# Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 10 Mayıs 2005
- **Gündem:** YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-05-10-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku

> Yakup Kepenek (CHP), 10 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KAN.TAS.(SS.646)); konuşma 1.220 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yinelenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili tasarı ve komisyon raporu üzerinde söz aldım; sözlerime başlarken, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

8 inci madde üzerinde CHP'nin ve kendi görüşlerime geçmeden önce, kimi genel doğruları dikkate getirmeyi, enerji konusunda bazı önemli noktalara değinmeyi yeğleyeceğim, önce onu söyleyeyim.

Değerli arkadaşlar, enerji, günümüzün ekonomik ve toplumsal yaşamının can damarıdır ve günlük yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Enerji kullanımı, gelişmişliğin, ekonomik ve toplumsal gelişmişliğin göstergesidir.

Bir nokta daha var; günümüzde, çağımızda, enerjinin ulusal kaynaklardan üretilmesi ve kullanılması -yani, enerjinin kaynağının ulusal olması- güvenilir, sürekli ve ucuz sağlanması temel ilkelerdir. Bu nedenlerle, getirilen yasa tasarısını olumlu bulduğumuzu ve bunun önemli bir ilk adım olduğunu söylemek isterim.

Bu çerçevede şunu da söyleyeyim ki, yenilenebilir enerji, adı üstünde, Türkiye'nin rüzgârından, güneşinden, biyokütlesinden -yani bitkilerinden- jeotermal ve diğer kaynaklarından elde edileceği için, doğal olarak bizimdir, doğal olarak yerlidir, ulusaldır. Ancak, getirilen yasa tasarısının kimi teşviklerinin yetersiz olacağı, küçük kuruluşları kurtarmayacağı ve küçük işletmeleri yeterince özendirmediği de bir gerçektir.

Hemen bu noktada şunu söyleyeyim: Yinelenebilir enerji ve diğer enerji kaynaklarının teknolojilerinin yerli üretilmesi, yüksek fiyatla eski üretim birimi almanın yerine yerli teknolojinin getirilmesi, özellikle rüzgâr ve güneş enerjisi konusunda Türkiye'nin teknoloji üretimine, kendi teknolojisini üretmeye yönelmesi -eğer bu alanlarda başarılı olunmak isteniyorsa- kaçınılmazdır, zorunludur ve gereklidir.

Bu meselenin, bu konunun, bir de Avrupa Birliği boyutu var. O boyut şudur: 1997'de Avrupa Birliği, yinelenebilir enerji kaynakları (beyaz enerji) bildirisiyle, birlik içinde, 2010 yılına kadar toplam enerji üretiminin yüzde 12'sinin bu kaynaklardan, yinelenebilir kaynaklardan sağlanmasını amaçlamaktadır. Bilindiği gibi, henüz imzalamadığımız Kyoto Protokolü, iyi ki bu yılın 16 şubatında yürürlüğe girdi. Avrupa Birliği, bu protokol gereğince, sera gazı salınım oranlarını 2008-2012 yılları arasında yüzde 8 oranında azaltmayı amaçlamaktadır. Bütün bu nedenlerle, biz, bu tasarının, gerekli destekler sağlanarak yürürlüğe konmasından memnun olacağımızı yinelemek isterim. Bu çerçevede, tasarının 8 inci maddesinde yer alan, arazi ihtiyacına ilişkin uygulamalar ve burada verilecek teşviklerde kolaylık getirilmesini de desteklediğimizi belirtmek isterim.

Bu noktalara değindikten sonra, değerli arkadaşlar, asıl değinmek istediğim, kimi, önemli saydığım noktalar var. Önce, şunu söyleyeyim: Önceleri, bu kürsüden, Enerji Bakanlığı üzerine yaptığım bir konuşmada bir söz almıştım ve orada şunu söylemiştim Sayın Bakan: Yasalar ne ölçüde yeterli olursa olsun, sonuçta, bunu uygulayacak olan bürokrattır, bürokratlardır, uygulayıcılardır. O nedenle, sizin, iki konuda duyarlı olmanız; üzerinde, o yıllarda karabulutlar dolaşan, dedikodular üretilen veya doğrusuyla yanlışıyla, rüşvet ve yolsuzluğa bulaştığı öne sürülen Bakanlığınızın aklanması ve olumlu iş yapması için gereklidir demiştim, hatırlarsanız. Bunlardan bir tanesi, atayacağınız bürokratların dürüstlüğü ve güvenilirliği olmalıydı; belirleyici ölçüt, işin başı o olmalıdır demiştim. İkincisi de, görevlendirdiğiniz yeni bürokratın üretkenliği, verimi, niteliği, en az, görevden aldıklarınız düzeyinde olmalı ki, ileriye dönük iş yapabilesiniz demiştim.

Sayın Bakan, üzgünüm; bu konuda kamuoyuna yansıyanlar, ortaya atılan tartışmalar ve ileri sürülenler, uygulamanın hiç de bu ilkeler doğrultusunda olmadığını kanıtlıyor. Böyle olmasını siz de istemezdiniz sanıyorum, ben de istemezdim. Cumhurbaşkanı tarafından dört kez bir genel müdürün veto edilmesinin -ve öbür arkadaşlarının- ağır sorumluluğu, üzülerek belirteyim sizin üzerinizdedir ve bunun böyle olmaması gerektiğini siz de, ben de çok iyi biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, kuşkusuz "biz, rüşvetin ve yolsuzluğun üstüne gidiyoruz, bunu kapatmıyoruz" demek önemlidir ve olumludur; ama, bu, yeterli değildir. Neden yeterli değildir; çünkü, siz, oraya daha üretken, daha başarılı, daha doğru dürüst ve etkin ve verimli iş yapmak için geldiniz. Ülkemizin de, hepimizin de beklentisi budur. Gerek elektrik üretiminde, dağıtımında gerekse doğalgaz konusunda benzer bir durum vardır. Yani, buradaki bürokratların etkinliği, verimli çalışması, ihaleler ve benzeri konularda Bakanlığınızın çok daha olumlu, çok daha etkili, çok daha verimli çalışması gerektiğini düşünüyorum.

Bu noktayı vurguladıktan sonra, ben, Partimin verdiği gensoru önergesi ve onun içeriğinin üzerinde duracak değilim; o, ayrı bir tartışma konusudur; ama, şu kadarını söyleyeyim; gerek orada söylenenler ve söylenmeyenler gerek kamuoyuna yansıyanlar ve yansımayanlar, Bakanlığınızın bu çerçevedeki çalışmalarının gözden geçirilmesini, yenilenmesini, yinelenmesini ve düzeltilmesini gerektiriyor. Örneğin, geçenlerde, bir köşe yazarının sözünü ettiği TPAO'nun, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının Trakya'da bir şirkete doğalgaz satışında 1,5 trilyon liralık bir alacağı varken mahkemelik olması ve sonrasında Başbakanın ya da sizin müdahalenizle o kesilen doğalgazın yeniden açılmasının sonuçlarını ben de, kamuoyu da merak etmektedir; çünkü, söz konusu şirket iflas etmiştir ve TPAO, 3 trilyon lira dolayında alacaklıyken şirket ortadan yok olmuştur. Şimdi, bunlar büyük kayıplardır Sayın Bakan; bunlar, olmaması gereken kayıplardır. Bu yasayı desteklerken bu tür eksiklerin giderilmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Burada üzerinde durulması gereken, yine Bakanlığınızın uygulamalarında uyuşamadığım bir noktanın önemle altını çizmek istiyorum. Sayın Bakan, yıllardır Türkiye'de nükleer enerji yapımı tartışılıyor; ısrarla, yeniden, ısıtılıp ısıtılıp üç nükleer santralın ihalesinin yapılacağı gündemde tutuluyor. Burada, önce şunu söyleyeyim; benim doğum yerim Doğu Karadenizde, Çernobil faciasının, yirmi yıl sonra bile, ondokuz yıl sonra bile olumsuz, yıkıcı etkilerinin insana ve doğaya verdiği zararların sonuçlarını acıyla yaşıyoruz. Nükleer santralların gelişmiş ekonomilerde, gelişmiş ülkelerde hızla azaltıldığını, siz de, ben de biliyoruz. Burada iddia edilen iki şey var; birincisi şu: Nükleer santral yapılmazsa Türkiye nükleer teknolojide geri kalır deniyor Sayın Bakan; bu doğru değil. Neden doğru değil; nükleer teknolojide, tıpta, başka alanlarda ilerlemenin yolu mutlaka santral yapımından geçmiyor. Bu işi bilen bilir ya da bu işi izleyenler bilir ki, pek çok gelişmiş ülke nükleer teknolojiden üreterek yararlanıyor; ama, bunu, mutlaka, elektrik üretimi nükleer santral yaparak değil, başka yollarla yapıyor.

İkinci önemli sav, önemli iddia şudur: Türkiye'nin enerji alanında planlı programlı gelişmesi için, daha doğrusu, geleceğin enerji ihtiyaçlarını, ülkenin, toplumun, karşılayabilmek için nükleer santrala ihtiyaç vardır deniyor. Bu da çok doğru bir yaklaşım değildir. Burada çok tartışıldı, çok söylendi; bu yasa bağlamında, başka yasalar bağlamında da söylendi; Türkiye, hidrolik enerji kaynağının, şimdi getirilen yinelenebilir enerji kaynaklarının, kömürün ve benzerlerinin ne ölçüde tam kullanımını sağlıyor da, onlar tükendi mi de sıra nükleere geliyor?! Bu doğru değil.

O nedenle, şunu vurgulamak istiyorum: Nükleer enerjiye geçmeden önce, çok uzun araştırmalara, düşünmeye ve her şeyden önce, gerek kuruluş yeri, gerek bu işin teknolojisi ve hepsinden önemlisi, nükleer atık sorununa dünya çözüm bulamazken, Türkiye'nin nasıl çözüm bulacağının açıklık kazanmasına, netleşmesine gereksinim vardır diye düşünüyorum.

Bütün bu nedenler ve şu anda görüşmekte olduğumuz yasa, Sayın Bakan, bizi bir tek noktaya götürüyor. O nokta şudur: İkibuçuk yılı aşkın bir süredir hükümetsiniz. Ben, taa başında sizin ve hükümetiniz başarılı olmasını isteyen bir arkadaşınızım; ama, size, her zaman, uyarımızı ve eleştirimizi de yaparken aynı zamanda şunu söyledik: Türkiye'nin ihtiyacı olan, hemen her alanda ihtiyacı olan en önemli konulardan, işlerden biri enerji alanının... Öbürlerini, ulusalı bir tarafa bırakalım; dokuzuncu beş yıllık -veya yedi yıllık- kalkınma planını bir yıl ertelediniz -ben, onun büyük bir başarısızlık olduğunu düşünüyorum hükümet açısından- onu da bir tarafa bırakalım; enerjiye gelelim. Hükümetinizin, Türkiye'nin geleceğine yönelik, Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal gelişmesini esas alan bir enerji, ulusal enerji planlamasını henüz kamuoyunun bilgisine sunduğunuzu, ben, sanmıyorum. Böyle bir hazırlık yapmanızı ve bütün bu çalışmalarınızı, yinelenebilir enerji dahil, bütün enerji programlarınızı, enerjinizi bu alana yerleştirmenizi ve bu bütünün içinde, yani, ulusal enerji planı bütünü içinde ele almanızı yeğlerdim. O çerçevede çözüm aramanız daha doğru olurdu diye düşünüyorum; çünkü, en önemli eksiklik budur.

Son olarak, daha doğrusu, bu bağlamda vurgulamak istediğim bir nokta da, Sayın Bakan, değerli arkadaşlar, bu konuda, yinelenebilir enerji konusunda ve diğer alanlarda, Türkiye, kendi üretim teknolojisini üretmedikçe, yapmadıkça başarılı olma şansı yoktur. Hep dışarıdan satın alarak, hep Fransız, Alman, Amerikan nükleer örneğinde olduğu gibi firmalardan, sürekli değişen teknolojiyi satın alarak Türkiye'nin enerji sorununu çözme olanağı bulamayacağız, bulamazsınız diye düşünüyorum.

Bir noktayı daha vurgulamak isterim; Türkiye'nin aydınlanması için çalışan, az ücretle, büyük güçlüklerle çalışan insanlara, mühendislere, teknisyenlere ve işçilere minnet ve şükran duygularımı iletiyorum; yasanın hayırlı olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kan.tas.(ss.646)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 10 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-05-10-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
