# Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim
- **Tarih:** 28 Haziran 2005
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2005-06-28-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-2

> Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 28 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.457 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biraz önceki konuşmamda 2 dakika az konuştum. Onu, eğer mümkünse, bu konuşmama eklemenizi isteyeceğim.

Değerli milletvekilleri, 49 uncu maddeyle ilgili düzenlemeyle, ben, öncelikle, ne getirildiğini söylemek istiyorum.

3717 Sayılı Adlî Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Yasada şöyle değişiklik yapılıyor: Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere bir cümle ekleniyor, ikinci cümlesi değiştiriliyor ve yedinci fıkraya da bir cümle ekleniyor.

Eklenen cümle: "Ancak, bu ödemelerin aylık toplamı en yüksek devlet memuru aylığını (ek gösterge dahil) geçemez."

Buna eklediğimiz yer şurası; 3717 sayılı Yasayı okuyorum: "Birinci fıkrada sayılanlardan adlî yargı hâkim ve savcıları ile adlî yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt kâtibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personele tahakkuku müteakip yol tazminatının ½'si ödenir" dedikten sonra bu cümleyi ekliyoruz. "Ancak, bu ödemelerin aylık toplamı en yüksek devlet memuru aylığını (ek gösterge dahil) geçemez."

Bunu dedikten sonra, bir miktarın yarısını ödüyorsunuz; ama, en yüksek devlet memurunun da maaşını geçmedikten sonra, doğal olarak, bir düzenleme yapmanız gerekiyor. O düzenlemede, ikinci cümle olarak, geçen miktar... Yani, bir miktar geçmek durumunda, daha önceki düzenlemede yoktu. Geçen bir miktar varsa, geçen miktar ve geriye kalan 1/2, yol tazminatının diğer yarısı, o yerdeki bir bankada açılan hesaba yatırılır.

Şimdi, burada, değerli arkadaşlar, benim "geçen miktar" konusuna bir itirazım yok; ama "bir bankaya yatırılır" konusuna itirazım var. Neden? Mevcut yasadaki hali şu: "Yol tazminatının kesilen 1/2'si o yerdeki bir kamu bankasında açılan bir hesaba yatırılır." Düzenlemeye bakıyoruz "o yerdeki bir bankada açılan hesaba yatırılır." Şimdi, değerli arkadaşlar, kamu bankasına yatırma zorunluluğu kanunda varken, dönüyoruz, özel banka diyoruz.

Gerekçesini okudum. Bu çok önemli bir şey. Gerekçede bir kelime yok. Okuyorum: İlgili maddede, bizzat keşfe ya da hacze giden memur, en yüksek devlet memuru aylığına kadar emeğinin karşılığı olan yol tazminatının yarısını, 1/2'sini alacaktır. Bu tazminatın üst sınırı olmaksızın -hani bir üst sınır geliyor ya, en yüksek devlet memuru maaşı kadar olacak- pay almak, keşfe gitmeyen diğer memurla arasında bir fark yaratacağından veya ciddî bir fark yaratacağından, arada dengeyi korumak için, efendim, işte, burada sebep olarak motivasyonu bozmamak, çalışma barışı, haksızlık ve adaletsizliğe sebep olmamak için böyle bir sınırlama getirdik deniliyor. Bu sınırlama nedir; o "geçen" kısmıyla düzenlenen ve 1/2'si salt değil, devlet memuru maaşının bir katını da geçmeyecek şekilde gelen sınırlama, tamam; ancak, bu kamu bankası ile banka kelimesi konusunda hiçbir açıklama yok.

Şimdi, sanıyorum gazetelerde okumuşsunuzdur. Geçen hafta -kamu bankalarımızı biliyorsunuz, bankacılar daha iyi bilir, ben, bildiğim kadarıyla, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıfbank- Vakıfbankın Genel Müdürü görevinden ayrıldı ve ayrılırken gazetelerde yazan -ben yine bilmiyorum- gazetelerde okuduğumuz kadarıyla, Adalet Bakanlığının parasının -ne parası ise, onu da bilmiyorum; bütçe midir veya iş yurtlarından gelen para mıdır veya bu çalışmalardan elde edilen paralar mıdır, bilmiyorum- onların Vakıfbanktan alınıp özel bir bankaya yatırılmasını istifa sebebi saymış diye gazetelerde okudum.

Şimdi, buraya da baktığımda; acaba bir altyapı mı hazırlanıyor, yani, kamu bankası zorunluluğu kaldırılıp özel bankaya parayı yatırmanın yolu mu açılıyor; gerekçede yok. Dikkat etmediğinizde, ayrıntı olarak duran bir durum, çok ayrıntı, hiç bakmazsanız; ben çünkü, birkaç kez okuduktan sonra -ilk okuduğumda göremedim, anlayamadım- kamu bankasıyla banka ayırımını görünce ben, bu konunun bir aydınlığa kavuşturulması gerektiği kanaatindeyim. Sanıyorum, yetkililer veya Sayın Bakanımız buna bir cevap verecektir.

Ancak, kamu bankası zorunluluğunu burada kaldırırken, maddeye devam ediyorum, şu anda kalan, değişmeyen maddeye devam ediyorum; paranın 1/2'si ilgililere veriliyor, kalan yarısının yüzde 10'u merkeze alınıyor, yüzde 40'ı taşradaki bankada duruyor. Ancak, okuyorum: Bu hesaba yatırılan paraların yarısının, geri kalan yüzde 50'nin yüzde 10'u, her ayın ilk haftası içinde Ankara'da bir kamu bankasına açtırılan Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilir.

Şimdi eğer, bir değişiklik yapılacaksa, bence burada da yapılması lazım; ben karşıyım da. Bak, burada da bir "kamu bankası" ifadesi var, çok önemli; bu, değiştirilmiyor. Acaba, yüzde 10 zorunlu olsun, geri kalan yüzde 90 özel bankalara giderse işimiz görülür veya amaç hâsıl olur mu denmek isteniyor?! Eğer, özgürlük deniyorsa, serbest piyasa deniyorsa -ki, son günlerin moda deyimi- o zaman bunu da kaldıralım. Yani, bu yüzde 10'daki kamu bankası zorunluluğunu da kaldıralım. Bu bir çelişki. Sanıyorum bu çelişkiyi birileri cevaplandıracaktır.

Şimdi, en son yapılan eklenti ise, onu da okuyorum size: "Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilen paralardan…" Ki, burası kanunun 7 nci maddesidir, önce orayı okuyorum: "Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilen paralardan, Adalet Bakanlığı merkez teşkilatının hâkim savcı dışındaki personeline, Adalet Bakanınca belirlenen miktar ve esaslar dahilinde üç ayda bir ödeme yapılır. Yapılan ödemeler aylık olarak en yüksek Devlet memuru aylığının yarısını geçemez." Yani, oradaki memura, merkez teşkilatındaki memura taşradan gelen yüzde 10'u dağıtıyorsunuz ve en yüksek devlet memuru maaşının yarısını geçemez diyorsunuz.

Buna ek bir paragraf getiriyoruz, bu maddenin son önerisi; okuyorum: "Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilen paralardan -yüzde 10'dan- Adalet Bakanlığı merkez teşkilatında -memur olanı demiyorum- daimî ve geçici olarak görevlendirilen ve fiilen teknik hizmetler görevini yürüten personele -yani, genel hizmet değil veya yardımcı hizmet değil, teknik hizmet yürüten personele- teminlerindeki güçlük, görevin önemi ve sair nitelikleri dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara göre üç ayda bir ödeme yapılır. -şimdiki ayrımı söylüyorum- Yapılan ödemeler aylık olarak en yüksek Devlet memuru aylığının iki katını geçemez."

Şimdi, sizin bakanlık teşkilatında çalışan devlet memurlarınızın genel idare sınıfına -veya bilemiyorum yardımcı hizmetliler sınıfı varsa, onlara da veriliyorsa, mevzuatı çok iyi bilmiyorum- verdiğiniz bu tazminat, en yüksek devlet memurunun ücretinin yarısını geçemiyor; teknik elemana o kişinin 4 katını veriyorsunuz; çünkü, devlet memuru maaşının 2 katını verebiliyorsunuz; diğerine yarı, buna 2 katsa, 4 kat fark var arada.

Şimdi, ilk fıkrada, memurlar arasında dengeyi sağlayalım, keşfe giden ile gitmeyen arasında, havuzda bir para biriktirerek, oradan parayı dağıtarak bir denge sağlayalım derken, buraya geliyorsunuz, teknik personel ile diğer personel arasında 4 kat fark getiriyorsunuz. Bu da, bu maddenin birinci önerisiyle, bendiyle bağdaşmayan bir çelişki.

Değerli arkadaşlar, tabiî, bu para işleri hassas konular. Ne zaman devlet memurunun parası gündeme gelirse, hükümet ketum davranır, elini sıkar, avucunu sıkar, vermez, bizler de, muhalefet olarak, elimizden geldiğince vermeye çalışmanın doğru olduğunu söyleriz.

Aramızdaki yargı mensubu arkadaşlarımız, avukatlarımız, hâkim ve savcılarımız çok iyi bilirler ve ben diğer memurlara bir haksızlık yapmak istemiyorum; ama, genel olarak, kural olarak, memurlar içerisinde en çok çalışmak zorunda kalan memurlardan biri de adliye personelidir. Başka personeller de mutlaka vardır; ama, genel olarak diyorum, en çok çalışanlar içerisinde belki birinci, belki ikinci sıradadır; çünkü…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Meclis personeli var.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Hemen ikaz ediyorlar, gerçi, doğrudur, Meclis çalışanları da… Sadece buradakiler değil arkadaşlar; ben bir konuşmamda söylemiştim, bu çalışmayı Türk halkına ileten şu camlı bölmedeki o Meclis TV çalışanlarının ne zor koşullarda çalıştığını bizzat ben gördüm. Orada sağlık koşulu çok kötü; çünkü, elektronik araçlar var, aletler var, manyetik aletler var. Gerçekten, insanın psikolojisini, kimyasını bozan bir ortam. Şu anda da çalışıyorlar, biz çalıştığımız sürece, mecbur, bunu halkımıza duyurmak zorundalar. Bu istisnaları ayırıyorum, çok istisnaî bir durum. Burada çalışan arkadaşlarımız gerçekten çok özveriyle çalışıyor; ama, genel olarak, çalışan devlet memurları arasında adliye personelinin, gerçekten, ne hafta sonu vardır ne gecesi vardır ne bayramı vardır; çünkü, mecbur, görevini yapacak. Suçüstü hükümleri devreye girer, acil olaylar devreye girer veya acil olmasa bile, örneğin, herhangi bir olayın keşfinin eğer gece yapılması gerekiyorsa olayın mahiyeti gereği, geceyarısı gidip o keşfi yapmak zorunda. Belki, olay, sabaha karşı üçte meydana gelmiş, saat üçte gidecek oraya; kâtibi gidecek, mübaşiri gidecek, hâkimi gidecek, savcısı, avukatı gidecek; bunu yapmak zorunda; yani, böyle zorluklarla çalışan ve bir yandan mahkeme, bir yandan keşif, bir yandan karar; yani, ben çok iyi biliyorum...

Çok zor durumda çalışan arkadaşlarımıza, burada, yeterince destek verdik mi; pek, sanmıyorum. Neden; bu maddeyi okuduğumda -yine Sayın Bakan veya yetkililer bir açıklama yaparlar sanıyorum- devlet memuru maaşını geçmiyor verdiğin. Orada bir kısıtlama getirdin, burada getirdin, belki yarıyı bir kat artırdın; ama, sonunda bir kısıtlama getirdin. Artan bir para varsa; yani, bu yolluklarla ilgili, bu tazminatlarla ilgili para varsa, bu nereye gidiyor? Eğer artan bir para varsa, taşra veya merkez teşkilatında, bankalarda toplanan bir para varsa, ben, bunun, tamamının adliye personeline -yine yasalar çerçevesinde- ödenmesini istiyorum. Neden; sonuçta, bu, bir emeğin karşılığında ödenen para; yani, oradaki hâkim veya memur oturduğu yerde bu tazminatı almıyor; bu ya keşif içindir yahut herhangi bir araştırma içindir; bunun için, bir emek karşılığında bu parayı alıyor. Neden bunun bir kısmını tekrar elimize alıyoruz -gasbediyoruz demeyelim de- vatandaşlara, çalışanlarımıza vermiyoruz? Bence, bu kanundaki eksikliklerden biri de budur. Bu miktarın tamamının vatandaşlara, daha doğrusu çalışan personelimize ödenmesi gerekir kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, kanunla ilgili, genel anlamda desteğimiz olduğunu söylerken, kamu bankası ve banka ayrımını dikkatlerinize sunarak, bu maddeye karşı olduğumuzu söylemek istiyorum. Ya bunun bir açıklaması yapılacaktır, gelinip denilecektir ki, bunun şöyle bir gerekçesi vardır; çünkü, okuyun, bakın, elinizdeki sıra sayısına, orada göremeyeceksiniz gerekçeyi, bu kamu bankasıyla, banka ayrımıyla ilgili gerekçeyi göremeyeceksiniz. Biri çıksın bunu açıklasın. Eğer, mantıklı bir gerekçesi varsa, eğer ülkemizin, halkımızın çıkarına…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 28 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2005-06-28-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
