# Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yılmaz Ateş (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 4 Nisan 2006
- **Gündem:** KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1114)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-ates-22-2006-04-04-kuzey-ankara-girisi-kentsel-donusum-projesi-kanununda-degisiklik-yapil

> Yılmaz Ateş (CHP), 4 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1114)); konuşma 2.630 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YILMAZ ATEŞ (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşülmekte olan kanun tasarısı bundan yaklaşık iki yıl önce, yine, iktidar tarafından getirilen bir kanun üzerinde yapılmak istenen bir değişikliği içermektedir.

Doğrusu, iki yıl içerisinde bir kanun çıkarılırken iki yıl sonrasını görememek, iki yıl içinde… Zaten, topu topu bir önceki kanun -sayın milletvekilleri 4.3.2004 tarihinde çıkmış- yürürlük ve yürütme maddesi de dahil olmak üzere 10 maddelik bir kanun. Şimdi görüşmekte olduğumuz tasarıysa, yine, yürürlük ve yürütme maddesi dahil 6 maddeden oluşuyor. Yani, iki yıl önce çıkarılan bir kanunun şimdi yarısından çoğu, tamamına yakını değiştiriliyor.

Hem Meclis çalışmalarının verimli değerlendirilmesi hem de bir kanun tasarısı verilirken ileriye yönelik bir çalışma sisteminin, bir, ileriyi görme olanağının sağlanmasında büyük bir yarar var.

Sayın milletvekilleri, elbette ki, Ankara'ya yapılan her hizmeti minnetle, şükranla karşılıyoruz; ancak, değerli arkadaşlar, şimdi, öyle bir manzarayla karşı karşıyayız ki, öyle bir durumla karşı karşıyayız ki, Ankara'nın her tarafını acaba protokol yolu mu yapsak diye de düşünmüyor değilim. Şimdi, değerli arkadaşlar, Ankara'nın dört tane, çok önemli, temel girişi var. Şu anda, çağdaş kentler statüsüne getirmek istediğimiz, yani, yabancı konuklarımız geldiği zaman, Ankara, cumhuriyetin başkenti Ankara mahcup olmasın, o nedenle modern kent statüsüne kavuşturalım dediğimiz kapı, sadece, Ankara'nın bir giriş kapısı. Şimdi, doğu kapımız var, Kayaş var, Gülvereni var, Tuzluçayırı var, Abidinpaşası var, Şafaktepesi var, Şentepesi var, Atıfbeyi var, Hıdırlıktepesi var, Kalemiz var, Kale'nin etrafı var. Peki, buralar için bu hükümet ne düşünüyor; doğrusu, ona bakmakta yarar var.

Bir arkadaşımız, bu projeyle, yerel yönetimlere verilen yetkilerin olağanüstülüğünden bahsetti, sağlıklı olmayacağını dile getirdi; ama, değerli arkadaşlar, sadece, ben, Ankara'nın bir kapısını ele alarak, Ankara'nın sorunları çözülüyor gibi bir durum, bir hava yaratmanın çok yanlış olacağını dile getirmek istiyorum. Yerel yönetimler ile iktidarın aynı partiden olmasının, kentler için, zaman zaman çok önemli olanakları da beraberinde getireceği vurgulanmaktadır; ama, sayın milletvekilleri, bunun, Ankara için olumlu bir manzara olduğunu söyleme olanağımız yoktur. Şimdi, kuzey kapısını yapacağız; ama, bir süre önce Balgat'ta, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezinin de olduğu Balgat'ta, vatandaşlarımız, kendi olanaklarıyla, o çirkin görüntüden kurtulmanın olanaklarını yarattılar; ama, maalesef, uzun süre durduruldu, bu vatandaşların mallarına el kondu. Sağ olsun Sayın Başbakan devreye girdi, şimdi olay kısmen çözümlenmiş oluyor.

Yine belirttiğimiz gibi, esas, doğu kapısı var. Doğu kapısı, Kayaş ve Mamak bölgesinin mutlaka elden geçirilmesi gerekir.

Şimdi, sadece gecekonduları yıkarak, modern binalar yaparak, o kentin çağdaş bir kent olacağını kabul etmek, doğrusu kendimizi aldatmaktan öteye gitmeyecektir; çünkü, Ankara'nın çok sayıda sorunu var.

Sayın milletvekilleri, bu vereceğim rakamlar benim değil, devletin resmî rakamları. Bakın, Ankara, son oniki yıldır, Fazilet Partisi, Refah Partisi ve son iki yılı da Adalet ve Kalkınma Partisi olmak üzere, on iki yıldır aynı yönetim ve aynı kişi tarafından yönetilmektedir.

Değerli arkadaşlar, 2004 yılında, Ankara'daki işyerlerine baktığımız zaman -Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi ödeyen aktif mükellef sayısında- 6 000 işyerinin kapandığını görüyoruz. Şimdi, bu süre içerisinde, yani 2004 ile 2005'i kıyasladığımız zaman, Ankara'da 6 000 işyeri kapanmış durumda. Bu, Türkiye İstatistik Kurumunun verdiği veriler. Yani, 2004 yılında Ankara'da Gelir Vergisi faal mükellef sayısı 111 726 iken 2005 yılında 111 089'a düşmüştür. 2004 yılında, yine Ankara'da, Kurumlar Vergisi faal mükellef sayısı 74 989 iken 2005 yılında 69 945'e düşmüştür. Bunun anlamı, Ankara'da, yeni açılan işyerlerini de dahil etmemize rağmen, 6 000'e yakın işyerinin kapanmış olduğunu görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, Ankara'nın işsizlik sorunu da Türkiye ortalamasının üzerindedir. 2000 yılında, Ankara'da işsizlik oranı yüzde 8,1 iken, değerli arkadaşlar, bu, 2005 yılında yüzde 14,2 olmuştur. İşsizlikte de maalesef, yine, en büyük yükü kadınlarımız çekmiştir. 2000 yılında işsiz kadın oranımız yüzde 11,3 iken bu, 2005 yılında yüzde 21, 5'e yükselmiştir değerli arkadaşlar. Şimdi, Ankara, maalesef, genel iktidar ile yerel iktidarın aynı partiden olmasının olanaklarını yaşarken, giderek gelir dağılımında da geriye düşen, giderek yoksullaşan, giderek işsizleşen bir kent konumuna düşmüştür.

Sayın Belediye Başkanı, göreve geldiği ilk yıl 40 000 aileye yiyecek, aynî, nakdî yardım yaparken, bugün, aynı belediye başkanı 390 000 aileye, odundu, kömürdü, yiyecekti, içecekti, giyecekti yardımı yapmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bu, aslında, onur duyulacak, övünülecek bir olay değil; Ankaralılar açısından, utanılacak, üzüntü verecek bir durumdur.

Ankara, maalesef, sanayileşemiyor; maalesef, mevcut olan işyerleri kapanıyor.

Değerli arkadaşlar, organize sanayi bölgesinde geçen dönem bizi gezdiren Sanayi Odası Başkanı, Türkiye'nin, Ortadoğu'nun ve Balkanların en modern tekstil fabrikası olarak bir fabrikayı, bir işyerini bize sundu.

Değerli arkadaşlar, o fabrika, 1 200 tekstil işçisine iş sağlıyordu; geçtiğimiz yıl kapandı. Aradım, geçmiş olsun dedim. Dedi ki: "Bütün bunlar oldu, kapattım da üzüntü verici olan şey şu: Ne bir ilgili belediye başkanı ne de hükümetten bir milletvekili, bir üye, geçmiş olsun, Ankara'da 1 200 çalışanı olan bir fabrika kapandı da, ya, nedir sorunun diye, bir tek iktidar mensubu, ne belediye başkanı ne milletvekili, kapımızı çalıp, geçmiş olsun demedi." Şimdi, Ankara'nın durumu bu, değerli arkadaşlar.

Şimdi, bir kentin kent olmasında en önemli göstergelerden biri de ulaşım. Değerli arkadaşlar, Ankara'da alt geçitler, üst geçitlerle, bugünü kısmen kurtarıyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu, Adalet ve Kalkınma Partimizin bir yerel kalkınma toplantısı… Yani, Türkiye'nin her yerindeki belediye başkanlarınızı çağırdınız; burada, başarılı projeler de seçtiniz.

Değerli arkadaşlar, tabiî, her belediye başkanı böyle bir ödül almak ister de; ancak, bir yaklaşım, şehircilik açısından da, kalkınma açısından da son derece sakat bir ürünün ortaya konması açısından da üzüntü verici olmuştur.

Değerli arkadaşlar, dünyanın her yerinde, modern ulaşım, kent içi ulaşım, raylı sistemlerle olmaktadır. Şu andaki Büyükşehir Belediyemizin Belediye Başkanının ilçe belediye başkanı olduğu, Keçiören Belediye Başkanı olduğu 1980'li yıllarda kabul edilen Ankara Ana Ulaşım Planı var. O Ana Ulaşım Planına göre, Ankara'da her yıl 5 kilometrelik raylı sistemin devreye girmesi gerekiyordu. Şimdi, aradan oniki yıl geçti; 1994'te bitme noktasında olan; ama, bugünkü belediye başkanı kendi döneminde açılmış havasını vermek için bir yıl açılışını ertelediği Batıkent-Kızılay metrosu ile AŞTİ-Dikimevi arasındaki hafif raylı sistemin dışında, değerli arkadaşlar, Ankara'da devreye giren, hizmete giren 1 metrelik raylı sistem yoktur. Şu anda kazısı devam eden Keçiören-Kızılay, Kızılay-Çayyolu, Batıkent-Sincan hatlarındaki kazılar, değerli arkadaşlar, bizleri yanıltmasın. O kazılar bittiği zaman, metro maliyetinin sadece yüzde 25'i ile 30'u tamamlanmış olacak. Tamamı bu tünellerin tamamlanmış olsa dahi, yüzde 25'i ile 30'u tamamlanmış olacak. Geriye kalan kısmınınsa değerli arkadaşlar, Sayın Belediye Başkanımız dahi ne zaman tamamlanacağını bilememektedir.

Şimdi, Ankara Milletvekili olarak da, Ankara'da yaşayan bir vatandaş olarak da Sayın Başbakandan bir ricam var. Sayın Başbakan geldi, 2004 yerel seçimlerinde Ankaralılara bir taahhütte bulundu, dedi ki: "Eğer bizi tekrar burada iktidar yaparsanız, Ankara metrosunu ben bu dönem tamamlayacağım." Ankaralılarımız da Sayın Başbakana güvendiler. Ben de güveniyorum Sayın Başbakana. Bu ülkenin Başbakanı verdiği sözü tutar elbette; ama, değerli arkadaşlar, metro konusunda, maalesef, tünel kazma işinin ötesinde gelişen bir tek olumlu bir şey yok. Bir toplantıda Sayın Belediye Başkanına sordum; ya, söz verdiniz, bunu yapacaksınız; ne kadar kaynak gerekiyor size? Sayın Beledi Başkanının verdiği rakam; 1,2 milyar dolar para gerekiyor metronun tamamlanması için.

Şimdi, değerli arkadaşlar, metro bu. Şimdi, nedir; Ankara Büyükşehir Belediyesine, değerli arkadaşlar, alt-üst geçitlerden ötürü Adalet ve Kalkınma Partimiz başarılı projede derece verdi, ödül, verdi.

Değerli arkadaşlar, çağdaş dünyada artık alt-üst geçit yaparak; yani, raylı sisteme önem verilmeyen hiçbir ulaşım doğru değildir; kent açısından da yararlı değildir. Şimdi, bir başka ödül değerli arkadaşlar, Estergon Kalesine verilen ödül.

Değerli arkadaşlar, grup farkı gözetmiyorum; bu Parlamentoda görev alan bütün 550 milletvekilimizin de, Türkiye'nin değer yargılarına, kuruluşundan bugüne -Osmanlı İmparatorluğunu da katarak söylüyorum- geçmişine, değer yargılarına bağlı, onlara inanan bir topluluğuz Parlamento olarak.

Değerli arkadaşlar, Ankara'da, tarihimizi de yansıtan bir Ankara Kalemiz var; her tarafı mezbelelik; ona bakım yapılmaz; ama, yeni yeni sunî, yapay kaleler yapılır ve bu da, İktidar Partimiz tarafından, ödüle layık bir eser olarak ortaya konur değerli arkadaşlarım. Şimdi, bu, Ankara'ya yakışan daha büyük hizmetleri hep birlikte alkışlayalım.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu projede de göletler var, bilmem kaç dönüm gölet yapılıyor. Değerli arkadaşlar, Ankara'nın Gölbaşı İlçemizde Eymir ve Moğan diye iki gölümüz var. Partinize mensup sayın belediye başkanı geçen gün feryat ediyor, diyor ki "bu göller ölmek üzere." Niye ölmek üzere biliyor musunuz; çoksahiplilikten. Çoksahipli; ama, sahibi yok.

Değerli arkadaşlar, şimdi, eğer, Ankara'ya hizmet yapacaksak, Ankara'nın doğal kalesi var, Ankara'nın doğal gölleri var. Bunlar tahrip oluyor, yıkılıyor, kuruyor, bunlara sahip çıkılmıyor; ama, sunî, yapay… Söylemek istemiyorum, hiçbir belediye başkanının bu işlere tenezzül edeceğini, hiçbir iktidarın buna tenezzül edeceğini düşünmek bile istemem; ama, değerli arkadaşlar, acaba bir rant kapısı olarak mı görülüyor? Bu yatırımlar yerli yerinde kullanılmıyor mu? Bunları yerli yerinde kullansak çok daha doğru işler yapmış oluruz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, sanırım Sayın Çevre ve Orman Bakanımız da burada. Değerli arkadaşlar, Ankara'da gecekonduları yıkarak, modern kentler yaparak… Karayoluyla gelen yabancı konuklarımızın bir kısmını, hadi, oradan geçirdik, görüntüyü kurtardık; peki, sayın milletvekilleri, bu Mamak çöplüğünden gelen kokuları nasıl telafi edeceğiz?

Sayın milletvekilleri, 1994 yılında Mamak çöplüğü ve Sincan'daki Çadırtepe Projeleri önemli bir noktaya gelmişlerdi, yüzde 25'lik bölümü tamamlanmıştı, 1995 yılında da Mamak çöplüğü kapatılacaktı, Sincan'daki Çadırtepe çöplüğü tıpkı çağdaş Batı kentlerinde olduğu gibi, yeni bir çöp alanı olarak hizmete girecekti. O dönemde, il başkanı olarak, çeşitli basın toplantıları yaptık, bunu anlattık ve o yüzden Mamak İlçemiz gelişemiyor.

Bakın, Mamak'ta… Elmadağ diye bir bölgemiz var Çankaya'ya bağlı. Orada, Mamak Belediyemiz üniversite yeri açtı; inanın, dönüp bakan, bir tek ne kamu ne de vakıf üniversiteleri orada üniversite açmaya, üniversite binası yapmaya aday olamadılar, talep etmediler. Neden; çünkü, o çöplük kokusundan ötürü.

Değerli arkadaşlar, bunu defalarca dile getirdik. Burası, sanki o yöre halkı cezalandırılıyor gibi, oniki yıldır o Mamak çöplüğü yerli yerinde duruyor.

Şimdi, Türkiye'de büyükşehir statüsünde 16 tane ilimiz var. Bu 16 tane büyük ilimizden çöp depolama sistemi olmayan 3 tane ilimiz var. Biri, bu deprem nedeniyle, 1999 yılındaki acı depremden ötürü, Sakarya, büyükkent oldu, onun çöp depolama tesisi yok. İkincisi Erzurum'du; ama -Sayın Bakanım belki daha iyi bilir- Erzurum'un da 2004 yılında temeli atıldı, binası yükseliyordu; Sayın Bakanımızın verdiği bilgiye göre de, 2005 yılında Erzurum Belediyemizin de bu çöp depolama tesisinin bitmiş ve hizmete girmiş olması gerekiyordu. Şimdi, bu 16 büyükkent içerisinde 2 tane ilin, yani, biri Sakarya, diğeri de Ankara Büyükşehir Belediyesinin çöp depolama tesisi yok.

Değerli arkadaşlar, Çevre ve Orman Bakanımız Sayın Osman Pepe isyan ediyor, 19 Ocak 2005 tarihinde isyan ediyor, diyor ki Sayın Bakanımız "çöplük kalkmazsa eylem yaparım." Sayın Bakan, icraatlarını basına tanıtmak, bilgi vermek üzere kahvaltılı bir basın toplantısı yapıyor; ama, maalesef, Ankaralı gazetecilerin "bu Mamak çöplüğü ne olacak" soruları Sayın Bakanımızın hizmetlerini anlatmanın önüne geçiyor ve değerli arkadaşlar, bakın Sayın Bakanımız ne diyor: "Bugün, Türkiye'de, toplam 16 büyükşehir belediyesi var. Bu belediyelerden yalnızca 3'ünün çöp depolama tesisi yok. Bunlar, Ankara, Sakarya ve Erzurum'dur." Erzurum'da da yapılmakta olduğunu dile getiriyor ve Ankara'nın da çöplerinin halen vahşi bir sistemle yapıldığını söylüyor. Diyor ki Sayın Bakan: "Bütün çevre müdürlüklerimize sorumlu oldukları bölgelerdeki çöplükleri denetlemeleri yönünde talimatlarımız var; ayrıca, biz de, Bakanlık olarak kendilerine gerekli uyarıları yapıyoruz. Sayın Gökçek'e de yaptık. Uyarılarımızın gereğini yerine getirmezse, biz de gereğini yaparız, yaptırım uygularız.

Ben, Sayın Gökçek'in verdiği söz çerçevesinde Mamak çöplüğü sorunun da, bu yıl içinde, yani, 2005 yılında elle tutulur önemli bir mesafe alınacağını ümit ediyorum; ama, bir çözüm bulunmazsa, o zaman, bütün Ankaralılar olarak Mamak çöplüğünün önüne gidip eylem yaparız. Eylemde, en önde ben yer alırım ve çöplerin Mamak'a dökülmesini engelleriz. Bu, bir kararlılık göstergesi olur, siz, gazeteci arkadaşlar da bizimle birlikte eyleme katılırsınız."

Şimdi, Sayın Bakanım, bu eylemi ne zaman yapıyoruz? Bu Mamak çöplüğünü ne zaman kaldırıyoruz? Siz "bu, Ankara'nın yüzkarası" diyorsunuz ve yine aynı toplantıda Sayın Bakanım diyor ki: "Bilkent Otelde bir toplantı oldu, orada İngiliz Büyükelçiliği yetkililerinin de olduğu bir toplantıda bu olay gündeme geldi, çok mahcup oldum." Haklı; gerçekten -Ankara olarak, değerli arkadaşlar- Sayın Bakanımın da yüzkarası olarak nitelendirdiği bu olayın bir an önce sona ermesi lazım. Yani, binaları yıkarak, yenilerini yaparak, eğer varsa bazılarına da rant sağlayarak Ankara'yı, modern bir başkent, modern bir kent yapamayız.

Değerli arkadaşlar, Ankara'nın, tabiî, birçok sorunu var; ama, en önemli sorunu, tanıtım sorunu.

Sayın milletvekilleri, özellikle Avrupa başkentleri içerisinde yabancı turizm geliri olmayan tek başkent Ankara'dır. Neden; çünkü, tanıtımı yok. Tanıtımı olmadığı için turizm gelişemiyor. Turizm gelişemediği için ticaret gelişemiyor, sanayileşme gelişemiyor. Örneğin, termal su kaynakları açısından belki dünyanın en önde gelen kaynakları bizde; ama, tanıtımı olmadığı için, biz Ankaralılar dahi bunlardan yeteri kadar yararlanamıyoruz. Afyon, Gönen, Yalova kaplıcaları dahi Ankaralılar tarafından daha çok tercih ediliyor. Bu tanıtımın yapılması lazım.

Bir diğer önemli konu, sayın milletvekilleri, Sayın Belediye Başkanı 2004'te aday olduğu zaman kendisinden on yıl önce görevde olan belediye başkanından dert yanıyor. Diyor ki Sayın Belediye Başkanı "efendim, ben Ankara'da 3 milyar dolarlık borç devraldım; şimdi 1 milyar dolarını ödedim, geri kalanı da ödeyeceğiz."

Değerli arkadaşlar, Ankara, Türkiye'nin şu anda en pahalı belediye hizmetlerinin geldiği bir yerdir. Belediye otobüsleri 1,2 milyon lira ve şurada, Kızılcahamam'dan, 60 kilometre ilerimizden gelen suyu, değerli arkadaşlar, evlerimizde 2 000 000, işyerlerimizde de 5,5 milyondan kullanıyoruz. Oysa, bu suyun, 1994 yılında, tıpkı doğalgaz gibi, metreküpü 3 000 liraydı. Aradan geçen süre içerisinde, şimdi, İran'dan, Rusya'dan gelen doğalgazı 508 000 liradan Ankaralı kullanıyor; ama, belediyenin tekel olduğu belediye hizmetlerinde, su ve ulaşımda, Türkiye'nin en pahalı kenti oluyor. İstanbul daha düşüktür. Şimdi, buna seyirci kalınmaması lazım.

Değerli arkadaşlar, Ankara, bir sayaç cennetine döndü. Şu anda bendeki bilgiler, doğalgaz aboneliği, su aboneliği geçmiş yıllardaki hızla dahi devam etse, değerli arkadaşlar, belediyenin deposunda beş yıl yetecek kadar sayaç var; hem doğalgaz için hem su için.

Şimdi, metroya, belediye, kendi kaynaklarından tek kuruş kaynak ayırmıyor. 150 000 000 dolar iki bankadan kredi aldı, onları harcıyor, gerisini de, hükümet versin ben yapayım diyor veya yap-işlet-devretle yapacağım diyor; ama, maalesef, değerli arkadaşlar, her ne hikmetse, otobüslere ayrılan para dahi sayaçlara gitti. Şimdi, onunla da kalınmadı, sayın belediye yönetimi bir yöntem buldu; dedi ki, on yılını doldurmuş su sayaçlarını eğer bir ay içinde yenilemezseniz, ben, ön ödemeli sayaç taktıracağım. Ne kadar bu sayaçlar; 300 000 000 lira; 200 000 000 lira sayaç, 100 000 000 lira da takma parası. Peki, gerekçe ne; efendim, Ölçü ve Tartı Aletleri Kanununa dayanarak, on yılını doldurmuş olanları sökeceğim dedi.

Sayın milletvekilleri, maalesef, Ölçü ve Tartı Aletleri Kanununun ilgili maddesi, on yıl kullanılır demiyor ki, on yılını dolduran sayaçlar idare tarafından kontrol edilir deniyor. Şimdi, belediye bunu kaldırdı, dedi ki, ben değiştireceğim. İtiraz ettik, sonra, arkadaşlarımız da, bazı sivil toplum örgütleri de yargıya götürdüler. Bugün, gördüğünüz gibi değerli arkadaşlar, gazetelerde, maalesef, o 300 liraya Ankaralılara dayatılan uygulama, hukuktan, yargıdan geri döndü. Şimdi, bununla da kalınmıyor sayın milletvekilleri, bununla da kalınmıyor, en pahalı hizmetler sunuluyor; ama, son bir iki yılda -eğer, Sayın Belediye Başkanının önce açıkladığı rakamlar doğruysa- 1 milyar dolar da, Ankara Büyükşehir Belediyesi borçlanmış.

Sayın İçişleri Bakanına sorduk, bu su sayaçları kaç liraya alınıyor, kaç liraya Ankaralılara satılıyor diye. Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanın verdiği rakamlardan şimdi öğreniyoruz ki, toplamda 37,5 trilyon lira -sadece ön ödemeli su sayaçlarından- alınan firmaya fazla bir ödeme yapılmış. Şimdi, bunlar, benim buluşlarım değil; bunlar, İçişleri Bakanımızın soru önergeme verdiği yanıttan çıkardığımız rakamlar.

Şimdi, o nedenle, Ankara'nın sorunlarını, eğer, biz, bir bütün olarak ele almaz isek, sadece bir kapısını düzeltiyoruz deyip bütün bu başıboş olan uygulamalarına seyirci kalırsak, Ankara'ya iyi bir hizmet ettiğimiz kanısında değilim.

Ankara'nın bu sorunları var. Hepinizin Ankara'ya karşı duyarlılığınız olduğunu da biliyorum; çünkü, hangi ilin milletvekili olursak olalım, sonuçta, hepimiz, Ankara'nın havasını, suyunu kullanıyoruz, Ankara'da yaşıyoruz. Ankara'yı çağdaş, modern bir kent yapmak, Türkiye açısından da önemlidir; ama, bilmeliyiz ki, maalesef, özellikle son iki yılda, Ankara'da, kalıcı hiçbir çözüm üretilememiştir.

Şimdi, allayıp pullayıp bu sunulan projeyi, değerli arkadaşlar, yine, Partinize mensup bir Belediye Başkanımız, Keçiören Belediye Başkanı, bunu kendi olanaklarıyla çözmüştü; yani, 1,5 milyar dolar Hazineden çıkmasına gerek kalmadan çözmüştü. Fakat, her ne hikmetse, görünmeyen bir el, görünmeyen bir güç, her iki tarafı birden -Altındağ'ı da- işin içine dahil ederek, Keçiören Belediyesinin başlattığı uygulamaları durdurdu, böyle genel bir kapsama aldı. Dilerim, bu süre içerisinde de, bu verilen sürede, değerli arkadaşlar, bu proje tamamlanır.

Bir arkadaşımız dile getirdi; gerçekten, orada oturan vatandaşlarımız son derece kaygılı, haklarının yenildiği iddiasındalar, bu projenin bu süre içerisinde tamamlanamayacağı kaygısındalar. O nedenle, bu önümüzdeki süreç içerisinde, dilerim ki, hiçbir vatandaşımız mağdur edilmez, bu proje de, aksaklıklarına rağmen, zamanında yapılır. Ama, hükümetimizden, Adalet ve Kalkınma Partimizden ricamız, dileğimiz, Ankaralılara verdiği sözü tutsunlar; biz, Ankaralılar olarak metromuzu istiyoruz.

Hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yılmaz Ateş (CHP, Ankara). “Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 4 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-ates-22-2006-04-04-kuzey-ankara-girisi-kentsel-donusum-projesi-kanununda-degisiklik-yapil (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
