# Milletvekilleri lojmanlarında işlenen cınayetin aydınlatınması hakkında (s.s.1056)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yılmaz Kaya (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim
- **Tarih:** 28 Mart 2006
- **Gündem:** MİLLETVEKİLLERİ LOJMANLARINDA İŞLENEN CINAYETİN AYDINLATINMASI HAKKINDA (S.S.1056)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-kaya-22-2006-03-28-milletvekilleri-lojmanlarinda-islenen-cinayetin-aydinlatinmasi-hakkind

> Yılmaz Kaya (CHP), 28 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETVEKİLLERİ LOJMANLARINDA İŞLENEN CINAYETİN AYDINLATINMASI HAKKINDA (S.S.1056)); konuşma 989 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YILMAZ KAYA (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz, milletvekili lojmanlarında işlenen cinayetin ve sorumlularının araştırılmasıyla ilgili komisyon raporu üzerinde söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu komisyonda çalışırken öyle enteresan şeyler yaşadık ki, ben, şimdi onlardan bazılarını anlatacağım. Olayın gelişimiyle ilgili diğer milletvekili arkadaşlarım ve Grup Başkanvekilimiz konuştu.

23-24 Haziran 1991 tarihinde, milletvekili lojmanlarında bir cinayet işleniyor; 21 yaşında bir kardeşimiz, çok sıkı korunan öyle bir yerde, etrafı çevrili, giriş-çıkışları kontrol altında. Bakanların ikamet etmekte oldukları lojmanların önünde özel korumalar; ayrıca, emniyet mensupları burada bulunmakta; ama, orada cinayet işlenmekte, silah ve kesici aletle işlenmiş olmasına rağmen bir tek silah sesi duyan yok, olayı gören yok. Karşıda koruma görevi yapmakta olan kimselerden bu konuda çıt yok. Böyle enteresan bir olay. Komisyonumuza da daha enteresan şeyler yansıdı, onlardan da bahsetmek istiyorum.

Şimdi, olayın mahiyeti, bu, sıradan bir olay değil. Olaya başlarken lojmana gidiliyor, bir polis görevlisi lojmanın krokisini çiziyor. Savcı ortada yok ve bu lojman krokisi, daha sonra hiç düzeltilmiyor. Lojman krokisi, baştan, bir kere yanlış çizilmiş; daha sonra düzeltilmiyor, öyle gidiyor. Maktulün, önce, kesici aletle öldürüldüğüne kanaat getiriliyor; birbuçuk gün sonra, ateşli silahla da öldürüldüğü, otopsi sonucu anlaşılıyor. Tabiî, bu birbuçuk günlük süre zarfında, ateşli silah hiç dikkate alınmadığı için, cinayetin işlendiği yerde, ne bir mermi çekirdeği aranıyor ne bir boş kovan aranıyor veya ateşli silahın bırakabileceği herhangi bir delil aranıyor. Lojmana giren çıkan belli değil; tabiri caizse -hoşgörün tabirimi- pazaryerine dönmüş, herkes orada. Böyle bir şekilde başlanıyor tahkikata ve olay mahallinde fotoğraf çekmeye giden emniyet görevlisinin komisyonumuza verdiği ifade aynen şöyle: "Fotoğraf çekmek için içeriye giremedim. 'Ya arkadaşlar, biraz müsaade edin de fotoğrafımı çekeyim' diye, zorla, kalabalığı yararak girdim" dedi ve ayrıca, yine enteresan bir durum "o zamanki tekniklerimize göre gece sağlıklı fotoğraf alabilmemizi sağlayabilen yeterli teçhizat yok; belli ki, yarın, gündüz de fotoğraf çekeceğiz; bunu, herkes biliyor, bütün emniyet yetkilileri biliyor; ama, biliyor olmasına rağmen, maalesef, içeride, birsürü insan dolaşmakta ısrar ettiler ve buna da kimse mâni olmadı" diye bir beyanı var. Bir cinayetin bu şekilde soruşturulması son derece ilginçtir.

Yine, bir ilginç nokta. Cinayetin işlendiği yatak, değerli arkadaşlarım -altını çiziyorum- birkaç kere imha edilmiş; tutanakla. Birkaç kere imha edilen yatakta, tekrar mermi çekirdeği aranmış. Mermi çekirdeği aramak için yatak parçalanıyor, tutanak tutuluyor, parçalanmış yatakta, birkaç gün sonra, tekrar mermi çekirdeği aranıyor, tutanak tutuluyor. Meclis, demirbaşından düşmek için, parçalanmış yatak işe yaramaz diye imha tutanağı tutuyor. Bu tutanaktan daha sonraki bir tarihte, bu yatakta tekrar çekirdek aranıyor. Şimdi, bunu nasıl izah edersiniz?! Bunlar yaşanmış.

Evde bir temizlik olayı var, evlere şenlik… "Kim size 'temizlik yap' dedi" diyorsunuz "vallahi bir telefon geldi" diyor temizlik yapan. "Kime telefon geldi, kimden geldi" diyorsunuz "bir arkadaşa gelmiş, o 'hadi temizliğe gidiyoruz' dedi, gittik" diyor. "O arkadaş kim" diyorsunuz "bilmiyoruz" diyor ve temizlik yapılırken, evde de, Sayın Güngör'ün hiç kullanmadığı silahı bulunuyor. Deniliyor ki: Telsiz konuşmalarıyla… Komisyonumuza gelen, ifade veren bir kişi -kim olduğunu şu anda tutanak olmadığı için hatırlamıyorum- "emanete aldık" diye bildiriyor. Temizlik yapmaya gidiliyor -temizlik nasıl yapılıyor, kimsenin haberi yok- bir de, silah bulununca "emanete aldık" diye belli yerlere bildiriliyor.

Parmak izi alınıp alınmadığına dair bir tutanak yok.

Fotoğrafla ilgili olayı biraz önce anlattım.

6 ncı Sokakta oturanların hiçbirinin ifadesine başvurulmuyor.

Komisyonumuzda ifade veren eski bir milletvekili arkadaşımız diyor ki: "Ben, silah sesi duydum diye, aylarca ifade verecek bir merci aradım. Meclise ifade almaya geldiler. Emniyetten ifade almaya gelen polislere 'ben ifade verecek bir yer bulamadım, bunu size söylüyorum' dedim ve ondan sonra da, ertesi gün bu cinayeti öğrenince, demek ki, yanılmamışım diye kendi kendime düşündüm" dedi. Böyle bir olay var.

Lojmanda görevli polislerin ifadesi aylar sonra alınıyor. Sayın Güngör, savcıya "bu polislerin ifadesini almayacak mısınız" diye defalarca gidiyor ve sayın savcı, komisyonumuzda, bununla ilgili şu beyanda bulunuyor: "Ben, onların bir şey bilmediğine zaten emindim, Sayın Güngör kırılmasın diye sonradan ifadelerini aldım."

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Savcıya dikkat!..

YILMAZ KAYA (Devamla) - Böyle enteresan şey olabilir mi?!. Yani, maalesef, bütün bunları yaşadık.

Kapı girişinde, lojmanlara girerken, değerli arkadaşlarım, usul şudur: Girenin kaydı yapılır; ismi, soyismi alınır ve bir kart verilir. Ama, Sayın Güngör'ün evine gelen Çiğdem Taşkıran ile kardeşinin Sayın Güngör'ün lojmanına girdiğine dair tutanak tutulmuş, tutanak; yani, şu saatte minibüsten şunlar, şunlar indi, Çiğdem Taşkıran ve kardeşi indi, daha sonra da şu saatte geri döndüler diye bir tutanak! Şimdi, bu, normal bir olay mı? Meclis kapısından girerken yapılan uygulamayı biliyorsunuz. Yarın, birisi size dese ki, filanca girdi de -görevli polis arkadaşımız- ben, onunla ilgili tutanak tuttum.

Değerli arkadaşlarım, komisyonumuzda uyanan intiba şudur: Tutulan birçok tutanağın, sonradan, duruma göre ayarlandığı ve sonradan tutulduğu… Bu tutanak da, kanımızca, böyle bir tutanaktır.

Değerli arkadaşlarım, yine, enteresan bir olay: Böyle bir olay ve buna benzer kim bilir ne çok olayın yer aldığı 155 başvuru kayıtlarının, 2000 yılında, artık gerek yok diyerek SEKA'ya gönderilerek imha edilmesi. Faili meçhul birsürü cinayet, bunlara ilişkin telefon kayıtları, başvurular ve artık buna gerek görülmeyerek SEKA'da imha edilmesi.

Bunların hepsini topluyorsunuz, üst üste koyuyorsunuz; hiç mi normal bir şey olmamış burada; hep mi anormal, hep mi ters gitmiş?

Yine, size, bunların üzerine bir ilave daha yapayım. Bu soruşturmada görev alan birçok görevli -ne olur, başarısız oldunuz dersiniz rütbe tenzilinde bulunursunuz, açığa alırsınız, bilmem ne- hiçbir kişi hakkında soruşturma açılmamış, idarî soruşturma yok, cezaî soruşturma yok ve aksine, birçoğu da görevlerinde yükselmiş. Böyle de enteresan bir şey var. Yani, bu kadar tesadüf de fazla geliyor bana.

Burada, yine -vaktim de doluyor- yüzük-rozet olayı var. Sayın Güngör, onu Dokuz Eylül Üniversitesinde en son inceletmiş, yüzük olduğuna karar verilmiş. Biz, Jandarma Kriminoloji laboratuarında incelettik. İnceleyen arkadaş diyor ki: "Ben bakıyorum ekrana, ekranda inceliyorum; yani, iyice konsantre oldum; odaya birisi girdi 'yahu, sen günlerdir o yüzükle niye uğraşıyorsun' dedi."

Şimdi, bu yüzük, önce SHP rozeti oldu. Sayın Güngör, çalışmalarıyla bunu yüzük haline tekrar getirdi haklı olarak. Daha sonra "mobilya vidası" oldu ve olay mahallinden alınan eşyalara dair tutanakta, yüzük hariç, rozet de alınmış, mobilya vidası da alınmış, aynı yerden; yani, ne kadar enteresan ki, yüzük devamlı dönüşüyor, mobilya vidası oluyor, öyle bir enteresan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yılmaz Kaya (CHP, İzmir). “Milletvekilleri lojmanlarında işlenen cınayetin aydınlatınması hakkında (s.s.1056)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 28 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-kaya-22-2006-03-28-milletvekilleri-lojmanlarinda-islenen-cinayetin-aydinlatinmasi-hakkind (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
