kurulu meslek kuruluşundaki üye kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınmaktayken, bu tasarıyla, yalnız gelir vergisinden muaf olanların esnaf ve sanatkâr siciliyle birlikte, kanunla kurulu meslek kuruluşundaki üye kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, esnaf ve sanatkârlarımız, Körfez krizinin yaşandığı 1991 yılından bu yana ekonomik sorunlarla mücadele etmektedir. Son üç yılda, bu sorunlar, cumhuriyet tarihimizde yaşanmamış oranlara yükselmiştir. Türkiye genelinde, sadece kayıt altındaki yaklaşık 450 000 esnaf ve sanatkâr işyerini kapatmak zorunda kalmıştır. İşyerini kapatmayan esnaf ve sanatkârımız borç içerisinde iş hayatını devam ettirmeye çalışmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, kepenk kapatmak zorunda kalan esnafımızın birçoğu, kent merkezlerinde kurulan ve faaliyet gösteren hiper/ grosmarketlerin haksız ve insafsız rekabeti sonucunda faaliyetlerini sonlandırmıştır. Esnaf ve sanatkârlarımızın sorunlarının araştırılması amacıyla arkadaşlarımızca verilen Meclis araştırması önergesi, hükümetin "esnaf ve sanatkârın sorunlarını yakından biliyoruz" gerekçesiyle, maalesef, reddedilmiştir. Esnaf ve sanatkârımızın sorunları biliniyorsa, sekiz aydır, bu sorunların çözümü yolunda neden somut adımlar atılmamıştır? Hükümet neyi bekliyor?

Değerli arkadaşlarım, bu kanunda, yaşlılık aylığı bağlananlardan ticarî veya meslekî kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde Gelir Vergisi mükellefiyeti devam edenlerin aylıklarından yüzde 10 sosyal güvenlik destek primi kesilmesine ilişkin uygulama yer almaktadır.

Sosyal güvenlik destek primi kesintileri, emekli olduktan sonra, aldıkları maaşların yetersizliğinden dolayı tekrar çalışmak zorunda kalan esnaf ve sanatkârımızı mağdur etmiştir. Zaten, birçoğu yoksulluk sınırında bir aylık alan kesimimiz, bu uygulamayla zor durumda kalmışlardır. Uygulanmaya başlandığı günden bu yana kesimimizin yoğun tepkisine yol açan ve mağdur eden bu uygulamaya, kesinlikle, son verilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, kanun tasarısının ek 19 uncu maddesindeki "Bu kanunun yürürlük tarihinden önce kuruma kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süre hiç prim ödemeyenlerin bu sürelere ilişkin prim borçları sigortalının ödeme tarihinde bulunduğu gelir basamağının prim tutarları üzerinden hesap ve tahsil edilir" hükmü değiştirmelidir; çünkü, geriye dönük prim borcunu ödeyemeyen sigortalı, doğal olarak Bağ-Kur Sağlık Sigortasından ve diğer haklardan yararlanmamaktadır. Çeşitli nedenlerle prim borcunu ödeyemeyen sigortalının ödeme yapamadığı dönemlere ait prim asıllarının, yasal faizleriyle birlikte, önceki dönemlerde olduğu gibi, kurum tarafından tahsil edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, kanun taslağı metninde olduğu gibi, bu uygulama, hukuk kurallarına aykırı bir işlem olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, esnaf ve sanatkâr, devletin her zaman en büyük destekçisi olmuştur; her türlü sıkıntı ve zorlukta, devletine ve milletine sahip çıkmıştır; sıkıntılara büyük özverilerle katlanmış, en zor şartlarda bile direnmiş ve tepkisini hep içine akıtmıştır. Bunu, sadece ve sadece, ülkesinin menfaatı için yapmıştır; ama, bugün, geldiğimiz durum belli. Esnaf ve sanatkârın karşısında tam bir çözümsüzlük var. Özellikle son yirmi yıldır, esnaf ve sanatkâr, mevcut iktidarlar tarafından hep fedakârlık yapması istenilen kesim olmuştur. Sıkıştığında aldığı ekvergilerle, devlet, esnaf ve sanatkârı kendisine finans kaynağı olarak görmüştür.

Elindeki sınırlı sermayesine rağmen bileğinin, emeğinin gücüyle ülke ekonomisine üretim sağlayarak katkıda bulunmaya çalışan, bir bardak çayı bile veresiye vermek zorunda kalan kahveci, her geçen gün yakıta gelen zamdan kontağını çalıştıramaz duruma gelen taksici, ekmeği bile deftere yazan bakkal, eti gramla satmak zorunda kalan kasap... Yaşanan bunca sıkıntılara rağmen, esnaf ve sanatkâr, ülkemizin ve ekonomimizin belkemiği olmaya devam ediyor.

Ayrıca, esnaf ve sanatkâr kesimi, tüm bu ülke sorunlarının yanı sıra, kendisiyle ilgili bazı düzenlemelerin yetersiz olmasıyla da mağdur duruma düşüyor ve bu mağduriyetlerinin en kısa sürede giderilmesini istiyor ve bekliyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Vahit Çekmez (CHP, Mersin). “Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-cekmez-22-2003-07-24-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
