# Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kanun tasarısı (s.s.851)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahit Çekmez (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim
- **Tarih:** 7 Nisan 2005
- **Gündem:** ESNAF VE SANATKARLAR MESLEK KURULUŞLARI KANUN TASARISI (S.S.851)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahit-cekmez-22-2005-04-07-esnaf-ve-sanatkarlar-meslek-kuruluslari-kanun-tasarisi-s-s-851

> Vahit Çekmez (CHP), 7 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR MESLEK KURULUŞLARI KANUN TASARISI (S.S.851)); konuşma 1.677 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA VAHİT ÇEKMEZ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının e-esnaf ve sanatkâr veritabanı kayıtlarına göre 3 443 255 aktif üye sayısıyla toplumumuzun önemli bir kesimini oluşturan esnaf ve sanatkârlarımız -ki, güncelleme işlemleri tamamlandığında bu rakamın daha da artacağını düşünüyorum- ülke çapında istihdamı azımsanmayacak bir katkı sağlayan, sermaye ve refahın tabana yayılması, gelir dağılımının iyileştirilmesi ve bu suretle sosyal dengelerin kurulmasında önemli bir unsurdur.

Yukarıda aktif üye sayısı vererek açıkladığım rakam, yanlarında ve meslek kuruluşlarında çalıştırılanlar ile aile fertlerini de gözönüne aldığımızda 20 000 000 ile 25 000 000'u bulmaktadır; yani, toplam nüfusumuzun yüzde 30'unu bu kesim oluşturmaktadır. Bu kesim, devletinden iş istemeyen, özellikle işletme sayılarının çokluğu, ülke çapında kendi yarattığı istihdam seviyesi, bölgesel kalkınma ve gelişmeye katkıları yönüyle de devlete önemli katkı sağlamaktadır.

Esnaf ve sanatkârlar, sadece ekonomik ve ticarî bir fonksiyona sahip olmakla birlikte, tarihî bir misyona da sahiptirler. Tarih boyunca her toplumda, özellikle de sosyal ve ekonomik çalkantıların olduğu, büyük krizlerin yaşandığı dönemlerde bir denge ve istikrar unsuru olmuş; bunu da yakın geçmişimizde defalarca kanıtlamıştır. Bu özelliğiyle toplumun diğer kesimlerine de örnek olmaktadır. Bu nedenle, esnaf ve sanatkârların sosyal, siyasal ve ekonomik dengeler üzerindeki tartışılmaz önem ve etkinlikleri nedeniyle, daha verimli çalışabilmeleri ve gelişmeleri için hükümet politikalarıyla gerekli destekler verilmelidir. Söz konusu destekler kredi şeklinde veriliyor diyebilirsiniz. Esnaf ve sanatkârın büyük çoğunluğu krediyi alırken işini geliştirmek için değil, o anki zor durumundan kurtulmak amacıyla almaktadır. Söz konusu kredileri geri ödemek dahi onlar için bir kapanma sebebi olmaktadır. Zaten, bu kredi miktarları da yeterli değildir. Gelişmiş ülkelere baktığımızda, işletmelere verilen toplam kredinin Japonya'da yüzde 50'si, Fransa'da yüzde 48'i, Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 43'ü küçük işletmelere kullandırılırken, Türkiye'de bu oran ise yüzde 4 civarındadır. 2002 yılında açılan işyerleri 122 393, kapanan 117 600; yüzde olarak baktığımızda, yüzde 96'sı kapanmıştır. 2003 yılında açılan 141 291, kapanan 104 400; yüzde olarak, yüzde 74'ü kapanmıştır. 2004 yılında ise açılan 146 095, kapanan 92 700; yüzde olarak, yüzde 63'ü kapanmıştır.

Bu rakamları neden verdiğime gelince; devlet yatırım yapmıyor veya yapamıyor; sebeplerini biliyoruz. Hükümet, vergi politikası gereği, vergi gelirini artırma yolunda, yine esnaf ve sanatkârı kuşatmış durumda. İşsizlik almış başını gidiyor. Biraz olsun sermayeye sahip olan kişiler, esnaf ve sanatkârlığı umut kapısı olarak görüyor. Devletime yük olmadan geçimimi temin ederim düşüncesiyle, 5 000 nüfuslu bir ilçede 200 berber, 20 fırın, 250 kahvehane açılıyor; açılıyor açılmasına; ama, çalıştırın bakalım! Bu insanlar ne kazanacak ve neyin vergisini verecek?! Ekmeğini kazanma gayreti içinde azmini ve emeğini ortaya koyan bu insanlar, Bağ-Kura borçlu oldukları için tedavi olamıyor, işyeri sahibi oldukları için yeşilkart alamıyor.

Ahilikte işyeri açılması arz-talep doğrultusunda olurdu; isteyen istediği yerde, istediği işletmeyi kuramıyordu. Günümüzde gelişmiş ülkeler de bu sistemi dikkate alıyor. Bizlerin bu konuda eksiği ise çok fazla. Plansız kurulan küçük işletmeler, maalesef, belli bir süre sonra kapanmak zorunda kalıyor. Burada herkese bir sorumluluk düşüyor. Bu sorumluluk, esnafın belli bir plan çerçevesinde faaliyette bulunmasını sağlamaktır.

Esnafın içinde olan ve onların sıkıntılarını bilen birisi olarak söylüyorum, gidin dolaşın esnafı, çoğunluğundan şu cevapları alacaksınız: İşlerinin geçen senelere göre azaldığını, ekonomik gelişmelere göre canlanacağını düşündükleri satışlarının beklentilerin çok altında seyrettiğini, vergilerini ödeyemediklerini, Bağ-Kur primlerini ödeyemediklerini duyacaksınız. Büyüme hızıyla rekor kırıyor dediğiniz ekonomi nerede?! Neden esnaf bu büyümeden hiç etkilenmedi?!

Değerli arkadaşlarım, hiç bölgenizdeki esnafı ziyaret ediyor musunuz?

AYHAN ZEYNEP TEKİN (BÖRÜ) (Adana) - Evet...

VAHİT ÇEKMEZ (Devamla) - Gittiğinizde gözlerindeki umut ışığını görebiliyor musunuz? Eminim ki, gittiğiniz esnafa, sabretmesi gerektiğini, onların beklentilerinin yakında gerçekleşeceğini söylüyorsunuzdur. Hem kendinizi hem de sizden bir ümit bekleyen o insanlardan artık gerçekleri saklamayın, ekonominin iyiye gideceğini, işlerin düzeleceğini söylemekten vazgeçin. Ekonomi iyiye de gitse, gördük ki, esnafın durumunda bir değişiklik olmuyor. Ülkemizde bakkaldan kimler alışveriş eder; dargelirli işçi, memur, emekli. Onlar da, artık, veresiye defterlerini kapatamadıkları için bakkala selam vermez oldu, hepsi daha kötü bir şekilde kredi kartı batağına saplanmış durumda.

Değerli milletvekilleri, son zamanlarda, birçok kuruluşumuz, şu veya bu sebeplerle özelleştiriliyor. Bu özelleştirilmelerde, ülkemizin kaynaklarıyla, hepimizin vergileriyle kurulan birçok tesis yok pahasına satılıyor ve yine görüyoruz ki, bu kuruluşumuza yabancılar talip oluyor. Soruyorum sizlere, tamamen millî kaynaklarımızla kurulan ve yıllardır ülke ekonomisine katkıda bulunan ve halen ekonominin katalizörü görevini üstlenen bir TÜPRAŞ'ı, Petkim'i, Ereğli Demir-Çeliği, Tekeli veya havayolunu, et kombinasını, süt fabrikasını neden yabancılar almak istiyor?

Endüstri Bölgeleri Kanununda yapılan değişiklikle bölgesel ve sektörel teşvikler etkinleştirilmiş, doğrudan yabancı sermayenin önü açılmıştır. Burada yanlış anlaşılmasın, ben yabancı sermayenin karşısında da değilim. Gelsinler, yatırım yapmak istiyorlarsa yasalarımız mevcut, yenilerini kursunlar; ama, durum öyle değil. Görüldüğü gibi, bizler, yabancı sermayeyi çekelim derken, ulusal varlıklarımız, şirketlerimiz, sanayi tesislerimiz el değiştiriyor. Farkında değiliz ya da farkındayız; fakat, siyasî hesaplar uğruna ses çıkaramıyoruz.

Peki, bu yabancı şirketlerin önlenemez büyümeleri karşısında sektörde kendi yağıyla kavrulmaya çalışan esnaf ve sanatkârlar ne yapacak, onların karşısında nasıl dimdik ayakta duracak; tabiî, duramayacak, dükkânını, tamirhanesini, imalathanesini kapatmak zorunda kalacak. Sonuç; işsizler ordusuna yeni neferler ve sosyal patlama.

Değerli arkadaşlarım, son yıllarda şehir merkezlerinde boy gösteren hiper ve grossmarketler bile onbinlerce küçük esnaf ve sanatkârın yok olmasına neden olmamış mıdır. Binlerce bakkal, kasap, manav, terzi ve daha niceleri işyerlerini kapatmak zorunda kalmamış mıdır. Ekonomik hayatın can damarını oluşturan esnaf ve sanatkârlarımızın ekonomik hayatlarını bitirme yolunda katalizör rolü oynayan hipermarketler, sadece ekonominin dinamizmini ortadan kaldırmayıp, toplumu sosyal açıdan da çıkmaza sokmaktadır. Onları belli bir şekle sokmak, kurallar içinde kalmalarını sağlamakla yükümlü kimi kurum ve kuruluşlar ile yerel yönetimler, hatta devlet, tersine, bu girişimleri teşvik belgesiyle özendirmektedir. Esnaf ve sanatkârların büyük mağazaların haksız rekabetinden korunmasına yönelik hazırlandığı bizzat Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanımız tarafından geçen yılki bütçe görüşmelerinde de ifade edilen hipermarketler ve grossmarketlerle ilgili yasa tasarısı henüz ortada yok. Şayet, Sayın Bakanımın dediği gibi tasarı hazırsa, neyi bekliyorsunuz; sevk edin Meclise, hep birlikte görüşelim.

Bu tasarıyla, esnafın haksız rekabeti önlenecek, ödemelere belli bir disiplin getirilecek, en önemlisi de belirli büyüklükteki mağazaların, şehircilik açısından, trafik açısından yoğunluk arz eden bölgelerde, esnafın yoğun olarak bulunduğu yerlerde kurulmaması konusunda önlemler getirilecektir. Sayın Bakanım, bu yasa tasarısının hazırlıkları sırasında, Almanya, Fransa, Amerika, hatta Polonya ve Macaristan'da da durumu incelediklerini, Türkiye'de 50'ye yakın vali, belediye başkanı, esnaf kuruluşlarıyla toplantılar yaptıklarını, bu hiper ve grossmarket sahipleriyle de görüşülerek herkesin uzlaştığı bir tasarı hazırladıklarını söylemişti. Tam iki yıl geçti; ne olacağı belli değil.

Bu yasa tasarısının gündeme gelmemesi dolayısıyla, kasaptan manava, mobilyacıdan oyuncakçıya kadar birçok sektör olumsuz etkilenmekte ve birer birer dükkânlar kapatılmaktadır. Büyük marketler, birkaç ürünü ucuza satmakta ve bu açığı diğer ürünlerden karşılamaktadır. Hatta, malı alırken dahi, çok büyük miktarlarda alım yaptığından, küçük esnaftan daha ucuza mal etmektedir. Küçük esnafın, maalesef, bu şansı yoktur. Bazı büyük marketler, gıda ürünlerinde bile oniki aya varan taksitlendirmeler yapıyor. Bu, tek dayanağı borç defteri olan bakkallara vurulan son darbedir. Bu yıl işyerini kapatan esnafın sayısı geçtiğimiz yıllara göre azalmasına karşın, önlenememektedir. Kapanan kepenkler, işsizler ordumuzun sayısını her geçen gün artırmaktadır. Bu yasa tasarının ne zaman Meclisimizin gündemine alınacağını Sayın Bakanımıza sormak istiyorum ve biliyorum ki, bana net bir cevap veremeyecek. Bu tür büyük marketler tüm şehirlerimizde yaygınlaştıktan sonra, yasa tasarısı belki gündeme gelir; fakat, iş işten geçmiş olmaz mı sevgili arkadaşlar?!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları olarak, dayanağını Anayasadan alan esnaf ve sanatkârlar oda, birlik, federasyon ve konfederasyonunu verimli çalışacak bir yönetim yapısına kavuşturacak, ayrıca demokratik bir katılım ortamı sağlayacak olan kanun tasarısının genel gerekçesinde yer alan birkaç maddeye değineceğim.

Tasarının genel gerekçesine baktığımızda "esnaf ve sanatkârların örgütlenmesi ve yanlarında çalıştırdıkları çırak, kalfa ve ustaların meslekî eğitimleri ile ahilik prensiplerine yönelik kanunların yarım asrı aşan tatbikatı ve esnaf ve sanatkâr kesiminin bizzat başvuruları, esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yöneticilerinden ve yanlarında çalıştırdıklarından gelen şikâyet ve talepler ile bu kuruluşlarda bakanlık denetim elemanlarının yaptıkları denetim sonucu, yürürlükteki mevzuatın; esnaf ve sanatkârların meslekî ve teknik ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, meslek disiplin ve ahlakını korumak ile birlikte sağlıklı bir şekilde örgütlenmelerini sağlamak amaçlarını gerçekleştiremediği görülmüş, bu amaçları gerçekleştirmek üzere, bütün bunları bünyesinde bulunduran, elektronik ortamda her türlü bilgiye ulaşılabilen şeffaf bir yönetim için yeni bir yasal düzenleme yapılmasına gerek duyulmuştur" denilmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarıyla, esnaf ve sanatkârların çalışma koşulları ve geleneksel iş ilişkileri altüst edilmiş durumdadır. Tasarının bazı maddelerinin bu şekliyle yasalaşması halinde, esnaf ve sanatkârlarımızın geleneksel yapısı ve iş düzeni bozulacak; dolayısıyla, bahsedilen hedeflere ulaşılamayacaktır.

Yine bu kanun tasarısıyla, esnaf ve sanatkârların birbirleri ve kuruluşları arasında mevcut olan huzursuzlukların giderilmesi, esnaf ve sanatkârlar hakkında gerçek bilgilere ulaşılması ve bunların ülke düzeyindeki dağılımı ve sayıların doğru olarak tespit edilmesi, esnaf ve sanatkâr meslek kuruluşlarının maddî bakımdan güçlendirilmesi gibi amaçlardan bahsedilmektedir. Şüphesiz, tamamına katılıyorum; ama, sevgili arkadaşlar, tüm bunların başarılabilmesi için her şeyden önce, esnaf ve sanatkâr olmalıdır. Olmayan bir şeyin kanununu yapsak ne olur yapmasak ne olur?! Bizler de, bu kanun tasarısının amaçlarında belirtilen, yukarıda bahsettiğim, esnaf ve sanatkâr hakkında gerçek bilgilere ulaşmış olacağız; ancak, bir farkla, kapanma nedenleri olarak değil, sadece kapanan sayı olarak. Bu tasarı, yasalaştıktan sonra, gerçekten de elektronik ortamda bize birçok istatistikî bilgiyi verecek; ancak, kapanış sebeplerini vermesi açısından ışık tutamayacaktır.

Ayrıca, 200 kurucu üyeyle kurulmakta olan odaları malî ve idarî yönden daha da güçlü kılmak amaçlanmış ve bu sayı 500'e çıkarılmıştır. Büyük işletmelerle rekabet edemedikleri için birer birer kapanacak olan esnaf ve sanatkârların kayıt olacakları meslek kuruluşları da üye bulamadıkları gibi, maddî olarak da güçlenemeyecektir.

Değerli dostlarım, Ahilikte bir felsefe vardır: "Sen yaşa, halkı yaşat, vatanı yaşat, devleti yaşat." Ben de diyorum ki: Esnaf ve sanatkârı yaşat; yaşat ki, toplum barış ve huzur içinde yaşasın, bu tasarı da uygulama alanı bulsun.

Değerli milletvekilleri, Anayasamızın 173 üncü maddesi "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır" demektedir; ama, görülen o ki, devlet tedbir alıyor da, bu aldığı tedbirleri küçük esnafı daha da küçültmek için alıyor.

Esnaf ve sanatkârlarımız, hükümetten, üretimi teşvik edecek ve adaletsiz vergi uygulamalarını düzeltecek politikaları uygulamaya sokması hususunda bir beklenti içindedir. Bugün, dünyanın en gelişmiş ülkeleri dahi, kendi kurulu sanayilerini korumakta ve geliştirmek için gayret sarf etmektedir. Ayrıca, çeşitli adlar altında, onların gelişmesini ve dünya rekabetinde üstünlük sağlamasını desteklemektedir. Toplumsal barışın, gelir dağılımındaki hakça paylaşımın ve gelişmişliğin yegâne aracı üretimdir. Bundan dolayıdır ki, yerli üretimin tüm topluma mal edilmesi, üreten ve ürettiğini rahatça satmak isteyen esnaf ve sanatkârımızın da bu yönde desteklenmesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Vahit Çekmez (CHP, Mersin). “Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kanun tasarısı (s.s.851)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 7 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-cekmez-22-2005-04-07-esnaf-ve-sanatkarlar-meslek-kuruluslari-kanun-tasarisi-s-s-851 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
