# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.: 565)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 8 Aralık 2010
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.: 565)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2010-12-08-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-565

> Yaşar Ağyüz (CHP), 8 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.: 565)); konuşma 1.081 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemimize alelacele gelen 565 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, cumhuriyetimizde Ulusal Kurtuluş Savaşı sürecini bilmeyen vatandaşımız, bilmeyen gencimiz yoktur. Ulusal Kurtuluş Savaşı Atatürk önderliğinde verilmiş ve bölgesel, kentini savunan liderlerin var olduğu bir savaştır. Sütçü İmam bunlardan birisidir; Şahin Bey, Şehit Kâmil bunlardan birisidir. Onlar ülkelerini kurtarmışlardır, ülkeleri için canlarını feda etmişlerdir. Bugün aynı ulvi değerlerle anılan Kahramanmaraş’ın milletvekili de yolsuzluk batağına batan, görevi kötüye kullanan seçilmişleri ve atanmışları kurtarmak için canını feda etmeye kalkıyor. Bakın aradaki farka! Birisi ülkesini kurtarmış o kent için, o ülke için, birisi de yüzsüzleri, yolsuzluk batağına batanları, kamu malını talan edenleri, bunun için yargılanıp görevi kötüye kullanma suçundan hapse girecek olanları hapisten kurtarmak için çaba gösteriyor. Bu ne çelişkidir, bu ne çelişkidir! Bu fedakârlığa ne gerek var? Niye Hükûmet bu tasarıyı getirmiyor?

Şimdi bakın, dört yıldır bu Mecliste hep kamu mallarını ihale yoluyla, özelleştirme yoluyla peşkeş çekmenin yasal değişiklikleri yapıldı. Hatırlayın, meşhur mısır ticareti yapan Maliye Bakanının hayalî ihracatları, vergi afları bu dönemde sizlerin oylarıyla geçmedi mi? Sizin adınız “AKP” değil, sizin adınız “Afla Kurtarma Partisi!” Sizin halka vereceğiniz hiçbir şey yok. Siz yandaşlarınızı zengin edersiniz, yandaşlarınızın usulsüzlüklerini affedersiniz. Sizin şiarınız bu. O nedenle, vatandaş size yolsuzlukları örtbas et diye oy vermedi, vatandaş size, o ulvi, derin duygularını istismar ettiğiniz vatandaş…

Bakın, 2002’de sizin 3Y’niz vardı, 3Y! 3Y’yi hatırlayan var mı? Siz de unuttunuz tabii; lideriniz unuttu, siz de unuttunuz!

3Y ne diyor? “Yoksulluk”, “Yolsuzluk”, “Yasaklar.” İddialı bir kelime ve altında diyor ki: “Bunların kökünü kazıyacağız.” Allah, Allah! Kökü kazındı mı? Yoksulluk eksildi mi? Yoksulluk eksildiyse kömür dağıttınız vatandaş sayısı her yıl niye artıyor? Niye, gıda dağıttığınız, yeşil kart dağıttığınız insan sayısı artıyor?

Yolsuzluk… Uluslararası sıralamalarda niye yeriniz değişmiyor? Niye değişmiyor yeriniz? “Yolsuzlukta hortumları keseceğiz.” dediniz, hortumlar yön değiştirdi yandaşlara. Yandaş medya, yandaş zengin, yandaş ihaleci, yandaş bilmem ne, bunlar sizin zamanınızda türedi.

Değerli arkadaşlarım, kamu malını korumak istiyorsanız, kamu yararına olan yasaları güçlendirmeniz lazım. Güçsüzleştirerek, bazı insanları affederek bir yere varamazsınız.

Bakın, bir örnek vereceğim size: Ankara metrosunun, büyükşehirlerde metroların devrini Ulaştırma Bakanlığına yetki verdik. Kaç ay geçti? Niye devralmıyor Ulaştırma Bakanlığı biliyor musunuz? Altında Ankara metrosunun öyle pislikler var ki!

Sayın Grup Başkan Vekili diyor ki: “Ankara Belediyesinin ekmeklerini biz dağıtıyoruz.” Başka ekmek mi bulamadın yahu, peksimet dağıt. Yani dışarıdaki korumalar, dağıtıcılar söylüyor Ankara Büyükşehir Belediyesinin arabasıyla geldiğini, Ankara Büyükşehir Belediyesinin adamlarının getirdiğini. Neyi inkâr ediyorsun Sayın Başkan?

Onun için, biz burada gerçekleri söylemek zorundayız. Sizin bazı sözler zorunuza gidiyor, bazı sözler belki anlamının dışına taşıyor ama asıl sizin zorunuza giden, bu yasa zorunuza gidiyor, bu yasa! Bu yasayı Tayyip Bey emretti, Veysi Kaynak getirdi, siz de zoraki oy vereceksiniz, istemeye istemeye oy veriyorsunuz, içinize sinmiyor. Onun için birbirimize karşı kırıcı davranıyoruz, onun için birbirimize karşı saldırgan davranıyoruz. Bunu ikrar edin, ikrar. İçinize sinmeyen yasaya zoraki oy veriyorsunuz, oy! Bu yanlıştır.

Sayın Bakan burada oturuyor. Zahit Akman’ı kurtarma yasası değil mi bu? Görevi kötüye kullanmadan ceza almadı mı? Hani Sayın Bakan sen diyordun ki: “Zahit Akman’ın istifa etmesi lazım.” Hani sen diyordun ki: “Zahid Akman’ı ben olsam görevden alırdım.” Esip yağıyordun, gürlüyordun, askerlere esip yağdığın gibi, “Bana suikast düzenlediler.” dediğin gibi. Nerede, hani bunların aslı astarı nerede Sayın Bakan? Sayın Bakan, üslubunuza dikkat edeceksiniz. Orduyu tahrip etmeye sizin hakkınız yok, kurumları tahrip etmeye sizin hakkınız yok, TRT’yi halkın parasıyla iktidarın borazanı yapmaya sizin hakkınız yok Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için doğruları söylemek zorundasınız. Doğruları söylemiyorsunuz ve onun sıkıntısı içerisinde de hep beraber bu yasayı tartışma ortamını sağlayamadan geçireceğiz. Üç maddelik bir yasa.

Peki başka yasalar yok mu? Var. Emeklilerin intibak yasasını niye getirmiyorsunuz? Muhtarların maaş artışını niye getirmiyorsunuz? Esnafı ezen, çığ gibi bitiren, alışveriş merkezlerini yeniden düzenleyecek yasayı niye getirmiyorsunuz? Referandumdan bugüne seksen beş gün geçti. Seksen beş gün önce referandum kampanyasında “evet” oylarını fazla çıkarmak için Tayyip Bey vaatlerde bulundu; barış yasası, vergiler, bilmem, prim borçları, doğru. Peki bunlar için sayısız önerge, sayısız yasa teklifi Meclisin arşivlerinde bekliyor. Seçime beş ay kala mı aklınıza geldi veya aklınıza geldiyse seksen beş gündür bu yasa niye Meclise inmedi? Niye çiftçinin elektrik borçlarını düzenlemiyorsunuz? Bunları düzenleyemezsiniz. Niye düzenleyemezsiniz? Çünkü sizin bu süreçte aceleye getirmek istediğiniz yasalarla kendi belediye başkanlarınızı kurtarmak zorundasınız. Özelleştirme ihale furyasının yanı sıra kent rantlarını yaratan belediye başkanlarını affedeceksiniz ki önümüzdeki dönem göz diktiğiniz kent rantlarının yağması daha çok artsın, daha fütursuzca yapılsın imar tadilatları, Gaziantep’te yeşil alanlar talan edilsin, İstanbul’da yeşil alanlara rezidanslar yapılsın; Ankara’da peşkeş çekilsin üst geçitler, alt geçitler vesaire uygulamalarıyla. Bunların önünü açıyorsunuz, yetki verdiğiniz yasa bunların önünü açıyor. Bunun neresi kamu yararına, neresi toplum yararına, neresi kent yararına? Kişileri kurtaran yasalarla uğraşmayın, toplumu kalkındıracak, kamu yararını gözetecek yasalarla uğraşın. Ama buna sizin gücünüz yetmez çünkü siz talimatla yasaları geçiren bir grupsunuz maalesef, size talimat gelmeden bu yasaları gündeme alamazsınız.

Bakın değerli arkadaşlarım, yasaklar eksildi mi? Dövülen öğrenciler, Sayın Tayyip Erdoğan’a pankart asan ve on beş aya mahkûm olan öğrenciler; Ergenekon davasında daha iddia ortaya atılmadan, 650 gündür, 670 gündür yatan gazeteciler; 45 tane, 48 tane, sorgusuz sualsiz yatan gazeteciler… Sizin düşünce özgürlüğünüz, sizin ileri demokrasi anlayışınız bu. Siz ileri demokrasiden falan anlamazsınız. Sizin demokratlığınız kendinize, siz kendinize demokratsınız, siz kendinize çalışırsınız, kendi yandaşlarınıza çalışırsınız. Tabii, hepiniz değil. Talimatla oy verenler vicdanıyla baş başa kaldığı zaman da ne kadar yanlış yaptığını anlayacaklardır.

Bakın, sizin döneminizde örtülü ödenek kullanımı tavan yaptı. Nereye harcanıyor? Sayın Başbakan bir tek gün bunun açıklamasını niye vermiyor?

Milletvekili lojmanlarını kaldırdınız, alkışladık. Güzel bir iddiaydı. O günden bugüne kamuda lojman sayısı kaç tane arttı biliyor musunuz?

İlk geldiğinizde lüks arabalara karşıydınız. O zaman mücahittiniz çünkü müteahhit olmamıştınız daha. Lüks arabalara karşıydınız, 4x4’ten kaçıyordunuz, “Aman ha!” diyordunuz. Şimdi bakın, Türkiye’de makam aracı sayısı 83.383, son dört yılda da artan sayısı yüzde 20 değerli arkadaşlarım. Japonya’da 10 bin, İngiltere’de 12 bin, Fransa’da 9 bin. Siz bunlardan zengin bir ülke misiniz? Yoksa siz de Başbakanın dışarıda attığı tafralar gibi, zengin olduğunuza gerçekten inanıyor musunuz? Yoksa bir gecede rakamlarla oynayarak kişi başı alınan gelirin 15.500 dolara çıkmasına gerçekten inanıyor musunuz siz?

SONER AKSOY (Kütahya) – Evet.

YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) - Hayal içindesiniz, hayal! Uyanın, beş ayınız kaldı. Bu beş ayda bari halk yararına, toplum yararına iyi şeyler yapın değerli arkadaşlarım. Ama yapacağınız inancında değilim.

Bu aceleciliğin nedeni belli, giderayak belediyelerinizi kurtarmak istiyorsunuz. Bakın, bugün bir iddia var gazetede, 263 milyon, Topbaş’ın bir şirkete peşkeş çektiği para. Bunlar yazık günah değil mi? İmar rantlarıyla çekilen peşkeşler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ASIM AYKAN (Trabzon) – İddia, iddia…

YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) – Ya o iddia, bu iddia yani.

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Ağyüz (CHP, Gaziantep). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.: 565)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-agyuz-23-2010-12-08-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-565 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
