# Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi ve yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.571)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yüksel Özden (AK Parti, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim
- **Tarih:** 24 Kasım 2010
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.571)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-ozden-23-2010-11-24-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifi-ve-yukseko

> Yüksel Özden (AK Parti), 24 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.571)); konuşma 2.107 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA YÜKSEL ÖZDEN (Muğla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan tasarı hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama geçmeden önce, bugün 608 bin öğretmenimizin günü, öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. İnsan sevgisiyle, büyük özveriyle çalışan öğretmenlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sözleşmeli öğretmenlerimizle birlikte 800 bin öğretmendir, kimisini kutlamadınız.

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) – Bizim eğitim sistemine yaptığımız 150 bini aşkın derslik ve bilgisayar, bina, donanım; hepsi bir yana, bu sistemin asıl değeri, asıl kaynağı, asıl gücü öğretmenlerimizdedir. Bu nedenle, öğretmenlerimizi bir kez daha saygıyla anıyorum ve öğretmenlerimize sekiz yıllık iktidarımız boyunca yaptığımız her türlü iyileştirme, koşullarını iyileştirme, çalıştıkları ortamları iyileştirme, yaptıkları, içinde çalıştıkları sistemi çağa uygun hâle getirme doğrultusunda yaptıklarımızın, ücretlerin artışında yaptıklarımızın yeterli olmadıklarını biliyoruz, dahası için de hep birlikte çalışacağız.

Bugünkü görüştüğümüz tasarıda temel olarak iki konumuz var: Birincisi, iki yeni vakıf üniversitesi açıyoruz, diğeri de Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu’nda, yapısında ve görevlerinde birtakım düzenlemeler yapıyoruz.

Ben geldiğimiz durumu, önce üniversitelerle ilgili bir tabloyu çizmek istiyorum. Burada sorunları, konuları gündeme getireceğiz ama gerçekten, bu tabloyu hazırlarken gördüğüm, bu konuşmayı hazırlarken çıkardığımız tabloyu sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum.

Türkiye’nin ilk üniversitesi, İstanbul’daki Darülfünun’un İstanbul Üniversitesi adını almasıyla 1933 yılında açıldı.

Çok kıymetli milletvekillerimiz, 1933 ve 2003 yılları arasında, yetmiş yıllık dönemde 76 tane üniversitemiz açıldı. Her biriyle gurur duyuyoruz. Her biri, her türlü koşullara, eksikliklere, yetersizliklere rağmen, hocalarımızla, oradaki tüm yöneticilerimizle fedakârane bir şekilde çalışmaktadır. 2003-2010 yılları arasında, yedi yılda da 78 tane üniversite açtık. Bugün 102 devlet üniversitesi, 52 vakıf üniversitesiyle, sistemimizde toplam 154 üniversite mevcuttur. Şehirlerimize bir bakalım. Konuşmaya buraya gelmeden önce epey arkadaşıma sordum: İstanbul’da kaç üniversite var, Ankara’da kaç üniversite var? Bugün, değerli arkadaşlarım, Ankara’da 13, İstanbul’da 39, İzmir’de 8, Kayseri’de 4, Konya’da 4, Mersin’de 3, Gaziantep’te 3, Antalya, Bursa, Erzurum, Eskişehir, Samsun’da 2’şer adet ve diğer kalan illerimizin her birinde de birer üniversitemiz var. Toplam öğrenci sayımız 3,5 milyon, açık öğretim dâhil. Bu öğrencilerin yüzde 56’sı örgün eğitimde ve yüzde 44’ü de açık öğretimde eğitim görmekte. Gene, ülkenin kalkınması için, ara insan gücü için meslek yüksekokullarımızda da 1 milyonu aşkın öğrencimiz var, bunların da yüzde 59’u örgün eğitimde, yüzde 41’i de açık öğretimde görev almaktadır.

Üniversite açılışıyla ilgili her seferinde birtakım eksikliklerin olduğu, yeterince öğretim üyesi yetiştirilemediği gibi konular hep gündeme gelmiştir ama bu konu zaten her üniversite açılışında bu ülkede konuşulmuş. Bakın, 1955 yılında -bugün tartışmıyoruz artık- İzmir’e Ege Üniversitesi açıldığında “İzmir’e de üniversite mi açılır?” konuşması olmuş ama biz bunları çok geçtik. Bugün, Türk üniversiteleri dünya üniversiteleriyle yarışır bir noktaya gelmiştir. Yedi yıllık dönem içerisinde yapılanlarla kalite geliştirmesinde, öğretim üyesi yetiştirmesinde büyük adımlar atılmış. Bir tarafta Millî Eğitim Bakanlığımız yurt dışına yılda bin olmak üzere beş yılda 5 bin öğrenci gönderme hedefiyle çalışmaya başlamış ve bu devam etmektedir, diğer tarafta da üniversitelerimiz, 2 binden fazla öğretim üyesi yetiştirme programlarında, yüksek lisans ve doktora programlarında eleman yetiştirmektedir.

Çok kıymetli arkadaşlarım, biz istatistiklere baktığımız zaman, millî eğitim istatistikleri, yükseköğretim istatistikleri şu şekilde düzenlenir: Bir tarafta 1923, diğer tarafta da o yıl, geçerli yıl, örneğin 2010 ve buradaki gelişmelerle baktığımızda her yıla göre birtakım gelişmeler vardır. Hele hele geçmiş on, yirmi, otuz, kırk yıl öncesine göre baktığımızda da büyük gelişmeleri her zaman koyabiliriz. Örneğin, sadece üniversitedeki okullaşma oranında -son on yıldan bahsedelim- on yıla baktığımızda 2000’de yüzde 21 olan okullaşma oranı 2005’te yüzde 30’a, 2008’de yüzde 38’e, 2010’da da yüzde 53’e çıkmış durumda. Fakat bu bizim övündüğümüz, gurur duyduğumuz, yeterli gördüğümüz bir tablo değildir. Biraz da yarışmakta olduğumuz çağdaş dünya ülkelerine baktığımızda -bu rakamları biraz da öyle değerlendirmemiz gerekiyor- okullaşma oranlarına ilişkin farklı ülkeler farklı kriterler kullanıyor; eğitim sistemi farklı, üniversite yaşı farklı. Bu nedenle, OECD’nin rakamlarına bakacağız.

OECD’nin rakamlarına baktığımızda, yirmi-yirmi dokuz yaş grubu net okullaşmasına baktığımızda Türkiye yüzde 12, OECD ortalaması yüzde 25, AB ortalaması yüzde 25. Yani şu an Türkiye’de açılan üniversite sayılarını bu okullaşmayı hızlı ve hazırlıksız görenlerin bir kez daha değerlendirmesi lazım çünkü bu rakamlar hâlâ olması gereken yerlerin yarısında.

Değerli milletvekilleri, biz bugün geçmiş iktidar dönemleriyle, geçmişte yaptıklarımızla “A tarihinde yapılan bu kadardı, biz bu kadar yapıyoruz”u değil dünyayla yarışıyoruz.

Gelişmiş ülkelerden yine UNESCO’nun brüt oranlarını vereceğim: Türkiye yüzde 38, Amerika Birleşik Devletleri yüzde 83, İngiltere yüzde 57, Fransa yüzde 55, Japonya yüzde 58, Meksika yüzde 27, İran yüzde 36, Mısır yüzde 38, Brezilya yüzde 34, Avustralya yüzde 77. Yani buradan baktığımızda gerçekten eleştirmeyi, eksiklerini aramayı bir kenara bırakıp hızla bu işleri daha güzel bir şekilde nasıl yapabilirizin derdine düşmek durumundayız.

Bugün görüşmekte olduğumuz her iki konuyu en yakından ilgilendiren yani hem üniversite konusuna hem de kredi yurtlar konusuna biz şu pencereden bakıyoruz: Türkiye nüfusu 2025 yılından itibaren yaşlanma eğilimine girecek olan bir trend gösteriyor. Yani bugünden baktığımızda önümüzde bir on beş yıllık fırsat penceresi var. Bu on beş yıl içerisinde biz ne yapıp edip gençlerimizi eğitmek ve onlar için çok hızlı bir şekilde yurt temin etmek durumundayız. 2025’ten sonra baktığımızda… 2025’te gelecek olduğumuz oran şudur: 15-64 yaş grubunun toplam nüfusa oranı yüzde 69 civarında olacak ve ondan sonraki her senede bu oran gittikçe aşağı düşecektir. Yani “Biz bu işleri aceleye getirmeyelim, şimdiki koşullar bu, bu kadar yapabiliriz, bu kadar niye hızlı gidiyorsunuz?” dediğinizde, o yıllara geldiğimizde ne -bir tarafta- yetişecek genç bulabileceğiz ne de -diğer tarafta- onların bu maliyetini karşılayacak çalışan nüfus bulabileceğiz. Onun için, hızla bu konudaki çalışmaları daha da artırarak devam etmek durumundayız. Cumhuriyetin 100’üncü yılına geldiğimizde ben 250 üniversitenin Türkiye’ye az geleceğini düşünüyorum.

Bugün görüştüğümüz diğer konu Kredi Yurtlar Kurumuyla ilgilidir. Kredi Yurtlar Kurumunun da şöyle bir tablosunu çizelim. Bazen gözümüzden kaçırdığımız, kanıksadığımız rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. 81 ilde, 107 ilçede toplam 244 bin yatak kapasitesinden bahsediyoruz Kredi Yurtlar Kurumu dediğimizde. 234 bin öğrenciye burs veren, 718 bin öğrenciye kredi veren yani toplamda 961 bin öğrenciye burs veya kredi veren bir kurumdan bahsediyoruz. Ayrıca 528 bin öğrenciye katkı kredisi veren bir kurumdan bahsediyoruz. Fakat daha da önemlisi bugünkü tasarıyla değiştirdiğimiz bir durum. Eskiden Kredi Yurtlar Kurumunun genel kurulu, yıllık toplantılarında uzun uzun ve çok hararetli tartışmalarla hangi bilim dalına, hangi ana bilim dalındaki öğrencilere ne kadar kredi verileceğini tartışırmış ve onun kontenjanı bu kadar olacak, bunun kontenjanı bu kadar olacak, hoca edebiyatçıysa kendisine kayırmak istiyor, öbürü fizik daha önemli, diğeri matematik daha önemli diye çatır çatır pazarlıkların, kavgaların olduğu bir genel kuruldan, bugün, isteyen herkese, müracaat eden herkese kredi veren bir kurum hâline gelmiştir ve üstelik bu kredi miktarı 45 liradan 2002’de, bugün, önümüzdeki yıl 240 bin liraya çıkıyor. (MHP sıralarından “240 lira” sesi)

240 liraya çıkıyor. Özür dilerim. Alıştık rakamlara. 240 liraya çıkıyor. Önceki trendlere baktığımızda sadece 90-100 lira olabilecek bir rakam bugün 240 liraya çıkmıştır ve kredinin yanında, başarılı olan ihtiyaç sahibi her öğrenciye de başarısı ve ihtiyaç sahibi olması durumunda da burs verilebilmektedir.

Burada dinledik, Kredi Yurtlar Kurumunun kapasitesi aktarılırken işte sadece ve sadece belli bir oranın, çok cüzi bir oranda, 7 yüzde 7 gibi bir rakamın tekabül ettirildiği söylendi. Buraya gelirken milleti yanıltmaya, farklı bilgi vermeye, kimsenin önüne başka bir tablo çizmeye kimsenin hakkı yok. Bugün sistemimizde 3,5 milyon öğrenci var ama 3,5 milyon öğrencinin 1,5 milyonu açık öğretimde. Allah aşkına, diğer tarafta herkes başka bir şehirde mi okuyor? Artık -işte saydım biraz önce- İstanbul’da 39, Ankara’da 14 tane üniversitemiz var ve ayrıca her ilde üniversite var.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Her ilde bir rektör var ama üniversite yok. Üniversite kâğıt üstünde.

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) – Yani birçok öğrencimiz kendi ilinde okuyabilmekte ve 3,5 milyon öğrencinin her biri yurda başvurma durumunda değil zaten. 1,5 milyonu sadece, açık öğretimde, diğerleri de kendi programlarında devam etmekte. O rakamları da ortaya koyalım. O rakamları da koyalım, mevcut öğrenci sayısı, bu yıl itibarıyla baktığımızda 2 milyon 100 civarında Kredi Yurtlar Kurumunda öğrenci adedimiz var, 2 milyon 100 civarında.

Peki, yeni kayıt ne kadar? Çünkü en çok yurda ihtiyaç duyan öğrenci, daha okula yeni başlayan, etrafı tanımayan, arkadaşlarıyla, kiminle beraber kalabileceğini belirlemeyen öğrenciler, yeni de 550 bin civarında öğrenci başlıyor. Her yıl örgün eğitime, dört yıllığı, iki yıllığı, birinci öğretimi, ikinci öğretimi dâhil, 550 bin civarında öğrenci başvuruyor, bunlardan yurt için başvuranların oranı 256 bin.

İlk etapta, ilk yerleştirmede bunun ne kadarı karşılanmış? 106 bini yerleştirilmiş, daha sonraki ek yerleştirmelerle, kendi arasındaki hareketlilikle, bugün itibarıyla baktığımızda 181 bin öğrenci yurtlara yerleştirilmiş durumdadır.

Şimdi, konu üzerinden siyaset yapacaksak, konuyla ilgili çalışmamızı da, rakamları da, ciddi olarak hazırlığımızı yapalım ve o şekilde gelelim. Bu rakamların içerisinde itirazı olan varsa söyleyebilir. 256 bin öğrenci başvurdu ve bugün itibarıyla 181 bin. Kalan ne kadar? Kalan da 75 bin öğrencimiz var.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Az mı? Bazı ülkelerin nüfusu kadardır.

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) – Peki, biz burada birçok ülkenin nüfusunu katlayan bir öğrenci grubuna…

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Yurt odaları boşken neden 75 bin öğrenci açıkta?

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) – Kıymetli arkadaşım, biraz önce sen konuşurken ben burada dinledim, notlarımı aldım.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Ama onu açıklama zorunluluğu olduğu için söylüyorum.

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) – Burada konuşmak güzel ama susmayı da, dinlemeyi de bilmek gerekiyor biraz.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Hükûmet olarak açıklama zorunluluğundasın!

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) – Şimdi, biz bugün neyi açıklıyoruz, bugün neyin derdindeyiz?

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Ben buraya susmaya değil, konuşmaya geldim. Seni denetlemeye geldim.

MEHMET SALİH ERDOĞAN (Denizli) – Dinle, dinle!

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) – Evet, bu 75 bin öğrenci bizim derdimiz. 75 bin öğrencinin yurt bulamaması, odalara girememesi bizim derdimiz.

İşte, bugün getirdiğimiz tasarıyı okusaydın orada görecektin, tasarıyı okumadan buraya geliyorsun, ondan sonra diyorsun ki… Tasarıda bahsediyoruz, borç geri ödemesinde müthiş bir kolaylık getiriyoruz, ondan haberin yok. Bu tasarıyla daha hızlı, daha çabuk yurt yapabilmek için yenilik getiriyoruz, ondan haberin yok, oturduğun yerden konuşuyorsun.

Neyi yapıyoruz? TOKİ marifetiyle, TOKİ’nin şu ana kadar edindiği birikimle, kendi yetenekleriyle, Türkiye'de ne kadar hızlı konut yapabildiğini hepimiz biliyoruz. İşte bundan sonra yaptığımız şeyde, yeni yurt binası yapmada daha esnek, daha hızlı hareket edebilmemizi gerektiren bir koşul hazırlıyoruz.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Zaten bu laubaliliğiniz sizi bu hâle getirdi.

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) - Biz, hepimiz şahit olacağız, bugünkü değişiklikten sonra, daha 2012 yılına varmadan Kredi ve Yurtlar Kurumumuz 80 bine yakın ek kapasite yaratacaktır.

Arkadaşlar, başka bir şey daha var.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Biz, bu tür nezaketsizlikleri kabul etmiyoruz.

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) - Yurtlarda yakınları kalan, yeğenleri kalan, tanıdıkları kalanlar çok iyi biliyor, bizim yurtlarımız eskiden koğuş sistemiydi, hamamlar vardı. Çocukların gitmekten, inmekten çekindikleri, doğru dürüst gidemedikleri, doğru dürüst yıkanamadıkları yerlerden, biz, bugün oda sistemine geçtik. Artık ranzalara son verdik ve çocukların katlarında duşlar var. Yani, Kredi ve Yurtlar Kurumundaki kapasiteyi eskisi gibi koğuş sistemi, ranza sistemi yapsaydık, şu an yaptığımız yatak -rakam ortada- 64.333 yatak yapılmış…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – 70’lerde de vardı onlar 70’lerde.

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) - Bunun üstüne birer tane ranza koysanız, fazla değil sadece üstüne bir kat ranza eklediğinizde bu 128.666’ya çıkardı. İşte, bugün biz bunu getiriyoruz.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sen ilkokul öğrencisiyle mi konuşuyorsun?

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) - Biz, çocuklarımızı geçmişiyle avunan, işte “Hiç yoktu, bu daha iyiydi.” değil, dünya ülkesi …

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Terbiyesiz! Laubali olma!

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) - …dünyanın herhangi bir ülkesine gittiğinde rahat bir şekilde çalışabilecek beklentide, vizyonda ve donanımda yetiştirmeye çalışıyoruz.

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Çok mükemmelsiniz! Mükemmellik sizin ruhunuzda var! Terbiyesiz!

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) - Burada mevzu edilen kredi veya burs geri ödemesiyle ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum.

Bugün, dört yıl içerisinde, dört yıl kredi alan öğrenciler bunu iki yılda ödemekte mevcut durumda ve herhangi bir zaman dilimi içerisinde belli bir sürede SGK’ya kaydolan, geçici bir yerde çalışarak SGK’ya kaydolan bir gencin kredi borç erteleme işlemi yapılmamakta çünkü sistemde kayıtlı gözüküyor. Biz ne yapıyoruz bugün? Bugün getirdiğimiz sistemle, dört yılda aldığı krediyi dört yılda ödeyebilmesinin yolunu açıyoruz yani aylık ödediği miktarı yarıya düşünüyoruz. Artı, başvurduğu dönemde SGK’ya kayıtlı değilse ÜFE artışıyla herkese borcunu erteleyebilme imkânı sunuyoruz. Bu kimi ilgilendiriyor? Bu, burada bu rakamları çalışmadan, bu tasarının içinde bunların olduğunu bilmeden konuşanlar bunun farkında olmayabilir ama bugün 565 bin öğrenci, mezun, öğrenim kredisi, 274 bin kişi de katkı kredisini ödemek durumunda, yani toplam 839 bin kişiyi ilgilendiren bir durum.

Şimdi, kalan sürem içerisinde, Sayın Başkanım da biraz süre verirse bir şey eklemek istiyorum.

Öğretmen maaşlarının siyaseti yapılıyor. Sözleşmeli öğretmen, atanamayan öğretmenler kavramı üzerinde konuşmaya burada girmeyeceğim. Yani atanamayan öğretmen, sınıf mevcutlarıyla ilgili ve ürettiğimiz projeler üzerinden laflar ediyorsunuz. Bir kez de bizi şaşırtın. Bir kez de yoksulluk edebiyatı yapmayı, Türkiye’deki 15 milyonu aşkın öğrenciden, bir yerlerden bulduğunuz kalorifer dairesini ve eskiden 50 mevcutlu sınıf bulabilmek için çok uğraşırken -çoğu çok üstünde- bugün 53 mevcutlu bir yeri biliyorsun, 40 mevcutlu bir yer, 39 mevcutlu bir yer yapar… Konuşarak yoksulluk edebiyatı yapmak değil, bir dünya ülkesi olmak için neler yapmamız gerekiyor?

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Van’dakilerin hepsi 50 mevcutludur. Görmek istersen gel götüreyim seni!

YÜKSEL ÖZDEN (Devamla) – Bir dünya ülkesi olmak için bizim, bu gençlerimize sunduğumuz imkânlar üzerinde konuşsaydık ben çok daha mutlu olurdum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Yüksel Özden (AK Parti, Muğla). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi ve yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.571)”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-ozden-23-2010-11-24-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifi-ve-yukseko (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
