# Yabancıların çalışma izinleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s.:1255)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mayıs 2007
- **Gündem:** YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S.:1255)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c158/b110/tbmm221581100210.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2007-05-23-yabancilarin-calisma-izinleri-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-degis

> Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 23 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI (S.S.:1255)); konuşma 988 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yabancıların Çalışma îzinleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı üzerinde şahsım adına söz talep etmiş durumdayım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, beş yıllık kanun yapma tekniğimize, usullerimize baktığımızda bugüne kadar yapılan modelin bir örneğini bu kanun yapılırken de yaşadık. AKP İktidarı ile 2003 yılında çıkardığımız bu Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun'da ciddi sıkıntılar yaşandığı söylenerek değişiklik yapmak için yine oldubittiyle komisyondan bu kanun geçmiştir. Yine, geçmişte yaptığımız bir kanun yapma örneğini bu kanunda da gördük. Yalnız, burada şunu sormak istiyorum: Madem bu kadar önemliydi, apar topar, İç Tüzük hükümlerini de hiçe sayarak oldubittiyle komisyona getirdik ve acilen bu kanunu çıkaracaktık, komisyona geldikten sonra yaklaşık on ay neden beklenmiştir, neden bu kanunun çıkarılması için bir çaba harcanmamıştır? Yine, Hükümet temsilcilerine buradan çok ciddi bir soru sormak istiyorum: Bu tasarıyı neden çıkarıyoruz? Bu yasa bu haliyle kimin işine yarayacak, halkımıza faydası ne olacak? Bu konuların açıklanması lazım.

Tasarının içeriğine bakıyoruz; tasarı, hukuksal, bilimsel, teknik ve her türlü maddi temelden yoksun bir tasarı olarak önümüzde duruyor. Şimdi, istatistiklere bakıyoruz, çok açık ve net: Ülkemizdeki mimarlar, mühendisler, şehir planlama uzmanlarının tam yüzde 25'i işsiz ya da mesleği dışında başka işlerle uğraşıyor, iş arıyor. Şimdi bu tasarı yasalaşırsa -yabancı mimar, mühendisler- bu şekilde oluşan haksız rekabet ortamının sonuçlarını iktidar nasıl açıklayacaktır veya nasıl tamir edecektir?

Tasarının en büyük sakıncalarından birisi, mesleki ve akademik yeterlilik prosedürünü kaldırıyor olmasıdır. Türkiye'de çalışmak isteyen yabancı bir mimar ya da mühendisin diplomasının denkliği YÖK, mesleki yeterliliği de Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği tarafından denetleniyordu. Peki, ne kadar sürüyor bu? Yaklaşık bir ay. Bu durumda, demek ki, tasarının gerekçesinde yer alan "...yabancı uyruklulardan akademik ve meslekî yeterliliklerine ilişkin belgelerin istenmesi, diploma denklik prosedürünün gereği ve meslekî yeterlilik konusunda ilgili mercilerin görüşlerinin sorulması, çalışma izninin verilmesi süresini uzatmaktadır." ifadesinde süre uzatmaktan kasıt bir aydır. Şimdi, değerli arkadaşlar, öncelikle dün yaşadığımız ve bütün Türk halkının, hatta bütün dünyanın lanetlediği acı bir olay, 6 vatandaşımızın ölümüne, 100'e yakın vatandaşımızın da yaralanmasına yol açmıştır. Bu olay, sadece bazı insanlarımızın ölümü ve yaralanmasıyla sonuç yaratmamaktadır. Onun ötesinde, Türkiye'nin geleceğine, Türkiye'nin birliğine, beraberliğine, Türkiye'nin huzuruna, mutluluğuna ve başarısına da atılan bir bomba olarak lanetlenmesi gereken bir olaydır. Şimdi, kimseyi hukuki anlamda mutlaka sorumlu tutamayız. Bu olayın failleri umarım ortaya çıkar, sonuçları ortaya çıkar ve Türkiye'de bu olayların bir daha olmaması için bütün ortam hazırlanır. Ancak, şunu söylemekten de vazgeçmeyeceğim: Terör, ülkemizde 1980'li yıllarda başlayıp belli dönemlerde yükseliş kaydetmiş, belli dönemlerde gerilemiştir. Bu, yapılan mücadeleyle, Türk halkının tutum ve davranışıyla, güvenlik görevlilerinin tutum ve davranışlarıyla doğru orantılı olarak mutlaka sonuç doğurmuştur. Ancak, özellikle 2002'de taban seviyeye inen terörün beş yıllık AKP İktidarı döneminde bu seviyelere kadar çıkması, öncelikle AKP İktidarı tarafından, siz AKP milletvekilleri tarafından ciddi bir şekilde düşünmeniz gerektiğini söylemem gereken bir olaydır. Mutlaka sizler, AKP İktidarı, bunun, yani asli faili olamaz, direkt sorumlusu olamaz, ama bir iktidarın sorumluluğu; Türkiye'deki bütün yaşanan olayların, olumlu olayların da sorumlusu iktidar, olumsuz olayların da sorumlusu iktidar olduğuna göre, bu olayın da sorumlusu olarak bugüne kadar yaptıklarını bir iyi gözden geçirmelidir. Türkiye'nin sorunlarını çözeceğim diye, bazı açılımlar yapacağım diye -bana göre ve bize göre- yapılan yanlışların yarattığı iklim, Türkiye'de terörün yeniden canlanması, güçlenmesi ve Türkiye'ye zarar vermesi durumunu yaratmıştır. O nedenle, sadece ölen insanlarımıza ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara geçmiş olsun dilekleriyle bu olayı geçiştireceğimize, iktidar olarak daha bir sorumlu davranış sergilemenizi ve bugüne kadar iktidar tarafından yapılan yanlışların tekrar edilmemesi gerektiğini, tarafınızdan, kabul etmenizi öneririm.

Değerli arkadaşlar, bugün sabahtan beri -bu yaşanan acı olayın yanında, tabii, hayat devam ediyor, insanların da yaşamak için bazı şeylere ihtiyaçları var- Karadeniz Bölgesi'nden kaç tane telefon geldiğinin ben hesabını yapmadım. Çay üreticilerinden müthiş bir tepki var.

Sorun nedir değerli milletvekilleri? Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının 2002 yılında seçimlerde açıkladığı çay fiyatını ben size söyleyeyim, 750 bin lira. Bu şekilde açıklandı. Beş yıl geçti, çayın fiyatını söylüyorum size, en son 2007 çay taban fiyatını size açıklıyorum, zaten çayda tek bir fiyat vardır: 640 bin lira, artı, 90 bin lira hazine yardımı, 730 bin lira. Hazine yardımını bile topladığınızda, sizin 2002 seçimlerinde verdiğiniz sözü yerine getiremediğiniz ortaya çıkmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi, tabii, bu konuda, ülke yönetimiyle ilgili bir yığın söz verdi, bir yığın sözü de yerine getiremedi. Bunlardan biri de çayla ilgili olan fiyat sözüydü.

Çaydaki sorun sadece fiyat değil değerli milletvekilleri. Şu anda, Karadeniz Bölgesi'nde çay alımı yapılmakta ve kontenjan uygulaması -daha iki gün önce kampanya başladı, kampanyanın başladığı bugün ikinci gün- ikinci günde, dekar başına 10 kilo olarak kontenjan uygulanmaya başladı. Henüz bütün çay fabrikaları faaliyete geçmeden, henüz her bölgede... Bölgesel olarak gelir Karadeniz'den, doğudan batıya doğru çay toplanmaya başlar. Daha batıda çay ürünü alınmaya başlamadan, bu kontenjanın başlaması çok düşündürücüdür. Yani, burada, yangından mal kaçırır gibi, bazı popülist kanunları çıkaralım derken, aslında, vatandaşın temel sorunlarını hiç de düşünmüyorsunuz. Karadeniz Bölgesi'nin bu sıkıntısına, ben, bugüne kadar, iktidar partisinden olsun, bakanlarımızdan olsun, hiçbir yerden bir cevap alamadım, sağlıklı bir cevap alamadım. Çay fiyatını vermeyen ve çayını satmak isteyen üreticiye kontenjan uygulayarak, üreticiyi sıkıntıya sokan bu iktidarın, sanıyorum, seçimde Karadeniz Bölgesi'nde de yaptıklarının bir şekilde hesabını vereceğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, kanunla da ilgili, sonuç olarak, AKP Hükümeti, yok sayarak, her alanda yaptığı gibi bu alanda da halkımızın, ülkemizin çıkarlarına aykırı yasa tasarıları hazırlıyor. Bunlar da uygulamada başımıza bela oluyor ya da Sayın Cumhurbaşkanımızdan geri dönüyor ya da Anayasa Mahkemesince iptal ediliyor. Bakın, yine, eminim, ülkemiz ve halkımız açısından yarattığı olumsuzluklar bu kadar açık olan bu yasa tasarısı, buradan, siz değerli iktidar partisi milletvekillerinin oylarıyla çıkacak, çıkabilir, ama, doğal olarak, bu yapılanların hesabı sizlere sandıkta sorulacak. Çıkarlarını savunmak için oylarıyla Meclise geldiğiniz ve bu tür yasalarla, uygulamalarla perişan ettiğiniz işçi, çiftçi, esnaf, memur, doktor, mimar ve mühendisler sandıkta size gereken cevabı verecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çorbacıoğlu, lütfen, toparlayınız.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla) - Sadece halkımızın ve ülkemizin yararına yasalar yapılacağı bir döneme, bir CHP iktidarı dönemine çok az kaldığını sizlere söylüyorum. CHP iktidarında bu sorunları çözeceğimiz sözünü de vererek yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Yabancıların çalışma izinleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı (s.s.:1255)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 23 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2007-05-23-yabancilarin-calisma-izinleri-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-degis (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c158/b110/tbmm221581100210.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
