# Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 8 Ocak 2009
- **Gündem:** TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.218)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2009-01-08-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-218

> Yaşar Ağyüz (CHP), 8 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.218)); konuşma 1.129 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 218 sıra sayılı Yasa Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tapu ve kadastro, Tapu ve Kadastro teşkilatı, tapulama, kadastro ülkemizde yıllardır kamuoyunu, Türkiye Büyük Millet Meclisini her bütçe döneminde meşgul eden ve üzerinde uzun süre tartışılan konulardır.

Biliyorsunuz, 657-658 sayılı yasalarla birlikle Kadastro Kanunu 1925’te başlamış, sonra belirli aşamalarla, değişe değişe günümüze gelmiştir. Esas temeli de 5602 sayılı Tapulama Kanunu’dur, 1950’de yürürlüğe girmiştir. Ondan sonraki yasalarla da, 3402 sayılı Kadastro Kanunu ve onu değiştiren yasalarla bugüne gelinmiştir.

Ayrıca, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün de ülkemiz için çok yararlı, ülke genelinde kadastro ve tapulama hizmetleri yapan bir kurum olarak da kuruluşu 1936 yılına rastlamaktadır. Kadastroyu bugüne kadar hep bütçe dönemlerinde, bir süre verilerek tartışmışızdır. “Ülkenin kadastrosu yirmi yılda bitecek.” sözü, Birinci Beş Yıllık Plan’dan başlayarak 90’lı yıllara kadar gelmiştir. 90’lı yıllardan sonra da gerek Tapu ve Kadastro teşkilatının özverili çalışmaları gerek 90’lı yıllarda işbaşında bulunan bakanlarımızın ve devam eden bakanlık görevinde bulunanların katkılarıyla, bugün Türkiye'de kadastro sorunu büyük çapta bitirilmiştir ama ne yazık ki cumhuriyet döneminin her aşamasında Tapu ve Kadastro kurumu ve Tapu ve Kadastro bütçesi, gerektiği ölçüde layık olduğu bütçeye kavuşmamıştır. Tapu ve Kadastronun ve teşkilatının layık olduğu vizyon ve misyon, maalesef görmezden gelinmiştir. Oysa bilinmelidir ki kadastrosuzluk, sosyal, toplumsal bir yaradır ve gelişmekte olan ülkelerde her şeyin altlığı olan kadastroya büyük önem vermemiz gerektiği de açık ve seçik bir gerçektir.

Tabii, Türkiye'de kadastro bugüne kadar niye sürüncemede kalmış, başarılı olamamıştır? Kadastro gereken ilgiyi hükûmetlerden görememiştir. Elemanlar, sayı olarak da nitelik olarak da eğitim olarak da yetersizdir. Metotlar günü gelmiş yetersiz kalmıştır, kurumlar arası eş güdüm sağlanamamıştır, fotogrametriye ilgi çok uzun süre bekledikten sonra gösterilmiştir ve ayrıca da TÜBİTAK’la birlikte 1985 yılında yapılan protokolle yürürlüğe giren HAKAR Projesi maalesef kadük kalmıştır, ağır aksak yürümüştür. O nedenlerle, kadastro, beklenen görevini belli sürelerde aksatarak gelmiştir.

Şimdi asıl sorun Türkiye'de orman kadastrosu meselesidir. Orman kadastrosu hakikaten 1937 yılında çıkarılan 3116 sayılı Yasa’yla bugüne gelmiş ama yeterli başarıyı gösterememiştir. Orman kadastrosunun yapılmasında da yine “Beş yıl içerisinde orman kadastrosu bitirilecektir.” iddiaları, her zaman, her oturumda, her toplantıda, her bütçe döneminde söylenmiştir.

Bundan önce yapılan değişiklikle, orman kadastrosuna da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, gerek ihale yöntemiyle gerek elemanlarıyla katkıda bulunması ve yapması büyük ölçüde yasal işlerliğe kavuşturulmuştur. Şimdi ise bunun gerek 6831 sayılı Yasa’yla uyumunu sağlamak gerekse de 3402 sayılı Yasa’ya uyum sağlamak amacıyla yeni bir düzenleme yapılmaktadır.

Yeni bir düzenleme yapılması olumludur işlerlik kazandırılması açısından, ama -demin bir yanlış bilgim vardı- orman vasfının kazandırılmasına önem gösteren orman teşkilatı elemanlarının bu komisyonlarda bulunmasında büyük zorunluluk vardır. Buna özen gösteriliyorsa, buna dikkat gösteriliyorsa özellikle orman vasfının tayininde bu komisyonlarda Orman Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatı temsilcilerinin veya Genel Müdürlük temsilcilerinin bulunmasında ben şahsen büyük yarar görüyorum.

Tabii, değerli arkadaşlarım, bu teşkilatın bu kadastro çalışmalarına hız kazandırırken önemli olan elemanlarının da özlük haklarıdır. Maalesef, Tapu ve Kadastro teşkilatında çalışan arkadaşlarımız devlet bütçesine çok büyük katkıda bulunmalarına rağmen, örneğin kendilerine tahsis edilen bütçedeki pay 200 trilyonsa, kendileri, günü gelmiş 700-800 trilyon, bugün de herhâlde 1,5 milyar YTL’yi bulan rakamlarla katkı sağlamaktadırlar. O nedenle, bu insanların da özlük haklarına özen göstermek gerekmektedir değerli arkadaşlarım.

Tabii, orman kadastrosu bizim açımızdan, gerçekten orman köylüsü açısından önemli ama son günlerde gazetelerde yeniden yeşeren bir tartışma, maalesef, siyasetçi olarak ve sivil toplum örgütlerinde, etkin kesimlerde ve TEMA Vakfında büyük ölçüde tartışılır hâle gelmiştir. Ben bu yasanın onunla ilintisi olduğu düşüncesinde değilim ama ne yazık ki bugünlerde birtakım çevrelerden servis yapılan “2/B arazilerinin yeniden satılması için taslak hazır.” şeklindeki haberler, maalesef bu yasaya da büyük ölçüde bununla bağlantılı olarak büyük gölge düşürmüştür. Tabii, bunun giderilmesi, özellikle Sayın Bakanımızın açıklamalarıyla, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün açıklamalarıyla mümkündür. 2/B Türkiye’de kanayan bir yaradır ama bunun çözümü bir konsensüsle mümkündür, siyasi partilerle, sivil toplum örgütleriyle, TEMA Vakfıyla bir konsensüsle mümkündür ve işin sosyal boyutu, özellikle kentleşme boyutu, planlama boyutu düşünülmeden yapılacak olan bir 2/B düzenlemesini, sırf kaynak gelsin diye, Maliye Bakanlığına girdi sağlansın diye yapılacak olan bir 2/B düzenlemesini ben büyük ölçüde uygun görmem değerli arkadaşlarım.

Ayrıca da hepimizin bildiği gibi, bugüne dek gerek özelleştirmelerle, gerek hazine arazilerini satarak altı yıldır geçen bir dönemi yaşıyoruz -yaklaşık altı yıldır- ama dünyanın hiçbir yerinde altı yıldır satarak, özelleştirerek borcunu artıran bir ülke görülmemiştir. Bu ülke de ne yazık ki Türkiye’dir. OECD raporlarında da dünyada örnek gösterilen, yolsuzluk iddialarının da en çok arttığına örnek gösterilen ülke, maalesef Türkiye’dir. Biz bunları taşıyamayız. Yani bu kaynak israfını taşıyamayız, bu yolsuzluk iddialarını taşıyamayız. Bunu çözmesi gereken Hükûmetin kendisidir. Hükûmet eğer yolsuzlukları gülerek geçiştirmek düşüncesinde ise, bu, ileride de bizim ülkemize büyük sakıncalar, büyük olumsuzluklar getirecek bir özelliktir değerli arkadaşlarım. Her siyasetçinin en büyük özelliği yolsuzluğa bulaşmamış, pırıl pırıl bir siyasi yaşamını tamamlamak olmalıdır. Aramızda çok değerli, bu işle ilişkisi olmayan arkadaşlarımız var, çokça sayıda arkadaşlarımız var ama maalesef yolsuzluk göstergesi dünya kamuoyunda Türkiye’yi hak ettiği noktanın çok çok üstünde, ön sıralara getirmiş, oturtmuştur değerli arkadaşlarım.

Ayrıca, günümüzde tabii ekonomik krizle birlikte, ekonomik dalgayla, olumsuz dalgayla birlikte bir Ergenekon dalgası da yaşanmaktadır. İddianamesi bomboş, ucunun nereye değeceği belli olmayan bu olayın siyasi bir anlayışla değerlendirilmesi kaygısı da toplumu rahatsız etmektedir. Özellikle, geçtiğimiz bu nazik dönemde iktidar partisi grup başkan vekillerinin bugün yaptığı toplantıyı bir siyasetçi olarak çok esefle karşılıyorum. Hele hele ana muhalefet partisi liderini bu olayla bağlantılı olarak göstermelerini ben siyasi nezaketsizlik olarak kabul ediyorum. Önce, bunların dönüp kendilerine bakmaları lazım. BOP Eş Başkanı olan Başbakanlarınız dururken, kendi kendini arabulucu ilan edip, barışsever ilan edip hiçbir şey elde edemeyen Başbakanınız dururken siz bu olayın içerisinde hiç ilişkisi olmayan, sadece cumhuriyeti, demokrasiyi savunmak adına bu olaya girmiş olan, savunan Sayın Deniz Baykal’a Türkiye kamuoyu içerisinde bu suçlamalarda bulunamazsınız, bulunmamanız da gerekir değerli arkadaşlarım. Ben beklerdim ki sayın grup başkan vekilleri o anlamsız ve yersiz suçlamalarından geri adım atsınlar ve özür dilesinler diye beklerdim değerli arkadaşlarım.

Tabii, 2008 yılını bitirdik, 2009’un başındayız. Hepimizin dileği ülkemizin daha iyi noktaya varması ama göstergelere baktığımız zaman da bu tür umutları göremiyoruz. İş yeri kapanma sayısı artıyor, işsizlik sayısı artıyor. Bugün hepiniz televizyonda görmüşsünüzdür, sanayi üretimi yüzde 14 düştü ama maalesef Hükûmetten beklenen çaba, beklenen efor yok. Dün Sanayi Bakanımızı izledik. Dört dörtlük bir paket açılımından ziyade parça parça açılımlarla idare eden, ekonomik krizi aşmaya çalışan bir uygulamanın içerisindesiniz değerli arkadaşlarım.

Hâlen gündemimizde bulunan Ergenekon’la beraber Deniz Feneri dosyası kapanmış değil değerli arkadaşlarım. Yolsuzluk dosyaları, Hüseyin Üzmez davası… Bunlar hep Türkiye'nin gündemini 2008 yılında işgal etmiştir ve Hükûmet ekonomiye ayıracak zaman bulamamıştır. Ekonomiye ayıracak zaman bulamadığınız için de ekonomik yapısal değişimleri sağlayacak, köklü değişiklikler sağlayacak zamanı ayıramadığınız için de maalesef türbanla uğraşan, yargıyla kavga eden, kurumlarla kavga eden ve üniversitelerdeki kadrolaşmayı tamamlayan bir anlayışla geçirdiniz değerli arkadaşlarım.

AHMET YENİ (Samsun) – Çarşafla devam eden…

YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) – O nedenle ben 2009 yılının da bu duygularla, bu boş işlerle heba edilmemesi gerektiğine inanıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep). “Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2009-01-08-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-218 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
