# 2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı ( dışişleri , sanayi ve ticaret, rekabet kurulu, milli produktivite kurumu,küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi,.türk akreditasyon, türk standartları enstitüsü, türk patent enstitüsü)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yaşar Yakış (AK Parti, Düzce)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2006
- **Gündem:** 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI ( DIŞİŞLERİ , SANAYİ VE TİCARET, REKABET KURULU, MİLLİ PRODUKTİVİTE KURUMU,KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ,.TÜRK AKREDİTASYON, TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ, TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b039/tbmm221410390812.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yasar-yakis-22-2006-12-21-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-disisleri-sanayi

> Yaşar Yakış (AK Parti), 21 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KANUN TASARISI ( DIŞİŞLERİ , SANAYİ VE TİCARET, REKABET KURULU, MİLLİ PRODUKTİVİTE KURUMU,KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ,.TÜRK AKREDİTASYON, TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ, TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ)); konuşma 946 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA YAŞAR YAKIŞ (Düzce) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK Parti Meclis Grubunun dış politikamız konusundaki görüşlerini sizlerle paylaşmak için huzurunuzdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'nin dış politikasına yönelik eleştirileri, yapılan eleştirileri, şimdiye kadar yapılan eleştirileri, benden sonra Sayın Murat Mercan cevaplandıracaktır. Ben, konuşmama, şu sıralarda güncel olan Avrupa Birliği konusundaki gelişmeleri değerlendirmek suretiyle başlamak istiyorum.

Şu anda, bulunduğumuz noktada, biliyorsunuz, Avrupa Birliği zirvesi bir karar aldı; daha doğrusu, bakanlar düzeyinde alınan bir kararı onayladı kendisi tartışma açmadan. O karara göre de, Avrupa Birliğiyle olan müzakerelerde, sekiz başlıkta müzakereler askıya alındı, geri kalan başlıklarda- ki müzakerelerin kapatılması için de, Türkiye'nin, Kıbrıs Rum kesimine Türk limanlarını ve havaalanlarını açması koşulu getirildi. Bu karar, pek tabii ki bizi üzdü ve -bunun yanlış bir karar olduğunu hepimiz biliyoruz- Hükümetimiz de kendisine yakışan vakur içinde bunu açıkladı; dolayısıyla, bu konuya tekrar dönmeye gerek yok; ancak, göz ardı etmememiz gereken bir husus da, bu karar, Türkiye'nin temsil edilmediği ve mevcut olmadığı bir forumda alınmıştır. O forumda da, Türkiye'ye şu veya bu ölçüde destek veren ülkeler var, Türkiye'yle müzakerelerin arızasız ilerlemesine karşı olanlar var; onların arasındaki tartışma sonucunda, bir uzlaşma formülü olarak bu formül üzerinde mutabık kalındı.

Dün de başka bir gelişme oldu: Yirmi beş ülkenin Avrupa Birliği nezdindeki daimi temsilcilerinden oluşan, "COREPER" adı verilen forumda, müzakereye başlanmasına hazır dört başlık vardı, komisyon bu başlıklarda müzakerelere başlanabileceğini söylemişti, COREPER, bunlardan sadece bir tanesinde müzakerelere başlanılması görüşünü benimsedi.

Şimdi, bugünkü gelinen noktada tablo bu. Peki, bu tablo karşısında Türkiye'nin ne yapması gerekir? Türkiye, hayal kırıklığını ve olumsuz tepkisini ortaya koydu. Bundan sonra da artık ağıt kurup "şu oldu, bu oldu" diye bunun tartışmasını yapmaktansa, biz AB'ye katılım sürecimizi mümkün olduğu kadar daha fazla ileriye götürmek için çabalarımıza, eskiden olduğu gibi, kararlılıkla devam etmek zorundayız ve Hükümetimiz de bu görüşü, bu yaklaşımı benimsemiş bulunuyor.

Belki size mübalağalı bir değerlendirme gibi görünecek ama, bu söylediğim hususlar, yani, Avrupa Birliğinin kararı, Türkiye'nin AB yolundaki sürecini daha ileriye götürmesine herhangi bir engel teşkil etmemektedir. Neden etmemektedir? Çünkü, askıya alınan sekiz başlıktan başka yirmi yedi başlık daha var. Bunlardan iki tanesi, içeriği olmayan başlık; yirmi beşe indi. Bir tanesinin müzakereleri zaten tamamlanmıştı, yirmi dört başlık... Yani, yirmi dört başlıkta müzakereler devam edecek. Ama, diyeceksiniz ki: "Başlayacak ama, müzakereler kapatılamayacak." Ne demek müzakerelerin kapatılmaması? Müzakerelerde Türkiye'nin Avrupa Birliği müktesebatmı yüzde 100 oranında benimsemiş olduğu belirlenecek. Artık bundan sonra "bu başlıkta müzakereler kapanmıştır" diye bir karar alınmasıyla alınmaması arasında Türkiye'nin yapacakları açısından herhangi bir fark yoktur. O yirmi dört başlık, sonradan sekiz başlık üzerindeki erteleme kararı da kalkarsa, eklenecek olan öteki başlıklarla beraber otuz üç başlık edecek. Bu otuz üç başlıkta "müzakereler kapanmıştır" diye karar alınması birkaç saatlik bir iştir. Bizim önümüzde şimdi çeşitli tahminler var. "2014'e kadar bütçe nedeniyle, ondan sonra başka engeller nedeniyle Türkiye'nin üyeliği zaten düşünülemez" deniyor. Eğer sekiz senelik veya onaylama süresini çıkarırsak altı senelik bir vakit varsa önümüzde, bu yirmi dört başlıktaki veya otuz üç başlıktaki müzakereleri bu süre içinde bitirmek Türkiye için o kadar zor bir şey değildir. Türkiye, bunu, bu süre içinde tamamlar, üye olmanın eşiğine geldiği zaman her şeyi tamamlamış olur ve o zamana kadar şimdi alınmış olan kararın herhangi bir etkisi olmaz. Onun için, Türkiye'nin şu anda yapması gereken şey, ileriye bakmaktır, tam üyelik hedefine bakmaktır. Yoksa, Kıbrıs sorunu gibi veya ileride önümüze çıkacak başka sorunlar gibi sorunlara dikkatimizi yoğunlaştırıp asıl hedeften sapmamamız lazım.

Kıbrıs konusunda bir hususun daha altını çizmek istiyorum: Eğer müzakereler sekteye uğrarsa ve bunu, Kıbrıs konusundaki gelişmelerin Avrupa Birliğinin temenni ettiği şekilde olmayışına bağlarsak, bu ancak zahiri bir nedendir, gerçek neden Kıbrıs değildir. Belki, Kıbrıs Rum kesimi için Kıbrıs sorunudur gerçek neden, ama bizim açımızdan gerçek neden, Avrupa Birliğinin belli başlı ülkelerinde, Türkiye ile müzakereleri arızasız yürütme yolunda siyasi iradenin oluşmamış olmasıdır. Bu siyasi irade oluşmadığı sürece, Kıbrıs konusunda bütün engeller aşılmış olsa dahi, yine başka engeller çıkacaktır. Öğleden önce Sayın Onur Öymen de aynı şeyi söyledi: "Kıbrıs meselesi çözüm- lense dahi, Türkiye'ye, hemen Avrupa Birliğine alınacaksınız denmiyor" diyor. Evet, denmiyor, ama Sayın Öymen'den benim değerlendirmemin farkı şudur: Kıbrıs gerçek neden değildir. Kıbrıs'taki bütün tavizleri versek de Avrupa Birliğine katılmamız garanti değildir. Ama, bu, AK Partinin izlediği politikanın bir sonucu değildir; bu, zaten vardı. Kıbrıs sorunu hiç mevcut olmasıydı, Türkiye'nin Avrupa Birliğine giriş süreci hiçbir arızası olmayan dikensiz bir gül bahçesi mi olacaktı? Hayır. Şimdi karşılaştığımız sorunlarla o zaman da karşılaşacaktık. Dolayısıyla, bu konuyu Hükümetin politikasıyla irtibatlandırmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Şimdi önümüzde yirmi beş başlık var, oradaki müzakereleri başarıyla sürdürmemiz lazım ve bize düşenleri yapmamız lazım. Sayın Gül'le bu partiyi kurduğumuz zamandan beri sık sık birbirimize söylediğimiz bir husus var: Türkiye, Avrupa Birliğine katılım sürecinde kendisine düşeni sonuna kadar yapmalı ve gündemin sanal konularla, alakasız konularla...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yakış, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

YAŞAR YAKIŞ (Devamla) - Bitirmek üzereyim Sayın Başkanım.

Türkiye, gündemin, sanal konularla veya esasla ilgili olmayan konularla işgal edilmesine meydan vermemelidir.

ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Kıbrıs gitti.

YAŞAR YAKIŞ (Devamla) - Avrupa Birliği kapsamında söyleyeceklerim bunlar.

Bir iki kelimeyle de öteki önemli konulara değinmek istiyorum. Zaman zaman "Avrupa Birliğinden vazgeçip de, işte, Rusya'ya mı, îran'a mı dönelim" diyenler var veya bunu olumlu şekliyle "Avrupa Birliğinde umut yok, bu tarafa dönelim" diyenler var. Bu konuda Hükümetimizin politikasını biz de Grup olarak destekliyoruz. O politika da şudur: Bu ülkelerle olan ilişkiler, İran'la, Rusya'yla, Orta Asya ülkeleriyle, Kafkasya ülkeleriyle, Orta Doğu ülkeleriyle, İslam alemiyle Türkiye'nin ilişkileri Avrupa Birliğiyle ilişkilerinin bir alternatifi değildir. Biz İran'la dostuz ve dost kalmaya devam edeceğiz. Rusya Federasyonu ile dost bir ülkeyiz, dostluğumuzu sürdüreceğiz. İslam ülkeleriyle de aynı şekildeyiz. Yani, hiç, Avrupa Birliği...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Yakış, teşekkürünüzü alayım.

Buyurun efendim.

YAŞAR YAKIŞ (Devamla) - O zaman ben de teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygılar sunuyorum yüce kurula. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yaşar Yakış (AK Parti, Düzce). “2007 yılı merkezi yönetim bütçesi kanun tasarısı ( dışişleri , sanayi ve ticaret, rekabet kurulu, milli produktivite kurumu,küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi,.türk akreditasyon, türk standartları enstitüsü, türk patent enstitüsü)”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-yakis-22-2006-12-21-2007-yili-merkezi-yonetim-butcesi-kanun-tasarisi-disisleri-sanayi (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c141/b039/tbmm221410390812.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
