# 2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜD., VAKIFLAR GENEL MÜD., DEVLET PERSONEL BŞK., BAŞKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, DANIŞTAY BAŞKANLIĞI IV TUR)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-genclik-ve-spor-genel-mud-vakifl

> Yaşar Tüzün (CHP), 16 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜD., VAKIFLAR GENEL MÜD., DEVLET PERSONEL BŞK., BAŞKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU, DANIŞTAY BAŞKANLIĞI IV TUR)); konuşma 789 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlar; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesinin aleyhinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ülke nüfusumuzun yüzde 60'lık bölümünü oluşturan gençlerimizin temsil edildiği Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bütçesinin sorunlarını, bana ayrılan 10 dakikalık bölümde sizlere aktarmam, gerçekten mümkün değildir.

Sayın Bakanımız az önce konuştular, güzel konulara değindiler; ancak, gençlik ve spor deyince, Türkiye nüfusunun yüzde 60'ı akla geliyor. Dolayısıyla, Sayın Bakanımız, bu 10 dakika gibi bir sürede değil de, süresinin tamamını gençliğe ve spora ayırmalıydı, bu sorunlara değinmeliydi ve bunların çözümü noktasında düşünceleri burada aktarması gerekiyordu.

Değerli arkadaşlar, spordan sorumlu Devlet Bakanımız ve Gençlik ve Spor Genel Müdürü Vekilimizin, beyanatlarından, basın mensuplarının yazılarından öğrendiklerimizi özetlediğimizde, Türk sporunun geleceğinin olmadığını, Atatürk gençliğinin yine sahipsiz kaldığını, ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın, gençlerimizin cumhuriyete yabancılaştırıldığını görüyoruz. Aile yapımızın altüst edildiğini, gelecekten beklentisi olmayan, millî değerlerini yitirmiş bir gençlik yaratılmak istendiğini görüyoruz. Gittikçe fakirleşen, fakirleştikçe suça itilen gençlik görüyoruz değerli arkadaşlarım.

Bunun örnekleri ortada. Madde bağımlılığı yaşı ilköğretim çağına indi. Her gün ama her gün, ulusal ve görsel, yazılı basında, tinerci çocuklar, kapkaççı gençler haberlerini okuyor ve izliyoruz. Bunlar da bir örneği değil mi?

Bakanlığımız ve Gençlik Spor Genel Müdürü Vekilimiz ve ekibi tam anlamıyla görevlerini yapmış olsalar, bu gençlerimiz, doğuda, güneydoğuda PKK'nın kucağına itilir mi arkadaşlar? Tarikat yuvalarına katılırlar mı değerli arkadaşlar? Bence katılmazlar. Bu, yetkililerin görevini yeterince yapmadığının somut göstergesidir değerli arkadaşlarım.

Bakın, bir örnek vereceğim. 2002 yılında göreve geldiğinizde, lisanslı sporcu sayısı 278 000'di diyorsunuz. Doğrudur. Bunu 750 000-800 000'lere çıkardınız. Hatta, okul sporlarını, yani, öğrencileri de buna kattığınızda, bu rakamın 1 200 000'lere çıktığını görüyoruz.

Peki, sizlere soruyorum: Sizden önceki idareciler, 278 000 lisanslı sporcudan, dünya şampiyonları, olimpiyat şampiyonları, Balkan şampiyonları çıkardı değerli arkadaşlarım. Süreyya Ayhanlar, Halil Mutlular, Hamza Yerlikayalar, Nurcanlar, daha ismini sayamadığım yüzlerce şampiyon çıkardılar değerli arkadaşlarım. Ya siz, ne çıkardınız? Sizin döneminizde yetiştirdiğiniz bir sporcuyu burada gelip söyleyebilir misiniz?!.. Mevcut şampiyonlarımıza bile sahip çıkmadınız değerli arkadaşlar ve dolayısıyla, bunun nesine başarı diyorsunuz?

Geçtiğimiz yıl 45 federasyon başkanlığının seçimleri oldu. Seçimlerde öyle veya böyle siyasî olarak rol aldınız. İl müdürlerine baskı yaptınız. Kendi adamlarınızı seçtirdiniz. "Sporda çağ atlayacağız" dediniz, biz de açıkçası ümitlendik…

FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa) - Yalan…

YAŞAR TÜZÜN (Devamla) - Yalan olmadığını az sonra söylerim ama… Yalan diyorsun da Sayın üstadım...

Bu açıklamalardan, gerçekten, bir vatandaş olarak biz de ümitlendik. Ama, bir yıl sonra Sayın Bakanımız gerçekçi -bu yönünü çok sevdiğim, saygı duyduğum, gerçekten çok değerli bir insan- bir özeleştiri yaptı. Şu özeleştiride gördük ki "başarısız olan federasyon başkanları istifa etsin, yoksa yetkilerimi kullanarak ben görevden alırım" dedi. Bu, ne anlama geliyor değerli arkadaşlar; sporda, futbolda başarısız olduğumuz anlamına gelmiyor mu? Sayın Bakanım, başarısız federasyonları görevden alıyorsunuz, sizi gerçekten destekliyorum. Peki, başarısız genel müdür vekillerini, şube müdürlerini, il müdürlerini görevden almayı düşünmüyor musunuz değerli arkadaşlar, Sayın Bakanım?

Şimdi, Sayın Başbakanımız, açıkçası, tüm bakanlar üzerinde şöyle bir yetkiyi kullanıyor: Sayın Başbakan, geçmişte kendisiyle yakın arkadaşlık yapmış, siyasî akrabalık ilişkisinde olan, partisinden gerek büyükşehir belediye başkan adayı gerekse milletvekili adaylarını, ilgili bulunan, sorumlu olan bakana hiç sormadan, vekâleten, o bakanlıklara genel müdür vekilleri olarak atamasını gerçekleştiriyor değerli arkadaşlar. Dolayısıyla, burada bakanlarımız by-pass oluyor. Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Bu özeleştiriyi de kendi içinizde yapmak durumundasınız.

Değerli arkadaşlar, 2002 yılında spor teşkilatının merkezde çalışan personel sayısı 800 civarındayken bugün 1 300'lere yaklaştı. Yani, başka belediyelerden, kurum ve kuruluşlardan sadece Ankara merkez teşkilatına 500'e yakın adam transfer edildi. Hani merkezî hükümetin ve merkezî iktidarın yetkilerini yerele dağıtacaktık?!

Değerli arkadaşlar, futbol ve spor federasyonlarını özerkleştirdiniz. Kendi gelirleriyle kendi faaliyetlerini kendi genel kurullarında seçilen yöneticilerle sürdürsün dediniz, devlete yük olmasın dediniz. Biz de bu düşüncenize destek verdik. Peki ne oldu; hepsi devletten aldıkları paylarla ayakta duruyor. Göstermelik genel kurullara soktunuz; siyaset yüzünden, hiç yerine, çalışma huzurları maalesef kalmadı. Başarı düştü ve düşmeye devam ediyor. Daha yeni seçilen, destek verdiğiniz Futbol Federasyonu, trilyonluk gelirlerine rağmen, müfettiş raporlarıyla tespit edilen hovardaca harcamaları yüzünden, ayakta, maalesef duramıyor ve Futbol Federasyonunda yeniden genel kurul hazırlıkları yapılıyor. Federasyonların hesaplarını denetlemeye kimsenin gücü yetmiyor. Sayın Bakan bile "ben bir şey yapamam, Başbakana yaptırırım" demekle maalesef yetinmektedir. Böyle bir yerde başarıdan söz edilebilir mi değerli arkadaşlarım?! İşte futbolun durumu ortada. Ne kadar hazin verici bir durum değil mi değerli arkadaşlar?

Son günlerde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün kapatılması gündemde. Gençlik ve spor teşkilatını neden kapatmak istiyorsunuz? Sayın Bakanımızın, bu Genel Kurulda bunlara net olarak cevap vermesi gerekiyor.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün yetkilileri yapmış oldukları açıklamalarda, Avrupa, dünya ve olimpiyat şampiyonalarında madalyalar kazandığımızı söylediler. Milletçe sevindik, sporcularımızla gurur duyduk. Bununla yetinmedik, trilyonlarca ödül dağıttık. Sonra ne oldu değerli arkadaşlar; sporcuların dopingli olduğu ortaya çıktı, bütün madalyalar ellerimizden geri alındı. Bununla da yetinilmedi, uluslararası müsabakalardan men edildik. Peki, kim bunların sebebi; açgözlü ödül avcısı birkaç antrenör mü, yoksa, bugünkü sporu yönetenler mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(gençlik ve spor genel müd., vakıflar genel müd., devlet personel bşk., başkanlık yüksek denetleme kurulu, danıştay başkanlığı ıv tur)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-genclik-ve-spor-genel-mud-vakifl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
