# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 8 Temmuz 2004
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2004-07-08

> Yaşar Tüzün (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.313 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 60 ıncı maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, devletin görevlerini dar ve geniş anlamda tanımlamak mümkündür; yerel yönetimler, bu tanımlamanın geniş anlamlı devlet örgütü içerisinde yer alır. Diğer bir tabirle, devlet, halkının gereksinmelerini yerine getirirken, merkezî yönetim ve yerel yönetim diye iki ana gruba ayrılır.

Yerel yönetimlerin karar organlarının seçilmiş olmaları, tüzelkişiliğe sahip olmaları bu kurumlara demokratik ve özerk kuruluş niteliği kazandırmaktadır. Halka yakın olarak çalışan mahallî idarelerin önemli bir ayağı olan belediyeler, temsilî demokraside, halkın yerel, kamusal menfaatlarının teminatıdır. Demokratik sistemin önemli bir unsuru olarak çoğulculuğun, katılımcılığın, yerel ve ulusal menfaatların uzlaştırılmasında, halkın tercih, talep ve beklentilerinin yönetime yansıtılmasında belediyelerin önemli bir rolü vardır.

Günümüz itibariyle, yaşanılan hızlı ve çarpıcı iktisadî, sosyal ve teknolojik gelişmeler, belediye hizmetlerinin sunulmasında ve belediye organlarının yönetilmesinde yetersiz kalmış, yeni düzenlemelerin gerekliliğini ortaya koymuştur. 1950'li yıllarda başlayan, 1980'li yıllarda zirveye ulaşan kentleşme sürecinin ortaya çıkardığı sorunlar, yerel yönetimlerin, özellikle belediyelerin güçlendirilmesi yönündeki toplumsal uzlaşmanın temelini oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak, nüfusun yaklaşık yüzde 80'inin belediye sınırları içerisinde yaşıyor duruma gelmesi, mevcut tartışmaların belediye üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştur.

Bu düşüncelerin ışığında Belediyeler Kanunu Tasarısı hazırlanmış ve Meclise getirilmiştir. Bu kanun tasarısı, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı esas alınarak hazırlanmıştır; oysa, bu tasarı, birçok hükmüyle Anayasaya aykırıdır. Aynı mantık çerçevesinde hazırlanan Belediyeler Kanunu tasarısı da, birçok maddesiyle Anayasaya aykırılıklar içermektedir.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 60 ıncı maddesi, belediye giderlerini içermekte olup, maddeyle, belediyelerin giderleri tespit edilmekte ve gider çeşitleri ayrıntılı olarak sayılmaktadır. Devlet Planlama Teşkilatının hazırlamış olduğu Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının istatistikleri doğrultusunda hazırlanan raporlar da, 1983-1988 yılları arasında belediyelerin -gerçekleşen, borçlanma dahil- gelir ve harcama dengesinde yıldan yıla farklılaşmayla birlikte, giderlerin ortalama yüzde 5'i kadar açıkları olmuştur; bu oran, belediyelerde, malî kriz olarak nitelenebilecek bir durum olmadığını göstermektedir; ancak, yerine getirilmesi gereken görevlerin, gerçekleşme oranı bakımından yapılacak bir değerlendirme ve belediyelerde finansman kaynaklı sıkıntıların yönetsel kriz ortamı yarattığını ortaya koyacaktır.

Değerli arkadaşlarım, belediye harcamaları, bütçe yapısına göre cari, yatırım ve transfer harcamaları olmak üzere üç başlıktan oluşmaktadır; üç başlıkta da ağırlık sahibi olan bir kalem vardır; cari harcamalardaki ağırlık kalemi, personeldir; yatırım harcamalarında yapı, tesistir; transfer harcamalarında da borç ödemeleridir.

Cari harcamaların ağırlıklı kalemini oluşturan personel giderleri, belediyelerin en büyük sorunlarıdır. Belediyelerin siyasî kurumlar olması ve her siyasî dönemde geçici işçi statüsünde eleman alımı, daha sonra bu elemanların kadroluya dönüştürülerek yerlerine yeni geçici işçiler alınmasına yol açmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, niteliksiz, vasıfsız elemanların, siyasî düşünülerek, işe alınmış olmaları, kadroların şişmesine, proje üretecek, hizmet götürecek personelin oluşmamasına sebep olmuştur. Dolayısıyla, cari harcamalar kalemini gereksiz yere artırmış, vatandaşa hizmet götürmeyi engeller hale getirmiştir.

Malî açıdan özerk olan belediyelere Sosyal Sigortalar Kurumunun getirdiği yük de oldukça fazladır; dolayısıyla, belediye borçlarının yüzde 60'ını, hatta, bazı belediyelerde yüzde 80'ini SSK alacakları oluşturmaktadır. Kaynakların yetersiz olduğu belediyelerde bu konuda yeni düzenlemeye gidilmesinin yararlı olacağı kanaatindeyim. Yapılacak düzenlemeden sonra, belediyeler, hizmet götürür, proje üretir hale geleceklerdir.

Belediye harcamaları içerisinde en yüksek oranı sergilediği gerekçesiyle personelin istihdamı ve ücretlerine yönelik olarak alınan önlemlerin yerinde olduğu, özellikle 1580 sayılı Yasada öngörülen harcamaların yüzde 30'unu aşmama kuralına uyulduğu da görülmüştür. Personel harcaması-toplam harcama oranı, farklı büyüklüklerde belediyelerde farklı düzeyler sergileyebilir. Küçük belediyelerdeki bu oranın, büyük belediyelere oranla daha yüksek olduğu görülmektedir.

Yatırım harcamaları da, yapı, tesis, büyük onarım ağırlıklı kalem olarak göze çarpmaktadır. Belediyelerin hizmet binalarının ve tesislerinin temini, bakım ve onarımı, her türlü altyapı bakım ve onarım giderleri, kaynak sıkıntısı çeken belediyelerin durumunu daha da zorlaştırmaktadır. Belirli bir plan ve program içerisinde gerçekleştirilmeyen bu yatırımların, siyasî düşünülerek, ekonomik ve gereksiz olan ya da öncelik sırası yanlış olan yatırımlara dönüşmesi, belediyelerin, daha sonraki dönemlerde işini zorlaştırmakta, hizmet götürmekte önünü kapatmaktadır.

Transfer harcamaları bölümü anakaleminde de borç ödemeleri önplana çıkmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de, belediyeler, teknik, malî ve ekonomik açıdan yapılabilir nitelikte olmayan bazı projelerde siyasî tercihlerini kullanarak, özellikle İller Bankasından, yine, Hazine Müsteşarlığından borç ya da Müsteşarlık garantörlüğünde dışborç alarak, kullanarak uzun vadede borçlanmışlardır. Kullandıkları bu borç, uzun vadeli olması münasebetiyle, daha sonra gelen belediye başkanlarını sıkıntıya sokmakta ve borç batağına saplamaktadır. Dolayısıyla, yeni gelen belediye yönetimleri ve belediye başkanları borç, ödemekten, geçmişe yönelik borçlar ödemekten hizmet götürememektedir.

Değerli arkadaşlarım, belediye giderlerinin yüzde 30 ilâ yüzde 35'ini cari harcamalar; tabi ki, bunu da, personel giderleri oluşturmaktadır. Yine, belediye giderlerinin yüzde 25 ilâ yüzde 30'unu yatırım giderleri oluşturmaktadır. Geriye kalan yüzde 40'lık bölümü transfer harcamalarında, dolayısıyla, borç ödemelerinde kullanılmaktadır. Böylece, belediye başkanlarımız ve belediye yönetimlerimiz, belediyelerin amaçlarına uygun, halkın gereksinimlerinin karşılanması konusunda hizmet götürebilmesi için, gerçekten, büyük zorluklar içerisindedir.

Belediyelerin dışkredi kullanımına esas usulleri, kredi piyasası kamu kredilerine yönlendirme işlevi yüklenerek, kısa sürede, yasal düzenlemeye bağlanmalıdır. Yerel yönetimlerin kamu kredi kullanımı genişletilmeli; ancak, İller Bankası, hem finansman hem yatırım bakımından güçlendirilmeli ve yeniden düzenlenmelidir. Değerli arkadaşlarım, belediyelerin sırtındaki en büyük kamburlardan bir tanesi İller Bankasıdır.

Öyle mi Sayın Aykan?

ASIM AYKAN (Trabzon) - Öyle.

YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, yerel altyapı teknolojileri üzerine çalışmak ve en uygun teknoloji tiplerini belirlemek üzere, İller Bankasının katılımıyla, TÜBİTAK ve üniversitelerden oluşan altyapı ar-ge çalışmaları kurumu mutlaka oluşturulmalıdır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; belediye, maddî, anahizmet bünyesinde, ek olarak, katma bütçeli işletmeler kurma esnekliklerine sahip kılınmış bir modeldir. Bu yapılar, temel ve yerel hizmetlerin verimli ve hızlı yürütülmesi için uygun ve esnek kurumsal çerçevelerdir. Bugüne kadar ihmal edilmiş olan bu yapıları geliştirilmeli, yönetim ve finansman sorunlarına çözüm getirilmelidir. Belediye giderlerinin daha sağlıklı ve daha ekonomik kullanılması için, ulusal çapta, yerel altyapı planlaması yapılmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu konuda, İller Bankasının, kurumsal birikim ve deneyiminin değerlendirilmesi ve yerel altyapı yatırımlarının planlama ve finansman sağlama, teknoloji geliştirme, insan yetiştirme, yönetim, model ve yöntemleri geliştirmesine öncülük etme amaçlı yapılandırılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, kısacası, belediyelerimizin içerisinde bulunduğu en önemli sorunlardan bir tanesi ekonomik sorunlardır. 28 Mart mahallî seçimlerinde 3 225 belediye başkanımızın 1 800'den fazlası Adalet ve Kalkınma Partisinden, geri kalan da diğer siyasî partilerden seçilmişlerdir. Dolayısıyla, Cumhuriyet Halk Partisi olarak önerimiz, gerçekten, seçilmişliğine saygı duyup -hangi siyasî partiden seçilmiş olursa olsun- bu belediyelerin içerisinde bulunduğu sorunları çözmek adına bir yasa tasarısı hazırlamamız gerekiyordu.

Değerli arkadaşlarım, belediyelerin en önemli ayaklarından biri borçlarıdır. Maliyeye olan borçlarına ne tür bir düzenleme yapabiliyoruz, SSK'ya olan borçlarından dolayı belediyelere ne tür düzenlemede bulunabiliyoruz, TEDAŞ'a olan borçlarından dolayı belediyelere ne tür bir düzenlemede bulunuyoruz; bu üç anakalem borcuna, biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, ne tür bir çözüm getiriyoruz; belediyelerimizin ve belediye başkanlarımızın bizden beklentisi, bu Parlamentodan beklentisi budur. Eğer, biz bunlara, çözüm noktasında burada bir düzenleme yapamıyor isek, bir yasa çıkaramıyor isek, bunun adına, belediyelerin reform niteliğindeki yasası dememiz söz konusu değildir.

Günlerdir bu tasarıyı bu yüce çatı altında konuşuyoruz, değerlendiriyoruz, bizlerin önerilerini sizlere söylüyoruz; ancak, tarafımızdan gelen hiçbir önerge Adalet ve Kalkınma Partisi üyeleri tarafından kabul edilmemektedir. Bunu da anlamış değiliz. Siyaset yapmamaya çalışıyoruz ve siyaset yaptığımız alan da yerel yönetimler. Eğer, Türkiye'de yerel yönetimlerde yüzde 50'ye yakın belediye başkanı sizin partinizden ise, bizim siyaset yapmadığımız apaçık ortadadır.

Ben şunu söylemeden geçemeyeceğim: 1980 sonrası, gerek illerde gerekse belediye birliklerinde, hatta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, hatta, Avrupa ülkelerinde yerel yönetimler reform yasası tasarısı tartışıldı. Özellikle, o dönemde Mahallî İdareler Genel Müdür Yardımcımız olan, şimdi Genel Müdürümüz olan Kayhan Beyin ağzı dili olsa da konuşsa; yıllarca, bu reform niteliğindeki yasa tasarısını, gerçekten, her platformda savunduk, savunduk, savunduk... Gün bu günmüş denildi ve ilk defa böyle bir tasarı Meclisimizin gündemine geliyor; ama, konuştuğumuz, yıllarca değerlendirdiğimiz, üzerinde tartıştığımız, değerlendirme yaptığımız, belediyelerin beklediği, halkın beklediği bir tasarıyla karşı karşıya değiliz. Açıkça söyleyeyim değerli arkadaşlarım, bu, belediye başkanlarımızı ve bu beklentide olan belediye sınırları içerisinde yaşayan hemşerilerimizi bir kandırma tasarısıdır; bu nettir; yani, bu tasarının, yetmişdört yıl önce çıkarılan 1580 sayılı Yasadan hiçbir farkı yoktur.

Somut olarak, bizim, bu tasarıyla birlikte, belediyelerimizin içine düşmüş olduğu ekonomik sıkıntıyı da çözmemiz gerekiyor ve bunu en kısa zamanda... Zannediyorum, yarın Büyükşehir Belediyeleri Yasası Tasarısı Meclisimizde görüşülecek. Gerçekten, 16 büyükşehir belediyesi, 3 225 belediyenin tüm ekonomik imkânlarını kullanmaktadır arkadaşlar. Buna, mutlaka, bir yasal düzenleme getirmemiz gerekiyor. İnşallah, yarın, bu tasarıyı da gözden geçireceğiz ve değerlendireceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2004-07-08 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
