# 24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yılmaz Kaya (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2005
- **Gündem:** 24.03.2005 TARİHLİ VE 5321 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS:873)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-kaya-22-2005-04-26-24-03-2005-tarihli-ve-5321-sayili-emniyet-teskilati-kanununda-degisikl

> Yılmaz Kaya (CHP), 26 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.03.2005 TARİHLİ VE 5321 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS:873)); konuşma 1.563 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YILMAZ KAYA (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 873 sıra sayılı 24.3.2005 tarihli ve 5321 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun ek 25 inci maddesi ve Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, aslında, bildiğiniz üzere, bu yasa, geçen hafta perşembe günü görüşülmek üzere gündeme alınmıştı; ama, malum, o gün, Meclis biraz hareketliydi ve yasanın görüşmeleri bugüne kaldı. O gün, bu madde üzerinde konuşma yapmak üzere Meclise girdiğimde, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemini açtım. Bu yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde 5 inci sırada, daha sonra Parti Grubumuzun bastırdığı gündemi açtım, o gündemde 4 üncü sırada; merak ettim, Adalet ve Kalkınma Partisinin gündemine baktım, orada da 2 nci sırada.

Değerli arkadaşlar, ben, üzerinde çalışma yapıp, konuşma hazırlamak istediğim yasada, şu konuştuğum ek 25 inci maddede hazırlık yapıp, araştırma yapmaya kalksam, sadece önümde 1 maddelik bir yasa vardı, görüşülmeden, o yasa görüşüldükten sonra da bu yasaya sıra geliyordu.

Değerli arkadaşlarım, maalesef, bu Meclise girdiğimizden beri Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi, ne acıdır ki, ne gariptir ki, bu şekilde oluşuyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi ben size soruyorum: Yani, gündemin bu şekilde oluşması sonucu, çalışma yapan arkadaşların, söz alan arkadaşların yeterli çalışma yaparak buraya çıkamadıkları, kürsüye çıkamadıkları gün gibi aşikârken, bu şekilde yasa yapılması doğru mudur diye soruyorum.

Ben, daha önce burada yaptığım konuşmalarda ve üyesi bulunduğum Anayasa Komisyonu görüşmelerinde de bunu birçok defa söyledim. Ben, milletvekili seçilmeden önce serbest avukatlık yapmaktaydım. İnanın, bana bir müvekkilim gelip herhangi bir konuda, "sözleşme yapmanızı istiyorum, bunu iki saat sonra alabilir miyim" dediğinde, ben bunu hiçbir zaman kabul etmedim. Bu konuda yeterli incelemeyi yapmam gerekiyor. Daha sonra uygulamada sorun çıktığı takdirde ben sorumlu olurum. İnceleyeyim, araştırayım, daha sonra vereyim dedim ve bu tarzı uyguladım. Ama, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasa yapılırken bile bu hassasiyet maalesef gösterilmiyor.

Arkadaşlar, böyle yapılmazsa ne oluyor -biz daha önce de hep söyledik- böyle yapılmayan, eksik görüşme, eksik inceleme, eksik danışma sonucu yapılan yasalar Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmekte veya Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmekte ve aynı yasaları biz ikinci defa görüşmekteyiz. Sayın AKP Grup başkanvekilleri buna şiddetle karşı çıkıyorlar "Meclisin işi bu değil mi, niye siz bunu kabul etmiyorsunuz" diyorlar; ama, aynı yasayı ikinci defa görüşmenin değerli arkadaşlarım -ve yarıya yakını bu şekilde geliyor, Anayasa Mahkemesi iptal kararları da dahil- doğru olduğuna inanmıyorum. Meclisin mesaisini daha önce görüştüğü yasalar hakkında tekrar harcamasının doğru olduğuna inanmıyorum. Nitekim, bu yasa da Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmiştir.

Bakın, biz bunları daha önce söyledik. Sayın Cumhurbaşkanı, geri gönderme tezkeresinde ne diyor: "Yönetim, kolluk hizmetleriyle ilgili alanda, anayasal hak ve özgürlüklere karışma, onları kısıtlama, zor kullanma, hatta, gerektiğinde silah kullanma yetkisiyle donatılmıştır. Bunun için, yönetimin, kolluk alanındaki tutum ve davranışlarının, diğer alanlara oranla çok daha sıkı denetim altında olması zorunludur."

Biraz önce de belirttiğim gibi, biz, bu yasanın görüşmeleri sırasında, hem Genel Kurulda hem de komisyonda, Partimize mensup arkadaşlarımız tarafından bu kaygıları dile getirmiş ve günü kurtarmaya yönelik bir yasa yapılmaya çalışıldığını, kapsamlı olarak, enine boyuna tartışılmadan bir yasa çıkarılmaya çalışıldığını söylemişiz değerli arkadaşlarım.

Bakın, daha önceki görüşmelerimizde ne demişiz: Plansız bir çalışmayla, polisin, insan kaynağındaki ihtiyaçlarını bilmeden, kentleşme hızını dikkate almadan, sadece polis sayısını artırmak için yapılan çalışmaların yarar yerine zarar getirdiğini... Sizin hükümetinizden önceki sağ iktidarlar da benzer bir yaklaşımla soruna baktıkları için, sözde, onlar da eğitim kalitesini artırmak istemişler ve aynı eğitimi, aynı eğitmenlerle, aynı eğitim felsefesiyle ve aynı ders araçlarıyla, 1 yıllık eğitimi 2 yıla çıkarmışlar ve polis eğitiminin kalitesini artırıyoruz demişler. Oysa, bu yapılanlar, toplumu yanıltmak, daha değişik bir deyimle, kendilerini kandırmaktan öteye geçememiştir.

Sayın Cumhurbaşkanı, bakın, bu konuda da ne diyor: "Kamu düzenini sağlamak yönünden toplum yaşamında önemli yer tutan kolluk hizmetlerinde etkinliğin ve kaliteli hizmet sunmanın ancak nitelikli eğitimle gerçekleştirilebileceği açıktır. Bu nedenle, Türk Polis Teşkilatının yönetici kademesi, ortaöğretim üzerine 4 yıllık eğitim öğretim yapan Polis Akademisine bağlı fakültelerde; polis memurları ise, yine ortaöğretim üzerine 2 yıllık eğitim öğretim yapan ve Polis Akademisine bağlı meslek yüksekokullarında yetiştirilmektedir. Polis memurlarını yetiştiren polis okulları, 9 aylık eğitim veren kurumlar iken, bu eğitim yeterli görülmeyerek, sözü edilen okullar, 25.4.2001 günlü 4652 sayılı Yasayla 2 yıl süreli eğitim öğretim yapan meslek okullarına dönüştürülmüşlerdir."

Değerli arkadaşlar, bu yasayla 4 yıllık yükseköğretim kurumlarını bitirenlere açılacak polis meslek eğitim merkezlerinde verilecek en az 6 aylık eğitim sonucu polis memurluğuna atanma olanağı getirilmektedir; bunu anlayabilmek mümkün değildir. Biraz önce Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Grup Başkanvekili "yani, ne var bunda, 4 yıl eğitim almışlar, bunun üzerine de 6 ay meslek eğitimi alacaklar, bu diplomayı alanlara bu diplomayı Türk okulları vermiştir, bunlar dışarıdan gelmemişler" gibi bir ifade kullandı. Şimdi, ben soruyorum; örneğin, bir jeoloji mühendisi, örneğin, bir güzel sanatlar fakültesi mezunu, bir su ürünleri mühendisi, bir meteoroloji mühendisi 6 aylık bir eğitimden sonra polis olabilecektir; bu doğru bir tavır mıdır? Ama, bakın, son komisyon toplantısında hükümet adına yapılan açıklamalarda kafalardaki bu kuşkular sözde gideriliyor ve endişe edilmesine gerek olmadığı yönünde telkinde bulunuluyor. Nasıl mı; 4 yıllık fakülte mezunlarından, sadece, hukuk ve idarî bilimler fakülteleri mezunlarının alınacağı şeklinde hükümet yetkililerinin beyanları var.

Değerli arkadaşlarım, biz, burada yasa yapıyoruz, yasalar yazılı metinlerdir. Şimdi, biz, yazılı metinlere bu hükümleri koymayacağız, Sayın Bakan komisyonda diyecek ki "ben bu konuda size garanti veriyorum, bana güvenin, ben kefil oluyorum, hukuk fakültelerinden ve idarî bilimler fakültesi mezunlarından alacağız." Böyle uygulama olur mu arkadaşlar?! Yani, madem o kadar güveniyorsunuz ve uygulama konusunda da yapacağınız uygulama bu, o zaman, açalım kanunu, "sadece hukuk fakültesi mezunları ve idarî bilimler fakültesi mezunları seçilir ve bunlar 6 aylık eğitime tabi tutulur" hükmünü koyarız, kafalardaki bu konudaki kuşkular da giderilmiş olur; ama, nedendir bilinmez, ısrarla bu hükmün yasaya konulmasından kaçınılmakta, ısrarla bunun doğru olduğu savunulmakta, ısrarla yasada bu konuda müphem bir alan bırakılmak istenmekte, bu konu ısrarla boş bırakılmak istenmekte. Benim aklıma şu geliyor: Yani, bu konudaki toplumsal tepkilere karşı "ya işte bu konuda bir hüküm yok." Yani sorduklarında "öyle de olabilir, böyle de olabilir; yani sizin dediğiniz de doğru, sizin dediğiniz de doğru" şeklinde cevap verebilme imkânı sağlama adına mı acaba bu konu boş bırakılmakta, bu alan boş bırakılmaktadır?

Değerli arkadaşlar, yine, yasanın gerekçesinde şöyle bir ifadeye rastlıyoruz: 2 yıllık eğitim veren bu polis okullarının yeteri kadar polis yetiştiremediklerini, oysa toplumda suç ve suçlu sayısının arttığı, suç türlerinin arttığı, bunlarla mücadele edebilmenin en birinci yolunun bu yasayı getirmekle bir an önce polis yetiştirmek ve artan suç ve suçlu türlerini, suçları bastırabilmek olduğu söylenmektedir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi bu gerekçeye de inanmak bana zor geliyor. Çünkü, şu anda birinci sınıf emniyet müdürü olduğu halde, kıdem ve liyakatları uygun olan, en ufak bir disiplin cezası bulunmayan; ama, siyasî iktidara hoş görünme kaygısı olmayan ve sırf bu nedenle APK'da bekletilen, daha açık anlatımla, kızakta tutulan yüzlerce emniyet görevlisinden yararlanılabilir bu konuda; ama, söylediğimiz gibi, amaç başka. Bu insanlar orada haksızca bekletilecek, onlardan yararlanılmayacak; ama, diğer yandan da, toplumsal beklenti acımasızca kullanılıp, fırsattan istifade yeniden kadrolaşma içine girilecektir. Burada da her hazırlanan yasa tasarısında görüleceği üzere, kadrolaşmanın zemini hazırlanmaya çalışılıyor değerli arkadaşlarım ve dikkatlice tasarının müphem yanlarının fazla olmasına, kafalarda şüphe ve kuşku doğduğunda da, biraz önce belirttiğim gibi, her iki tarafa da olumlu cevaplar verilebilmesinin altyapısı hazırlanmaktadır.

Bakın, bu kuşku, geri gönderme tezkeresine de yansımış olup bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı tezkerede neler demektedir: "Fakültelerin esas öğrenci kaynağı polis kolejidir. İhtiyaç halinde, genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları arasından yönetmelikle belirlenecek şartları taşıyan öğrenciler de fakülteye alınabilirler" hükmü 4652 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde ifade edilerek, polis meslek yüksekokulları ile fakültenin öğrenci kaynakları açık biçimde belirtilerek sınırlandırılmıştır.

Bu düzenlemelerde, fen, anadolu ve imam-hatip liselerini bitirenlere yer verilmemesinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine dava açılmış, Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat 2004 tarih ve esas 2001/349 karar 2004/4 sayılı kararında, yasada öngörülen okulları bitirenlerin emniyet hizmetlerinin gereklerine daha uygun olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir."

Bu karardan da anlaşılacağı üzere polis mesleğiyle ilgili eğitim-öğretim kurumlarına alınacak öğrencilerin bitirdikleri okulun, hizmetin gerekleri de gözönünde bulundurularak yasada belirlenmesi gerektiği bir zorunluluktur; ancak, nedense bu yasada bu belirlilikten özellikle kaçınılmakta ve biraz önce de belirttiğim gibi bir belirsizlik içinde o amaç sağlanmak istenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasanın gerekçesinde de çok önemli olan; ancak, çıkarılmak istenen yasayla çelişen birçok ifadeyi de görebiliyoruz. Gerekçede denmiş ki: "Bu yasanın çıkarılmasının amacı; ülkemizde polis başına düşen nüfus sayısı yüksek olduğundan suç ve suçluyla mücadele zorlaşmıştır." Yine, toplumdaki suç sayısında ve suç türlerinde artış olduğundan bahsedilmiş "ve bu nedenle de suç ve suçluyla mücadele zorlaşmıştır" denmektedir.

Tüm bunlara katılmak mümkün olmakla birlikte artan suç sayısı ve suç türüyle mücadelenin yolunun eğitim süresini kısaltmak ve kalitesini düşürmekle mümkün olamayacağı gayet açıktır. Bakın, aynı gerekçelerle çıkarılan ve Sayın Cumhurbaşkanının da geri gönderme tezkeresinde bahsettiği ve polis mesleğine gireceklerin eğitim süresini dokuz aydan iki yıla çıkararak eğitim kurumuna meslek yüksekokulu statüsünü kazandıran 4652 sayılı Polis Yükseköğretim Yasasının gerekçesinde yine suç sayıları ve türlerindeki gelişme, değişme ve artıştan söz edilerek bununla savaşımın ancak polisin meslekî eğitim düzeyinin yükseltilmesiyle olanaklı bulunduğu belirtilmiştir. Dört yıl süreli yükseköğretim kurumlarının çoğunda polis mesleğiyle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili eğitim, öğretim yapılamadığından, bu okulları bitirenlerin altı ay gibi çok kısa bir eğitimden geçirilerek polis memurluğuna atanmaları, sorunun çözümü için yeterli olmayacaktır; çünkü, polislik, çok özel ve uzun süreli eğitim verilmesini gerektiren bir meslektir. Ne kadar haklı bir geri gönderme gerekçesi...

Yine, yasanın gerekçesinde, polis açığını kapatmanın amaçlandığı belirtildiği halde, 10 000 polisin hemen alınmayacağı, 2005 yılında 2 000 polisin alınacağı söylenmektedir.

Değerli arkadaşlar, hani büyük bir polis açığı vardı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yılmaz Kaya (CHP, İzmir). “24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-kaya-22-2005-04-26-24-03-2005-tarihli-ve-5321-sayili-emniyet-teskilati-kanununda-degisikl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
