# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 25 Aralık 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316

> Yakup Kepenek (CHP), 25 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (SS.316)); konuşma 1.165 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Sayın Bakanlar, değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli izleyenler; ben de sözlerime başlarken, ülkemizin siyasetinde, sanatında, kültüründe büyük katkıları olan iki büyüğümüz, eski Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü ve İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle şunu vurgulamak istiyorum: Görüşmekte olduğumuz tasarının 11 inci ve 43 üncü maddeleriyle sağlanan teknoloji teşvikleri çok doğru, çok olumlu ve çok gereklidir. Bu, hem benim kişisel kanımdır hem de Cumhuriyet Halk Partisinin geleneksel görüşüdür; doğrudur. Ancak, 11 inci maddenin ikinci paragrafında yazılan sözcüklerin, Anayasa hukuku yönünden tartışılabilir tarafı olup olmadığını incelemek, ayrıca hukukçuların işidir.

Değerli arkadaşlar, bu düzenleme gerekliydi, gereklidir; ancak, yeterli değildir. Yetersizlik sayısaldır, yetersizlik kurumsaldır, yetersizlik politikadadır, yetersizlik siyasettedir. Türkiye'de, üzülerek belirteyim ki, bilim ve teknoloji alanındaki destekler, teşvikler, sayısal olarak yetersizdir. Biraz önce, bu işin eşgüdümünü, koordinasyonunu yapan TÜBİTAK'tan aldığım veriler şunu gösteriyor: 1991'den bu yana gerek TTGV, gerek TİDEP yoluyla, TÜBİTAK'ın eşgüdümünde sağlanan ar-ge teşviklerinin toplamı 600 000 000 doların doların altındadır. Bu, hiçbir Avrupa ülkesiyle karşılaştırılmayacak kadar düşük bir sayıdır, hiçbir Avrupa Birliğine aday üye ülkeyle karşılaştırılmayacak kadar az bir tutardır. O nedenle, verilen teşvikler, gerekliydi -tekrar edeyim- ama, yetersizdir.

Şimdi, eksik olan nedir; eksik olan -galiba, burada ikinci veya üçüncü kezdir vurguluyorum- iktidarın, hükümetin doğru dürüst, kapsamlı, düzgün bir bilim ve teknoloji politikası olmayışıdır, bunun yokluğudur. Tek tek taşlarınız güzel olabilir, tek tek iyi işler olabilir; ama, bunları bir bütünlük içinde duvar yapamıyorsanız, bir örgü öremiyorsanız, başarılı olma şansınız yoktur.

Burada, kapsamdan kastedilen, kapsamla söylenen nedir? Kapsamla öngörülen, söylenen şudur: Bilim ve teknoloji gelişmelerinin, oluşumlarının üç ayağı vardır. Bunlar, mal ve hizmet üreticileridir, üniversitelerdir ve bir de devletin araştırma geliştirme kuruluşlarıdır. Bunlar size çok soyut gelebilir, somutlayalım; tarım araştırma birimleri, Hıfzıssıhha Enstitüsü, MTA ve benzerleri.

Şimdi, başarılı bir ar-ge politikası, bütün bu kurumların, üniversitelerle birlikte ve üreticilerle birlikte, ar-ge mantığıyla, yani, araştırma ve yenilik mantığıyla, etkin, verimli bir işbirliği içine girilmesini gerektirmektedir. İktidar Partisinin böyle bir programı, böyle bir tasarımı, böyle bir anlayışı ve politikası bugüne kadar ortaya çıkmış değildir ve yoktur. İşin özü, bu üçlünün, yani, üreticilerin, devletin elindeki araştırma kurumlarının ve üniversitelerin işbirliğini, bir ağ gibi çalışmasını ve eşgüdüm içerisinde üretken olmasını sağlayacak bir mekanizma, bir süreç yaratılamamıştır. En büyük eksiğiniz budur.

Şimdi, bu eksiğin giderilmesi yönünde de, çok fazla yol alınmadığı, tam tersinin yapıldığı, son TÜBİTAK olayıyla bir kez daha kanıtlanmıştır. TÜBİTAK, yedi ay felç edilmiştir, çalıştırılmamıştır. Bunun karşılığında, Türkiye'nin bilim insanlarının, Avrupa'da ve başka yerlerde ülkemizi tanıtma ve oradaki projeleri ve gelişmeleri izleme yönündeki çabalarına sekte vurulmuştur, bunlar engellenmiştir ve Türkiye'nin beyni, bilim ve araştırma beyni, yedi ay felç edilmiştir. Bu felcin yaratacağı çok olumsuz, çok ters, çok yıkıma yönelik sonuçları, toplum olarak, önümüzdeki yıllarda, korkarım, yaşayacağız ve bundan, ülkemiz, bütünüyle zarar görecektir. Ben, TÜBİTAK'a şunlar atanmıştır, bunlar gitmiştir gibi, polemiklere girmiyorum; ama, bu kürsüde, şunu tekrar ediyorum: TÜBİTAK yönetimine indirilen darbe, Türkiye bilim dünyasına indirilen en büyük darbedir, bir yıkımdır ve bunun, ağır bir faturası vardır, hepimize çok ağır faturası vardır, çok ağır bedeli vardır. Bu yanlışlık, büyük yanlışlıktır.

Şimdi -devam ediyorum- ne yapmak gerekir, nasıl bir yol tutulması gerekir?

Değerli arkadaşlar, sözünü ettiğim bu üçlünün destekleyici çerçevelerinin olması gerekir. Bunlardan bir tanesi, finansman desteğidir. Görüşmekte olduğumuz tasarının iki maddesi, bu yönde, destek değil, teşvik edici öğeler taşımaktadır. Oysa, yapılması gereken, onun ötesinde bir destek sağlamanın yollarını bulmaktır, finansal destek sağlamanın yollarını bulmaktır. Neden gereklidir bu; şunun için gereklidir: Politika bakımından, eksik olan bir başka boyut da budur. Türkiye, teknolojisini, esas olarak dışarıdan alıyor, transfer ediyor. Geçmişte, pek çoğunuzun gençliğinde ya da çocukluğunda, anahtar teslimi fabrika satın alabilirdiniz. Günümüzde, anahtar teslimi fabrika satın alma şansı kalmamıştır. Neden kalmamıştır; çünkü, üretim işi bir süreçtir, yani proseslerden oluşan bir süreçtir, bilgisayar ağırlıklıdır, teknoloji ağırlıklıdır, mal ve hizmet üretiminin niteliği değişmiştir. Türkiye girişimcileri, üreticileri bu bilinçle hareket etmek zorundadır. Bu yapılmadığı takdirde, Türkiye, her yıl, dışarıya milyarlarca dolar yenilik, teknoloji, araştırma, geliştirme bedelini akıtmak, vermek zorunda kalacaktır. Türkiye, dünya ölçeğinde üretim süreçlerine beyniyle değil, çoğunlukla, yalnızca eliyle katılan bir kitle, bir toplumsal yapı konumu kazanacaktır. Bu büyük bir eksikliktir, bu büyük bir yetersizliktir. Bunun giderilmesinin yolu, kapsamlı, düzgün bir politika oluşturmaktan geliyor.

Teknoloji süreçtir dedik. Teknoloji pahalıdır dedik. Teknolojinin bir başka boyutu var; teknolojide, yenilikte, bilimde, insan beyni ile sermaye iç içedir, birliktedir. Biz, okullarda hep şunu vurguladık: Emekgücü-sermaye gücü. Şimdi, bilim ve teknoloji ile bu ikilinin evliliği, birlikteliği söz konusudur. Bu birliktelik şunu getiriyor: Hemen her yerde, her noktada bu vurgulanıyor. Yatırım olarak çok az bir yatırımla çok büyük bir katmadeğer elde ediyorsunuz. Şimdi, az bir yatırımla büyük katmadeğer elde etmenin yolu buradan geçiyorsa, bu alana önem vermemiz gerekiyor. Finansman kısmını söyledim, Sayın Bayraktar.

Önem verilmesi gereken ikinci alan eğitimdir. Eğitimden kastettiğimiz şudur: Çocuklarımızın ve gençlerimizin eleştirel bir bakışla dünyaya bakması, araştırmacı olarak yetişmesi, beynini taa başından beri iyi kullanması ve yeteneklerini... Onların yeteneklerini en üst düzeyde geliştirmek, toplum olarak hepimizin görevidir. Bu, eğitimde fırsat eşitliğini gerektirir; bu, eğitimde kız-erkek ayırımı yapmadan bütün çocukların ve gençlerin bu sürece katılmasını sağlamayı gerektirir; bu, başka bir şey daha gerektirir; bu, çocukların, bu gençlerin dünyaya bakışının özgürleşmesinin önündeki her türlü -aile, gelenek, başka şey- engelin azaltılmasını ve giderek kaldırılmasını gerektirir. Türkiye, çok iyi sanatçı olacak birilerini, çok iyi bir roman yazarını, çok iyi bir müzisyeni, kırsal kesimde okuryazar olmayan bir durumda tutma hakkına hiç sahip değildir. Çok iyi bilgisayar uzmanı veya doktor olacak bir çocuğu sanayi çarşısında yedek parçacı durumunda tutmak, en büyük ulusal kayıptır, ulusal varlığın kaybıdır. Bunların önlenmesi gerekir. Bunların önlenmesinin yolu -tekrar tekrar vurguluyorum- bir bütünlük içinde ve kapsamlı bir politikayla bu işe bakılmasını zorunlu kılıyor. Türkiye, bu bağlamda çok iyi, çok doğru işler yapıyor denemez.

Son bir noktaya daha değineyim, Avrupa Birliği toplantılarında ve OECD toplantılarında Türkiye'nin bu büyük eksiği sık sık vurgulanıyor. Hükümetimiz, bilmem 6 ncısı, 7 ncisi söz konusu olan uyum paketleri hazırlıyor.

Değerli arkadaşlar, burada ikinci kezdir vurguluyorum, uyum paketlerinin bir tanesi de, Kopenhag Kriterlerinde aday ülkeler için öngörülen Avrupa'ya ekonomik uyum konusudur. Türkiye'nin bu alanda çok somut, çok doğru hazırlıklar yaptığı kanısında değilim. Bakınız, Kopenhag Kriterlerinde "eğitim, altyapı, araştırmayı da içeren fizikî ve beşerî sermayenin artırılması" deniliyor. Şimdi soruyorum: Biz, bir yıldır bu konuda ne yaptık; çok fazla bir şey yapmadık, hiçbir şey yapmadık.

İkincisi, mal ve hizmet üreticisi firmaların -iyi dinleyin bunu- teknoloji ve uyum sağlama kapasitelerinin artırılması; bu, Kopenhag Kriteridir. Türkiye'nin bu konuda da çok fazla iş yaptığı, somut adımlar attığı söylenemez. Bunun yerine, TÜBİTAK ile uğraşalım, kurumları parçalayalım, oradakileri biz atayalım, gerisi ne olursa olsun mantığı, çok haksızdır, çok yanlıştır ve Türkiye'yi iyiye götürmez, kötüye götürür.

Sözlerime son verirken, tasarının otomobil vergileri bölümüyle ilgili olarak seçmenlerden gelen bir şikâyeti söyleyeyim, daha doğrusu, halkımız, bu konuda kamuoyuna yansıyan düzenlemelerin çok ağır, çok haksız ve çok yanlış olduğunu vurguluyor. Umarım, iki grubun anlaşmasıyla bu konuda düzeltme yapılır; fatura değeri, kasko değeri gibi değerler öne çıkar ve bu yanlış, bir başka yanlış yapılmadan düzeltilir.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri, değerli izleyenler; ben de, yeni yılın, sizlere, ülkemize, tüm insanlığa dostluk, barış, kardeşlik getirmesini diliyorum; iş ve aş sorunlarının çok azaldığı bir Türkiye dileğiyle sizlere saygılar, sevgiler sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (ss.316)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2003-12-25-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasarisi-ss-316 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
