# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2004-07-08-2

> Yaşar Tüzün (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.204 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısının 63 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, yerel yönetimlerde ortaya konulan anahtar sözcükler olan, "sorumluluk, şeffaflık, etkinlik, karar sürecine yönetimin katılımı ve demokrasi" gibi kavramları kısaca açmak istiyorum.

Yerel hizmet sistemini karşılayabilmek için, yerel yönetimlere yetki ve esneklik sağlamak gerekiyor, yerel yönetimlerin, kendi koşullarına ve gereksinmelerine en uygun yönetimin belirlenmesine imkân sağlamak gerekiyor. Yerel yönetimi, merkezî yönetimin müdahalelerinden olduğu kadar, merkezî yönetimi de, yerel yönetimlerin baskısıyla yerine getirebileceği isteklerden korumak gerekiyor. Bu düşüncelerden yola çıkan mevcut hükümetse, yerel yönetimler yasasını ele almış, İl Özel İdaresi Kanunu çıkarmış, Belediyeler ve Büyükşehir Belediyeleri Kanun Tasarılarını sırayla Meclis Genel Kuruluna getirerek kanunlaştırmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, ancak, yapılmak istenilen ile yapılan, ayrı şeyleri ifade etmektedir. Belediyeler demokratik olmalıdır; ancak, bugüne kadar görüştüğümüz maddelerde demokrasiye de maalesef rastlanamamıştır. Örneğin, yerel yönetimlerin en önemli birimi olan muhtarlarımıza, komisyonlara katılma hakkı veriyoruz, oy kullanma hakkı vermiyoruz. Soruyorum; sizce, bu demokratik midir?

Belediyelerin karar verme süreçlerine halkın her düzeyde katılımı ve ortak çalışma gibi değerlerin önplanda tutulması gerekirken, ihtisas komisyonları çalışmalarında, sivil toplum örgütlerine ve üniversitelere yeterince yer verilmediği ve haklarının yeterince tanınmadığı görüşündeyiz.

Değerli arkadaşlarım, belediyeler, yönetsel özerkliğe sahip kamu tüzelkişilikleri olmalıdır; kararları ve eylemleri, ne önceden izne ne de sonra da onaya bağlı kalmalıdır. Eğer, kentin içinde oturan hemşerileri, o belediye meclisine, o belediye başkanına bu yetkiyi vermişse, bu -tekrar söylüyorum- ne önceden ne de sonradan onaya bağlı kalmalıdır.

Belediyeleri bağlayan en önemli unsur, hukuka uygun çalışma zorunluluğudur. Hukuka uygunluğu karara bağlayacak tek yetkili organsa yargı kuruluşlarıdır. Hukuka uygun çalışma zorunluluğu, belediyelerin başına buyruk olmasını engelleyecek en önemli unsurdur. Bir yandan merkezî yönetimin, diğer yandan halkın ve toplumsal örgütlerin, hukuka uygunluğu denetleyecek önemli araçlarla donatılması mutlaka sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüştüğümüz 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının Beşinci Kısım "Belediye Bütçesi" başlıklı İkinci Bölüm 63 üncü maddesinde "Harcama yetkilisi" başlığıyla "belediye bütçesiyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir" denilmektedir. Bu maddede, önce, belediye harcamalarına göz atmak gerekiyor. Yapılan istatistiklere göre, belediyelerin, gerçekleşen borçlanma dahil, gelir ve harcama dengesinde yıldan yıla farklılaşmayla birlikte, gelirlerinde ortalama yüzde 10 ile yüzde 20 arasında açıklar oluşmaya başlamıştır. Bu oranlar her geçen gün büyümekte, malî kriz olarak nitelendirilebilecek durumlara dönüşmektedir. Bütçe harcamaları bütçe yapısına göre değerlendirilmeli, harcamalar da planlama dahilinde yapılmalı. Bütçe gelirleri gözönünde bulundurularak harcama yapılmalı, geliri olmayan harcama yapılmamalı veya borçlanma yoluna gidilmemelidir. Belediyeler yeterli malî kaynaklara kavuşturulmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, malî kaynaklar açısından da yeterince öneride bulunduk ve bulunmaya devam ediyoruz.

Belediyelere merkezden gönderilen ödenekler artırılmalı, İller Bankası daha etkin hale getirilmeli; yani, İller Bankası, ihale yapan, belediyelere borç veren ve yapmış olduğu hizmetin karşılığında, kat kat, çok daha fazla faiz alan klasik bir kurum olmamalı. İller Bankası, kendi içerisinde, mutlaka, yeniden yapılandırılmalı ve belediyelere sunacağı imkânları, maddî imkânları, ihale imkânlarını, mutlaka ve mutlaka, düşük faizle sunmalıdır.

Belediyelere, hizmetlerini sunarken, ilke olarak, bunları, yaratacakları kaynaklarla karşılamalarını benimsetmeliyiz. Genel bütçeden gönderilen kaynaklar, yerel nüfusa ve adil kıstaslara göre halka paylaştırılmalıdır. Halen merkezî yönetimin tahsil etmekte olduğu bazı kaynakların belediyelerce tahsil edilmesi sağlanmalıdır. Belediyelere vergidışı yollardan kaynak yaratma yetkisi verilmelidir. Borçlanmalar seçim dönemiyle sınırlı tutulmalıdır. Seçim dönemini aşan borçlanmalar için halkın görüşü alınmalı, gerekirse referandum yapılmalıdır.

Savunma ve güvenliği ilgilendiren veya orman, millî park niteliğinde olan arazi dışındaki alanlar, belediyelerin, yerel yönetimlerin kullanımına açılmalıdır. Mülkiyetin yerelliği ilkesi temel alınmalıdır. Belediyeler, kendilerine devredilen bu arazileri kamu yararına değerlendirmeli, kesinlikle, ama kesinlikle, cari harcamaların karşılanmasında kullanılması sağlanmalı, bu konudaki yasal düzenleme de Meclisimiz tarafından yapılmalıdır. Bütün bu harcamalar, gelirler için, belediyeciliğin her kademesinde katılımcılık ve demokrasi sağlanmalı, bu konudaki yasal düzenlemeler, yine, Meclisimiz tarafından yapılmalıdır. Katılımcı, demokratik belediyecilik mutlaka hayata geçirilmelidir. Belediye yönetiminin, uygulamalarını o bölgede yaşayan halka sorumluluk duyarak yapması için, halk denetimi mutlaka sağlanmalıdır. Önemli ihaleler halka açık yapılmalı, ihalelerde, konularına göre meslek odalarının da temsilcilerinin katılımı sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, mutlaka, yine, belediye meclislerinin yönetimine üniversitelerin danışma kurullarından bir komite oluşturulmalıdır; bunun yeterli ödeneği de belediye meclisi tarafından verilmelidir.

İmar planı değişikliklerinde, kent rantı sağlayacak konularda mahalle sakinlerinin de görüşleri mutlaka alınmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, işte, bu önerilerimizi topladığımızda, gerçekten, bu çıkan yasada maalesef bunları göremiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, hem il özel idarelerini hem belediyeleri hem de büyükşehir belediyelerini kapsayan -bu, benim ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak Grubumuzun önerisidir- mutlaka, ama mutlaka yerel yönetimler bakanlığı kurulmalıdır. Eğer, biz, bu Türkiye Cumhuriyetinin yüzde 80'inin belediye sınırları içerisinde yaşadığını düşünüyorsak ve kabul ediyorsak ve yapılan araştırmalar bunu gösteriyor ise, mutlaka, ama mutlaka, yerel yönetimler bakanlığı kurulmalıdır. Bugün, zannediyorum, 59 uncu hükümette 22 bakanımız var, Başbakanla birlikte 23 bakanlık var; 24 üncü bakanlığın kurulması için, yani, belediyeler, yerel yönetimler bakanlığının kurulması için Cumhuriyet Halk Partisi olarak her türlü katkıya ve desteğe hazırız. Bunu, Meclis kürsüsünden bir kez daha ifade etmenin mutluluğunu yaşıyorum.

Değerli arkadaşlarım, merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasında eşgüdümü sağlamak, iletişimi sürdürmek, yerel yönetimlere fon ve proje desteğini sağlamak, bu yerel yönetim bakanlığının görevi olmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Bayındırlık Bakanlığının imar ve iskânla ilgili birimleri, mutlaka yerel yönetimler bakanlığına devredilmelidir.

Arsa Ofisi de yerel yönetimler bakanlığına devredilmelidir.

Yine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü... Bu, yerelin bir işi. Dolayısıyla, yerel yönetimler bakanlığına Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bağlanmalıdır.

Toplu Konut İdaresi... Toplu Konut İdaresi kırsalda proje üretiyor mu, soruyorum size; belediye imar planı sınırları içerisinde üretiyor ve dolayısıyla da, Toplu Konut İdaresi, yerel yönetimler bakanlığına mutlaka bağlanmalıdır.

Belediyeler bankası niteliğine kavuşturulacak bir İller Bankası oluşturulmalıdır ve bu, yine, yerel yönetim bakanlığına bağlanmalıdır.

Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü... İçişleri Bakanlığımız, Türkiye'nin en büyük bakanlıklarından bir tanesi; içinde, bağlı bulunduğu bütün birimler mevcuttur ve fazlasıyla vardır; Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü, yine, yerel yönetimler bakanlığına bağlı olmalıdır.

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü de yerel yönetimler bakanlığına bağlamamız gerekir.

Değerli arkadaşlarım, yani, biz, bu yasaya "yerel yönetim reformu" diyebilmemiz için, sizin de, seçim bölgelerinize gittiğinizde, seçmenlerinize, seçilmiş olan muhtarlarınıza, belediye meclisi üyelerinize, il genel meclisi üyelerinize ve belediye başkanlarınıza, ya arkadaş, biz, 22 nci Dönem Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri olarak bu tasarıyı çıkardık, bu, bir reform niteliğindedir diyebilmeniz için, yerel yönetimler bakanlığını hep beraber kurmamız ve oluşturmamız gerekiyor. Yoksa, yarın, gittiğiniz seçim bölgelerinizde, bu seçilenler size hesap soracaklar, yıllardır üzerinde tartıştığımız durduğumuz yerel yönetimler reform yasası tasarısı böyle olmamalıydı, bizim beklentilerimizi bu tasarı gerçekleştirmedi diyerek size sitemde bulunacaklardır değerli arkadaşlarım. Bizler, sizleri uyarıyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerimize düşen görevi fazlasıyla yaptığımıza inanıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, demokrasiyi güçlendirmenin temel araçlarından biri olan yerel yönetimlerin insana dönük, toplumun yararı doğrultusunda hizmet yürütmesinin, örgütsel ve yönetsel şeffaflığın gerçekleştirilmesinin temel öncülüğü belediyelerde olmalıdır. Şeffaf ve halkın denetimine açık bir yerel yönetim anlayışını yerleştirmemiz, denetim konusunda sivil toplum örgütleri ve halkla birlikte çalışmayı yerel yönetimlerde başarmamız gerekiyor. Hemşerilerinin bilgi edinme hakkını, yerel yönetimlerde, şeffaflığın temel kurallarından biri haline getirmemiz gerekiyor.

Bunları getirecek, düzenleyecek ve hayata geçirecek, kanunlaştıracak yer ve makam ise Yüce Parlamentodur, bu çatıdır. Bu çatı altında, yerel yönetimlerin, özellikle belediyelerimizin sorunları noktasında, belediyelerimizin kendi içindeki borçlanmaları noktasında her türlü katkıyı ve desteği vermeye Cumhuriyet Halk Partisi olarak hazırız. Türkiye Cumhuriyetinin yüzde 80'inin, yani, 50 000 000'a yakın hemşerimizin mutluluğu ve refahı bizim mutluluğumuz ve refahımızdır. Biz, bu konuda destek vermeye devam edeceğiz; ancak, bu tasarıda, beklediğimiz maddeleri ve reform niteliğinde bir değişikliği göremediğimiz için maddelerin bazılarına katılamıyoruz.

Sözlerime burada son verirken, Yüce Meclise tekrar saygılar sunuyorum, beni dinlediğiniz için de hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2004-07-08-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
