# Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim
- **Tarih:** 16 Haziran 2010
- **Gündem:** BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509-3

> Yaşar Ağyüz (CHP), 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)); konuşma 1.154 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 5393 sayılı Yasa’nın 73’üncü maddesini değiştiren yasanın geçici maddesi üzerinde söz aldım.

Değerli arkadaşlarım, deminden beri görüşmelerde sanki düzenli kentleşme hayranı, düzenli kentleşmeyi sağlama misyonu yükümlenmiş parti AKP ve onun temsilcileri…

Değerli arkadaşlar, 1950 yılından beri Türkiye’de kentleşme tartışılıyor, 1970’li yıllardan sonra da arttı kentleşme ama o günden bugüne kadar duyarsız kalan yerel yönetimler ve hükûmetler kentleşmeyi sağlıklı bir şekilde yönlendiremediler. Önce buna birlikte karar vermemiz lazım. Şimdi bu yasaya sığınıyorsunuz “Düzenli kentleşmeyi sağlamak istiyoruz.” diyorsunuz. Peki, 5393 sayılı Yasa sizin döneminizde, sizin oylarınızla ve büyük bir hazırlık içerisinde geçmedi mi? Bu 73 numaralı madde de sizin zamanınızda hazır olmadı mı? Oldu. Şimdi ne yapıyorsunuz? Bir tasarı sunuluyor, birtakım milletvekilleri, arkadaşlar diyorlar ki: “Belediye, planlı veya plansız, yapılaşmış ve boş alanlarda kentin değişimine uygun olarak” ibaresi ekleniyor. Komisyon ne yapıyor? Komisyon bunu makale yazar gibi 764 kelimeye çıkarıyor ve “İstediğim yerde istediğimi yaparım.” mantığı içerisinde büyükşehir belediyelerine yetki veriyorsunuz. Bu kanun yasa tekniğine aykırı olduğu gibi Anayasa’ya da aykırı. Bakın sonradan fark ediyorsunuz Sayın Cemil Çiçek imzasıyla önerge veriyorsunuz, kamuya tahsisli malların tekrar yeniden düzenlenmesini sağlıyorsunuz. Bu komisyonlarda tartışılırken çok iyi niyetli öneriler verilirken siz niye bu önerileri kulak arkası ettiniz? Yani bu yasa neyi çözecek? Sayın Bayındırlık Bakanı burada, kentsel dönüşüm yasa tasarısını niye getirmiyorsunuz Sayın Bakan? İmar Kanunu’nu niye getirmiyorsunuz Sayın Bakan? Yapı Denetim Yasası’nı niye getirmiyorsunuz Sayın Bakan? Bunlar bir bütündür yani belediyelerin elinden planlama yetkisini alan bir yasa mı var ki siz önünü açıyorsunuz?

Yeni terimler geldi; imarlı, imarsız, boş, dolu… Böyle bir mantık olur mu ya! Kentlerin iki sınırı vardır, bir tanesi belediye sınırı, bir tanesi imar sınırı. İmar sınırı yetmezse 1/5000, 1/25.000 genişletirsiniz. Bunu bilmeyecek kadar bilgisiz olamazsınız yani mümkün değil, ne Komisyon ne üyeler.

Şimdi diyorsunuz ki “Biz, imar yetkisi…” Hayır, imar yetkisi vermiyorsunuz. Büyükşehir belediye başkanlarını, özellikle 2 kişiyi derebeyi yapmaya çalışıyorsunuz siz; birisi Ankara, birisi İstanbul. Bunun ikisinin ortası yok. İlçe belediyelerini de onların altında memur hâline getiriyorsunuz. 3194 sayılı Yasa’yla çelişiyorsunuz, 5393 sayılı Yasa’yla çelişiyorsunuz, diğer var olan yasalarla çelişiyorsunuz ve diyorsunuz ki “Bu değişiklik çok mükemmel bir değişikliktir.”

Benim aklıma soru geliyor: Acaba Ankara’nın Saklıkent civarında, AKP Grubunun içerisinde veya başka milletvekillerinde “çiftlik evi” adı altında kentsel dönüşüme girmeyi bekleyen araziler mi var? Onun civarında kapatılan 100 binlerce, 200 binlerce dönüm arazi mi var? Bunların cevabını soralım önce, almaya çalışalım. Bunlar var arkadaşlar. Siz bunu iyi niyetli kentleşme mantığına bağlayamazsınız.

Bu kentleşme yasasından dolayı sayısız dava açıldı, sivil toplum örgütleri açtı, mimarlar açtı, inşaat mühendisleri açtı ve hepsi de kazandı. Kimisinin yürütmeyi durdurması verildi, kimisi devam ediyor.

Şimdi siz ne yapıyorsunuz? Siz çok despotça bu kanun maddesini geriye çalıştırarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanını, İstanbul’daki bazı belediye başkanlarını bu sorumluluktan kurtarmaya çalışıyorsunuz. Yazıktır yazık; yazıktır! Kent kaosu yaratıyorsunuz, kent karmaşası yaratıyorsunuz. Zaten iktidarınızın yarattığı ekonomik kaos yetmiyormuş gibi bir de kentlerde kaos. “İnsan odaklı siyaset” diyorsunuz. İnsan odaklı siyaset, mülkiyet sahiplerinin mağduriyetine yol açan bir yasaya “evet” der mi? İnsan odaklı… Maden kazasında insanlar ölüyor, kader; falan yerde işsiz kalıyor, kader; ondan sonra da “İnsan odaklı siyaset!” Bu mantığı anlamak mümkün değil. (AK PARTİ sıralarından “Sen anlamazsın.” sesi.)

Ben çok iyi anlarım, cevabını da çok iyi veririm de sen veremezsin, altında ezilirsin. Onun için cahil cahil konuşma orada!

Değerli arkadaşlarım, bakın, 3194 sayılı İmar Yasası’nı değiştirme cesareti gösteremeyen Bayındırlık Bakanlığı, bugün 3194 sayılı Yasa’daki yetkileri büyükşehre devretmekle övünüyor. Bu yanlıştır, bu yasal değildir, bu Anayasa’ya aykırıdır. Tüm hukukçular bunu söylüyor ama anlamayan bir tek AKP’nin Komisyon üyeleriyle bu öneriyi sunan -kim sunduysa- arkadaşlar, bunlar sahipleniyorlar ve onlara da bakıyorum bugün arada yoklar. Ne oldu? Ne oldu? Niye yoklar imza atanlar? Çünkü çekingenler, çünkü utangaçlar, çünkü bazı şeylerin söyleneceğini biliyorlar. O nedenle, değerli arkadaşlarım, bu yasaya “Evet.” demek kaos yaratmaktır, karmaşa yaratmaktır, imar katliamı yapmaktır.

Size imar tadilatları yetmiyor mu? Milyon dolarlar rüşvet alınarak yapılan İstanbul’daki imar tadilatları yetmiyor mu? Yetmiyor. Ne yapacaksınız? Ataşehir var. Büyükşehrin iştahlandığı Ataşehir var, Çankaya var. Ankara’nın iştahlandığı Çankaya var. Onun için, onların elini kolunu bağlayacaksınız, büyükşehirlere yetki vereceksiniz ve bu yetkiyle de onlar istediğini yapan derebeyi olacaklar. Yasanın özü bu.

Şimdi, biraz sonra, geçici maddede belki bir daha genişletilmiş bir önerge vereceksiniz. Yanlış yapıyorsunuz. Bu yasa Anayasa Mahkemesinden döner. Çok eleştiriyorsunuz “Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesine gidiyor.” diye, başka çaremiz yok. Yargı, yargı, yargıya inanacaksınız, güveneceksiniz, yargıyı arkadan dolanarak kuşatmayacaksınız, bu tür maddelerle başkanlara imtiyaz tanıyacak şekilde çevirmeyeceksiniz ve açık olacaksınız, açık.

Geçen gün Başbakan diyor ki: “Yaptığımız toplu konutları, otoyolları rulo yapsınlar da Anayasa Mahkemesine götürsünler.” Vallahi, onu yapmayacağız da onu yaptırıp kirli kazanç elde edenlerden hesap soracağız hesap, Anayasa Mahkemesinde. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için Anayasa Mahkemesine biz Türkiye olarak sahip çıkıyoruz, Türkiye olarak yaşatıyoruz.

Bu vurgunların hepsinin öbür dünyada değil, bu dünyada hesabı sorulacak. Gulûl suçu işlemenin hesabı bu dünyada sorulacak, bu dünyada. Öyle, Türkiye'nin gelişmişliğini kendi yandaşlarınızın kalkınması olarak görmeyin; kendi etrafınızın 4x4’lere binmesi olarak görmeyin zenginleşmeyi; esnafı görün, çiftçiyi görün, işçiyi görün, işsizi görün, genci görün, işsiz mühendisi görün. Ama nerede! Sırça köşkte oturuyorsunuz, ahkâm kesiyorsunuz! Halka din, iman; kendinize han, hamam. Ne güzel siyaset! Onun için AKP’nin ampulü pırpırlamaya başladı. Abbas yolcu! Ve bu seçimde bunun sonucunu halkımız size sandıkta gösterecek değerli arkadaşlarım.

Peki, sevgili arkadaşlarım, bu arsa rantlarını yaratmanın amacı ne? Bir yıl sonra seçim var. Abbas yolcu, İktidar. Yerel yönetimler ne zamana kadar var? 2012’ye kadar. Ne yapmamız lazım? Devlet olanakları elimizden gidiyor, yasal düzenlemelerimizi yapalım. Maden Yasası’nı çıkardık, Kamulaştırma Yasası bekliyor, Karayolları Yasası geliyor, özelleştirmeler, şimdi bu yasayı geçireceksiniz ve bir eli yağda bir eli balda devam ettirmeye çalışacağınız yandaşlarınıza belediyelerden rant sağlayacaksınız! Bu yasanın adı budur değerli arkadaşlarım. Bu, rant yasasıdır. Bunun halka, kentlere hiçbir faydası yoktur ve yasal kaos yaratmaktasınız.

O nedenle, aramızda aklıselim sahibi arkadaşlarımız çok, dürüst arkadaşlarımız, samimi arkadaşlarımız çok; bu arkadaşlarımız lütfen düşünsünler ve bu geçici maddeye ret oyu versinler değerli arkadaşlarım. Bu karmaşanın altında ileride kalırsınız, yeniden yasal düzenleme yapmak zorunda kalırsınız ama o zaman da size toplum güler, buradaki muhalefet güler, sivil toplum örgütleri güler ve bir yasayı düzgün çıkaramayan Parlamento hüviyeti taşırsınız değerli arkadaşlarım.

Sayın Başbakan şiiri çok seviyor. Ben de ona bir şiirle hitap edip huzurunuzdan ayrılacağım ve geçici 1’inci maddenin tasarıdan çıkması gerektiğini yineleyerek desteğinizi isteyeceğim.

“Mala mülke olma mağrur, deme var mı ben gibi?

Bir muhâlif yel eser, savurur harman gibi.”

Sayın Tayyip Erdoğan. Onun için, derebeyler yaratmayalım, padişahlar yaratmayalım. Özgür, demokratik, katılımcı ve halka güven veren yerel yönetimleri yaratmaya çalışalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) – Bugün, dünyada, artık katılımcı yerel yönetim tartışılıyor, görev ve yetkilerin artırılacağı yerel yönetim tartışılıyor; eğitimin belediyelere verilmesi, trafiğin belediyelere verilmesi, sağlığın belediyelere verilmesi tartışılıyor ama siz, belediyelere yeni rant yaratacak olanakları tanımaktan başka bir çaba göstermiyorsunuz ve bugün bir yığın sorun varken, ekonomik sorun varken, uğraştığınız bu yasalar halkın geniş kesimlerine hitap etmiyor. Rant yaratıyorsunuz, rantiyecilere hitap ediyorsunuz, yandaşlarına hitap ediyorsunuz. Yandaşlarına da sadece ekonomik olarak hitap etmiyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hizmet Ödülü dağıtılırken bile yandaşlarınızı düşünüyorsunuz, Allah’tan korkun yahu!

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep). “Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
