# Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahit Erdem (AK Parti, Kırıkkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2003
- **Gündem:** VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahit-erdem-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv

> Vahit Erdem (AK Parti), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VIII.TUR. (DIŞİŞLERİ BAK.,KÜLTÜR VE TURİZM BAK.,ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜV.BAK.)); konuşma 767 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA VAHİT ERDEM (Kırıkkale)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisimizi şahsım ve Partim adına saygıyla selamlıyorum.

2003 yılı gibi, 2004 yılı da Türkiye için büyük önem taşıyan yoğun bir dışpolitika gündemiyle geçecektir.

Değerli milletvekilleri, Sovyetler Birliğinin dağılması ve soğuk savaşın sona ermesi, küreselleşme sürecine büyük bir ivme kazandırmıştır. Küreselleşme, dünya jeopolitiğini, ekonomisini tehdit ve güvenlik algılamalarını ve savunma kavramını önemli ölçüde değiştirmiştir ve değiştirmeye devam etmektedir. Böyle hızlı değişen bir ortamda bütün ülkeler çok dinamik bir dışpolitika takip etmek mecburiyetiyle karşı karşıya bulunmaktadırlar. Türkiye, bu durumu en fazla hisseden ülkelerin başında yer almaktadır.

Doğu Blokunun dağılması, ortak kültüre sahip olduğumuz ve ülkemiz açısından öneme sahip olan çok sayıda ülkenin doğmasına ve Türkiye'nin ilgi alanının genişlemesine yol açmıştır. Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu'daki savaşlar esnasında Türkiye'ye yönelen göçler, bölgeyle ne kadar organik ve girift bağlantılara sahip olduğumuzu açıkça ortaya koymuştur.

Bütün bu yeni gelişmelere rağmen, Türk dışpolitikasının birinci önceliğini, Kıbrıs meselesinin çözümü ile Avrupa Birliğine üyelik sürecinin sonuçlandırılması oluşturmaktadır.

Avrupa Birliği ve Kıbrıs'la ilgili olarak benden sonra konuşacak olan Sayın Yakış, daha detaylı olarak bu iki konu üzerinde duracağı için, ben, birer cümleyle geçeceğim. Yalnız, şunu söylemeden geçemeyeceğim: Kırk yılı aşkın bir süredir devam etmekte olan Avrupa Birliği serüveninin, 2004 yılında önemli bir aşamayı daha geride bırakacağını ümit ediyoruz. Bu konuda, uygulamanın, Avrupa Birliğine gerekçe vermeyecek şekilde hayata geçirilmesi önem taşımaktadır. Bu hususta, iktidarın ve muhalefetin, bu konuyu içpolitikaya alet etmeden, millî bir dava bilinci ve gayreti içerisinde olmalarını ümit ediyoruz.

Kıbrıs'la ilgili de şunu kısaca arz etmek istiyorum. Kıbrıs konusunun çözümü, hem Kıbrıs Türklerinin hem Türkiye Cumhuriyetinin lehinedir, menfaatınadır. Bu sebeple, çözüme isteksiz olan taraf değil, tam tersine, Kıbrıs Türkünün vazgeçilmez haklarını koruyarak, çözüm üreten ve karşı tarafı çözüme zorlayan taraf olmalıyız.

Değerli milletvekilleri, Irak, 2003 yılının en önemli uluslararası meselesi olmuştur. Irak'ta olan her şey, Türkiye'yi, en az Amerika Birleşik Devletleri kadar ilgilendirmektedir. Şartlara bağlı olarak Türkiye'nin Irak politikasında dalgalanmalar olmuştur; fakat, takip edilen politikanın nirengi noktasını tamamen millî güvenliğimiz teşkil etmiştir.

Bugünkü şartlarda bölgeye yönelik olarak, artık, klasikleşmiş, statik bir dışpolitika yerine, ülkemizin menfaatlarını hedefleyen ve her yeni duruma göre revize edilen dinamik bir politika izlemek mecburiyetindeyiz.

Bu açıdan, Yüce Meclisimizden geçen ve geçmeyen bütün tezkereler, millî güvenlik ve Türkiye'nin çıkarlarını önplanda tutma anlayışı içerisinde gündeme getirilmiştir.

Bu vesileyle, muhalefetin "bölgenin problemlerine karışmayalım" şeklinde özetlenebilecek çekingen ve statik politika anlayışına katılmamız mümkün değildir.

Irak'ta nasıl bir yönetimin oluşacağı henüz netlik kazanmamıştır. Bölgede yeni ihtilaflara yol açmayacak şekilde, Irak toplumunu oluşturan bütün unsurların dengeli şekilde temsil edileceği bir yeni yönetim modelinin hayata geçirilmesi, Türkiye'nin arzusudur. Esasen, hükümetimizin bütün çabaları da bu istikamettedir. Amerika Birleşik Devletleriyle varılan mutabakat çerçevesinde, Kuzey Irak'ta Türkiye'nin güvenliğine yönelik unsurların bertaraf edilmesi konusundaki taahhütlerin bir an önce yerine getirilmesini yakinen takip ediyor ve bekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin ABD ile ilişkileri Türkiye ve bölge güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Irak savaşıyla başlangıçta iniş-çıkış gösteren ilişkilerimizin, tekrar normale döndüğünü memnuniyetle müşahede etmekteyiz. Irak'taki ihalelere, birçok ülkenin aksine Türkiye'nin de davet edilmesi, bu durumun açık göstergesidir.

Bölgemizi yakında ilgilendiren Filistin-İsrail ihtilafı, sadece Ortadoğu'yu değil, dünyanın diğer ülkelerinin güvenliğini de etkilemektedir. Bu sorunun çözümüyle, uluslararası terörizmin önemli bir kaynağı kurutulmuş olacaktır. ABD öncülüğünde uluslararası toplumun bölgede adil ve kalıcı bir çözümü hayata geçirmesi, bölge ve Batı güvenliği açısından öncelik taşımaktadır. Türkiye, bu sürece yardımcı olabilecek bir konumdadır.

Değerli milletvekilleri, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla Kafkasya'da ve Ortaasya'da bağımsızlıklarını kazanan ülkelerle Türkiye'nin ilişkileri sürekli gelişmektedir. Kafkasya, Doğu-Batı arasında geliştirilmekte olan enerji ve ulaştırma koridorunun üzerinden geçtiği stratejik bölge konumuyla ülkemiz açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bölge, Rusya'nın güney ucu olduğu kadar, Türkiye'nin kültürel ve ekonomik olarak kuzey uzantısıdır. Kafkasya, bir güç mücadelesi alanı olarak görülmemeli, bir istikrar ve işbirliği alanı olarak değerlendirilmelidir.

Kafkasya'da yer alan ülkelerin bir kısmıyla NATO'nun barış için ortaklık anlaşması mevcuttur. İleride bunun NATO üyeliğine dönüştürülmesi için Türkiye gayret sarf etmektedir.

Ermenistan, Türkiye'ye karşı hasmane tutumdan ve uluslararası seviyede yürüttüğü gerçekdışı suçlama kampanyasından vazgeçmeli ve Azerî topraklarından çekilmelidir. Ancak bu durumda Türkiye'nin sıcak ilgisine mazhar olabilecektir.

Türkiye, bundan önce olduğu gibi, önümüzdeki dönemde de Güney Kafkasya'da barışı, istikrarı ve işbirliğini teşvik edici rolünü sürdürecektir.

Ortaasya cumhuriyetleri, öncelikle, sahip olduğu doğal enerji kaynaklarıyla ve 11 Eylül terör eylemlerinden sonra ise güvenlik bakımından dünya gündeminde önemli yer almaya başlamışlardır.

Geçen kasım ayında ABD'nin Orlando Kentinde NATO'nun yıllık toplantısı çerçevesinde yapılan NATO-Rusya Daimî Komite Toplantısının gündemini tamamen Ortaasya cumhuriyetleri teşkil etmiştir. Bölgenin, daha çok güvenlik endişeleri açısından ele alındığı toplantıda, bu ülkelerin ekonomik, kültürel ve siyasî alanda da desteklenmesi gerektiğini, Türkiye'nin bölgeye bakışının da baştan beri bu şekilde geliştiğini ifade etme imkânını bulduk.

Bu ülkelerle ilişkilerin her alanda güçlendirilerek devam ettirilmesi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Vahit Erdem (AK Parti, Kırıkkale). “Vııı.tur. (dışişleri bak.,kültür ve turizm bak.,çalışma ve sosyal güv.bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-erdem-22-2003-12-22-viii-tur-disisleri-bak-kultur-ve-turizm-bak-calisma-ve-sosyal-guv (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
