# Nükleer güç santrallerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun (s.s.:1360)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahit Çekmez (CHP, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mayıs 2007
- **Gündem:** NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN (S.S.:1360)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b103/tbmm221561030484.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahit-cekmez-22-2007-05-08-nukleer-guc-santrallerinin-kurulmasi-ve-isletilmesi-ile-enerji-satisin

> Vahit Çekmez (CHP), 8 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİNİN KURULMASI VE İŞLETİLMESİ İLE ENERJİ SATIŞINA İLİŞKİN KANUN (S.S.:1360)); konuşma 811 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA VAHİT ÇEKMEZ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1360 sıra sayılı, Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarı- sı'nın yürütme maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Her şeyden önce, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizde nükleer teknolojinin geliştirilmesi, ülkemizin bu teknolojiye ve bu alanda yetişmiş elemanlara sahip olması hususunda yapılan çalışmalara olumlu baktığımızı daha önce konuşan değerli arkadaşlarım da belirtti. Ancak, nükleer santrallerin kurulmasına bazı sakıncaları nedeniyle de sıcak bakmadığımız hususu da ortadadır.

Ülkemizin enerji ihtiyacına baktığımızda, 2006 yılı sonu itibarıyla enerji tüketimimiz 170 milyar kilovat saat olarak karşımıza çıkıyor. Kurulmak istenen nükleer santraller yapıldığı takdirde ülkemizin enerji ihtiyacının ne kadarını karşılayacak? Öncelikle bu sorunun cevabını net bir şekilde ortaya koymamız lazım. Yani, bir verimlilik araştırmasının çok geniş bir kapsamda gerçekleşmesi gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, dünyada yaklaşık 450 nükleer santral bulunmaktadır. Birçok ülkede vazgeçilmesi gerektiği yönünde düşüncelerin olduğu bu sistemin getirişini ve götüreceklerini tüm detaylarıyla araştırmadan bu alana yönlenmeye temkinli yaklaşmalıyız.

Bilindiği üzere, nükleer santraller elektrik üretimi yaparken, diğer bir yandan on binlerce ton nükleer artık üretiyorlar. Bu artıkların nerede depolanacağı hâlen bir bilmece boyutunda. Bu konuda Amerika'da ve diğer birçok gelişmiş ülkelerde bile sıkıntı yaşanmakta iken, biz bu atıkları nerede depolamayı düşünüyoruz? Avrupa'da hâlen 150 civarında nükleer santral faaliyet göstermekte, Avrupa'nın 12 bin ton artığı toprak altında depolanmaktadır. Bu rakama her yıl 1.800 ton yeni artık eklendiğini hesaplarsak, yakında, her bölgeden nükleer artık çıkacaktır. Bunun maliyeti de ayrı bir sorun.

Bizdeki yönetim ve bürokrasi ise bu alanda yetersiz, daha doğru bir ifadeyle, bilinçsiz. Bu, konuyla ilgili olmayabilir, ama, yakın zamanda yaşanan Tuzla'daki fiyaskoyu hep beraber gördük. Buradaki kimyasal atıkları bile depolamada başarısız olan bizler, yarın, nükleer atıkları nasıl gerektiği gibi depolayacağız?

Nükleer santrali olan ülkelerin birçoğunun da, nükleer artıklarını bertaraf etmekte sorunlar yaşadığını söyledim. Sorunlar, sadece artıkların bertarafı boyutunda değildir. Bunun yanında, işletme alanında çevreye sızan ve canlılara da zarar veren radyasyon yayıhmı, her an meydana gelebilecek olası kazalar, bunların başlıcalarıdır.

Peki, ne yapacağız, ne yapmamız gerekiyor? Hızla, ülkemizin yenilenebilir alternatif enerji kaynaklarına yönlenmeliyiz. Enerji verimliliğine, enerjinin etkin ve doğru kullanımına, enerji tasarrufuna, az enerji kullanan yeni üretim teknolojilerine önem vermemiz daha doğru olacaktır. Bizim ülke olarak, enerji tasarrufu ve verimliliği konularında ciddi bir çalışma ve organizasyon eksikliğimiz var. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, ülkemizdeki yüzde 30'lara varan enerji tasarrufu potansiyelinin yüzde 15'lik bölümü, hiçbir harcama gerektirmeyen, sadece bilinçlenme ve planlamayla kazanılabilecek bir hâldedir.

Değerli milletvekilleri, nükleer santral kurulması için yer seçiminde Mersin'imizin Silifke yöresindeki Akkuyu mevkisi adı geçmektedir. Akkuyu sahası için, Türkiye Elektrik Kurumu tarafından saha lisans çalışmaları yapılmış, yer etütleri ve araştırmalarının sonuçlarına dayanarak yer raporu hazırlanmıştır. Bu çalışmalar neticesinde Akkuyu nükleer santral yeriyle ilgili yer lisansı 1976 yılında alınmıştır. Bu alanda yapılan çalışmalar zaman zaman kesintiye uğrasa da, son yıllarda bu yönde yapılan araştırmalar da santral kurulmasına en uygun yer olarak, yine, Mersin Akkuyu'ya işaret etmektedir.

Değerli milletvekilleri, Mersin, bir turizm merkezi olma yolunda önemli adımlar atmaktadır. Denizi, doğası, tarihi ve kültürel değerleriyle bu alanda doğal bir cazibe merkezidir. Mersin Akkuyu santrali sadece ilimizi değil, tüm Akdeniz'i tehdit edecektir. Ülkemizin turizm başkenti olan Akdeniz kıyı şeridi bundan olumsuz etkilenecektir. Bu olumsuzluk, sadece turizm bakımından olmayacaktır, daha da önemlisi, Mersin, ülkemizin narenciyede ve turfanda sebzecilikte de önemli bir üretim merkezidir. Burada bir nükleer santral kurduğumuzu düşünürsek, sonuçlarını tahmin edebilirsiniz. Diğer önemli bir konu da, soğutma suyuyla denizin de ekolojik dengesi bozulacaktır. Hadi dediğiniz oldu, burada bir nükleer santral kurduk diyelim. Nükleer atıkları da Toroslarda mı depolayacağız?

Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar Mersin Akkuyu bölgesi için şu an aklıma gelen sakıncalardır. Diğer nükleer santral kurulması düşünülen bölgelerde de benzer sorunlar yaşanacaktır. Şimdi, Sayın Bakan, Komisyonda da söylediğini tekrar edebilir: "Size elli tane, deniz kenarında kurulan santral ismi verebilirim. Hem de yanında denize giriliyor" diyebilir. Kendince haklıdır da. Benim buradaki endişem, ülkemiz- de bu alandaki başıboşluk siyasi rantlar uğruna halkın sağlığıyla oynanması boyutunda. O nedenle, bu uyarıları yapmak zorundayım.

Şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum: Ülkemizin yıllık enerji talep artışı, kalkınma hızımıza baktığımızda her yıl ortalama 10 milyar kilovat saat olarak karşımıza çıkıyor. Yani, her yıl, mevcut santrallerimize 5 bin 6 bin megavat ilave yapmamız gerekiyor. Benim bu konudaki önerim, yenilenebilir enerjiyle ilgili kanunu beraber çıkardık, bu enerji açığımızı, gerekli teşvikler yapıldığında rüzgâr enerjisi potansiyelimizle karşılama yoluna gidebiliriz diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii ki sanayileşeceğiz, tabii ki enerjiye ihtiyacımız var; ama, öncelikle, eli- mizdekileri en verimli kullanmamız gerekir. Çünkü, riski en az olan budur. Biz, ülkemizin şu andaki enerji varlığını gözden geçirip, insanımızı en az riske atarak bu sistemi nasıl işletiriz ona bakıyoruz. Konuyu sadece ekonomik açıdan değil tüm boyutlarıyla değerlendiriyoruz.

Önümüzdeki yıllarda yeni teknolojiyle durumu tekrar tartışır ve çözümleri ortaya koyarız. Ülkemizde şu an bir enerji krizi olmadığını, enerjiyi yönetmede bir sıkıntı yaşandığını düşünüyorum ve enerji kaynaklarımızın iyi yönetilmesini istiyorum. İçinde bulunduğumuz coğrafya bize bu alanda birçok imkân sağlamışken, neden riski seçiyoruz?

Evet, değerli arkadaşlarımız, benim de sizlere arz etmek isteğim budur.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Vahit Çekmez (CHP, Mersin). “Nükleer güç santrallerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin kanun (s.s.:1360)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-cekmez-22-2007-05-08-nukleer-guc-santrallerinin-kurulmasi-ve-isletilmesi-ile-enerji-satisin (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b103/tbmm221561030484.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
