# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2009-12-21-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi-2

> Yaşar Ağyüz (CHP), 21 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 1.105 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, ulaşım, ülkelerin kalkınmışlık düzeyinin belirlenmesinde önemli bir göstergedir. Ülkelerin ve kentlerin çağdaşlığı, gelişmişliği, ulaşım ağının hem teknolojik hem standartlara uygun hem geniş bir ağ şebekesinin oluşturulmasıyla ölçülür. Şimdi, Ulaştırma Bakanlığının bütçe görüşmelerine baktığımız zaman bu böyle mi gerçekleşmiş, bir de bütçe gerçekleşmesine baktığımız zaman doğru mu?

Ulaştırma sektörünün 2008 yılında yüzde 37,7 olan payı 2009’da yüzde 33,9’a gerilemiş. 2010 yılında bu payın yüzde 31,9’a düşeceği öngörülmektedir bütçede.

Ulaştırma sektörü yatırımlarında 2009’da başlayan yavaşlama 2010’da da süreceğinin somut göstergesidir. O nedenle, Ulaştırma Bakanlığının bazı zamanlarda övünerek bahsettiği bölünmüş yollarla şunu sağladık, bunu sağladık sözleri bu 2010 yılında da bu bütçeyle daha ileri noktaya varamayacaktır değerli arkadaşlarım.

Yalnız bu bütçede Ulaştırma Bakanlığının sevindirici bir yönü vardır. Yıllardır, özellikle AKP tarafından “Yurdun her tarafını demir ağlarla ördük.” sözünün istismar edildiği günleri yaşadık. Ama bu bütçede gördük ki 1950’li yıllara kadar 9.024 kilometre demir yolu yapılmış, şimdi ise 11.004 kilometreye ulaşmış. Yani, 2 bin kilometre dahi demir yolu yapılmamış. Ama bu bütçede görüyoruz, bütçe payının yüzde 48’inin, sanıyorum, demir yolu yatırımlarına ayrılması önemli bir gelişmedir. Sayın Bakanlığı ve AKP zihniyetini demir yolu ağı örme anlayışına geldikleri için, Atatürk zihniyetinin sağladığı ulaşım ağına geldikleri için de tekrar kutlamak gereğini hissediyorum değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde özellikle kara yolu taşımacılığı ağırlıktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde kara yolu taşımacılığı yüzde 60-65 seviyesindeyken ülkemizde yüzde 90 seviyesindedir. Bu standartları geliştirmek elbette ki Ulaştırma Bakanlığının, belediye sınırları içerisinde de, kent içi ulaşım için de kentlerin belediyelerinin görevidir. Özellikle bu iş için ulaşım master planının olması lazım ama görüyoruz ki Hükûmetin de, Bakanlığın da Ulusal bir ulaşım politikası maalesef yok. Büyük şehirlerimizde ulaşım politikası, ulaşım master planına rastlamak mümkün değil. Bir gün bakıyorsunuz, hafif raylıdan, metrodan vazgeçiliyor, metrobüse geçiliyor, yokuşları çıkmakta zorlanan metrobüse trilyonlar harcanıyor, biz buna seyirci kalıyoruz.

Bir bakıyorsunuz, fizibilite çalışmaları iyi yapılmadığı için Gaziantep Büyükşehirde hafif raylı diye bir sisteme geçiliyor, trilyonlarca para sokağa atılıyor. Güzergâhlar yanlış, toplayıcı özelliği yok ve o hafif raylı sistem adı altında esnaf perişan ediliyor, halk perişan ediliyor. Bunların hepsi ulaşım master planının olmamasından kaynaklanan sorunlardır değerli arkadaşlarım.

Tabii, bu kararları alırken İstanbul’a, büyük kentlere baktığımızda plan dışı olarak gerçekleştirilen ulaşım yatırımlarını da görüyoruz. Örneğin, geçenlerde Sayın Bakan, gezerken üçüncü köprü iddiasını ortaya attı, İstanbul’a üçüncü köprü yapılacakmış; üçüncü köprü tartışmasını ortaya atınca gündem değişti ve günlerce o tartışıldı. Kimi dedi ki “Üçüncü köprünün güzergâhı belli değil.” Ama spekülatif amaçlı kullananlar bundan gerekli payı aldılar, gerekli dersi aldılar.

Nasıl belirlendi bu? Bilimsel kriterleri var mı? 1/100.000’lik çevre planında var mı? Hayır, yok. Sivil toplum örgütlerinin görüşü alındı mı? Hayır, yok. Üç değerli arkadaş, Başbakan, Ulaştırma Bakanı ve Büyükşehir Belediye Başkanı helikoptere biniyorlar. Helikopterde diyorlar ki “Üçüncü köprü şu güzergâhtan geçsin.” Yani bu, en gelişmemiş ülkelerde bile denenmemiş bir yoldur. Eskiden park yapılırken, yol konulurken derdik ki “Yolu yapmayın önce, insanların akışına bırakalım.” Şimdi, biz de Başbakanın akışına bıraktık Boğaz köprüsünün güzergâhını. Bilimsellikten uzak, teknik donelerden uzak, çevre istismarı, çevre talanı konusunda büyük bir talan yaratacak olan bir proje ama biz bu projeyi günlerce tartışıyoruz. Buna sivil toplum örgütleri, mühendis odaları, vesaireler, hepsi karşı, aydınlar karşı, köşe yazarları karşı ama Ulaştırma Bakanımız bundan vazgeçmiyor değerli arkadaşlarım.

Bu çok yanlış bir karardır. Bunu savunurken de diyorlar ki: “Üçüncü köprüye önce karşı çıkıyorlar, sonra da üzerinden geçiyorlar.” diye ilkel bir yaklaşımla cevap veriyorlar.

Bugün artık, çağdaş dünyada hafif raylı var iken, metro var iken, yer altından ulaşım var iken, Boğaz köprüsü ile, üçüncü Boğaz köprüsü ile ki amacına hizmet etmeyecek bir Boğaz köprüsüyle uğraşmak, bence kaynak israfından başka bir şey değildir değerli arkadaşlarım.

Yine ülkemiz, günlerdir telekulak dinlemesiyle uğraşıyor. TİB diye bir kurum. TİB’i denetlemeye gidiyor yargı mensupları. Önce alınmıyor, sonra alınıyor. TİB açıklama yapıyor “Yargıtayı dinlemedik.” diye. Bugün gazetelerde var, bakın, Yargıtay dinlenmiş. Biz TİB’e inanmayacak isek, dinlenme yargı kararları var ise, bu kararları uygulayan TİB’e inanmayacaksak kime inanacağız? TİB’in Başkanını kim atıyor?

Değerli arkadaşlarım, telefon dinleyerek haberleşme özgürlüğünü zedelemeye, Anayasa’yı ihlal etmeye hiçbir siyasetçinin ve hükûmetin hakkı yoktur. Telefon dinleyerek korku imparatorluğu yaratmak ancak faşist idarelerde olur, demokrasilerde olmaz. O nedenle bu uygulamanız demokrasiyle bağdaşır bir uygulama değildir.

Abdülhamid döneminin jurnalciliğini yaşıyoruz sanki. Yargı mensupları baskı altında, gazeteciler baskı altında. Geçen, Amerika’ya bir konu için davet edilen gazetecilerin bir kısmı demiş ki: “Biz gelemeyiz, Hükûmetin haberi olursa bize baskı yapar.” Yani bu korku imparatorluğuyla nereye varacağız?

Korku imparatorluğu sadece bu tür davranışlarla da bitmiyor ki kürsüde de yapılıyor. Sayın Başbakanın özellikle bütçe açış konuşmasında ben beklerdim ki hem bize moral versin hem topluma moral versin hem de önümüzdeki 2010 yılının karamsar olmadığını söylesin ama dinlerken ben ürktüm, televizyonu başında dinleyen insanlarımızın ürkmemesi mümkün değil. Ekonomi yok içinde. “Sen otur, sen kalk! Konuşmayı önlemezsen ben önlerim.” Bu tür tavırlarla biz bütçe açış konuşmasını geçirdik değerli arkadaşlarım.

Bütçe görüşmeleri çok önemlidir. Bunu eski, büyüklerimiz çok daha iyi bilir. Bütçe görüşmeleri yapılırken bütün katmanlar, toplum katmanları -televizyon yoktu o dönemlerde- radyonun başına gider, kulağını verirlerdi, “Benim için ne var bu bütçede?”diye -memursam memur için, işçiysem işçi için, emekliysem emekli için- merakla beklerlerdi, Bakanı dinlerlerdi ama şimdi ben Başbakanı dinliyorum, Başbakan hakaretten başka bir şey yağdırmıyor, bakanları dinliyorum, moralleri bozuk, motive yok, kendilerinde motive yok çünkü bütçe kısır bir bütçe.

Onun için değerli arkadaşlarım, bu bütçenin -başlangıçta da söyledim- ben geniş halk kitlelerine bir şey vereceği inancında değilim ama ulaşım sektörünün gelişmesi, büyümesi için elden gelen çabanın gösterilmesinin tek sebebi var, tek yolu vardır, özelleştirmelere sağlıklı, açık, şeffaf bir şekilde önayak olmak, özelleştirmeleri sağlıklı bir şekilde yapmaktır, başka türlü kaynak bulma şansınız da yoktur değerli arkadaşlarım.

Ayrıca, Gaziantep’te yarın Çobanbeyli Sınır Kapısı açılıyor. Çok teşekkür ederim, çok güzel bir çalışmadır. Bunun devamında da Gaziantep-Halep yüksek hızlı tren yapımının gerçekleşmesi de benim dileğim değerli arkadaşlarım.

Tabii tüm bunlar olurken Ulaştırma Bakanlığında kaynakların israfını da görüyoruz. Mesela, Telekom satıldı. Yıllık 2 milyar dolar kâr eden Telekom’u, üç yıllık kârı karşılığında sattık. İşçilerin perişan olması bir yana, yabancıları yüzde 50’den fazla hissesiyle biz zengin ettik değerli arkadaşlarım. Araç muayene istasyonlarını özelleştirdik. 2003 yılı geliri 125-130 milyon dolar olan bir kurumu “kamu yararıdır” diye özelleştirdik. Meslek odaları karşı çıktı, yargı kararı çıktı; bunu dinlemediler, özelleştirdiler değerli arkadaşlarım. Bunlar hep yanlış kararlardı ve bu özelleştirmeler de maalesef amacına uygun kullanılmadı. Onun için de bu sektör bugün bu durumda ve cılız ilerliyor.

Tabii ülkemize baktığımız zaman da kişi başına düşen gelir bakımından Avrupa’da sonuncuyuz, dolar milyarderliği sayısı bakımından da 1’inciyiz, işsizlik sıralamasında 5’inci sıradayız değerli arkadaşlarım. Bunlar bir şey ifade etmiyor mu sizlere? Ayrıca da bu ekonomik sıkıntıyla beraber toplumsal barış kaybolmak üzere. Toplumsal barışı sağlamak için her siyasetçi çaba göstermek zorundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2009-12-21-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
