# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarıları (s.s.:267)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim
- **Tarih:** 30 Temmuz 2008
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARILARI (S.S.:267)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2008-07-30-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai

> Yaşar Ağyüz (CHP), 30 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARILARI (S.S.:267)); konuşma 1.022 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 267 sıra sayılı Tasarı’nın 1’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, hepimiz vakıf üniversitelerinin kurulmasını sanki Türkiye’ye ve eğitime büyük katkısı olacakmış özlemi içerisinde bekliyoruz.

Ben Gaziantep Milletvekili olarak 2’nci maddede söz almak istiyordum fakat 1’inci maddede bulunmayan arkadaşımızın yerine söz aldım.

Değerli arkadaşlarım, elbette ki eğitilmiş toplum, üniversiteli sayısının artması çok önemli bir olay. Ama hepimiz biliyoruz ki 1,5 milyon kişiyi her yıl üniversite sınavının kapısına diziyoruz ve bu insanların da biz eğitim niteliğine baktığımız zamanda temel altyapıda yeterli eğitim almış olmadıklarından dolayı üniversitede başarısızlık ve üniversiteden sonra da bu insanlara iş bulma konusunda büyük sıkıntılarımız, zorluklarımız var.

Vakıf üniversitelerinin kuruluş branşlarına iyi dikkat etmemiz lazım. Biz, maalesef, hiçbir yerde vakıf üniversitelerinde kurulacak branşlara dikkat etmiyoruz. Türkiye’de üretim-istihdam ilişkisi kurulmadığı müddetçe, üretim-istihdam ilişkisi içerisinde eğitilmiş insan gücünün planlaması yapılmadığı müddetçe vakıf üniversitelerinin sayılarını artırmak, bazı branşlarda çokça sayıda insan mezun etmek çözüm değildir. Bunu biraz altyapısı gelişmiş olan Gediz Üniversitesinde görüyoruz ama hiç altyapısı olmayan Gaziantep’te kurulacak vakıf üniversitesine baktığımız zamanda temeli olmayan ve YÖK’ün sunduğu belgelerde de yeterlilik ölçüsünü bulamayan bir vakıf üniversitesiyle karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlarım, bakın, özellikle YÖK’ün “2007 Yılı Vakıf Üniversiteleri Raporu”nda yer alan hususlara dikkat edelim. Diyor ki raporda: “… vakıf üniversitelerinin önemli bir bölümünü, 1970’li yıllarda yaşanan özel üniversitelerin akıbetiyle karşı karşıya getirebilir.”

Bugün, ülkemizde devlet üniversiteleri olmayan kent kalmadı. Devlet üniversitelerinin yeterli altyapısı, sosyoteknik altyapısı hazır hâle getirilmemişken, özellikle donanımlı öğretim üyesi sayısında yetmezlik varken, bu vakıf üniversitelerinin özellikle kendi öğretim elemanlarını yetiştirme alışkanlığı da edinemedikleri için, bu da yasal zorunluluk hâline gelmediği için, maalesef, üniversitelerden transfer ederek oralarda öğretim üyesi boşluğu, profesör, akademisyen boşluğu yaratarak kendi kadrolarını kurmak istemektedirler. Bu da, büyük ölçüde, büyük bir eksiklik, büyük bir yanlışlık meydana getirmektedir.

Ayrıca, bazı vakıfların ekonomik varlığına dikkat edilmiyor. Üniversite kurulacak alan yeterliliğine dikkat edilmiyor. Bu 1’inci maddedeki üniversitenin bazı donanımları yeterli YÖK’ün raporuna göre, ama Gaziantep’te kurulacak olan vakıf üniversitesine baktığımız zaman da, 18 dönüm mülkiyeti var ve kurduğu branşların hepsi Gaziantep Üniversitesinde şu anda var olan branşlar, sadece bir tanesi hariç. Şimdi, bunların üretim-istihdam ilişkisi içerisinde, Gaziantep’in sanayi kenti potansiyeline hitap edecek bir eğitim niteliği, eğitim kapasitesi yaratacak koşulları sağlamış olsa biz de diyeceğiz ki tamam, kabul. Ama tekrar tekrar, özellikle istihdam etmekte sıkıntı çektiğimiz bölümlerin mezunlarını artırmanın bir anlamı olduğunu ben büyük ölçüde kabul etmiyorum.

Değerli arkadaşlarım, kentim Gaziantep’e, seçim bölgeme baktığımız zaman da, derslik başına, şu anda, merkez ilçelerimizde, normal öğretimde 68 kişi düşüyor. İkili eğitimde 35’e düşüyor. OKS sınavında 2006 yılında başarı sıralaması 64. ÖSS sınavında 51’inci sırada yer alıyor Gaziantep maalesef. 2008’e gelindiğinde, bu başarı trendinin artmış olması gerekirken, OKS sınavı başarı sıralamasında 66’ncı sırada, ÖSS’de 64’üncü sırada. Şimdi, bizim bunlara çözüm bulmamız lazım. Yani birilerinin hatırı için, birilerinin gönlü hoş olsun diye vakıf üniversitesi kurmanın veya siyasi rantabiliteyi düşünen bir amaç var ise bunun için hizmet etmenin bir anlamı yok ki. Gaziantep’te eğitim bu nitelikteyken, siz var olan devlet üniversitesinin yanına iki tane daha vakıf üniversitesi kursanız ne anlam ifade edecek? Hiçbir anlam ifade etmeyecek. Sırada olan bir vakıf üniversitesi daha var, onun koşulları buna göre daha uygun.

Şimdi, bu, üniversite karşıtlığı değildir. Gaziantep bu potansiyeli absorbe edecek ve bu ihtiyaca cevap verecek bir potansiyel içerisinde değildir ve bu vakıf üniversitesinin de yeterli altyapısı, yeterli donanımı yoktur değerli arkadaşlarım.

Gaziantep, eğitimdeki bu geri kalmışlığı –derece sıralamasındaki- hak etmediği gibi, bunun çareleri de maalesef aranmamaktadır. Niye aranmamaktadır? Millî Eğitim bilimselliği inkâr etmiştir, aklı inkâr etmiştir, soran, sorgulayan öğrenci yetiştireceğine, motamot robot öğrenci yetiştirmeye ve kadrolarını da maalesef liyakate değil, ahbap çavuş ilişkisine, cemaat ilişkisine ve siyasi yandaşlığa yön verecek insanlardan oluşturmuştur. Bugün okul müdürlerinin hepsi, millî eğitim müdürlerinin hepsi maalesef vekâletle idare edilen kadrolardır ve Millî Eğitim Bakanlığının bugün kadrosunda -geçen bir istatistikte okudum- 1.450 tane vekâletle yönetilen okul müdürü var değerli arkadaşlarım.

Biz bunlara çare bulmamız gerekirken, kaliteli, nitelikli eğitimi nasıl sağlarız diye düşünmemiz gerekirken, Gaziantepli milletvekilleri olarak da bunun çaresini bulmamız gerekirken “Ben vakıf üniversitesi kurduruyorum” onurunu içerisinde taşımak, bu onur içerisinde yarışmak bir anlam ifade etmez değerli arkadaşlarım. O bakımdan, üniversite gereklidir, doğrudur ama branşları iyi seçilmiş, altyapısı iyi oluşmuş, sosyal, teknik donanımları iyi oluşmuş üniversitelere ihtiyaç vardır; üretim-istihdam ilişkisini kurabilecek branşları barındıran üniversitelere ihtiyaç vardır. Ama biz bunları sağlamadan diyoruz ki, kurmuş olmak için yapalım. O zaman da YÖK’ün vakıf üniversiteleri için getirdiği “70’li yıllardaki özel üniversiteler kaosunu yaşarsınız” endişesi çok doğru bir endişedir. Nitelikli ve ülkemizin ihtiyaçlarına dönük eğitimi yaptırmadığımız müddetçe, ne kadar üniversite kurarsak kuralım, bilimselliği ön plana çıkarmadığımız müddetçe, aklı ön plana çıkarmadığımız müddetçe, soran, sorgulayan, araştıran bir eğitim anlayışını öğrencilerimizde yaygınlaştırmadığımız müddetçe ülkemizde bu eğitim kadrosuyla başarı kurma şansımız yoktur.

Tabii, sadece bununla da kalmıyoruz, Gaziantep Üniversitesi vakıf üniversitesine onay veriyor, YÖK’ten bir oldubittiye gelerek bu iş iyi incelenmeden çıkarılıyor. YÖK başka işlerden başını alamıyor ki, YÖK “üniversiteleri nasıl karıştırırım, rektör atamalarında nasıl kaos yaratırım” anlayışı içerisinde maalesef kendi işlevini yapamaz durumda ve üniversitelerde yeni bir kaos yaratmanın arayışı içerisinde.

Gazetelere baktığınız zaman da: “Önceki rektör şimdiki birinci olanın eşiymiş, kendisi bayanmış atanamazmış.” Böyle saçma bir gerekçe görülmüş mü? Kendisinin türban yasağına karşı çıkan üniversitelerin rektörlerini cezalandırmak için birinci olanları diskalifiye ediyor. Bu YÖK mantığıyla üniversite yönetmek mümkün müdür? Bu rektör atama mantığıyla üniversiteleri geliştirmek mümkün müdür? Mümkün değildir. Özellikle, çağdaşlığı, bilimselliği öne almadığımız müddetçe okullarımızda başarı şansını yakalamamız mümkün değildir.

Ben, üniversitelerin gerekli olduğuna inanan bir siyasetçiyim ama niye vakıf üniversiteleri Gaziantep gibi ekonomik altyapısı olan bir yere heves ediyorlar da İstanbul’a heves ediyorlar da Ankara’ya heves ediyorlar da bu, çok sevilen, ülkenin insanlarını çok seven vakıf üniversiteleri, niye, Hakkâri’de yıllardır eksikliği var, oraya gitmezler, ona ben hayret ediyorum. Niye gidip bir Karadeniz ilinde böyle bir üniversite kurmazlar, ona hayret ediyorum. Çünkü orada rant var. Orada, bir başka yerde kazanılan paranın aklanması var, bundan dolayıdır bu işler.

O nedenle değerli arkadaşlarım, devlet üniversitelerinin sosyoekonomik ve sosyoteknik altyapısı güçlendirilerek yürüdüğü takdirde, iyi bir planlamayla hedefi ortaya konulduğu takdirde başarı şansını yakalayabiliriz. Yoksa bu tür çağ dışı kadrolaşmalarla, ilkel ve özellikle bilimselliği inkâr eden kadrolarla başarı şansını yakalamamız mümkün değildir.

Ben, vakıf üniversitelerinin, bu altyapı donanımları eksik olduğu için, Gaziantep kenti de dâhil, diğer illerde kurulmasının büyük bir eksiklik olacağına inanıyorum.

Hepinize teşekkür ederim, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarıları (s.s.:267)”. TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2008-07-30-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
