# Dönem sonunda üniversitelerde yaşanan sorunlarla ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim
- **Tarih:** 28 Haziran 2005
- **Gündem:** DÖNEM SONUNDA ÜNİVERSİTELERDE YAŞANAN SORUNLARLA İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-06-28-donem-sonunda-universitelerde-yasanan-sorunlarla-ilgili

> Yakup Kepenek (CHP), 28 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÖNEM SONUNDA ÜNİVERSİTELERDE YAŞANAN SORUNLARLA İLGİLİ); konuşma 599 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YAKUP KEPENEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, değerli izleyenler; ders yılı sonu bağlamında üniversite konusuna değinmek için gündemdışı söz aldım. Üzülerek belirteyim ki, toplumun sorunlarına çözüm üretmesi gereken kuruluşlarımız, yani üniversiteler, yıllardır kendileri birer sorun olma özelliğini taşıyor ve koruyor.

Hükümetimiz de, yine üzülerek belirteyim, üç yıllık yönetimi boyunca, üniversite konusunu yalnızca katsayı ve türban olarak görüyor. Bu iki sözcüğün dışında, hükümet, üniversite kavramıyla ilgili değilmişçesine davranıyor. Bunlar yanlıştır, bunlar düzeltilmelidir.

Üniversitelerin, bu iki konunun dışında çok büyük sorunları vardır. Bunların başında, değerli arkadaşlar, üniversitelerin kadro yetersizliği, kadro sorunu geliyor. Yıllardır üniversite olarak faaliyet gösteren Malatya İnönü ve Eskişehir Osmangazi Üniversitelerinin kadro kanunları, Meclis gündeminde aylardır bekliyor, yasalaşmıyor. Bu, büyük bir eksikliktir. Bu üniversiteler bizim üniversitelerimizdir.

Ek olarak, hükümetimizin üniversitelere tahsis ettiği araştırma görevlisi kadroları çok yetersiz kalmaktadır. En son, 2002 yılındaki hükümetin araştırma görevlisi tahsisi 4 250'dir. Bu hükümet döneminde bu sayı ortalama 1 000 dolayında daha azdır; yani, 3 200 dolayındadır ve yalnız araştırma görevlileri değil, idarî personel de buna dahildir.

Şimdi, bu eksiğin bir an evvel giderilmesi neden gerekiyor; çünkü, üniversiteler doğru dürüst çalışamıyor, araştırma görevlisi eksikliğinden, yetersizliğinden. Size bir sayı vermek isterim; Türkiye'de 70 000 dolayında öğretim elemanı vardır; bunların 9 400'ü profesördür, 5 400'ü doçenttir, 11 000'i de yardımcı doçenttir. Şimdi, profesörlerin yarısı kadar doçenti olan bir üniversite yapısı, başlı başına bozuktur; yani, piramidi bozuktur sistemin. Bunun bir an önce düzeltilmesi gerekir.

İkinci önemli bulduğum bir noktaya daha değineyim. Hükümetimizin, son günlerde gazetelere de yansıdığı gibi, yeni üniversiteler açma gibi bir düşüncesi var, bir girişimi var. Önce şunu söyleyeyim; ne mensubu olduğum partim CHP ne de ben, kişisel olarak, bu ülkede yeni üniversite açılmasına karşı çıkarız; böyle bir şey söz konusu değildir; ama, bir şey söz konusudur; gerekli ve yeterli önhazırlık yapılmadan, özellikle de bu hükümetin hiç değinmediği, girmediği öğretim üyesi yetiştirme programları uygulanmadan, hazırlıksız yapılacak yeni üniversite açılması girişimi, ileride yarar değil zarar verebilir. Bilim çağında bilim üretecek kurumların bilimdışı yöntemlerle kurulmasını bu toplum kabul edemez, etmemelidir.

Üniversitelerin önemli sorunları, kuşkusuz önceden başlıyor, dershanelerle başlıyor. Türkiye'de üniversiteye giriş sınavının ikiden bire indirilmesi bu sorunu çözmeye yetmemiş, dershane sayısı artmıştır ve her yıl, TED raporuna göre, toplam 2 900 000 000 dolar dolayında bir harcama üniversiteye girmek için yapılmaktadır ve Türkiye, bu sorunu bir türlü düzeltememiştir; bunun düzeltilmesi gerekir ve üniversite öğrencilerinin bugünlerde yapacakları tercihlerinde, pek çoğu, yüzde 95'i tercih etmek istediği yere giremeyecektir. Sistemin bu eksiğinin giderilmesi gerekir. Sonuçta ne oluyor; sonuçta, binlerce mühendis, binlerce iktisatçı, işletmeci işsiz kalıyor, sistem, eğitilmiş işsizler ordusuyla yaşıyor ve yazık oluyor.

Şimdi, bu çerçevede, bir noktaya daha değineyim. Ortalama işsizlik oranı, tartışmalı olmakla birlikte, yüzde 10 dolayındadır. Eğitilmiş gençlerde bu oran, özellikle cinsiyete ve bölgelere baktığımız zaman, ülke ortalamasının tam 4-5 katıdır.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, yaz sıcağına bu büyük sorunla giriyor ve hükümetin bu konuya el atması, bu yakıcı, bu yıkıcı, bu korkunç gidişe bir şekilde çözüm araması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kepenek.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Sayın Başkan, önemli bir noktayı söyleyeceğim; 1 dakika süre istiyorum yalnızca.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Türkiye, üniversitelerinin iç çatışmalarından çok çekti. Bu yılın bahar aylarında da, üniversitelerde yeniden ideolojik tartışmaların, öğrenci içi çatışmaların gündeme geldiğini görüyoruz. Önce şunu söyleyeyim: Hükümetimizin, bu konuda eski siyasetçilerin yaptığından farklı olarak, gençlerin çatışma ortamına sürüklenmelerini engellemesi gerekiyor; bunun için de, üniversiteleri karşısına almaması gerekiyor, üniversiteleri suçlamaktan, benim üniversitem senin üniversiten ayırımına girmemesi gerekiyor.

Son sözüm de gençlere. Gençlerin, bu tür boş, kendi geleceklerini karartacak, topluma ve ülkeye zarar verecek iç çatışmalardan ve birilerinin çıkarına olacak, birilerine getiri sağlayacak siyasî veya ekonomik çatışmalardan uzak durmaları gerekiyor; onların yaşaması gerekiyor, bu toplum için.

Hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Dönem sonunda üniversitelerde yaşanan sorunlarla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 28 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-06-28-donem-sonunda-universitelerde-yasanan-sorunlarla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
