# Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 29 Aralık 2005
- **Gündem:** YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KHK LERDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(SS. 1039) 15 İLDE ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-12-29-yuksek-ogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-khk-ler-3

> Yakup Kepenek (CHP), 29 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KHK LERDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(SS. 1039) 15 İLDE ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 1.045 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; önce, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bu saatte konuşmamın sorumlusu ne sizsiniz, ne benim; ama, sözlerimi, sabrınızı hiç taşırmadan, verdiğiniz bu emeğe olağanüstü saygı duyarak ve kısaca meramımı anlatmaya çalışacağım; o bağlamda söz aldım.

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) - Teşekkür ederiz.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, önce bu maddeye ilişkin noktaya gelmeden, bazı önemli noktaların altını hep birlikte çizelim. Var olan, şu ana kadar, 15'ten önce var olan devlet üniversitelerimizin çok büyük sıkıntılar içinde olduğunu, bunların ücret, çalışma koşulları ve diğer yetersizliklerle, özellikle kaliteli öğretim üyesi bulmakta çok sıkıntı çektiklerini biliyoruz. Biz bu noktayı hiç tartışmadık. Biraz önce önerilen, kurulacak olan üniversitelerimizin öğretim üyelerine, kaliteli öğretim üyesi elde etmek üzere, sağlamak üzere maaş artırımı önerimizi de elbirliğiyle reddettik.

Değerli arkadaşlar, bu çok ciddî bir sorundur. Günümüzde, beyin göçünün çok hızla yaygınlaştığı bir dönemde kaliteli öğretim üyesi bulmak Türkiye'nin en büyük sorunudur ve Türkiye… Sayın Bakan burada üniversitelere verdiği araştırma görevlisi kadrolarını söylerken 14 800 diyor, hemen belirteyim, bu akademik kadro değildir, bunun içinde sekreterler, teknisyenler ve başka şeylerde vardır ve üniversitelerde sağlık hizmetleri, temizlik için ihaleye giren geçici işçilerle yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Biz bu üniversitelerden araştırma istiyoruz, bu üniversitelerden eğitim istiyoruz ve bu üniversitelere yenilerini ekliyoruz.

Şimdi, Sayın Bakan diyor ki: "Ar-ge'ye çok para aktarıyoruz; ama, kadroya gelince veremiyoruz; çünkü, bir ekonomik program var." Açıkça "IMF" demiyor, "ekonomik program var, ona bağlıyız, o elimizi kolumuzu bağlıyor; kadro veremiyorum, öğretmen kadrosu da veremiyorum…" Peki, para verirken de IMF elimizi kolumuzu bağlıyor; yani, para akıtırken IMF'yi dinlemeyebiliyoruz; ama, araştırma görevlisi verirken ille de “IMF engel oluyor” diyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, tutarlı olalım. Bu noktalarda tutarlı olalım ve biz noktalarda çözüm önerileri geliştirmek durumundayız. Durumundayız… Başbakan, bugünkü gazete manşetlerinde olduğu gibi üniversiteyi suçlamaz, suçlamamalı. Millî Eğitim Bakanı düzeltmeye çalışıyor. Suçlamaz, suçlamamalı. Bunlar yanlıştır. Biz, bu yanlışı vurguluyoruz; bu yanlışlar yapılmasın diyoruz.

Sayın Bakanım, üçüncü yıl bittikten sonra diyor ki: "1 000 öğrenciyi yurt dışına gönderiyorum." Günaydın Sayın Bakanım; üç yıldır neredesiniz?! Türkiye üniversiteleri nitelikli öğretim üyesi diye kıvranırken, siz, beyin göçünü tersine çevirmek için ne yaptınız?! Siz, Türkiye'nin kaliteli üniversitelerinde, üçünde, beşinde, üniversite sonrası eğitim için, yüksek lisans için, doktora için, yurt dışındakinin onda 1'ine bir maliyetle elde edeceğiniz öğretim üyesi yetiştirilmesi konusunda hangi girişimde bulundunuz?! Hiç yok değerli arkadaşlarım; tam bir hiç! Şimdi, 1 000 kişi göndereceğiz… Sonucu ne zaman alacağız; beş yıl sonra. Üç yıl gitti; yazık değil mi bu topluma. Anadolu insanı, sevinçle eğitim istiyor. Kurtuluş yolunu orada görüyor; çok haklı. Kaliteli tıp fakültesi istiyor. Peki, biz ne yaptık; son birkaç ay içinde, tıp fakültelerinin, taşradaki tıp fakültelerinin öğretim üyesi kadrolarını boşalttık, hastanelerde şef yaptık. Peki, bu insan gücü transferi çok mu doğru oldu; bunu, artısıyla eksisiyle, getirdiğiyle götürdüğüyle hükümetimiz hesap etti mi, bunu konuştuk mu?!

Şimdi, değerli arkadaşlar, devam ediyorum. Bu madde, şu anda görüşmekte olduğumuz madde, hükümete, aslında, bu yasanın, hani derler ya, çok özür dilerim hepinizden, zurnanın zırt dediği, çok önemli olan bir maddesi, tam o. Neden o; çünkü, aslında bütün amaç o. Hani, bütün her şey burada düğümleniyor.

MEHMET ÇİÇEK (Yozgat) - Hayır…

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Mehmet Bey, ben insafsızlık etmiyorum; biz dostuz; lütfen, birbirimizi doğru dinleyelim.

Şimdi, geçmişte de bu yapıldı diyecek Alim biliyorum. Geçmişte bir hata yapıldıysa, biz o yanlışı tekrar etmek zorunda mıyız?! Şimdi, Sayın Gülle diyor ki: "Biz, önce 10, sonra 16 üniversiteyi kuracağız." Sayın Bakan diyor ki: "Biz, bunu, bunları yapacağız, ama, YÖK'ten görüş alacağız." Şimdi, bu söze, çok merak ediyorum, bu sözlerine Sayın Bakan kendisi inanıyor mu? Neden; bu nereden çıktı?.. Sayın Bakana bu sorulur mu diyeceksiniz. Ben şöyle soruyorum: Bu şimdi kurduğumuz 15 üniversiteye ilişkin olarak da YÖK'ten görüş soruldu. YÖK, bunların içinde yalnızca 4'ünün üniversite olabilecek kalitede olduğunu bildirdi. Peki, buna uydu mu Sayın Bakan? Eğer uysaydı, yalnızca 4 üniversiteyi biz kurabilecektik bugün, 11 ekledi buna; yetkisidir, ekler. Peki, Sayın Gülle'nin sözü yerine gelecek mi? Yani, YÖK'ü dinlemeden 26 üniversite daha kuracağına söz verebiliyor mu Sayın Bakan burada? Hiç sanmıyorum. Burada netleşmeniz lazım. Bu, sizin sorununuz; ama, bizim sorunumuz, ülkenin sorunu şu: Biz, CHP olarak, bu ülkenin bütün illerinde üniversite kurulmasını istiyoruz. Hepimiz, hepiniz kadar istiyoruz. Biz…

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - YÖK istemiyor.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - YÖK de istiyor… Bir dakika efendim… YÖK'ü de, başka şeyleri de burada çok tartıştınız. YÖK meselesini sonuna kadar konuşuruz; ama, size şunu söylemek istiyorum: Çağımızda, üniversitelerin özerk olmaları gerektiği, asırlar öncesinden gelen bir bilimsel gerçek.

Değerli arkadaşlar -artık dün değil- evvelsi gün, Avrupa uzay aracı Galileo atıldı uzaya. Galileo'nun kaynağı nedir biliyor musunuz? 1215 yılında, bizim Ahi Evran zamanında, bizim Hacı Bektaş zamanında, Avrupa'da üniversite kavramı ilk gelişirken, iki şey yapıldı: Bir, I. Frederick… Sayın Bakanım, I. Frederick, akademik dünyanın sorunlarını kendi içinde çözmesi gerektiğine dair bir hükümet emri çıkardı. İki, bu kısmın İngilizcesini de söyleyeyim Sayın Bakanım, o tarihte, 1215'te, üniversitelerin özerk akademik yönetim birimleri olması kuralı yerleşti Bologna'da, self governing academic body olmaları kuralı yerleşti, 1215'te değerli arkadaşlar. Biz, bugün ne yapıyoruz? Biz, bugün, üniversitelerimizi, Sayın Başbakanın ve Millî Eğitim Bakanının saptayacağı rektörlere teslim ediyoruz, kurucu rektörlere. Peki, neden iki yıl da, bir yıl değil? Bunu sorduk mu, bunu tartıştık mı?

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Altı ay…

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Neden altı ay değil? Bu altı ay içinde, bu kurucu rektörler neden bu işi görüp, mekanizmayı, işleyişi, yeniden, doğru dürüst rayına oturtmazlar? Haa, YÖK'ten çok şikâyetçi olan bir arkadaşınızım; ama, eğer YÖK'ü bir bütünlük içinde, bir demokratikleşme içinde düşüneceksek, Anayasanın o demokratik bütünlüğü içinde, hep birlikte düşünelim ve onu yaparken, bilimsel özerkliği, akademik özgürlüğü, bilimin dokunulmazlığını, bilimin saygınlığını, dokunulmaz tutalım, koruyalım.

Bakın, bu ülkeden çok insan Amerika'ya gidiyor ve deniliyor ki, biz de Amerika'daki kadar dinsel, dinî şeyler istiyoruz. Amerika'da, Başkan Bush'un atadığı Cumhuriyetçi Federal bir hâkim on gün evvel ne karar verdi biliyor musunuz; okullarda, akıllı tasarım denilen, Evrim Teorisine karşı olan, dinî öğeler taşıyan kural uygulanamaz… Hâkim, okullarda bunun okutulmasını yasakladı, Pensilvanya'da, Dower'de.

Değerli arkadaşlar, dünya uzaya böyle gidiyor. Biz, o yanlışlara, bu çağda düşmemeliyiz, bu yanlışları yapmamalıyız.

O nedenle, Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bilimin dokunulmazlığını, bilimin, herhangi bir çıkarın, herhangi bir geleneğin, herhangi bir tutuculuğun, herhangi bir dinin, herhangi başka bir şeyin etkisinde kalmadan gelişmesini sağlamak zorundayız.

Bakın, tekrar edeyim, bu kürsüde bir kez daha söyledim, ben tekrarı hiç sevmeyen bir adamım.

Bir dakikalık hakkımı kullanacağım Sayın Başkan; son bir dakika.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2005-12-29-yuksek-ogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-khk-ler-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
