# 2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar

> Yakup Kepenek (CHP), 29 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNİN TÜMÜ ÜZERİNDE SON KONUŞMALAR); konuşma 754 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

51 inci madde, kamu kaynakları, özelleştirme, devlet gelirleri konusunda olduğu için, ben, önce maddeyle ilgili görüşlerimizi özetleyeceğim, sonra da bugünkü tartışmalar ve bütçe üzerinde kimi konulara değineceğim.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan bu yana, kamu, elindeki varlıkları gözbebeği gibi korumuştur. Türkiye, 1930'lu yıllarda ulusal sanayileşme yönünde çok önemli adımlar atmıştır; dokumasından demir çeliğine kadar üretim temeli oluşturmuş ve -burası çok önemli- bu kurumları, özerk, siyasetçinin çiftliği olmadan, dürüst yönetmiştir. Türkiye'de, bugün, özel kesim dediğimiz kesimin, sanayiin gelişmesinde kamu kuruluşlarının çok şeyi vardır; personeli vardır, ortaklığı vardır, sermayesi vardır, ucuz girdi katkısı vardır. Türkiye, gelişme sürecinden, adım adım sanayileşmeden uzaklaştı ve bu süreçte özelleştirme dönemine girdi. Hep birlikte yaşıyoruz; özelleştirmenin yağmalama olduğunu, perşembe günkü müzakerelerde, Adalet ve Kalkınma Partili bir arkadaşım bu kürsüden söyledi. Yağma, özelleştirmenin özünü oluşturdu.

Özelleştirmenin -uyarı olarak söylüyorum- kimi temel ilkeleri var:

Bir; özelleştireceğiniz kurumların fiyatını saptamak dünyanın en zor işidir. Özellikle, enflasyon dönemlerinde bu fiyat saptanamaz; çünkü, bunların benzeri yoktur, piyasada satılmaz. Kaçımız, elmanın ya da ekmeğin fiyatını tam olarak bilebiliyoruz ki, Tekelin, Türk Hava Yollarının, başkalarının fiyatını bilelim.

İkincisi; özelleştirmede çok önemli bir kural daha var; o da şudur: Özelleştirme, yeni üretim olanakları yaratmalıdır, geliştirmelidir ki, burada öngördüğümüz, maddede öngördüğümüz gibi devlete gelir gelsin. Şimdi, bu noktaya çok dikkat etmek gerekiyor. Türkiye'de yapılan özelleştirmenin bir ayağı, sosyal ayağı kesiktir. Türkiye'deki özelleştirme, çalışanlarını göz ardı etmiştir.

Buradan nereye gelmek istiyorum; buradan şuna gelmek istiyorum: Özelleştirme politikasını düzenlerken, yeni hükümet bu doğrultuda çalışırken bu noktalara dikkat etmelidir. Bir şeye daha dikkat etmelidir. Önemli olan, Türkiye'nin geleceğidir. Önemli olan, Türkiye'nin üretim olanaklarının artırılmasıdır. Bunu yaparken, halka ait kurumların özelleştirilmesinde şimdiye kadar yapıldığı gibi, ille de, muhakkak, kesinlikle, yabancı uzman, yabancı danışman çalıştırmak zorunluluğu yoktur. Türkiye, kendi mühendisine, kendi insan gücüne, kendi planlama teşkilatına güvenmelidir; ama, uygulamanın böyle olmayacağı anlaşılmaktadır. Türkiye'nin saygın kurumları var. Türkiye, Türk Hava Yollarını üç dört yıl evvel özelleştirseydi, Swiss Air alacaktı. Biliyorsunuz, Swiss Air sonradan iflas etti. Dolayısıyla, zamanlama bakımından da -eğer, bir tüccar gibi yönetilmemesi gereken ülkeyi, bir tüccar gibi yönetiyorsanız bile- satış zamanını iyi ayarlayın; bir.

İki; Türkiye'nin stratejik gelişmesi için zorunlu, kaçınılmaz KİT'lerini, kuruluşlarını, kurumlarını, kesinlikle, özelleştirmeyin. Bu, geliri kesmektir; bu, toplumun geleceğini kesmektir.

Bir de, bir yanlış daha yapılıyor; yapmayın. O da şudur: Türkiye, özelleştirme furyasında, militanlığında, Avrupa Birliğini bile geride bırakacak işler yapmaktadır; külliyen yanlıştır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, çok isterdim ki, hep bu konuları tartışalım, bütçeyi sağlıklı tartışalım, iyi tartışalım. Üzülerek belirteyim ki, buradaki tartışmalar, öyle çok düzeyli gitmedi, keşke gitseydi. Birkaç noktaya, izin verirseniz, hiç demagoji yapmadan, değineyim.

Sayın Başbakan, CHP'nin projelerini soruyor. İşsizlikle mücadeleden başlayın, ihracatla devam edin, vergi adaletinden gidin, teknolojik yenilikten geçin, yönetimin yeniden yapılanmasına ve başka konulara geçin, tarımın yeniden düzenlenmesinden Avrupa Birliğinde rekabet gücü kazanmaya kadar CHP'nin pek çok projesi var.

Bu bir yana, başka önemli konu var. Bugünkü basında var ve bu, bir yönetim anlayışını simgeliyor. Bugünkü basında Sayın Maliye Bakanı "Başbakan bana 'ağabey' der, 'Özelleştirme İdaresini gel al, yönet' dedi, ben de aldım" diyor.

Değerli arkadaşlar, bu, sağlıklı bir devlet yönetimi anlayışı değildir. Kaldı ki, bu, yasalara da aykırıdır. Bundan sonra bu işler yapılacak. Halka ait ormanlar, doğal ve kültürel değerler, madenler, belki satışa çıkarılacak; ama, bu yanlışlar, bu yasadışı tutumlarla, bu "ben yaptım, oldu" mantığıyla, bu hukuk tanımazlıkla olmamalıdır, buna izin verilmemelidir.

Burada, Sayın Başbakan "biz, çok koyun güttük" diyor. Doğrudur. Burada da koyun güden arkadaşlarımız olabilir. Koyun güdenlere saygılar sunarım; ama, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için seçimlerden önce onca söz vereceksiniz, burada ondan hiç söz etmeyeceksiniz... Acaba, bu, çok koyun gütme mantığının bir uzantısı olmasın?! (CHP sıralarından alkışlar) Önce siyaseti aklayalım, önce siyaseti elbirliğiyle aklayalım.

Değerli arkadaşlar, bir başka şey oluyor, onu da özellikle söyleyeyim. Sayın Başbakan, hep geçmişe referans veriyor, hep geçmişten söz ediyor, hiç bugüne gelmiyor, bugünü çok ayrıntılı ve net konuşma olanağını bulmuyoruz. Kimi zaman, fıkralar çok şey anlatır. İzninizle, ben, Trabzon eski Milletvekili rahmetli Faik Ahmet Barutçu'nun anlattığı bir Temel fıkrasını anlatmak istiyorum.

Temel, Sirkeci'de cinayet işlemiş.

AHMET YENİ (Samsun) - Temel cinayet işlemez.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Bazıları işler.

Hâkimin karşısına çıkmış, hâkim sorguluyor ve Temel anlatıyor: "Hopa'dan vapura bindik; geldik, geldik; fırtına çıktı; işte, Pazar'da limana kaçtık." Hâkim soruyor: "Ne oldu sonra?" Temel "tekrar vapura bindik; geldik geldik; fırtına çıktı, Vakfıkebir'de limana girdik" diyor. Hâkim yine soruyor: "Sonra?.." Temel devam ediyor: "Tekrar vapura bindik; geldik, geldik; işte, Perşembe'de vapur karaya vurdu fırtına yüzünden" deyince, hâkimin sabrı taşıyor; diyor ki: "Temel, Sirkeci'ye gel, Sirkeci'ye..." Temel'in yanıtı çok ilginç: "Oraya geleyim de, sen de benim hakkımdan mı gelesin."

Yakına gelelim, yakını konuşalım.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “2003 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde son konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-03-29-2003-mali-yili-butcesinin-tumu-uzerinde-son-konusmalar (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
