# Ülkemizdeki deprem ve bozuk yapılaşma konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Karayel (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim
- **Tarih:** 17 Mart 2011
- **Gündem:** ÜLKEMİZDEKİ DEPREM VE BOZUK YAPILAŞMA KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-karayel-23-2011-03-17-ulkemizdeki-deprem-ve-bozuk-yapilasma-konusunda

> Yaşar Karayel (AK Parti), 17 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜLKEMİZDEKİ DEPREM VE BOZUK YAPILAŞMA KONUSUNDA); konuşma 536 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YAŞAR KARAYEL (Kayseri) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; son günlerde Japonya’da meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem dünya gündemini değiştirmiş, meydana gelen tsunami felaketinin büyüklüğü karşısında yaşanan çaresizliği ve nükleer enerjinin ve santrallerinin güvenilirliğini de gündeme taşımıştır.

Fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıp artıran, yaratan, normal hayatı tamamen durduran, insanların kendi imkânlarıyla hakkından gelemedikleri olaylara “afet” diyoruz.

Bu kadar büyük bir depreme rağmen Japonya’nın yapıları yıkılmamış, mal ve can kaybının büyük çoğunluğu tsunamiye bağlı olarak meydana gelmiştir. Bu büyük olay bir deprem ülkesi olan ülkemizde de tabii afetlerin, deprem konusundaki tedbirlerin yeniden ele alınmasını zorunlu kılmıştır.

Doğal afetlerin ve özellikle de depremlerin tehdidi altında olan ülkemizde şehirleşme ve yapılaşma süreçleri için güvenilirlik unsuru artık kaçınılmaz hâle gelmiştir.

Geçmişteki hatalarımız ve eksikliklerimiz bizim birey ve toplum olarak daha bilinçli olmamızı gerekli kılmaktadır. Topraklarımızın yüzde 93’ü, nüfusumuzun ise yüzde 98’i çeşitli derecelerde deprem riski altında olup deprem felaketini bizatihi yaşayan ülkelerin başında gelmektedir.

Bu depremler hem toplumumuzda hem de ekonomimizde çok büyük kayıplara sebeplere olmakta, çok ciddi tedbirlerin alınmaması hâlinde ülkemizi büyük felaketler beklemektedir çünkü 1900 ile 2010 yılları arasında 1900’e yakın deprem meydana gelmiş, bu depremlerin büyük çoğunluğu da yıkıcı olmuştur. Bu depremlerde 100 bin vatandaşımız ile telafisi mümkün olmayan can ve mal kayıplarımızı yaşamış durumdayız.

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı “Kurumsal bilinç sorumluluğu” adı altında geniş kapsamlı bir platform oluşturarak çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının, üniversitelerin, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektör temsilcilerinin iştirakiyle, deprem konusunda nelerin yapılması gerektiğini müzakere edip tartışmak ve uygulamaya koymak üzere İstanbul’da 2004 yılında büyük katılımla Deprem Şûrası da düzenlemiştir.

Diğer yandan, depremler nedeniyle ülkemizin kazandığı tecrübe, bilgi birikimi önemsenmesi gereken bir kazanımdır. Son yıllarda çeşitli kurum ve kuruluşlarımızın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı başta olmak üzere Başbakanlık, bakanlıklar, üniversiteler, Sayıştay, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve bazı özel firmaların hazırladıkları raporlar ve dokümanlar Türkiye'nin önemli kazanımlarıdır.

Ülke nüfusumuzun yüzde 75’inin kentlerde oluştuğunu görmekteyiz. Kırsal kesimde ise yüzde 25 civarında vatandaşımız yaşamaktadır. Buralardaki önlemlerin de ivedilikle alınması toplumumuzun geleceği açısından çok önemlidir.

Ülkemizin ağırlık vermek zorunda olduğu konu, zarar azaltma işlevleridir. Bu nedenle yerleşme ve yapılaşma sürecinin yeniden düzenlenmesi, imar ve yapı sisteminin risk yönetimini içerecek biçimde yeniden ele alınması gerekmektedir. Zarar azaltma kapsamında gerekli kurumsal yapılanma, mevzuat düzenlemeleri, toplumun afet tehlikesi ve riski konusunda bilinçlendirilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarıyla çeşitli meslek gruplarının belirlenen hedef doğrultusunda kendi personelini eğitmesi esastır.

Modern afet yönetimi sistemi kapsamında ulusal ve metropoliten ölçekten yapı ölçeğine kadar planlama, afetlerle mücadele ve müdahale organizasyonları mutlaka oluşturulmalıdır.

Afet yönetimi ilkeleri çerçevesinde zarar azaltma, hazırlıklı olma, olaya müdahale ve iyileştirme aşamaları, yönetimler arası iş birliği kesinlikle sağlanmalıdır.

Merkezî düzeyde afet yönetimi oluşturulmalı, afet yönetimi stratejik planı hazırlanmalı, devlet kurumları arasındaki afet bilgi paylaşımı ve iş birliği yeniden yapılandırılmalıdır.

Deprem mevzuatı “tehlike” ve “risk” kavramlarını mutlaka içermelidir. İmar Kanunu’nda mikro bölgeleme, kentsel risk sektörleri ele alınmalı, mahallî idarelerle ilgili kanunlarımızda “risk yönetimi” kavramı da mutlaka gündeme getirilmelidir.

İmar Kanunu’nun şehircilik konularını kapsar şekilde yeniden düzenlenmesi, yapılaşma konusunda ayrı bir yapı kanununun hazırlanması, bu kanunda yapının teknik konuları, yapı malzemesi, yapı denetimi, şartnameler, mesleki konular, yapıyı ilgilendiren diğer hususların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması da Türkiye'nin gerçekleri arasındadır.

Afet Kanunu, afet bilgi sistemi, tehlike haritaları, kentsel riskler, deprem sigortası gibi hususlar da göz önünde tutularak yeniden değerlendirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Karayel (AK Parti, Kayseri). “Ülkemizdeki deprem ve bozuk yapılaşma konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 17 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-karayel-23-2011-03-17-ulkemizdeki-deprem-ve-bozuk-yapilasma-konusunda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
