# Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim
- **Tarih:** 22 Haziran 2005
- **Gündem:** SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-06-22-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas

> Yakup Kepenek (CHP), 22 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.270 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, sevgili izleyenler; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü konusunda, CHP Grubunun ve kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz aldım; bu fırsattan yararlanarak, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, sözlerime başlarken, sivil havacılığın gelişmesi, sivil havacılık uğraşısı yolunda yaşamlarını yitiren tüm insanlarımızı saygıyla, sevgiyle anıyorum, kendilerinin nur içinde yatmalarını diliyorum.

Değerli arkadaşlar, havacılığın, son yıllarda hızlı bir gelişme gösterdiği bilinen bir gerçektir. Yüzde 7 dolayında bir büyüme hızına ulaştığı, ülkemizde ve dünyada giderek artan sayıda insanın hava ulaşımını kullandığı bilinmektedir.

Bu nedenle ya da bu çerçevede, bu sektörün, bu ulaşım sisteminin ayrı bir özelliğine dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu sektör, ulusal olduğu kadar, uluslararasıdır; o nedenle, düzenlemelerimizin yalnız ulusal değişkenlerle değil, uluslararası gidişata, ölçülere ve uygulamalara da uygun olması, o doğrultuda olması gerekir. Dilerim, burada görüşmekte olduğumuz tasarının yasalaşmasıyla, bu konuda olumlu adımlar atılır.

Burada, söz konusu olan tasarıda bir çelişki hemen dikkati çekiyor: Tasarı, Genel Müdürlüğün bütçesini özerk, ancak, idarî yapısını bağımlı kılıyor. Şimdi, bütçesi özel, yönetimi hükümete bağımlı bir yapının, etkin, verimli, çağdaş, günümüzün uluslararası gelişmelerine uygun ve başarılı olma şansının ne kadar olacağını ayrıca tartışmamız gerekir diye düşünüyorum.

Bu arada belirtilmesi gereken bir nokta var; sivil havacılık düzenlemeleri, yalnızca yasalarda değil, Bakanlığımızın, Ulaştırma Bakanlığının çıkardığı yönetmeliklerle, talimatlarla, yönergelerle de bu düzenlemeler yapılıyor. Bu nedenle, bu tür düzenlemelerin, yönetmelik ve benzeri düzenlemelerin, yasaların dışında kalan düzenlemelerin de uluslararası ölçülere uygun olması ve bu doğrultuda olması beklenen noktalardır diye düşünüyorum.

Eğer gerekçede belirtildiği gibi, sivil havacılık hizmetinin dünyadaki gelişmelere koşut bir çerçevede, güvence içinde yürütülmesi isteniyorsa, çok önemli bir noktanın daha burada altı çizilmelidir değerli arkadaşlar. Bu nokta şudur: Yönetim, bu iş yalnız yasal düzenlemeyle olmaz, araç-gereç satın almakla olmaz; burada önemli olan, bu alanda çalışacak olan insangücünün niteliğidir, insangücünün becerisidir, üretkenliğidir. Yapılması gereken, bu konuda herhangi bir boşluğa, ödüne, herhangi bir savsaklamaya izin vermemektir; çünkü, bu konuda, insan kalitesi, insangücünün niteliği yönünde yapılacak olan bir yanlışın maliyeti, insan maliyeti ve para maliyeti gerçekten yüksek olmaktadır. İktidarın, hükümetimizin bu kadro anlayışının bu kurallara çok da uygun olmadığı, en azından kimi yönleriyle çok kuşkulu olduğu, bilinen bir gerçektir. Hiç olmazsa, sivil havacılık konusunda iktidarın kendi kadro anlayışına bağlı kalmamasını, bunun dışına çıkmasını ve iktidara sadakatin değil, iktidara bağlılığın değil, işe bağlılığın, becerinin, yeterliliğin, deneyimin personel çalıştırmada önde tutulmasını istiyorum; çünkü, bununla, yalnız bununla bu tür kurumlaşmalar başarılı olabilir, yalnız bununla ulusal ve uluslararası düzeyde Türkiye'nin yeri ve konumu yükselebilir ve yalnız bununla insan ve para kayıplarından uzak bir yönetim yapısı oluşturulabilir.

Değerli arkadaşlar, bu çerçevede değinilmesi gereken çok önemli bir nokta daha var; o da şudur: Şu sırada, ülkemizde, diğer sivil şirketler ya da Türk Hava Yolları dışında özel şirketler faaliyet göstermeye başladılar. Türk Hava Yolları, uzakara, şimdilik en azından bu alanın amiral gemisidir. Özel uçak şirketlerinin belli bir standardı tutturmasında, çalışanlarına, özellikle çalışanlarına hak ve hukuk vermesinde, daha doğrusu, çalışanlarının dinlenmeleri, parasal hakları, uçuş süreleri veya hizmet süreleri gibi konularda haklarını tam olarak alabilmeleri için Türk Hava Yollarının örnek teşkil etmesi gerekiyor. Türk Hava Yollarının, çalışanlarına haklarını tam olarak vermesi gerekiyor. Havacılık çalışanlarının haklarını tam olarak alması gerekiyor. Türk Hava Yollarının, bu bağlamda…

Burada, biraz da kişisel görüşlerimi net olarak söyleyeyim; Türk Hava Yolları, yıllardır özelleştirme kapsamındadır ve hızla büyüyor, iyi ki büyüyor. Uluslararası düzlemde, uluslararası uçuşlarda yeni hatlar elde ediyor; ancak, Türk Hava Yollarının özelleştirilmesini, ben, hiç doğru bulmuyorum. Özelleştirme yerine, özerk bir yönetimle Türk Hava Yollarının daha da güçlendirilmesi, o bayrağın uçaklarda dünyanın her tarafına gitmesi hepimizin benimseyeceği bir ulusal onurdur, bir ulusal çıkardır. Bu nedenle, Türk Hava Yolları stratejik sektör sayılmalıdır. Geçen yıl 200 000 000 dolar kâr ettik; kârlı bir kuruluştur ve özelleştirilmesi yoluna gidilmemelidir. Diğer kamu kuruluşlarında yapıldığı gibi, hükümetin yaptığı gibi, sudan ucuza, yıllık kârının birkaç katına satılacak bir Türk Hava Yolları, gerçekten, Türkiye için ulusal bir kayıp olur.

Bu noktada, iki örnek vermek istiyorum. Bilirsiniz, İngilizlerin bir Economist Dergisi var. Economist Dergisi geçtiğimiz aylarda Türkiye'yle ilgili bir yorumunda Türkiye'den olumlu söz ederken "Türkiye'nin havayolları iyi çalışıyor" demek zorunda kaldı. Kim için söyledi, ne için söyledi bunu; Türk Hava Yolları için söyledi. O nedenle, bu kurumu, yani, Türk Hava Yollarını güçlendirmemiz gerekiyor.

Bu çerçevede, bir başka anıyı da söyleyeyim. Bundan iki yıl önceydi; Bilkent Üniversitesinde yapılan bir uluslararası toplantıda, Türkiye'nin emekli bir büyükelçisi -Dünya Bankasının Türkiye Temsilcisi, o zaman Ajay Chibber'dı, Hintli bir iktisatçıydı, konuşmacı da oydu- bizim büyükelçimiz ona döndü ve "neden Türk Hükümetini sıkıştırmıyorsunuz, neden mecbur etmiyorsunuz, neden Türk Hava Yolları bir an önce satılmıyor" diye sordu ya da söyledi. Bunun üzerine, Dünya Bankasının Türkiye Baştemsilcisi, o bizim büyükelçiye şunu söyledi: "Bakın, bu işler kolay değil, hemen yapılacak şeyler değil, çok dikkat etmek gerekiyor. Türk Hava Yollarının o yıllarda ortağı Swiss Air'di. Eğer Türk Hava Yolları özelleştirilseydi Swiss Air alacaktı. Oysa, Swiss Air şimdi iflas etti; doğru mu olacaktı Türk Hava Yollarının satılması." Şimdi, Dünya Bankası temsilcisi bizlere böyle bir ders verdi. Bunu niye söylüyorum; bunu şunun için söylüyorum: Hükümetimizin USAŞ'tan başlayarak, HAVAŞ'tan giderek, kurumlarda çalışanları kıyıma uğratarak, ülkenin geleceğini ve çıkarını hiçe sayarak uyguladığı özelleştirmelerde, genelde ekonominin, özelde ülkenin çok şey kaybettiğini düşünüyorum. Bu nedenle, özellikle hizmet sektörleri, stratejik sektörler, yer hizmetleri gibi alanlar bir tarafa; ama, Türk Hava Yolları gibi gerçekten stratejik kuruluşların, kurumların, KİT'lerin özelleştirilmesine karşı çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu bağlamda, Sayın Başkan, izin verirseniz, birkaç noktaya daha değineyim. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, hatta öncesinden başlayarak ülkemizde sivil havacılığa ayrı ve özel bir önem verilmiştir. 1925'te, bildiğiniz gibi, Türk Hava Kurumu, o zamanki adıyla Tayyare Cemiyeti kurulmuştu. Oysa, yakın yıllarda, yine üzülerek belirteyim, Türk Hava Kurumu, kurban derisi kavgaları nedeniyle kendisi kurban edilmektedir. Bakın, o tartışmada şu veya bu doğrudur veya şöyle böyle olur demiyorum; birilerinin şu hakkı vardır, birilerinin bu hakkı vardır; ama, Türk Hava Kurumunun asıl gelir kaynağı olan kurban derilerine dokunulmamasını; Türkiye'de sivil havacılığın güçlenmesi için, özellikle hükümetinizin, bu konuda, Türk Hava Kurumuna çok daha hoşgörülü, çok daha sevecen, çok daha destekleyici davranmasını özellikle istiyorum. Neden istiyorum; çünkü, bu, ancak kurban derisi tartışmasına çözüm bulmada iktidarınızın, yani, AK Parti İktidarının özel bir konumu olabilir ve bu tutum, bu davranış, bu tavır, kesinlikle, Türk Hava Kurumu yararına çalışmalıdır, onun güçlenmesi için olmalıdır.

Yine, geçişli olarak bir başka noktaya değineyim. Hükümetiniz işbaşına gelmeden önce, Türk Hava Yollarının uçaklarının en önünde, Mustafa Kemal'in "istikbal göklerdedir" sözü yer alıyordu; şimdilerde pek rastlanmıyor. Bunun denetlenmesini, bunun açığa çıkmasını ve eğer istikbalin göklerde olduğunu düşünüyor isek -sanıyorum, Sayın Bakan böyle düşünüyor- o plaketlerin, o sözün yeniden uçakların en önünde, görkemiyle, eski görkemiyle ve düzgün biçimde konulmasını bir yurttaş olarak istiyorum, talep ediyorum.

Şimdi, geçişli konuşacağımı söylemiştim Sayın Bakan. Son olmayan, ama, sondan bir önceki bir nokta daha var; o da şu: Bizim havaalanlarımızda bir VIP uygulaması var. Bu, bildiğiniz gibi, önemli kişiler anlamına gelen yabancı sözcüklerin baş harflerinden oluşuyor. Şimdi, bu VIP uygulaması, Sayın Bakan, tam bir kargaşa içinde gidiyor. Ben, bireysel olarak, ülkemizde böyle bir uygulamanın olmasına taraftar değilim, bunun kaldırılmasından yanayım; ama, eğer ille de, kesinlikle, zorunlu olarak VIP uygulaması korunacaksa, muhafaza edilecekse, bunun doğru dürüst ve hakça olmasını istiyorum. Bunun, kimlere ve nasıl açık olacağının çok daha net saptanmasını, çok daha belirgin olmasını, çok daha düzgün bir işletme konusu olmasını özellikle istiyorum; çünkü, bu, başka ülkelerde olmayan, pek de olmayan bir uygulama ve yabancıların gözünde de, kendi gözümüzde de ayırımcılığın, birinci sınıf-ikinci sınıf vatandaş ayırımının bir göstergesi olarak kullanılıyor. Bizim, çağdaş bir dünyada, uzay çağında, havacılığın onca geliştiği bir çağda bu tür birinci-ikinci sınıf vatandaş ayırımına gereksinimimiz, ihtiyacımız yoktur. Bu konuda bir düzenleme yapılmasını özellikle istiyorum.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin havacılık sektörünün gelişmesinde, daha hızlı, özellikle daha güvenli, daha ucuz hava ulaşımının, çalışanlarının da haklarını koruyan ve uçuş güvenliğini asıl insanında gören bir anlayışın egemen olması dileğiyle, bu yasanın, ülkemize, havayolu çalışanlarına, hepimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-06-22-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
