# Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 7 Haziran 2006
- **Gündem:** BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2006-06-07-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s

> Yakup Kepenek (CHP), 7 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)); konuşma 1.170 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 1143 sıra sayılı yasa teklifi üzerine, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, yine, bu konuyla ilgili bir noktaya değinmeden geçemeyeceğim. Değerli arkadaşlar, Hükümet Sözcümüz, sürekli olarak, kurumlararası çatışmanın olmaması gerektiğini, cumhuriyetin kurumlarının birbirlerini yıpratmaması gerektiğini doğru olarak söylüyor.

Ancak, gündemdışı konuşma yapan değerli arkadaşımız, Samsun Milletvekilimiz Musa Uzunkaya, burada, YÖK Başkanvekiliyle ilgili kimi açıklamalarda bulundu. Değerli arkadaşlar, ve o açıklamaları, siyaset yapmak ya da çirkin isnat ya da hilkat garibesi açıklama olarak niteledi. Ben, konuşmanın, o açıklamanın hem İngilizce hem Türkçe metinlerini inceledim; size içtenlikle şunu söyleyeyim ki, YÖK Başkanvekili Sayın Eşme'nin açıklamasında ne siyaset var ne de hilkat garibesi bir şey var. Sayın Uzunkaya içeriğini vermeden bir kişiye ve ona bağlı olarak bir kuruma saldırıda bulundu, o sözleri değiştirerek burada açıkladı ya da söyledi ve Yüce Meclise, kanımca, gerçekleri değil yanlış bilgileri aktardı. YÖK Başkanvekili laiklikle ilgili bir şeyler söylüyor, bazı şeyler söylüyor, görevini yapıyor; ama, başka bir şey daha yapıyor: Şimdiki YÖK sisteminin merkeziyetçi tutumunun, girişimciliği, gelişmeyi ve değişimi engelleyen bir özellik taşıdığını söylüyor hepimizin, her bilim insanının, her doğru kişinin söylemesi gerektiği gibi.

Değerli arkadaşlar, bu konu ayrıca ilgili yerlerde, yargıda, başka yerde halledilir. Burada, biz, bu teklifle, lisans ve doktora eğitimi görmek üzere 1416 sayılı Yasa uygulamasıyla yurt dışına giden kişilerin, arkadaşlarımızın borçlarına ödeme kolaylığı getiriyoruz ve mecburî hizmetleriyle ilgili düzenlemeler yapıyoruz. Bir bakıma, bir anlamda af yasasıdır bu; zaten, Genel Kuruldaki sayısal gereklilik de bunu gösteriyor.

Değerli arkadaşlar, önce şunu söyleyeyim; biz, CHP Grubu olarak bu düzenlemeye olumlu bakıyoruz, bu doğru bir düzenlemedir; ancak, halkın parasıyla yurt dışına eğitim görmeye gönderilenlerin hangi nedenlerle başarısız olduklarını, bunların sayılarını, bunların hangi üniversiteye gittiklerini ve neden başarılı olamadıklarını bilmek de en doğal hakkımızdır; çünkü, burada, söz konusu olan, bu yoksul halkın parasıdır. Kaç kişi gönderilmiştir? Bu kişiler neden belli üniversitelerde yığılmıştır? Bu kişileri gönderen siyasetçilerin -YÖK Başkanıysa YÖK Başkanı, Eğitim Bakanıysa Eğitim Bakanı- bu süreçte, bu uygulamada, hiçbir kusuru yok mudur? Bunlar, bu işin gerçek sorumluları nerededir? Bu yasa gerekçesiyle ve bunların, gönderilen ve başarısız olduğunu itiraf ettiğimiz bu arkadaşlarımızın sırtından, şu veya bu şekilde çıkar sağlayan kesimler -siyasî anlamda söylüyorum- var mıdır, yok mudur? Bunların sayısı ne kadardır? Şimdi, Yüce Meclisin, öncelikle, bu noktalarda bilgi sahibi olması, değerlendirme yapabilmesi için gerekirdi. Bu konularda bilgi verilmemesi, kanımca, çok büyük bir eksikliktir.

Değerli arkadaşlar, bugünlerde, yeni bir ders yılı sona eriyor, okullarda şiddet, ortaöğretimde özellikle, aşırı boyutlara ulaşıyor, üniversiteye giriş süreci başlıyor ve toplum, çoğu zaman olduğu gibi, eğitimle yoğruluyor, onunla yoruluyor. Neden yoruluyor; şunun için yoruluyor değerli arkadaşlar: Eğitim bir bütündür ve dört yılı aşkın bir süredir Millî Eğitim Bakanlığını yürütmekte olan Sayın Çelik, bu bütünü tümüyle algılayıp, onun anaokulundan, okulöncesinden başlayan, üniversite sonrasına uzanan bir bütünlüğünü ve süreçlerini yakalayabilmiş değildir. O bütünlük içinde bir programlama yoluna gidebilmiş değildir. Yine, o bütünlük içinde, eğitimin sorunlarıyla ilgili, ne burada, bütün isteklerimize, araştırma önergelerimize rağmen doğru dürüst bir çalışma yapılabilmiştir ne de kamuoyuna düzgün bilgi verilebilmiştir.

Ben, bu genelin eksiğini söyledikten sonra, konumuza gelmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, yükseköğretimin yükünü, yüzde 95 oranında devlet üniversiteleri çekiyor. Oysa, Millî Eğitim Bakanlığı, bir taraftan -15, 10, neyse- yeni üniversite kurmaya çabalarken -ve bugün de bunu konuştuk burada- diğer taraftan, var olan 54 dolayındaki devlet üniversitesine üvey evlat muamelesi yapıyor -bunu birkaç kez söyledim- kadro vermiyor, genç öğretim üyesi alma olanaklarını, imkânlarını yok ediyor, üniversiteler yaşlı öğretim üyelerinin huzurevine dönüşüyor. Bunu yapmaya hakkınız yoktur. Bu, Türkiye'nin geleceğine kurşun sıkmaktır. Bu, Türkiye'nin geleceğini karartmaktır. Bu, doğru değildir. Bakın ne oluyor kadro vermeyince; teknik ve uzmanlık kadroları da verilmiyor, akademik kadrolar da verilmiyor ve ülke yükseköğretimi büyük zarar görüyor, geleceği kararıyor yükseköğretimin.

Burada, bir nokta daha var; yurt dışına gönderilen ve bugün de söz konusu ettiğimiz öğrencilerle ilgili olarak bir noktaya değineyim: Yurt dışındaki eğitimin, yıllık, kişi başına tutarı, -bölümüne göre, üniversitesine göre, mesleğine göre- 25 000 ile 45 000 dolar arasındadır. Türkiye'nin önde gelen üniversiteleri, çoğu kez, Hükümete, YÖK'e başvurarak, bu paranın dörtte 1'i, beşte 1'i, belki onda 1'iyle aynı kalitede eğitimin, doktora eğitiminin, yükseklisans eğitiminin ülkemizde verilebileceğini kanıtladılar bilimsel olarak, söylediler; ama, dört yıldan beri, bu Hükümet, bu konuda bir tek adım atmadı. Üniversiteye nitelikli öğretim üyesi yetiştirme işi askıya alındı, bir yana bırakıldı ve başka bir şey daha yapıldı; personel rejiminde düzelme olmadığı için, doğru dürüst bir ücret ödeme sistemi olmadığı için ve devlet üniversitelerindeki öğretim üyeleri, geçimlerini sağlamak için -haftada 25-45 saat gibi- bir araştırmacının, bir öğretim üyesinin taşıyamayacağı yükü sırtlamak zorunda kaldıkları için, Türkiye yükseköğretimi devlet üniversitelerinde çöküntüye sürükleniyor. Bunu, burada, birkaç kez dile getirdim, Sayın Bakanın istifasını da istedim buradan; ama, bu konularda, maalesef, Hükümetin, herhangi bir davranışı, kıpırdaması, olumlu adımı gündeme gelmedi.

Bakın, söylenmesi gereken önemli bir şey daha var; yükseköğretimin gelişmesinde, oluşmasında, öğretim işi ile araştırma işi ve toplumsal görevi yerine getirme işi üçlüsü bir bütünlük gösterir. Türkiye yükseköğretiminde, üzülerek belirteyim, bu bütünlük, bir türlü sağlanamamaktadır, bu dönemde de sağlanamamaktadır.; oysa, bilgi toplumundan söz ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, bilgi, toplumun gerçek sermayesidir. Anadolu'da güzel bir laf var "akıl başta sermaye" derler. Bu, bugünkü bilgi üretimi ve araştırma kavramına tam olarak oturmaktadır; ama, yine, üzülerek belirteyim, Millî Eğitim Bakanlığının uygulamaları ve bu yasayla yapıldığı gibi, konuya, soruna, ucundan, kenarından, günlük…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kepenek.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Tamamlıyorum. Çok teşekkür ederim.

… yaklaşımlarla, geçici önlemlerle çözüm bulunamayacağı çok açıktır. Bu yaklaşımların, bu uygulamaların, bu yapılanların bilimsellikle de uzaktan yakından ilgisi yoktur; ülkenin gelişimiyle de yakından uzaktan ilgisi yoktur. Bir şeyle daha ilgisi yoktur; ülkenin, beyne dayalı, araştırmaya dayalı, geliştirmeye dayalı gücünü, gizil gücünü, potansiyelini güçlendirecek hiçbir etkisi, hiçbir katkısı yoktur. Türkiye, düzenli bir biçimde, bu arkadaşlarımızdan, yani, şimdi affettiğimiz arkadaşlarımızdan da başlayarak, acaba, tersine bir beyin göçü programını, benim üç yıl önce burada önerdiğim gibi uygulasaydı, Türkiye üniversitelerinin durumu çok daha iyi olmaz mıydı?! Ama, yapmadınız, yapamadınız.

Bir başka konu daha var; yine, geçmişte, bu ülkenin kimi üniversitelerinde, sıradan yükseklisans ve doktora uygulamalarına gidilmiştir, öğretim üyesi kalitesi önemli ölçüde geriletilmiştir. Bu geriletmeyi düzeltecek, yeniden, Türkiye üniversitelerini, çalışır, işleyen, özerk, demokratik, üretken yapıya kavuşturacak düzenlemeleri, yasal düzenlemeleri hiçbir gün buraya getirmediniz. Şimdi, bütün bunları yapmadan üniversite sorununu konuşuyoruz ve o zaman eksikli kalıyoruz, yetersiz kalıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bilgi, yerli üretildiği zaman anlam kazanır. Türkiye toplumunu yarınlara taşıyacak olan, Türkiye toplumunu dünyada güçlendirecek olan ürettiği bilgidir ve bu bilgi üretiminin yeri de, yıllardır hırpaladığımız, silkelediğimiz, ezmeye uğraştığımız üniversitelerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

YAKUP KEPENEK (Devamla) - Bunun devam etmesine olanak yoktur. Toplumun geleceğini güçlendirmenin yolu üniversiteyi güçlendirmekten geçiyor ve bu alanın, bu işin, esas olarak kamusal olduğunu, bunun devletin bir görevi olduğunu bilmekten geçiyor.

Şimdi, bu çerçevede, Türkiye'nin bilimsel bilgiye susamışlığı, hem devlet kadrolarında hem iş dünyasında hem turizmden tarıma, sanayie, madenciliğe kadar tüm alanlarda ihtiyacı bilinmektedir, görülmektedir. Doğru dürüst bir meslekî eğitim yoktur, doğru dürüst bir insan planlaması yoktur ve Türkiye üretici sektörleri, hizmet sektörleri, nitelikli personel yetersizliğiyle kıvranıyor. Bir tarafta bir işsizler ordusu, bir tarafta onu birleştiremeyen, bütünleştiremeyen bir yapı… Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Umarım, bu çalışmalar buna yardım eder.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 7 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2006-06-07-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
