# İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mayıs 2019
- **Gündem:** İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=78001
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-agiralioglu-27-2019-05-23-iyi-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle

> Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti), 23 Mayıs 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 577 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim virdizebanımız oldu maalesef bu ithamların altında kalıp ikide bir cevap yetiştirmek için önerge vermek, önergelerimizi reddetmenizden doğan kuvveti de milletimize anlatırken kendi masumiyet karinemiz hâline dönüştürmek. Biz önerge vereceğiz, siz reddedeceksiniz, biz de diyeceğiz ki: Kendimizle ilgili önergeler veriyoruz, veriyoruz; attıkları, dedikleri, söyledikleri onca söze, lafa, iftiraya rağmen verdiğimiz önergeleri kabul etmeyip sadece algıyı yönetiyorlar. İktidarın hissesine algıyı yönetmek, bizim hissemize de vicdanlarınıza dokunmak için gayret etmek düştü. Genel Başkan hassasiyet gösterdi, dedi ki: “Seçim bitmiş olmasına rağmen, iftarlarda buluşuyoruz milletimizle, Süleyman Soylu’nun söylediği cümleleri sağdan soldan sitem olsun, sağdan soldan tenkit olsun diye duyuyorum.” Bu mevzuda bir hassasiyet taşıdım ve dün katıldığım iftarda söyledim ki bu mevzuyla ilgili ben bir önerge verdireyim Mecliste, gerekli değerlendirmeyi Meclis yapsın. O yüzden bu önergeyi vermiş olduk.

Seçim sathında Süleyman Soylu Bey’in İçişleri Bakanımız olarak terörle mücadelede güvenlik bürokrasisinin arkasına yığmış olduğu devlet iradesini de, mihmandarlığını yaptığı o iradenin sözcülüğünün de itibarını muhalefet partilerini karalama avantajına dönüştürmesine cümle kuruyorum. Terörle mücadelede yakaladığımız ritme, güvenlik bürokrasisinin arkasında duruş şekline, güvenlik bürokrasisiyle beraber teröre nefes aldırmayacak şekilde davranıyor olmasına teşekkürümüz var ama bunca teşekküre rağmen, oradan edindiğiniz itibarı, sırf seçim kazanmak için, sizin siyasi vizyonunuzun hilafına davranan insanları karalama avantajına dönüştürmemelisiniz.

İftira, iftiraya teşebbüs edenin üzerine zillet olarak kalır. Ben arkadaşlarımızın siyasi olarak sicillerini de, hassasiyetlerini de bilirim; onlar da bizi bilirler. Seçim sathına girildiği zaman -tabii ki kavgada yumruk sayılmaz, tabii ki savaşta mermi sayılmaz ama- bu kabîl cümleleri kimyasal silah kullanmak saydığımı söyledim. Bu kabîl cümleler kimyasal silah kullanmaktır. Bir cümlesinde dedi ki; Süleyman Soylu Bey’in ağzından defalarca dinledim: “Efendim, Temel Karamollaoğlu ve Meral Akşener Kandil’le sözleşme imzaladı. Bu sözleşmenin altında imzaları var, imzaları.” vurgusunu yaptı. Bu cümlelerin, benzer tonlamada olanların, bize dönük haber yapılırken göz önüne alındığını bile bile yaptı. Benim resmim ile Sayın Genel Başkanın resmi, Eruh baskınından sonra, bunca senedir Türk milletinin, Türk devletinin bağrına saplanmış alçakların resmiyle manşetlere taşınıp “İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili Yavuz Ağıralioğlu vatanı, milleti, devleti PKK’ya, Kandil’e peşkeş çekeceğini pişkince inkâr etti.” haberi yapıldı. Peşinden, beyefendi hızını alamadı, İYİ PARTİ’nin PKK’lıları… Hızını alamadı beyefendi “Temel Karamollaoğlu ile Meral Akşener Kandil’le sözleşme imzaladı.” cümlelerini kuruverdi.

Devlet, devleti yönetenler nezdinde ciddiyetini muhafaza edemezse millet vicdanında ciddiyetinin karşılığını bulamaz. Türk devletinin yöneticiliği, özellikle seçim sathına girildiği andan itibaren görünürlüğü, İçişleri Bakanlığı… İçişleri Bakanı daha çok devletin görünürlüğünü temsil ettiği için eski Türkiye’de geri çekilir, siyasi angajmanın dışında bağımsızlara tevdi edilirdi. Yeni sistem içerisinde böyle bir imkânınız olmamış olabilir ama Türk devletinin yöneticilerinin devletin vakarına uygun davranma mesuliyeti, mecburiyeti vardır; devlet, devlet gibi konuşur. Devletin yöneticisi olanlar, seçimi kazanmak için siyasi rakip gördüklerine her şeyi söylemeyi mubah göremezler. Devletin devlet gibi olma mecburiyeti diliyle görünür. Bazen devlet kendi meramını ifade ederken iftirayla kazanma teşebbüsünden azade, hak duygusunu hâkim kılar. Süleyman Bey’in başında, beş bin yıllık Türk devletinin, iki bin yıllık ihtişamın, yazılı tarihi ortada olan bir medeniyet ikliminin içerisinden süzülmüş gelmiş muazzam bir kuvvetin, kudretin tacı vardır, Türk devletinin tacı. Bizim büyüklerimiz derler ki: “Taç giyen baş akıllanır.” Başınızda beş bin yıllık Türk devletinin tacı olmasına rağmen sizde nasıl bir baş var ki akıllanmıyor ya! (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Nasıl bir baş var ki sizde, başınızda Türk devletinin tacı olmasına rağmen önünüze gelen her siyasal ifade imkânını kendiniz gibi düşünmeyen insanlara kara çalmak gibi bir imtiyaza dönüştürmeye çalışıyorsunuz! Bu dili makul bulmadık. Bu dilin doğurduğu siyasi komplikasyonların altında ithama maruz kalıyor olmaktan mahkemeye başvuruyor olmayı bile zillet sayarız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yavuz Ağıralioğlu (İYİ Parti, İstanbul). “İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 23 Mayıs 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-agiralioglu-27-2019-05-23-iyi-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=78001

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
