# Yasama dokunulmazlığı konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 17 Haziran 2003
- **Gündem:** YASAMA DOKUNULMAZLIĞI KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-06-17-yasama-dokunulmazligi-konusunda

> Yakup Kepenek (CHP), 17 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YASAMA DOKUNULMAZLIĞI KONUSUNDA); konuşma 1.301 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bizi, Meclisi izleyen değerli yurttaşlarımız; bu dokunulmazlık sorunu hakkında önerge sahibi ya da önerge sahiplerinden biri olarak söz aldım; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Önce, bu çok önemli konuda her iki grup adına konuşan arkadaşlarımın soruna olumlu baktıklarını görmekten duyduğum mutluluğu belirtmek isterim. Konu, gerçekten çok önemli. Burada, önergeyle istenen, milletvekili dokunulmazlığına dokunmak değil, milletvekili dokunulmazlığının hak ve özgürlüğünün, milletvekili özgürlüğünün, kürsü özgürlüğünün, söylem özgürlüğünün, yazma, anlatma özgürlüğünün sonuna kadar korunması. Buna karşılık, milletvekili, bakan ve seçimle gelen diğer arkadaşlarımızın, yapacakları veya yapabilecekleri yanlışlar karşısında her an topluma hesap verir durumda bulunmaları, bu özelliği taşımaları. Elbette, milletvekili, siyaset yaparken dokunulmaz olmalıdır; ama, bizim getirmek istediğimiz ya da bu araştırma önergesi sonunda ortaya çıkacak olan durum, onun ötesinde, yapılacak yanlışların düzeltilmesidir.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakana bu soruyu sorduğumda, bu konunun, Anayasanın bütünlüğü içinde gelecekte ele alınacağını yazılı olarak bildirdi. Şimdi, bunun üzerine, gecikmenin nedenleri soruldu ve bu arada başka bir şey çıktı ortaya; Türkiye'de yönetimin çalışmasının önündeki en büyük engellerden birinin, bürokratik oligarşi olduğundan söz etti Sayın Başbakan. Doğrudur, Türkiye'de öyle bir yapılanma olduğu konusundaki görüşe katılıyorum; Türkiye'de, siyasetçiyi, kimi üst düzey bürokrasiyi ve iş dünyasını, sermaye dünyasını içeren bir yapılanma olduğu doğrudur; bunun düzeltilmesi gerekir, araştırma önergesinin amacı budur. Türkiye'yi, rüşvet ve yolsuzluklardan arındırmak, bu gölgeden Türkiye'yi kurtarmaktır amaç.

Bakın, dünya liginde, dünya yolsuzluk ve rüşvet sıralamasında Türkiye, 102 ülke arasında 64 üncü sıradadır. Bu kirlilik sürecinde Türkiye hızla aşağılara doğru düşmektedir; 1995'te 27 nci sıradaydı, günümüzde 64 üncü sıraya düştü. Bakın, Brezilya, Peru, Gana, Hırvatistan, Kolombiya, Meksika, Etiyopya, Tayland, benzeri ülkeler, Türkiye'den çok daha temizdir. Biz, bu kiri taşıyamayız; bu sözü vererek geldik buraya, bunun önüne geçmeliyiz. Ha, bu üçlünün, yani, üst düzey bürokrasi, kimi siyasetçi ve kimi iş dünyası üçlüsünün, oligarşisinin, yani birkaç grubun yönetiminin kırılma noktası burasıdır; başlama noktası siyasettir, kirliliğin başlama noktası da burasıdır; buradan başlamak zorundayız. Bunu ötelemek, bunu, yargıcın da hâkimin de başkalarının da koruması var mantığıyla ötelemek yanlıştır, çözüme buradan başlanabilir, başlamalıyız; önergenin temel amacı budur.

Günlerdir, cinayet filmi izler gibi, araştırma komisyonunun belgelerini izliyorsunuz kamuoyunda. Eski bakanların, başbakanların, yardımcılarının ve bu işe karışan işadamlarının, bürokratların ifadeleri alınıyor. Değerli arkadaşlar, şimdiye kadar bunca yolsuzluk komisyonu kuruldu, bunca soruşturma açıldı... Bir trafik kazası sonucu ortaya çıkan Susurluk olayı vardı. Düşünebiliyor musunuz, buzulun dokuzda 1'i bile değil, görünen kısmı bile değil. Ne oldu bunlar? Kamuoyu, bu konuda hep sorguladı, bizi seçerken de sorguladı "yapanın yanına kalmasın" dedi; biz ne yaptık yedi aydır?! Dolayısıyla, bu meselenin üstüne gitmek ve temize çıkarmak zorundayız.

Türkiye, 1980 sonrasında piyasa ekonomisine geçti, açılmacı oldu. "Piyasa koşulları yürürlükte olacak, rant ekonomisi olmayacak; doğruluk, dürüstlük, erdem, ahlak egemen olacak" denildi; tam tersine oldu. Sayıları, demin, uluslararası karşılaştırmalarla verdim. Türkiye'de -üzülerek belirteyim, bunu söylemek zorundayım- maalesef "benim memurum işini bilir" mantığı egemen oldu. Bundan daha ahlakdışı bir çağrı olabilir mi?!

Şimdi, siz, hepimiz, kamuoyu, bu yüce toplum, siyasete atıldıktan sonra zenginleşenleri izlemiyor muyuz ve bir şeyi daha izlemiyor muyuz, siyasetçiye yakın olduğu için zenginleşenleri izlemiyor muyuz, bilmiyor muyuz bunu?!

Bu işi neşterlemenin yolu, bu işi temizlemenin yeri, başlangıç noktası, birinci adımı burasıdır, bu iş buradan başlayacak. Ertelemenin, ötelemenin hiç yeri de yok, anlamı da yok. Şimdi, bu nedenle olacak, Türkiye yatırım alamıyor, Türkiye rant ekonomisine gömülmüş bulunuyor ve bir başka şey daha oluyor değerli arkadaşlar; Türkiye -yine, üzülerek belirteyim- yabancıların gözünde de, rüşvetin bir türlü ortadan kalkmadığı bir ülke görünümü veriyor.

Bugün, saat 11.00 dolaylarında, Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu İstanbul'da toplanmıştı. Sayın Dışişleri Bakanımız dün geldiler; çok verimli, çok iyi bir toplantı oldu. Yalnız, şunu üzülerek belirteyim: Avrupa Parlamentosu üyelerinin çok büyük bir bölümü de, Türkiye'de rüşvetin ve yolsuzluğun siyasî bağlarının tam kesilmediğini, bunun çok ciddî bir sorun olarak devam ettiğini görüyorlar; böyle görüyorlar. Şimdi, bu görüntüyü ortadan kaldırmak bizim sorumluluğumuzda, bizim görevimiz.

Bir adım daha; teknoloji gelişti, banka hesapları üzerinde bilgisayarda oynayabiliyorsunuz, para çekebiliyorsunuz. Uluslararası para trafiği çok hızlandı. Bunun büyük bir bölümünün Türkiye üzerinden gittiğine dair rivayetler var ve bu para, daha çok, Birleşik Amerika tarafına gidiyor, Kanada tarafına gidiyor. Eskiden İsviçre'ye giderdi; yeri değişti. Şimdi, yabancılar, bunun hesabını Türkiye'den sorabiliyor; uluslararası anlaşmalar var. Türkiye şunu yapabilmeli: Vurguna, yolsuzluğa, hırsızlığa, rüşvete karışan siyasetçiyi, bürokratı ve başkalarını izleyebilmeli; nasıl ki, yabancılar, diyelim, Türkiye'den, Irak'ın veya başka afyon satıcılarının parası geçtiğinde bunun hesabını sormaya kalkıyorlarsa, Türkiye de, bunun hesabını uluslararası düzeyde sorabilmeli.

Değerli arkadaşlar, bir şey daha vurgulayayım: Ekonomi konusuna yeniden dönelim. Rüşvetin masraf gösterildiği, yolsuzluğun kolgezdiği, kısa yoldan zenginleşmenin egemen olduğu ortamlar, esas olarak, sermaye birikiminin tökezlediği, enflasyonun büyüdüğü ve karşılıksız kazancın da egemen olduğu ortamlardır. Bunlardan dönüş yapmak kolay değildir. Bunları bıçakla keser gibi kesip atmak kolay değildir, bunu biliyorum; ama, bir şeyi daha biliyorum; kime dokunursa dokunsun, nereye kadar gidecekse gitsin, bu yara, bu kir, bu yanlış mutlaka neşterlenmelidir, mutlaka kesilip atılmalıdır. Bu uru, bu kangreni, bu yanlışı bu toplumun sırtına yüklemeye, bu toplumun bu yükü çekmesine daha fazla göz yumamayız, yummamalıyız. Rüşvet, ekonomide bunu yapıyor. Bir adım daha, başka bir şey daha yapıyor, rüşvet ve yolsuzluk, hizmeti, parası olanlara götürüyor. Paranız varsa işiniz görülüyor, paranız varsa köşeyi dönüyorsunuz, paranız varsa daha çok birikim yapıyorsunuz. O zaman ne oluyor; o zaman, yoksul yurttaş kamu hizmetinden yararlanamıyor. Ben, bunu çok önemsiyorum, hepinizin bunu önemsemesini diliyorum; çünkü, kamu hizmetinden yararlanmak en temel insan haklarından biridir.

Burada, çok yanlış bir kanaatle, yıllardır "devlet küçültülsün, devlet küçültülürse yolsuzluk ve rüşvet olmaz" mantığı var; bu, hiç doğru değil. Nereye kadar küçülteceksiniz, neyi küçülteceksiniz; ihale yapmayacak mısınız, devletin alım satımları olmayacak mı, devletin binalarını, kişilerin her şeyini yok mu edeceksiniz; bu mümkün değil, o yanlışı yapmamak lazım, o mantık yanlış "devleti küçültürsek rüşvet ve yolsuzluk azalır" mantığı külliyen yanlış. Yapılması gereken diğeri, yapılması gereken rüşvet ve yolsuzluğun kaynaklarını kurutmak ve ona buradan başlamak.

Değerli arkadaşlar, bir adım daha, hep söyleniyor, SİT alanlarından, ormandan, özelleştirmeden söz ediyoruz, hep ediyoruz; ama, biz, şunu hep birlikte yaşıyoruz: Son olaylar, enerji konusundaki gelişmeler, şirketlerarası kavgalar ve benzerleri şunu çok net, çok açık gösteriyor ki, Türkiye'de piyasa ekonomisinin açık, saydam, topluma karşı sorumlu ve düzgün işleyişini sağlayabilmiş değiliz. Türkiye, 1980'lerden bu yana ha bire özelleştiriliyor; ama, rüşvet ve yolsuzluk sıralamasında da durumu daha kötüye gidiyor. Yani, şunu demek istiyorum: Devleti küçültmek, rantın ortadan kalkmasına, dürüst, açık ve topluma hizmet eden bir yapının oluşmasına, doğruluğun, dürüstlüğün, ahlakın egemen olmasına yardımcı olmadı; tam tersi sonuç verdi.

Tekrar edeyim; burada atılacak olan bir adımdır. Bu adımı atarken bir iki şeye dikkat etmenizi özellikle istiyorum. Baştan söyledik, önerge sahibiyim, arkadaşlarımla birlikte. Şimdi, bu önergeye sığınarak, dokunulmazlık konusunu çok ötelere, iki aylık komisyon, iki aylık bir komisyon daha gibi, komisyonun kurulmasına iki ay, bilmem nereye beş ay gibi, yer yok gibi gerekçelere sığınıp, çalışamaz, işlemez bir yapıya büründürmememiz gerekiyor. Hepimizin, tatile gitmeden önce, seçmenlerin karşısına çıkmadan önce bu meseleyi halledip... Çünkü, bu mesele çok önemlidir, toplumun beklediği bir şeydir. Siyasetçinin dokunulmazlığını sınırlandırıp, siyaset yapması alanında sınırlandırıp, siyaseti aklamak göreviyle geldik; bunu tamamladıktan sonra halkın huzuruna gidersek, çok daha doğru yaparız, çok daha yerinde bir davranış gösteririz diye düşünüyorum. Burada şunu ısrarla söylüyorum: Bu meseleyi, bu anayasa değişikliğini hızla ve Meclis tatile girmeden yapmak durumundayız.

Değerli arkadaşlar, rüşvetin ve yolsuzluğun uğursuz gölgesi bu toplumu çok kemirdi, yıllardır kemirdi. Bu toplumun üzerine karanlığın kiri düştü, rüşvetin gölgesi düştü. Biz, bu kiri, bu uğursuz gidişi tersine çevirmek zorundayız. Bu toplumda doğruluğu, dürüstlüğü, erdemi, kısaca ahlakı yeniden değerli duruma getirmek zorundayız. Bu konuda atacağımız her adımın, yarınki nesillere, yarınki kuşaklara, gençlerimize ve çocuklarımıza bırakacağımız en doğru, en dürüst, en sağlıklı miras olacağını düşünüyorum.

Bir şeyi daha özetleyerek söylemek istiyorum; yıllardır çektiğimiz kara lekeyi, bu rüşvet ve yolsuzluk lekesini siyasetten başlayarak temizlediğimiz sürece, bu büyük toplumu, bu büyük ülkeyi uluslararası düzeyde hak ettiği noktaya çıkarabiliriz. Ancak böyle yaparsak başarabileceğimizi düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kepenek.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Sayın Başkan, bir an önce bu meselenin çözümleneceği umuduyla, tüm arkadaşlarıma, bu doğrultuda katkı yapanlara ve yapacaklara şimdiden teşekkür ediyorum. İlgiyle dinlediğiniz için hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum; sağ olun. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Yasama dokunulmazlığı konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 17 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-06-17-yasama-dokunulmazligi-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
