# Kahramanmaraş mv.veysi kaynak ve antalya mv.mevlüt çavuşoğlu'nun; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; antalya mv.sadık badak ve 5 milletvekilinin; kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi; antalya mv.osman kaptan ve 4 milletvekilinin; türk ceza yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:272)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Veysi Kaynak (AK Parti, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 24 Şubat 2009
- **Gündem:** KAHRAMANMARAŞ MV.VEYSİ KAYNAK VE ANTALYA MV.MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU'NUN; ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.SADIK BADAK VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; KADASTRO KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.OSMAN KAPTAN VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; TÜRK CEZA YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:272)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/veysi-kaynak-23-2009-02-24-kahramanmaras-mv-veysi-kaynak-ve-antalya-mv-mevlut-cavusoglu-nun-cesi

> Veysi Kaynak (AK Parti), 24 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAHRAMANMARAŞ MV.VEYSİ KAYNAK VE ANTALYA MV.MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU'NUN; ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.SADIK BADAK VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; KADASTRO KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ; ANTALYA MV.OSMAN KAPTAN VE 4 MİLLETVEKİLİNİN; TÜRK CEZA YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:272)); konuşma 1.404 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu Bey’le birlikte hazırladığımız Kanun Teklifi, Antalya Milletvekili Sadık Badak ve 5 Milletvekilinin; Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan ve 4 Milletvekilinin Türk Ceza Yasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin olarak, 272 sıra sayılı Teklifi’mize ilişkin olarak AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınıza geldim. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; teklifimiz Adalet Komisyonumuzda aldığı son şekliyle iki önemli kanunda, birçok vatandaşımızı yakından ilgilendiren iki önemli değişiklik önermektedir. Bunlardan biri Türk Ceza Kanunu’nun 154’üncü maddesi ile diğeri de 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12’nci maddesiyle alakalıdır.

Türk Ceza Yasası’nın 154’üncü maddesi, hakkı olmayan yere tecavüz suçunu düzenlemektedir. Bu suç, mülkiyete yönelik bir saldırı suçudur ve bu madde bu saldırının cezalandırılmasını amaçlamaktadır. Yasa’nın bu hükmüyle, taşınmaz malların mülkiyetinin ve zilyetliğinin korunması amaçlanmaktadır. Maddenin değiştirilmesini teklif ettiğimiz kısmı birinci fıkrasıdır ve bu fıkra “Bir hakka dayanmaksızın kamuya veya özel kişilere ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.” şeklindedir. Maddenin ikinci fıkrası, köy tüzel kişiliğine ait veya öteden beri köylünün ortak kullanımına terk edilmiş mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz mallara tecavüzü; maddenin üçüncü fıkrası ise, kamuya ya da özel kişilere ait suların mecrasını değiştirmeyi cezalandırmaktadır. Huzurunuza getirdiğimiz bu teklifle, bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında herhangi bir değişiklik önerilmemekte ve bu maddenin bu fıkraları aynen korunmaktadır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 26/9/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Ceza Yasası’nın bu 154’üncü maddesindeki düzenlemeden önce, bu suçu aynı başlıkla düzenleyen 765 sayılı Ceza Yasası’nın 513’üncü maddesinin birinci fıkrası, başkasının mutasarrıf olduğu emlak ve araziye yapılan tecavüzü korumakta iken; yeni Yasa’nın 154’üncü maddesinin 1’inci fıkrası, başkalarına ait taşınmazlar yanında kamuya ait taşınmazları da suçun konusuna, kapsamına dâhil etmiştir. Yine 765 sayılı Yasa’nın 513’üncü maddesinde düzenlenen suçun, taşınmazın hudutlarını değiştirmek ya da bozmak suretiyle işlenebilmesi mümkün iken; mevcut Kanun’la, hudut bozma veya değiştirme olmasa dahi işgal eylemi suç hâline getirilmiştir. Ayrıca, mülga Kanun’dan farklı olarak, söz konusu taşınmazdan yararlanmanın malikmiş gibi olmasına yer verilmiş ve nihayet yine mülga Kanun’dan farklı olarak getirilen bir başka yenilik ile de hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasına engel olmak da suç kapsamına alınmıştır.

Değerli milletvekilleri, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yaklaşık seksen yıl sorunsuz olarak uygulanan 765 sayılı Yasa’nın bu 513’üncü maddesi yerine şimdi üzerinde müzakere yürüttüğümüz 5237 sayılı Ceza Yasamızın 154’üncü maddesi yürürlüğe girdikten sonra, yani maddeye “başkalarına ait taşınmazlar” yanında “kamuya ait taşınmazlar” da ilave edilmesinden itibaren, uygulamada, özellikle başta Antalya ve diğer kıyı şeridine sahip, turizmin yoğun olduğu bölgelerimizde önemli sorunlar ortaya çıkmıştır. Yılda yaklaşık 9 milyon turist ağırlayan bu bölgelerimizde, Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girdikten sonra -rakamlar yaklaşık olarak ifade edilmektedir- 2006 yılında 5.500, 2007 yılında 10 bin, 2008 yılının ilk yarısında da 4.500 dava açılmış ve bu davalardan dolayı mahallî mahkemelerden mahkûmiyet kararları çıkmaya başlamıştır. Açılan dava sayıları ile ilgili bu rakamlar, olayın ne kadar büyük sosyal boyutu olduğunu, ne kadar büyük ekonomik boyutu olduğunu ve Türk turizmi ve turizm yatırımcıları bakımından ne kadar önemli bir problem teşkil ettiğini gösteren rakamlardır. İşte, huzurunuza getirdiğimiz bu teklif ile bir yandan Kıyı Kanunu, bir yandan 3091 sayılı Kanun, bir yandan Orman Kanunu gibi çeşitli yasalar ile zaten koruduğumuz kamu mallarının korunmasına devam edilirken bir yandan da, ayrıntılarını maddelere geçildiğinde müzakere edeceğimiz şekilde, turizmcilerimizin ve halkımızın karşı karşıya bulunduğu önemli bir problemi çözmeyi amaçlamış bulunuyoruz.

Özetle arz ettiğim husus şudur ki: Maddeyi eski hâline getirelim. Yani bir başkasının, bir gerçek kişinin veya bir özel hukuk tüzel kişisinin taşınmazına tecavüzü cezalandıralım ve bunun takibini de şikâyete bağlı bir suç hâline getirelim, çünkü zaten kamu taşınmazlarına tecavüzü önleyen özel yasalar vardır ve kamu, kendi mallarına vaki olacak tecavüzleri defedecek, tecavüzü önleyecek güce sahiptir. Bu değişiklikle, hem mevsimlik olarak, yani kalıcı olmayan bir biçimde, açıkçası malikmiş gibi bir tasarruf içerisinde olmayıp ülkemize gelen turistlerin deniz ve güneşlenme ihtiyacı için bu gibi yerlerden yararlanan, aslında turistleri yararlandıran ve karşılığında geçici yararlanmadan dolayı işgaliye ücreti ödeyen turizm işletmecilerimizin önemli bir sıkıntısını çözelim ve hem de ülkemizin herhangi bir köşesinde kamuya ait bir taşınmaz malı usulüne uygun bir biçimde, geçici olarak kullanan herhangi bir vatandaşımız ceza tehdidiyle karşı karşıya kalmasın. Aksi takdirde, kazandırıcı zaman aşımı yoluyla iktisap kurumunu, hazine arazilerinin kullanıcılarına satışını düzenleyen yasaları fiilen işlemez hâle getirecek bir durum ortaya çıkacaktır. Bu sebeple, teklifimiz bu diğer açılardan da önemlidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; teklifimizin 2’nci ve 3’üncü maddeleri ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda değişiklik önermektedir. Bilindiği gibi, Kadastro Kanunu’nun 12’nci maddesindeki hüküm “Kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz, dava açılamaz.” demekte ve kamu malı-özel mülkiyet ayrımı yapmamaktadır. Madde metnine göre, kanun koyucu bir ayrım yapmamıştır, yorumla bu genişletilmemelidir, değiştirilmemelidir. Zaten, Kadastro Kanunu niteliği itibarıyla bir tasfiye kanunudur. Medeni Kanun’umuzun öngördüğü sicil sistemi kurulup tamamlandığı takdirde gerçek anlamda Kadastro Kanunu da sona erecektir. Buradaki amaç sicilleri korumak ve kadastro ile oluşan düzeni korumaktır. Kadastro Kanunu’ndan önce yürürlükte olan Tapulama Kanunu’muzun, 1966 yılındaki Meclis Genel Kurulu tutanaklarında da bu arz ettiğim husus açıkça görülmektedir. O zaman yasa Genel Kurulda görüşülürken şimdiki Yargıtay uygulamasına benzer bir değişiklik önergesi Genel Kurula sunulmuş ve davanın tarafı devlet ise on yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmaması teklif edilmiş, Meclis Genel Kurulu, o zamanki komisyon ve hükûmet -şimdi de bizim dayandığımız gerekçelerle- bu önergelerin reddini istemişler ve Meclis Genel Kurulu o önergeyi reddetmiştir.

Sayın milletvekilleri, bu on yıllık hak düşürücü süre böyle anlaşılmalıdır ki böyle olduğu takdirde Medeni Kanun’umuzun 1020’nci maddesindeki “sicillerin aleniyeti”, 1023’üncü maddesindeki “sicile iyi niyetle güvenerek taşınmaz mal edinenin bu kazanımının korunacağı ilkesi”, “iyi niyetli iktisabın korunması ilkesi” işleyebilsin. Anayasa Mahkememiz zaten bu konuda 1991/9 esas, 1991/36 karar sayılı kararında, bu maddenin üçüncü fıkrasının iptaliyle ilgili açılan davayı reddetmiştir. Teklifimizin maddelerine geçildiğinde yine bu kararı ayrıntılı olarak huzurlarınızda görüşürüz.

Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1997/8 esas, 1997/900 karar sayılı kararında, bu on yıllık hak düşürücü sürenin kamu düzeninden olduğunu, maddenin hiçbir istisna hükmüne yer vermediğini açıkça belirtmiştir.

Değerli milletvekilleri, peki, bütün bu yasal durum karşısında bu teklif niye hazırlanmıştır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulumuz ve bir kısım daireleri, son yıllardaki içtihatları ile bu on yıllık hak düşürücü sürenin kamuya, devlete ait taşınmaz mallar için işlemeyeceği şeklinde kararlar vermiştir. Bu durumda vatandaşlarımız, Medeni Yasa’nın 1023’üncü maddesinde hükmünü bulan “tapu kütüğüne iyi niyetle güven” ilkesine göre yıllar önce, belki de kırk elli yıl önce satın aldığı taşınmaza hazinenin, kamunun herhangi bir biriminin dava açabilmesi, iyi niyetle tapu siciline güvenerek edindiği taşınmazının tapusunun iptal edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Hâlen bu sıkıntı yoğun olarak Antalya Kepez’de yaşanmakla beraber, bütün vatandaşlarımızın günün birinde bir tapu iptali davasıyla karşı karşıya kalabileceği sonucunu doğurmaktadır. Bu ise hukuk devleti ve Anayasa’mızın eşitlik prensibine ve Anayasa’nın 35’inci maddesinde ifadesini bulan “mülkiyet hakkını güvenceye alma” ilkesine uymaz diye düşünüyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; zaten bütün bu anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında Yargıtayımızın içtihatlarla oluşturduğu yeni durum, ülkemizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de mahkûm edilmesi neticesini doğurmuştur. Benim tespit edebildiğim kadarıyla 13 adet dava Türkiye aleyhine neticelenmiştir ki bunlardan biri, 30 Mayıs 2006 tarihli, 1262/02 başvuru numaralı, Doğrusöz ve Aslan-Türkiye davasıdır ve neticesinde ülkemiz 26.500 avro tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir.

Konuyu özetleyecek olursak: 3402 sayılı Yasa’nın 12’nci maddesinde herhangi bir istisna mevcut olmamasına rağmen, hazine tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiasıyla tapuya kayıtlı taşınmazlar hakkında açılacak tapu iptali ve tescil davalarında on yıllık hak düşürücü sürenin aranmayacağına ilişkin Yargıtay uygulaması devam ettiği müddetçe tapudaki kayda güvenerek taşınmaz edinen iyi niyetli kişilerin zaman sınırlaması olmaksızın mülklerinin elinden alınması ihtimali olduğundan, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem bizim Anayasa Mahkememiz kararları ve hem de idari istikrar, hukuki güvenlik, tapu siciline iyi niyetle güven ilkeleri gereğince, zaten bir istisna hükmü taşımayan bu maddenin üçüncü fıkrasının daha açık yazılması ve uygulama bütünlüğü sağlanması açısından bu teklif hazırlanmış ve Adalet Komisyonumuzdan geçerek huzurlarınıza gelmiştir. Ayrıca, devam eden davalarda da uygulanabilmesi bakımından bir geçici madde eklenmesi teklif edilmiştir. Teklifimiz huzurlarınızda tasvip görüp kanunlaştığı takdirde, ilk neticelerini turizm başkentimiz Antalya’da hem Ceza Yasası hem de Kadastro Yasası bakımından gösterecektir.

Ancak turizm işletmecilerimize de bir kez daha şunu hatırlatmakta fayda görüyorum: Kıyılarımız Anayasa’mız ve Kıyı Kanunu gereğince bütün vatandaşlarımızın yararlanmasına açıktır, bu yasa ile de böyle devam edecektir. Hiçbir düzenleme bu kıyılardan vatandaşlarımızın özgürce ve eşit olarak yararlanmasına engel olamaz. İşletmecilerimiz bunu böyle bilmeli ve bunu böyle uygulamalıdır diye düşünüyorum.

Sayın Başkanımı ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Veysi Kaynak (AK Parti, Kahramanmaraş). “Kahramanmaraş mv.veysi kaynak ve antalya mv.mevlüt çavuşoğlu'nun; çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi; antalya mv.sadık badak ve 5 milletvekilinin; kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi; antalya mv.osman kaptan ve 4 milletvekilinin; türk ceza yasasında değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:272)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 24 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/veysi-kaynak-23-2009-02-24-kahramanmaras-mv-veysi-kaynak-ve-antalya-mv-mevlut-cavusoglu-nun-cesi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
