# 9.7.2004 tarihli ve 5215 sayılı belediyeler kanunun geri gönderilen kısmının görüşülmesi hk.(s.s.669)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 7 Aralık 2004
- **Gündem:** 9.7.2004 TARİHLİ VE 5215 SAYILI BELEDİYELER KANUNUN GERİ GÖNDERİLEN KISMININ GÖRÜŞÜLMESİ HK.(S.S.669)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2004-12-07-9-7-2004-tarihli-ve-5215-sayili-belediyeler-kanunun-geri-gonderilen-ki

> Yakup Kepenek (CHP), 7 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 9.7.2004 TARİHLİ VE 5215 SAYILI BELEDİYELER KANUNUN GERİ GÖNDERİLEN KISMININ GÖRÜŞÜLMESİ HK.(S.S.669)); konuşma 1.143 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli bakanlar, değerli milletvekilleri ve belediyeci olsun olmasın bizi izleyenler; görüşmekte olduğumuz Belediye Yasasının 3 üncü maddesine ilişkin olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın yapılmasını istediği değişiklik, belde halkı ile belde ayırımının ortadan kaldırılmasına yönelik ve Anayasanın 126 ncı ve 127 nci maddeleri bağlamında yeni bir yasal düzenleme isteğinden kaynaklanmaktadır.

Komisyon, yaptığı düzenlemeyle, bu isteği bir ölçüde yerine getirmiştir denilebilir. Burada belediye tanımlanırken "beldenin ve" sözcüklerini çıkarmış, böylelikle "belde halkı" yanında "belde hizmetleri" ayırımına uyulmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte, bu düzenlemenin, konunun salt yasal düzenleme olarak ne ölçüde yeterli olacağı ayrıca tartışılabilir, tartışma konusudur.

Değerli arkadaşlar, burada asıl sorun, belediyenin tanımı konusudur. Yasanın görüşülmesi sırasında iktidarımızın, hükümetimizin belediye tanımı ile -bu yasayla yapılan belediye tanımı ile- yerellik, yerel yönetim, yerel güçler anlayışının çelişkili olduğunu, uyumsuz olduğunu, belde halkı ya da belediye halkının sorunlarına sahip çıkmasının yollarını açmadığını vurgulamıştım. Bu durumu yeniden dikkatinize sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, ülkemiz, çok fazla içgöç olayıyla karşı karşıyadır. Ankaralının ben Ankaralıyım demesi, İstanbullunun ben İstanbulluyum demesi, yalnız ve ancak, bu ve benzeri yerleşim birimlerinde, oraya gelen insanların, kendi yerel kültürlerini korumakla birlikte, aynı zamanda kendilerini, yerleşim yerlerinin, bulundukları beldenin, bulundukları yerin birer sahibi olarak görmeleriyle olanaklıdır, mümkündür. Ankaralı, önce mahallesinden başlayarak, Ankara'nın, mahallesinin sorunlarına sahip çıkmalı, onları özümsemeli, onlarla, mahallenin sorunlarıyla iç içe olmalıdır. Ancak böylelikle, beldenin ortak nitelikteki her türlü görev ve hizmeti birlikte görülebilir. Bu yolladır ki, birey, kişi, kendi beldesinin sorunlarını özümser, onlarla iç içe gelir, onlarla birlikte yaşar, yöresinin sorunlarını, beldesinin sorunlarını, mahallesinin sorunlarını kendi sorunu yapar, onları içselleştirir ve sonuna kadar onların savunucusu olur, onları sahiplenir, onları benimser. Yerel yönetim anlayışının ya da yönetimin yerelleşmesinin temelindeki ana neden budur.

Oysa, bu Belediye Yasasıyla getirilen anlayış -biraz sonra örnekleriyle söyleyeceğim gibi- hiç de, bu temel ilkeye, bireyin önce kendi mahallesinden başlayarak, kendi sorunlarına sahip çıkması, onları özümsemesi ilkesine uymamaktadır. Yerel yönetim, demokrat olmanın, yönetime katılmanın birinci yeridir, başlangıç yeridir. Bu yolladır ki birey, önce yöresine sahip çıkar, sonra ülkesine sahip çıkar, evrenselleşir, küresel sorunlara sahip çıkar, çevre sorunlarına sahip çıkar. Bunu sağlamanın yolu, yerel düzeyde, mahalle düzeyinde katılımla olur. Üzülerek belirteyim ki, Belediye Yasamız, bu olanağı yöre halkına vermemektedir. Bu madde çerçevesinde söyleyeceklerim bunlar.

Değerli arkadaşlar, Anayasamızın ünlü bir düzenlemesi var. Anayasamızda deniliyor ki: "Kıyılardan yararlanma, ancak kamu yararı varsa olur" Şimdi, ben buradan soruyorum veya tartışılmasını çok istiyorum: Türkiye'nin 8 333 kilometre uzunluğundaki kıyıları ne ölçüde kamu yararı için kullanılmaktadır, kamu yararına hizmet vermektedir? Bu 8 333 kilometrelik kıyı şeridinin -hangi oranda, ne ölçüde- Anayasada yazılan kamu yararı yönünde kullanıldığı burada söylenebilir mi; bunu söyleme olanağı yok.

Değerli arkadaşlar, burada, yerellikle, yerel yönetim anlayışı ile bizim yasamız arasındaki çelişkiyi sergileyen ve yakın günlerde yaşadığımız somut bir olaydan söz etmek istiyorum. Bu olay, Karadeniz ikili yoluyla ilgilidir. Şimdi, İngilizcesini bırakalım, duble yol falan demeyelim de, şunun adına Türkçesiyle "ikili yol" diyelim, onu öneriyorum. Karadeniz kıyı şeridinde halk denizle iç içe yaşar. Deniz, o yörede, yalnız geçim kaynağı değildir, bir yaşam biçimidir. Yine, bilirsiniz, o yörede belediyeler 5-10 kilometre arayla dizilmişlerdir.

Bu ikili yolun proje aşamasında, ihale aşamasında, yapım aşamalarında çok sayıda yanlışlık, eksiklik, kayıplar ve benzerlerinin olduğu bilinmektedir. Bu konu, ayrıca Yüce Meclisin gündeminde tutulmalı ve ayrıca değerlendirilmelidir. Ben, o noktaya girmeyeceğim; ancak, bu yolun yapımında sıra kentlere, kasabalara geldiğinde, çok ilginç, çok önemli bir tartışma sürüp gitmektedir. Tartışma şudur: İkili yol kentin içinden mi geçsin yoksa Karadeniz'e göre biraz daha güneyden, dağlık araziden mi geçsin; tartışma budur.

Çok üzülerek belirteyim ki, Doğru Karadeniz kıyı şeridinin pek çok ilçesinde yol, kıyı şeridinin üzerinden geçirilmekte, çoğu yerde deniz doldurularak bu iş yapılmakta ve burada iki büyük yıkım söz konusu olmaktadır. Bunlardan birincisi, halk ile onun yaşamının bir parçası olan deniz arasına koca bir duvar örülmektedir; yöre halkı buna "Berlin Duvarı" diyor. Bir başka önemli kayıp var; böylelikle, çevre koruması dediğimiz yönde herhangi bir şey yapılamıyor; daha doğrusu, çevre yıkılıyor, balık nesilleri tüketiliyor. Karadeniz'i bilen bilir, bu yolların ileride ne ölçüde dayanıklı olacağı da ayrıca mühendislerin tartışacağı bir konudur; ancak, bu çerçevede iki örnek vermek istiyorum. Bunlardan bir tanesi Ardeşen İlçesiyle ilgilidir, öbürü Arhavi İlçesiyle ilgilidir. Ardeşen İlçesinde, yolun güneyden geçmesi yönünde, eski Çevre Bakanımız, eski belediye başkanımız Sayın Sütlüoğlu'nun, şimdiki belediye başkanımızın -AK Partilidir- halkın ve sivil toplum kuruluşlarının bütün istemlerine, taleplerine karşılık, Sayın Başbakanımız, bu yaz Rize'ye gelerek, kentin güneyinden geçecek yolun çok masraflı olacağı gerekçesiyle, yolun Ardeşen'in kıyısından geçmesi yönünde emir vermişlerdir, emir buyurulmuştur.

Değerli arkadaşlar, yerelliği savunacaksınız, yerellik için yasal düzenleme yapacaksınız, her şeyi yapacaksınız; ama, sıra uygulamaya geldiği vakit, ne belediye başkanını ne halkı ne de oradaki insanları dinleyeceksiniz. Bu, büyük bir çelişkidir.

Burada bir şey daha var. Kamu yararı dedik, kamu çıkarı dedik. Ekonomide, iktisatta, kamu yararını ölçmek kolay olmasa da, bunun değişik yolları, yöntemleri vardır. Önce, şunu söyleyeyim: Kamu yararı, yalnız bugünkü dolar fiyatıyla ölçülmez. Ardeşen'in güneyinden geçecek bir yolun maliyeti, diyelim 100 000 000 dolar daha fazla olacak, bunu ödemem mantığıyla o yol öbür tarafta yapılamaz. Neden yapılamaz; çünkü, bu, yarınki nesilleri, o ilçenin geleceğini tehlikeye atmak olur, hesaba katmamak olur. Kamu yararı, güncel hesaplarla bir yana itilecek bir konu değildir. Dolayısıyla, önce bu noktanın altını çizeyim. Arhavi'ye geleceğim, yalnız başka bir şeyin daha altını çizeyim.

Değerli arkadaşlar, Karadeniz otoyolunun, taa başından başlayarak günümüze kadar -başta da söyledim- ne ölçüde ekonomik ve teknik olarak sağlıklı yapılmakta olduğunun ayrıca incelenmesi, eğer bir maliyet, yarar, fayda çözümlemesi yapılacaksa, bunun bütünüyle yapılması gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, Arhavi'de başka bir facia yaşanıyor. Arhavi'de, belediye başkanlığı, yargıdan, yolun güneyden geçmesi yönünde karar çıkarıyor ve bu kararı uygulamaya koyuyor, yolu mühürlüyor. Ama, ne oluyor biliyor musunuz; yürütmeyi durdurma ve benzeri kararlarla, oradaki yerel yöneticiler baskı altına alınarak, belediye meclisi üyeleri, savcılar, kaymakamlar ve benzerleri baskı altına alınarak -çevre için söylüyorum- ve başka bir şey yapılarak, sözümona, yolun gözergâhı "ripaj" dedikleri bir yöntemle kaydırılarak, değiştirilerek, yol inşaatı devam ediyor. Şimdi, orada, bir yargıyı dinlememe var, bir baskı olayı var ve yolun kentin güneyinden geçmesi amacıyla hazırlanan teknik raporlar, ekonomik raporlar bir yana itilmekte, dikkate alınmamaktadır.

Değerli arkadaşlar, bu uygulama, hükümetimizin, yereli güçlendirme, yerele değer verme, halkın çıkarlarını gözetme, yerelden başlayarak yönetimi yeniden düzenleme... Hani, kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasının ana gerekçesi yerel yönetimi güçlendirmek değil mi. Şimdi, Ardeşen ve Arhavi'de -başka ilçeleri de sayabilirim- yapılan uygulama, yereli güçlendirme anlamına gelmiyor. Tam tersine, yerel istekleri, yerel talepleri baskı altında tutmak, sindirmek, susturmak, yetkisiz bırakmak anlamına geliyor. Bu yanlıştır. Bu yanlış, yasal düzenlemelere de yansıyor ve sonuçta, hiç birimizin benimsemeyeceği sonuçlar çıkıyor.

Doğru dürüst bir inceleme şunu da gösterir değerli arkadaşlarım: Bu yol inşaatı -bu noktayı ileride bir başka vesileyle açıklayacağım- kamunun yararını değil, özel çıkarları korumak için "S" gibi olmaktadır, eğri büğrü olmaktadır. Şunu demek istiyorum: Ucuza gelecek gerekçesiyle, Karadeniz kıyılarının katledilmesi önlenmelidir. Yine, şunu tekrar edeyim: Belediyelerimizin -son günlerde Kadıköy'de ve başka yerlerde yaşanıyor- kendi kıyılarına sahip çıkmasında, başta hükümetimiz olmak üzere, hepimizin yardımcı olması gerekiyor; yöre halkının kendi sorunlarına sahip çıkması durumunda, onlara destek vermek gerekiyor.

Bu anlayışla, yasanın yeni biçimiyle hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “9.7.2004 tarihli ve 5215 sayılı belediyeler kanunun geri gönderilen kısmının görüşülmesi hk.(s.s.669)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2004-12-07-9-7-2004-tarihli-ve-5215-sayili-belediyeler-kanunun-geri-gonderilen-ki (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
