# Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yavuz Altınorak (CHP, Kırklareli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2004
- **Gündem:** TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-altinorak-22-2004-12-16-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701

> Yavuz Altınorak (CHP), 16 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM ÜRÜNLERİ LİSANSLI DEPOCULUK KANUN TASARI (S.S. 701)); konuşma 1.189 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YAVUZ ALTINORAK (Kırklareli) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; sözlerime başlarken Grubum ve şahsım adına hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bir haftadan bu yana görüşmekte olduğumuz Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısının ilgili maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, hepimiz de çok iyi bilmekteyiz ki, bu kanun tasarısı hazırlanırken, kesinlikle inanıyorum, çok güzel, iyi düşüncelerle hazırlanmıştır, aksini düşünmek mümkün değildir; ancak, bundan önceki süreçlerde yaşanmış olan birtakım olayları da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, cumhuriyet tarihimizden bugüne, Türk tarımına en iyi şekilde hizmet veren birliklerimiz, en sağlıklı, sıhhî depoculuk görevini bugüne kadar getirmişlerdir, yürütmüşlerdir. Benim endişem şudur ki, bundan sonraki süreçte de, bu birliklerimiz hangi biçimde değerlendirilecektir.

Bu birlikler, gerçekten, bugüne kadar çok önemli işler yaptı. Ülkemizde 16 birliğimiz var ve bu birlikler kurulurken, her biri, Türk tarımına katkı veren, ülkede yaşayan tüm insanlarımızın doymasına katkı veren çiftçilerimizin alınteriyle kurulmuş, kendi özsermayeleriyle mücadelelerini vermiş kuruluşlardır; ama, üzülerek görüyorum ki, bu birlik ve ona benzer kuruluşlar, bundan önceki süreçte, özelleştirme politikalarıyla beraber, yapmakta oldukları görevlerin birçoğunu yapamaz hale geldiler. Lisanslı depoculuk sistemi ve yöntemi içerisinde bu birliklerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bu itibarla, öncelikle şunu söylemek istiyorum ki, Toprak Mahsulleri Ofisi, bundan önceki süreçte yapmış olduğu görevleri yapamaz hale getirildi. En sağlıklı, sıhhatli, sıhhî depolama sistemini ülkemizde götüren Toprak Mahsulleri Ofisi, ajanslarıyla, depolarıyla kapatılmış olan yerlerde satışa arz edildi, satılamayanlar da, bir diğer taraftan, kiralama yöntemiyle piyasaya sokulmak isteniyor.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, bundan önceki süreçte Et ve Balık Kurumu satıldı, SEK satıldı, yem fabrikaları satıldı; bunlar satılırken, genel anlamda, süreç içerisinde aslî görevlerini yerine getirecekleri ifade edildi. Bunlar kanunlaşırken, daha sonraki içerikte, yani yönetmeliklerde, daha açıklayıcı, daha anlaşılır kılınması anlamında buraların aslî görevlerini yerine getirecekleri ifade edildi; ama, ne yazık ki, bugün bu müesseselerin hiçbirisinin o görevleri yerine getirmediğini görüyor ve yaşıyoruz. Buraları satın alanlar, bu ülkede arsa spekülatörü oldular. İşte, bundandır ki, bizler endişe duyuyoruz.

Bu kanun tasarısı gündeme getirilirken, şüphesiz, iyi niyetin olduğunu içtenlikle ifade ettim; ama, bu yasayla beraber gerçekten oluşması gereken, yani, Türk tarımında üretim yapan insanların üretmiş oldukları ürünleri çok daha sağlıklı bir biçimde geleceğe taşımak, uzun vadede malını koruyabilmek adına yapılması gerektiğine gönülden inanıyorum. Ancak, Türk çiftçisinin depolara koyacak malı kaldı mı değerli arkadaşlarım; bir de bunu değerlendirelim! Hepimizce malum, Türk çiftçisi, yıl içerisinde, mahsulü üretip, pazara sunacağı dönem içerisinde birçok yerden tarım girdilerini borçlanarak alıyor; harman dönemi geldiğinde de, bir an önce malını paraya çevirip, borcunu ödeyip faiz yükünden kurtulma çabası içerisinde. Dolayısıyla, harman dönemi sonrası, vatandaşımızın, çiftçilerimizin birçoğunun depolara atacak malı kalmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Türk çiftçisi, gerçekten, çok çalışkan, becerikli ve meziyetli olup, meşakkatli bir işi yapmaktadır. İstiyoruz ki, Türk çiftçisi, hak ettiği biçimde ekonomik anlamda güçlensin, ülkesine yararlı evlatlar yetiştirebilsin; ülkesini seven, milletini seven, devletini seven, ülkeye yararlı evlatlar yetiştirebilsin; ama, görüyoruz ki, gerçekten, çiftçilerimiz bitmiş ve tükenmiş durumda.

Bunlarla ilgili olarak, izin verirseniz, çok kısa başlıklar halinde birtakım gerçekleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın Tarım Bakanımız burada, Sanayi ve Ticaret Bakanımızın da burada olmasını isterdim. Gerçi, Sayın Müsteşarımız burada, sanıyorum, Sayın Bakanımızı o konuda bilgilendirecektir.

Değerli arkadaşlarım, özellikle, pancar üreticileri bu yıl çok zor durumda. Geçen yıl 11 600 000 ton ekim kotası vardı, üzülerek öğrendim ki, bugünlerde kotalar belirlendi ve 8 500 000 tona indirildiği söyleniyor. Eğer, bu doğruysa, gerçekten, çok zor, çok kötü. Neden kötü; değerli arkadaşlarım, Şeker Kurulunun yapmış olduğu çalışmalarda, bir önceki yılda, yani, 2003 ve 2004 yılları içerisinde üretilmiş olan pancarın 2004 ve 2005 yılları içerisinde de üretilmesini öngördüğünü biliyorum; ama, maalesef, Bakanlık, bunu uygun görmemiş ve bir yazıyla, 8 500 000 tona indirildiği, Türk Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğüne bildirilmiş.

Şeker, gerçekten, tüm dünyada stratejik ürün olarak belirlenmiştir. Şeker, ülkemiz için de gerçekten çok önemlidir. Ülkemizde 32 şeker fabrikası var. Bu şeker fabrikalarının birçoğu geçen yıl 250 000 ton kota kullanırken, kotanın 3 100 000 ton indirilmesi neticesinde, muhtemelen, her şeker fabrikası 100 000'er ton daha aşağı rakamlarda pancar işlemek durumunda kalacaktır.

İkinci sorum da Sayın Tarım Bakanımıza.

Sayın Bakanım, bundan önceki süreçte pancar üreticilerinin kota kısıtlamasıyla ektirememiş oldukları alanlara yapılmış olan destekler, alternatif ürün gündeme getirilerek, bundan sonraki süreçte de devam edecek mi? Bunun cevaplandırılmasını talep ediyorum. Bir kez daha söylüyorum Sayın Bakanım. Bundan önceki dönemlerde olduğu gibi, pancar kotası bulunan, fakat, kota eksilmesi neticesinde ekim yapamayacak olan çiftçilerimiz, alternatif ürün desteği alarak, tekrar desteklenecek mi? Bu çok önemli; çünkü, rakam büyük, 3 100 000 ton kadar bir kısıtlamaya gidiyoruz bu yıl. Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak, sizin, bu konuda kesinlikle tavır koymanız gerektiğine inanıyorum. Bu konuda da birtakım çalışmalar yaparak, inanıyorum ki, Türk çiftçisine katkı vereceksinizdir. Bunun cevabını olumlu olarak sizlerden duymak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bugün, yeterli ürün üretiyoruz. Örneğin -benden önceki hatip arkadaşlarım da ifade ettiler- 20 000 000-22 000 000 ton civarında buğday üretiyoruz; ancak, yapılan depolamalarda, buğdaylar, kalitesiyle, standardıyla ayrılmadan, aynı depolarda, toplanarak, sağlıklı ve kaliteli olarak piyasaya verilemiyor. Bununla beraber, her yıl, sağlıklı unu halkımızın önüne koyabilmek adına, 1 500 000-2 000 000 ton buğday ithal etmek durumunda kalıyoruz paçal yapabilmek adına. Dolayısıyla, tasarı kanunlaştıktan sonra yapılacak olan yönetmeliklerde bunların da dikkate alınması gerektiğine inanıyorum. Gerçekten, bunları çok önemsiyorum.

Değerli arkadaşlarım, sanayicilerimizin -kaliteli ürün alamadıkları için, standartlara uygun malı bulamadıkları için- küçük bölgesel borsalardan tedarik edemedikleri malları ithal etmek durumunda olduğunu ifade etmeye çalıştım. Biz, Avrupa'nın en büyük tarım ülkesiyiz -hem çeşitlilik hem iklim hem de potansiyel olarak- bunun yanı sıra, 2 milyar dolarlık tarım ürünü ithal eden bir ülke konumundayız. Neden; yetersiz, günübirlik politikalarla, bir türlü çözemediğimiz toprak parçalanmalarıyla, verimli ve tabiî ki, standart ve kaliteli mal üretmede katkı veremiyoruz, bunlarla ilgili yasaları bir an önce gündeme getiremiyoruz. Tarım politikalarımızı neden güncelleştirmiyoruz?!

Tarımın da, sanayi gibi, üretimden son tüketimine kadar tüm aşamaları bir bütün olarak ele alınması gerekirken, eğer bu aşamalardan biri, birkaçı eksik olur ya da ihmal edilirse, tarımımız istediğimiz düzeye gelemeyecektir, istediğimiz düzeyde olamayacaktır.

Bugün görüştüğümüz Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Tasarısıyla tarım sektörünün önemli bir sorununu çözmeye çalışıyoruz. Tek başına bakıldığında, tabiî ki, önemli bir yarar sağlayacaktır; ancak, depoya girecek malın kalitesi, standardı, maliyeti, sigortası ve buna benzer sorunlar çözülmeden, üreticiye etkili bir sonuç sağlayacağına inanmıyorum; onu, açık ve net olarak ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, tarım ürünlerinde, üretim zamanlarında, aynı anda fazla arzdan dolayı fiyatlarda düşüş yaşanmaktadır. Eğer bu arzı -depolarımızı çok sağlıklı bir biçimde yönlendirebilirsek- yavaş yavaş zamana yayarsak, inanıyorum ki, fiyat istikrarı da sağlanmış olacaktır; ama, denetim mekanizmalarının, mutlaka, sonuç verici bir biçimde uygulanması gerekir.

Değerli arkadaşlarım, dayanıklı tarım ürünlerinin -bakliyat, pamuk, tütün, fındık, yağlı tohumlar- hasat zamanlarında ne fiyat ederse o fiyata satılmasının önüne geçilmesinin yolu, o ürünün depolanma olanağının yeterli düzeyde olmasından geçer. Eğer biz, bu depolanmaları, az önceki ifadelerimde de gündeme getirdiğim gibi, sağlıklı biçimde yaptıramazsak, sağlıklı bir biçimde ortaya koyamazsak, inanıyorum ki, bundan sonraki dönem, çiftçilerimiz için çok zor geçecek.

Tarım ürünlerinin standardı, üretimin sağlanması, alıcı ve satıcının bir araya getirilmesiyle kayıtlı ekonomiye geçilmesinin temel yolu, o ürünlerin borsada işlem görmesinden geçtiğine hepimiz inanıyoruz. Ancak, depolalara girecek olan malların -burada namuslu ve dürüst tüccarımızı, sanayicimizi tenzih ediyorum- mutlaka bir standart içerisinde denetlenmesinin yapılması lazım; çünkü, gerçekten en kolay dolandırılan, en kolay ürünü elinden alınan çiftçilerimizdir, et üreticilerimizdir, süt üreticilerimizdir. Bunlar, depolara, mallarını emanete verirler; ama, dönem içerisinde bir bakarsınız ki, ilgili limitet şirket, ilgili anonim şirket batmıştır ve çiftçilerimiz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yavuz Altınorak (CHP, Kırklareli). “Tarım ürünleri lisanslı depoculuk kanun tasarı (s.s. 701)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yavuz-altinorak-22-2004-12-16-tarim-urunleri-lisansli-depoculuk-kanun-tasari-s-s-701 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
