# 2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(türkiye bilimsel ve tek. araş. kurumu bşk., türkiye bilimler akademesi, gümrük müsteşarlığı, ihracatı geliştirme etüd merkezi, ııı. tur.)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEK. ARAŞ. KURUMU BŞK., TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMESİ, GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI, İHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ, III. TUR.)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-turkiye-bilimsel-ve-tek-aras-kur

> Yakup Kepenek (CHP), 16 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEK. ARAŞ. KURUMU BŞK., TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMESİ, GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI, İHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ, III. TUR.)); konuşma 862 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum; TÜBİTAK'ın 2006 bütçesi üzerinde CHP Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım.

Sözlerime başlarken, toplumumuzun bilimsel ve teknolojik gelişmesi için çaba harcayan, özveriyle çalışan, onca yokluk ve sıkıntı içinde bilime katkı yapmayı amaçlayan bilim insanlarımızın hepsini, hepimizin adına, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, onlara teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, dünya, bilimsel ve teknolojik bir devrim, daha doğrusu, köklü bir dönüşüm geçiriyor. Bu tepki, bilgi üretiminin ve iletiminin yeni boyutlar kazanmasıdır. Gelişmiş ülkeler ve kimi gelişmekte olan ülkeler, bu altyapı üzerine kendi bilimsel konumlarını oluşturuyor, kendi bilimsel binalarını yapıyor. Bu binanın adı "ulusal yenilik sistemidir."

Ulusal yenilik sistemi, çağımızda, en başta gelişmiş toplumlar olmak üzere, ekonominin, daha doğrusu toplumun bütününün, teknolojiyi ve bilimsel üretimi içselleştirmesi esasına dayanıyor ve böylelikle toplumun yalnız üretimi artmıyor, yaşam kalitesi de güçleniyor, gelişiyor.

Ulusal yenilik sistemi, bir bütünlüktür. Eğitimden çevreye, özel girişimlerden dış pazarlara kadar, insan gücünden diğer kaynaklara kadar pek çok şeyi içerir. Türkiye, 1960'lı yıllardan başlayarak, bu alanda, özellikle temel bilimlerde, tıpta, mühendislik bilimlerinde belli bir aşama, belli bir gelişme kaydediyordu.

Üzülerek şu noktayı söylememe izin verin: Siyaseten en çalkantılı dönemlerde bile, TÜBİTAK, kendi iç evrimini, gelişimini çok da zedelenmeden sürdürmeyi başardı. Demokratik yoldan işbaşına gelen ve tek başına iktidar olan hükümetimiz döneminde ise -yine şunu söylememe izin verin- TÜBİTAK, olağanüstü çalkantılı bir dönem yaşamaktadır. Kurumun şu andaki Başkanı, değerli arkadaşımız, değerli bilim insanı -yine üzülerek belirteyim- kurum vekâletle yönetilmektedir ve en son temmuzda çıkardığımız yasayla da TÜBİTAK'ın en üst yönetim birimi olan Bilim Kurulunun üyelerinin çoğunluğu, Başbakanın tek seçici olarak seçmesiyle atanmaktadır. Böyle bir uygulama -yine altını çizerek vurgulamak zorundayım- dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bilimin bu ölçüde siyasallaşması, yalnız bilimi yıkmakla kalmaz, onu yıkar, onu zedeler; ama, ayrıca, toplumun gelişmesini de zedeler, siyaseti de zedeler, siyaseti yanlış yere çeker. Bu anlayıştan kurtulmak durumundayız. Bu durum, aynen -ki, içki yasağı dedikoduları veya gerçeğinde olduğu gibi- dış basında, doğa ve bilim dergilerinde, ülkemiz aleyhine yazılar yazılmasına yol açıyor; Türkiye bilimi yurt dışında da bundan zarar görüyor. Bu zarara yol açılmamalıydı diye düşünüyorum ve Yüce Meclisin TÜBİTAK Yasasını -ki, mahkemelik, tartışmaları sürüyor, ben o konuda daha fazla konuşmayacağım- bu meseleyi, kökünden, gelişmiş ülkelerin kurumsal yapıyı koruyan anlayışına uygun olarak ele almasını ve bu yanlışı düzeltmesini özellikle istiyorum, diliyorum.

Burada şunu da vurgulamama izin verin: Ziya Gökalp, 1910'larda -buralarda şiir okumak epey bir moda oldu- şöyle diyor:

"Diyorsunuz hükümetin idarî,

Velâyeti fenlere de şâmildir.

Ben derim ki idare her hüneri,

Bilmez çünkü mütehassıs değildir.

Üniversite emirlerle düzelmez,

Onu yapar ancak serbest bir ilim.

Bir mesleğe haricinden fer gelmez,

Bırakınız ilmi yapsın muallim."

Değerli arkadaşlar, neler yapılıyor, neler yapılmalıdır?.. Hükümetimiz, geçen yıl, TÜBİTAK'a çok büyük bir kaynak ayırdı ve şu anda araştırma geliştirme harcaması olarak ulusal gelirimizin yüzde 0,65 (binde 6,5) dolayında olan oranının 2010'da yüzde 2'ye çıkmasını amaçlayan bir girişime geçti, başlattı. Kuşkusuz, bu doğru bir tutumdur. Aynı şekilde, Türkiye'nin şimdi 24 000 dolayında olan araştırmacı personel sayısını da, yine 2010'da, 40 000'in üzerine çıkarmayı, 16 000 daha artırmayı öngörüyor bu düşünce. Ayrıca, araştırma-geliştirmenin şimdilerde çoğu üniversitelerce yapılmasına karşın, 2010'da, bunun, büyük ölçüde, yüzde 50 oranında özel sektörce yapılması öngörülüyor.

Şimdi, burada birkaç noktanın altını çizmek gerekiyor. Bu tür bir para aktarılması, değerli arkadaşlar, tek başına sorunu çözmeye yetmiyor. Neden yetmiyor; çünkü, Türkiye'nin kurumsal yapısı ve kurumlar içindeki anlaşmazlıklar, hiçbir biçimde, bu tür dayanışma, birlikte çalışma, eşgüdüm içinde çalışma olanaklarını, maalesef -üzülerek belirteyim- sağlamaya şimdiye kadar yetmedi, yine de yetmeyecek gibi görünüyor. Kaldı ki, Türkiye'nin en çok ihmal ettiği, hükümetiniz dönemi dahil, en çok ihmal ettiğimiz konu, nitelikli araştırmacı, öğretim üyesi yetiştirilmesi. En iyimser tahminlerle, Türkiye üniversiteleri, sosyal bilimler dahil, yılda 3 000-4 000 kişiye doktora verebiliyor. Beş yıl içinde, önümüzdeki beş yıl içinde -teknik noktaya girmeyeceğim- tamgün çalışma eşdeğeri bağlamında 16 000 kişiyi yetiştirme şansımız görünmüyor. Bu, dışarıdan gelecek gibi değil. Bunu, bizim, programlı bir biçimde yapmamız gerekirdi; üç yıldan beri -üzülerek belirteyim- bu iş yapılmıyor.

Yine, Türkiye, bu konuda, geçmişte de çok yüksek hedefler koymuştur, 1960'lı yıllardan başlayarak, 1983'te, 1990'larda filan; ama, şimdiye kadar, bu iş, yine vurgulamam gerekiyor ki, gerçekleşmemiştir.

TÜBİTAK, eski yönetimiyle mahkemelik olmuştur. O eski yönetimiyle mahkemelik olması, kurumsal yapıyı zedelemiştir. Şimdi, bütün, bu eksikli başlamanın, ayrıca, YÖK ve diğer kurumlarla olan diyalog yetersizliğinin verdiği bir gecikme, bir geri düşme, bir yavaşlama söz konusudur.

2010 yılına kadar, bu yılki bütçe artışı oranlarıyla gitsek bile -ki, bu yıl yüzde 16 artırılıyor, gelecek yıllarda yüzde 6,5-7 dolayında TÜBİTAK bütçesi artırılıyor- bu biçimde gidilse bile, Türkiye'nin, 2010'da tek başına parasal destek hedefini gerçekleştirme şansı -yine üzülerek belirteyim- bulunmuyor.

Şimdi, bilim ve araştırmaya önem vermek, bir toplumsal birlikteliği gerektirir. Geçmişi karalayarak, bilime hizmet vermiş, uluslararası düzeyde Türkiye bilimini yukarılara taşımış, 40 ıncı sıralardan 19 uncu sıraya getirmiş bilim insanlarını dışlayarak, onları mahkemelere sürükleyerek ve onları haksız tazminat davalarıyla koşturarak bir yere varmamız mümkün değil.

Bilim ve araştırmaya önem vermek için ar-ge gücünün yüzde 60'ını gerçekleştiren -beğenelim beğenmeyelim- bugünkü Türkiye üniversitelerini karşımıza almak değil, kurumlararası dayanışma ve dostluğu güçlendirmek, bilime, araştırmaya önem vermek, araştırma görevlisi, araştırmacı kadrolarını kısmak, onun tek atama yetkisini Başbakanlıkta toplamak ya da tümüyle durdurmak değil; tam tersini yapmak, destekleyici olmak, onlara çıkış yolları sağlayacak, ülkemizin insanının beyin gücüyle, yaratıcılığıyla gelişmesini sağlayacak yolları açmak ve bunu hiçbir ayırım gözetmeksizin, toplumsal…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(türkiye bilimsel ve tek. araş. kurumu bşk., türkiye bilimler akademesi, gümrük müsteşarlığı, ihracatı geliştirme etüd merkezi, ııı. tur.)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-turkiye-bilimsel-ve-tek-aras-kur (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
