# Irak'taki faaliyetleri ve kerkük'ün durumu başta olmak üzere, ırak'taki son gelişmeler hakkında (8/36,37)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Vahit Erdem (AK Parti, Kırıkkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim
- **Tarih:** 18 Ocak 2007
- **Gündem:** IRAK'TAKİ FAALİYETLERİ VE KERKÜK'ÜN DURUMU BAŞTA OLMAK ÜZERE, IRAK'TAKİ SON GELİŞMELER HAKKINDA (8/36,37)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c144/b052/tbmm221440520539.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/vahit-erdem-22-2007-01-18-irak-taki-faaliyetleri-ve-kerkuk-un-durumu-basta-olmak-uzere-irak-tak

> Vahit Erdem (AK Parti), 18 Ocak 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IRAK'TAKİ FAALİYETLERİ VE KERKÜK'ÜN DURUMU BAŞTA OLMAK ÜZERE, IRAK'TAKİ SON GELİŞMELER HAKKINDA (8/36,37)); konuşma 2.163 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA VAHİT ERDEM (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak'taki gelişmeler ve Kerkük'ün durumuyla ilgili AK Partiden 29 milletvekilinin ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinde genel görüşme açılmasına dair teklifi üzerinde ben de AK Parti Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ben bürokrasiden geldiğim için polemikten çok fazla anlamam, ama, birkaç cümleyi burada ifade etmek mecburiyetinde kaldım. Anavatan Partisinin Değerli Genel Başkanı burada zamanının yarısını, tabiri caizse, polemiğe ayırdı. Hâlbuki ben de ANAP'tan geldim. ANAP bir vizyon partisi, ANAP bir fikir partisidir.

AHMET YENİ (Samsun) - Eskidendi...

VAHİT ERDEM (Devamla) - Burada değerli fikirlerinden istifade edebilirdik.

Bence bir tutarsızlık örneği gösterdi. AK Partinin geçmişini, geleceğini bilerek kendisi de AK Partideydi ve AK Partide milletvekili olur olmaz da bakan oldu. Şimdi, bu şeyden sonra, bu şekilde ağır laflar, kafa karışıklığı gibi...

ERKAN MUMCU (İsparta) - Vahit Bey, bu yakıştı mı sana?

VAHİT ERDEM (Devamla) - Hepimizi suçluyorsunuz, ben de AK Partinin milletvekiliyim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun) - Yakıştı, yakıştı...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Niye yakışmıyor?

VAHİT ERDEM (Devamla) - Kafa karışıklığı gibi, böyle zihin bulandırıcı laflardan uzak durmamız lazım.

Bugün ciddi bir konuyu görüşüyoruz. Dış politikayı görüşüyoruz, Irak'la ilgili durumları görüşüyoruz. Burada, ciddi şekilde ifadelerde, ciddi konular üzerinde durmamız gerektiği kanaatindeyim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ERKAN MUMCU (İsparta) - Bak, bunu söyleyecek pek çok arkadaşımız var.

VAHİT ERDEM (Devamla) - Dışişleri Bakanımızla ilgili verilmiş olan gensoruyu görüştük. Ben de dikkatle konuşmacıları takip ettim, dinledim.

Değerli arkadaşlar, dış işleri politikası, dış politika, güçlü bir ekonomiyle, içeride istikrar ve güvenle desteklenmedikçe başarılı olamaz. 1990'h yılları düşünün...

BAŞKAN - Sayın Erdem, bir saniye...

Sayın milletvekilleri, içerideki gürültü sebebiyle, sayın hatibin konuşması anlaşılamamaktadır. Lütfen...

Buyurun Sayın Erdem.

VAHİT ERDEM (Devamla) - İçeride güçlü bir ekonomi, gelişen, istikrarlı, güvenli bir ekonomi olmadan, dış politikanın başarılı olması mümkün değildir. Onun için, 2002 yılından itibaren, Türkiye'nin, iç politikasıyla, ekonomik gücüyle, dış politikasıyla, değişen, gelişen çok dinamik dünya şartlarında gerekli her çeşit çabayı gösterdiğini ben de şahsen müşahede ediyorum. Yani, Hükümetin bir eksiğinden, Hükümetin bir ihmalinden Türkiye'nin zarar gördüğünü, Türkiye'nin zarara uğratıldığını müşahede etmediğimi huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bugünkü konumuz, Irak konusu. Evet, Irak'ta, maalesef, durum kritik bir safhadan geçmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'a müdahale hedefleri ile bugünkü gelinen durumda büyük bir çelişki mevcuttur. Amerika Birleşik Devletleri, Irak'ta kitle imha silahlan var olduğu düşüncesiyle, kitle imha silahlarının temizlenmesi, Irak'a demokrasi getirmek ve Irak halkına özgürlük getirmek amacıyla, refah getirmek amacıyla Irak'a girmiş idi. Maalesef, bugünkü geldiğimiz durumda, kabul edelim ki, Amerika Birleşik Devletleri de kabul ediyor ki, durum böyle değildir.

Müsaade ederseniz, önce, Irak bugünkü duruma nereden ve nasıl gelmiştir, kısaca ben de hatırlatmak istiyorum. Dışişleri Bakanımız bunun üzerinde durdu, ben de değişik açıdan bu konuda biraz fikir serdetmek istiyorum.

Hepimizin bildiği gibi, geçen asrın en zalim diktatörlerinden olan Saddam Hüseyin, bilhassa 1970'li yıllarda, dış güçlerin desteğiyle ciddi bir şekilde silahlandırıldı, aşırı derecede silahlandırıldı ve bu aşırı derecede silahlandırılan Irak, evvela, bu silahları İran'a çevirdi ve İran'la sekiz yıl süren bir savaşa girdi. Maalesef, savaş sonunda değişen hiçbir şey olmadı. Bir hiç uğruna yüz binlerce can kaybı ve geride, Irak'ta ve İran'da fakir, sefalet içinde olan bir toplum bıraktı.

Saddam yönetimindeki Irak, daha sonra komşusu Kuveyt'i işgal etti. Bu arada, kendi halkına, bilhassa Kuzey Irak'ta, kimyasal silahlar da kullanarak zulmetti, katliamlarda bulundu. Böylece, Irak Birinci Körfez Savaşı'nın yolunu açmış oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla, Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde, askerî müdahaleyle Irak Kuveyt'ten çıkarıldı, eski sınırları içerisine döndürüldü ve o zamanın Amerika Birleşik Devletleri yönetimi kendi görevlerinin burada bittiğini ifade ederek Saddam rejimine dokunmadan geri çekildi. Fakat, bu arada önemli bazı gelişmeler oldu Irak'ta. Birinci Körfez Savaşı olarak adlandırılan bu dönemde, Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kararı gereğince ambargolara sadık kaldı, Irak'a yine insani yardımlarda bulundu, savaş esnasında Saddam rejiminden kaçan yüz binlerce Peşmerge'ye bağrını açtı, kucağını açtı ve Kuzey Irak halkına yardım etti, o dönemin -yine, bugün de mevcut olan- Kuzey Irak yöneticilerine, Tala- bani'ye ve Barzani'ye büyük yardımlarda bulundu. Ancak, Türkiye, bu savaşta uluslararası ortam müsait olduğu hâlde askerî olarak varlık gösteremedi. O zamanın Cumhurbaşkanıyla -ben de şahsen bu dönemi yaşadım- merhum, rahmetli Turgut Özal'la cumhuriyet hükümeti arasında bir mutabakat sağlanamadığı için, Türkiye Birinci Körfez Savaşı esnasında Kuzey Irak'ta doğacak boşlukta görev alamadı, bu riske giremedi. Böylece -Kuzey Irak'taki boşluğu- uluslararası güç olarak "Çekiç Güç" adını verdiğimiz uluslararası güçle Kuzey Irak'taki güvenlik sağlandı.

İşte, Irak'ta yeniden yapılanmanın temeli Birinci Körfez Savaşı döneminde atılmış bulunuyor. Tabii ki, burada, kim haklıydı kim haksızdı, onu bilemem. Biliyorum da, burada ifade etmenin faz- la bir faydası yok. Bence, o zaman, Türkiye, Kuzey Irak'taki oluşumları önleyecek durumdaydı; risk daha küçüktü, gelişme daha başlamamıştı. Türkiye'nin, orada, birinci stratejik kaybı yaşanmış oldu.

Değerli milletvekilleri, 11 Eylül 2001'de Amerika Birleşik Devletleri'ne yapılan terörist saldırı, dünya güvenlik anlayışında değişikliğin miladını teşkil etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, süper güç anlayışıyla, Orta Doğu'ya yönelik yeni güvenlik stratejisi vizyonunu ortaya koydu, geliştirdi, terörizme karşı global savaş ilan etti. 11 Eylül 2001 saldırısının akabinde Kuzey Atlantik Anlaşması (Washington Anlaşması)'nın 5'inci maddesi yürürlüğe konarak -NATO ittifakı- Amerika'ya yapılan saldırının müsebbibi sayılan teröristlerin Afganistan'da konuşlandığı gerekçesiyle Afganistan'a müdahalede bulunuldu. NATO ittifakının 5'inci maddesi -burada hatırlatmak istiyorum- "Müttefiklerden birine yapılan saldırı, tüm müttefiklere yapılır." kabulünü öngörmektedir. Bu sebeple, Türkiye de bu terörizme karşı açılan global savaşta yerini aldı ve Afganistan'a müttefiklerle beraber girmiş oldu ve Afganistan'da iki defa İSAF (Uluslararası Kuwetler)'m komutanlığını üstlendi. Hâlen, önemli miktarda teçhizatıyla, askeriyle Afganistan'dadır Türkiye.

Amerika Birleşik Devletleri, Saddam rejimindeki Irak'ı da terörizmi destekleyen ve kitle imha silahlarını barındıran bir devlet olarak ilan etti ve Irak'a da bir askerî müdahalede bulunmayı strateji olarak benimsedi. Ancak, bu konuda uluslararası mutabakatı sağlayamadı. Hepiniz bunu hatırlıyorsunuz.

Bu İkinci Körfez Savaşı'nda, Türkiye'nin ABD ile iş birliği konusunda 1'inci Ak Parti Hükümetiyle çetin müzakereler yapıldı ve neticede bir mutabakat sağlandı. Bu mutabakata göre, ABD'nin Irak'a müdahalesinde Kuzey Irak'tan cephe açılacak, Amerikan askerlerinden 62 bin boyutundaki birliği, Türkiye'de, geçici olarak, en fazla altı ay, konuşlanacak ve bazı hava unsurlan Türkiye'de konuşlandırılacak. Buna karşılık da Türkiye, Kuzey Irak'ta belirli derinliğe kadar girme hakkına sahip olacak. İşin özeti buydu, bu tezkerenin.

Hükümet, bu tezkereyi Türkiye Büyük Millet Meclisine sundu, hepinizin hatırladığı gibi ve tezkere, 1 Mart 2003 tarihinde tartışıldı ve maalesef diyorum ben şahsen, kabul edilmedi.

Kabul edilmeyiş sebebi, Sayın Onur Öymen, biraz evvel, işte "asker gönderelim, asker göndermiyorsunuz..." devamlı tekrarladı, durdu. Cumhuriyet Halk Partisi, bilhassa Sayın Öymen, "uluslararası oydaşma, uluslararası mutabakat, uluslararası hukuk" gibi birtakım hukuki argümanlarla bu tezkereye karşı çıktı.

Değerli arkadaşlar, uluslararası savaş hukuku diye bir hukuk yok, Birleşmiş Milletler var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi karar alırsa bir meşruiyet doğar, ama, almazsa da ülkelerin millî menfaatleri, stratejik menfaatleri, bu uluslararası hukukun veya uluslararası mevzuatın da üzerindedir. O zaman, Türkiye'nin, benim kanaatime göre, stratejik menfaati bu tezkerenin çıkmasını gerektiriyordu. Tabii, Hükümet, bu konuda elinden geleni yaptı. Kararı veren Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bunu da burada ifade etmek istiyorum.

Böylece İkinci Körfez Savaşı'nda da Türkiye, insani yardımlar, diğer her çeşit yardımların dışında, fiilen olayın dışında kalmıştır. Bana göre, Türkiye, her iki Körfez Savaşı'nda da stratejik kayba uğramıştır. Ben, samimi fikrimi burada ifade ediyorum. Söylediğim gibi, bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararıdır, saygı duymak mecburiyetindeyiz.

Tabii ki, bu tip büyük kararlar... AK Partiden de bazı tereddütler oluştu, devletin bazı organlarında aynı şekilde oydaşma veya uluslararası hukuk anlayışıyla; bu tezkerenin çıkması konusunda müspet bir tutum izlenmedi. Tabii ki, büyük kararlar, tarihi kararlar millî mutabakatla alınır. Bu millî mutabakat bu dönemde de sağlanamadı.

Bu vesileyle, bu tecrübelerin de ışığında, önümüzdeki dönemde Türkiye, Orta Doğu'da olabilecek değişikliklerde daha aktif davranmalıdır. Stratejik menfaatimiz neyi gerektiriyorsa öyle hareket etmeliyiz. Bilhassa, Orta Doğu'da, Kafkasya'ya ve Orta Asya'ya açılan coğrafya, bizim, siyasi, kültürel ve ekonomik bakımdan ilgi alanlarımızdır. Bu coğrafyada olabilecek gelişmelerde, Türkiye, aktif rol üstlenmelidir, bu olayların dışında kalmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, Amerika Birleşik Devletleri'nin, Irak'ta, dört yıldır, dört yıla yakındır sürdürdüğü savaşta gelinen durum, maalesef, çok vahim, kritik ve tehlikeli boyutlardadır. Irak'ta güvenlik sağlanamamıştır, savaştan bu yana, yüz binlerce can kaybı ve her ay, her gün onlarca, yüzlerce insan telef olmaktadır. Yine, binlerce, bazen yüz binlerce kişi, Irak içinde ve Irak dışına göç etmek durumunda kalmaktadır. Bu görüşler, bu bilgiler uluslararası kurumlardan alınan bilgilere dayanmaktadır. İçeride, mezhepler ve etnik gruplar arasında ayrılık ve çatışma derinleşmektedir.

Evet, Türkiye'yi rahatsız eden Kuzey Irak'taki PKK varlığı, Amerika Birleşik Devletleri'nin müdahalesi sonucunda oluşmuştur. Bu bizi rahatsız etmektedir. Bu konuda, Hükümetimiz, Amerika Birleşik Devletleri nezdinde, bölge ülkeleriyle her çeşit girişimlerde bulunmuştur, bulunmaya da devam edilecektir. Önümüzdeki günlerde, ümit ederim, bu konuda yeni gelişmeleri görebilelim.

Amerika Birleşik Devletleri'nde oluşturulan, burada da bahsedilen, Baker-Hamilton eş başkanlığındaki çalışma grubu da durumu, İngilizce tabirle "grave" yani "vahim" olarak tespit etmiştir. Söz konusu rapor, ABD savaş birliklerinin 2008 yılına kadar tedricen çekilmesini, yerini, yine tedrici olarak Irak millî güçlerine bırakmasını, komşu ülkelerle iş birliği yapılmasını, Kerkük referandumunun ertelenmesini önermektedir.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bush ise yeni stratejisini, 10 Ocak 2006 tarihinde yaptığı konuşmayla açıklamıştır. Yeni stratejide, Irak'ta kuvvet artırımına gidilmesi ve kısa vadede, başta Bağdat olmak üzere, Irak'ta güvenliğin sağlanması öncelik almaktadır. Planda, Irak'ın bütünlüğünün korunmasının başlıca hedef olarak belirlenmesi ve Anayasa'nın tadili, petrol gelirlerinin adil paylaşımı gibi olumlu unsurlar bulunmaktadır. Yalnız, bu planın da başarılı olacağı konusunda uluslararası basında ve çevrelerde şüpheler mevcuttur.

Değerli milletvekilleri, bizim açımızdan, Irak'ta gelinen duruma baktığınızda: Müdahale sonrası Irak'ta etnik ve mezhepler arası bölünme, maalesef, derinleşmiştir. Irak'ta, bir iç savaşa dönüşen Sünni çatışma gözlenmektedir. Kuzey Irak'ta üslenen PKK, aldığı lojistik destek ve silahlarla Türkiye'ye yönelik terörist faaliyetler sürdürmekte ve can kaybına yol açmaktadır. Kerkük'te demografik yapı değiştirilerek, 2007 Kasım ayında yapılması planlanan referandumla, Kerkük'ün Kuzey Irak otonom Kürt bölgesine bağlanması hedeflenmektedir. Bütün bu gelişmeler ve ortaya çıkan durum, Türkiye'yi ve Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendirmektedir.

Bütün bunlara ilave olarak, Irak'ta, Türk varlığı, Türkmen varlığı Abbasiler döneminde, yani, sekizinci asra kadar uzanmaktadır. Türkler, Irak halkıyla, Selçuklu ve Osmanlı döneminde, bin yıla yakın beraber yaşamışlardır. Bu bakımdan da Irak'ta olup biten her şey, Türkiye'yi, başka devletlerden daha çok ilgilendirmektedir.

Değerli arkadaşlar, "dünya jeopolitiği", "tehdit ve güvenlik" ve "savunma" kavramları büyük bir değişim içindedir. Böylesine hızlı değişen bir ortamda, çok dinamik, esnek bir dış politika takip etmek mecburiyetiyle karşı karşıya olduğumuz malumlarınızdır. AK Parti Hükümeti, bugüne kadar, bu değişime ve esnekliğe uygun bir dış politika izlemiştir. Özellikle, Irak'la ve Orta Doğu'yla ilgili olarak bölge ülkeleri ve ABD'yle yoğun bir diplomasi trafiği sürdürmektedir. Mevcut şartlarda, ihmal edilmiş bir durum yoktur, ancak, kontrol dışı gelişmeler mevcuttur. Türkiye, Irak'ta ne istiyor? Dostumuz, müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri'nden ve Irak Hükümetinden ne bekliyoruz? Bunlar, net olarak, çeşitli vesilelerle ortaya kondu, ben de ortaya koymak istiyorum:

1) Türkiye, her fırsatta tekrarladığı gibi, Irak'ın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğinin korunmasını,

2) Irak ve Irak'ın yönetimindeki etnik ve mezhep grupları arasındaki ayrımın kaldırılmasını, azaltılmasını, bugüne kadar yapılan yanlışlığın düzeltilerek gruplar arasında dengenin yeniden kurulmasını, 3) Kerkük'ün, etnik kimlik esasına göre oluşturulmuş herhangi bir gruba bağlanmadan özel statülü bir il olarak kalmasını,

4) Irak'ın, petrol ve diğer doğal kaynaklarının, tüm Irak halkının faydalanacağı şekilde merkezî hükümet tarafından tasarruf edilmesini,

5) Kuzey Irak'ta üstlenen ve destek gören PKK terör örgütünün temizlenmesini,

İstemektedir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin son derece makul ve haklı bu istekleri, aslında, ABD tarafından da zaman zaman dile getirilmektedir. Aslında, Türkiye'nin hassasiyetleri ve Irak'ta beklentileri, Irak'ın kalıcı istikrarı ve güvenliği için de zaruridir. Ancak, bu konularda, maalesef, ilerleme yerine geriye gidiş zaman zaman gözlenmektedir. İşte, endişe de buradan kaynaklanmaktadır. Peki, Türkiye'nin bu hassasiyetleri ve bölge güvenliği için haklı talepleri nasıl sağlanacaktır? Kritik soru budur, genel görüşmenin açılmasının gerekçesi de budur. Genel görüşmenin açılması hâlinde, bu soru, enine boyuna, tabii ki tartışılacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Erdem, lütfen toparlar mısınız.

Buyurun, üç dakikalık süre veriyorum.

VAHİT ERDEM (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

Dış politika, hissî iç politika mülahazalarından ve hamasetten uzak, aklıselimle yürütülmek durumundadır. Millî menfaatlerin korunmasında aklıselim daima ön planda tutulmak durumundadır. Ben, bu soruya cevap verirken, biraz önce sorduğum soruya cevap ararken, öncelikle, yine, yoğun bir şekilde sivil ve askerî diplomasinin kullanılmasının makul yol olduğu kanaatindeyim.

Elli yılı aşkın süredir aynı ittifak içinde olduğumuz ve ikili stratejik ilişkilerimiz olan ABD'yle, yeni bir vizyon çerçevesinde, hassasiyetle üzerinde durduğumuz konular ele alınmalıdır. Zannediyorum, Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak stratejisi de, zamana ve gelişmelere göre değişim göstermektedir. Bunu, Başkan Bush'un açıklamalarından -ki, kamuoyuna sızan, zannediyorum sızmayan kısımlarından- anlamak mümkün. Hâl böyle olunca, konu, yeniden, Amerika Birleşik Devlet- leri'yle gelinen bu durum ve Amerika'nın iç kamuoyunda oluşan muhalefet ve görüşlerin de ışığında Amerika'da oluşan yeni vizyon çerçevesinde, konu, yeniden, Amerika Birleşik Devletlerı'yle müzakere masasına getirilmelidir. Diplomasi, her halükârda, sonuna kadar kullanılmalıdır. Şu şartlarda, zannediyorum, Türkiye, bölge ülkeleriyle, komşu ülkelerle, Amerika Birleşik Devletlerı'yle yapılacak görüşmeler yoluyla, yukarıdaki haklı taleplerimizi de, Irak'ın da iyiliğine olan talepleri, bölgenin istikrarı için zaruri olan bu görüşleri paylaşacaktır ve belli sonuca doğru götürmeye gayret edecektir.

Ben -tabii, bu bir ön görüşmedir- Türkiye'nin izleyeceği yeni yol haritasının, Irak'taki bugünkü gelişmelerin ışığında ve Amerika Birleşik Devletleri'nde olan değişikliklerin ışığında, Amerika Birleşik Devletleri'nin stratejisinde olası değişikliklerin ışığında Türkiye'nin izleyeceği yol haritasının, alacağı tedbirlerin, gelecek salı günü yapılacak genel görüşmede -gizli belki- enine boyuna tartışılacağına ve gerek muhalefetten gerek iktidardan, yol haritasına ışık tutacak fikirlerin oluşacağına inanıyorum ve genel görüşmeyi AK Parti Grubu olarak destekliyoruz.

Bu duygularla yüce Meclisi, tekrar, en derin saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Vahit Erdem (AK Parti, Kırıkkale). “Irak'taki faaliyetleri ve kerkük'ün durumu başta olmak üzere, ırak'taki son gelişmeler hakkında (8/36,37)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 18 Ocak 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-erdem-22-2007-01-18-irak-taki-faaliyetleri-ve-kerkuk-un-durumu-basta-olmak-uzere-irak-tak (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c144/b052/tbmm221440520539.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
