# Ölçme, seçme ve yerleştirme merkezi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s.616)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Yüksel Özden (AK Parti, Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim
- **Tarih:** 17 Şubat 2011
- **Gündem:** ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.616)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-ozden-23-2011-02-17-olcme-secme-ve-yerlestirme-merkezi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevler

> Yüksel Özden (AK Parti), 17 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.616)); konuşma 939 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA YÜKSEL ÖZDEN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

616 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Dünden bu yana, ölçme, seçme ve yerleştirme merkezinin yeniden yapılandırılması ve üniversite kuruluşu ile ilgili konuşuyoruz. Büyük oranda tamamladığımız ölçme, yerleştirme ve seçme merkezinin, ben, bu kanunla birlikte daha önce hep birlikte yaşadığımız, şahit olduğumuz, gurur duyduğumuz eski yapısına hızla kavuşmasını ümit ve temenni ediyorum; yaptığı işleri çağın gereklerine uygun şekilde tekrar düzenleyerek bu ülkenin gurur duyduğumuz bir kurumu hâline geleceğine inancım da tamdır.

Dünkü görüşmeler içerisinde ifade edilen bir konuyu sadece dile getireceğim. Bu kurumun yaptığı sınavların Kamu İhale Kanunu dışarısında kalması bu teklifle gündeme getirilen, ilk defa yapılan bir şey değildir. ÖSYM’nin yürüttüğü sınavlar şimdiye kadar, bugün dâhil, Kamu İhale Kanunu -özelliği gereği- dışındadır ve bundan sonra da dışında olmaya devam edecektir.

İkinci bölümde ağırlıklı olarak üniversiteler ve üniversitelere ihdas edeceğimiz kadrolar var. Üniversitelerin kuruluşuyla ilgili hızlı davrandığımız, acele ettiğimiz söyleniyor. Bir kez daha söylüyorum. Evet, acelemiz var çünkü ülkenin yetiştireceğimiz genç nüfusunun sayısı bugün itibarıyla bile sekiz sene öncesine, on sene öncesine baktığımızda azalmıştır. On sene öncesinde, bu ülkede üniversite çağındaki gençlerin toplam sayısı 6 milyon 700 bin iken, bugün 6 milyon 200 bine düşmüştür ve 2020-2025’ten sonra da iyice düşecektir. Bizim hızla, daha fazla üniversite açıp bu gençlerimize demokrasinin ve kalkınmanın teminatı olan eğitimi bir an önce vermemiz gerekiyor.

Açılan üniversite sayılarından sıklıkla bahsedildi ama bunun içinde neler yapıldığı üzerinde durulmadı. Kısaca, sanki sadece üniversite açıyoruz, oraya bir tabela yapıştırıyoruz ve sonrası boş bırakılıyormuş gibi geliyor. Rakamları kısaca bir daha hatırlatmak istiyorum: 76 olan üniversite sayısı 156, fakülte sayısı 500’den bine çıkmış durumda, enstitü sayısı aynı şekilde 2’ye katlanmış durumda, meslek yüksekokulu ve yüksekokul sayısı da aynı şekilde ama her zaman gündeme getirilen, dile getirilen diğer mevzuya, öğretim üyesine baktığımızda o rakamları da verelim: 2002’de 63 bin olan öğretim elemanı kadrosu bugün 91.500, sadece öğretim üyesi olarak baktığımızda 24 binden 41.500’e çıkmış durumda. Bununla da yetinmiyorsak, öğretim üyesi olacak olan, doktora almakta olan öğrencilerin sayısına bakalım: 2002’deki sayı 21.739, bugün 44.407. Yıllık verdiği mezunlar da 2 binden 4.500’e yaklaşmış durumda. Yani sadece tabela asmıyoruz, bir şehre üniversite açtığımızda oraya sadece bir rektör göndermiyoruz, onun için gerekli olan öğretim üyesi yetiştirilmesini de hızla sürdürmekteyiz. Gurur duyduğumuz tablo, bugün İstanbul’da 39, Ankara’da 13, İzmir’de 9 tane üniversitemiz var, bugünkü açılacak olan 8 üniversite hariç.

Öğrenci sayıları üzerine de bakmak istiyorum: 2002’de AK PARTİ iktidara geldiğinde bu ülkenin üniversitedeki öğrenci sayısı toplam 1,5 milyondu, açık öğretim, iki yıllık, dört yıllık toplamı, hepsi dâhil 1,5 milyondu. Bugün, bu sayı 3 milyon 300 bini aşmış durumdadır. Hangi açıdan baraksak bakalım o günden bugüne baktığımızda tablo, ülkemiz adına gurur duyduğumuz, onur duyduğumuz bir tablodur. 2002’de yüzde 23 olan üniversitedeki okullaşma oranı bugün yüzde 53’tür. Bu tablo, bizim, hepimizin gurur duymamız gereken bir tablodur.

Vakıf üniversitelerine gelince: Sanki istekte bulunan herkes geliyor ve üniversite açıyormuş gibi… Dün burada esefle karşıladım, üzüldüm. Ülkemiz için gurur kaynağı olan bir şirket, bir holding grubu, üstelik de yıllardır eğitime yatırım yapmakta olan, İstanbul’da, Uşak’ta ilköğretim binaları yapmış, ortaöğretime kız, erkek yurtları yapmış, Uşak Eğitim Fakültesine ek bina yapmış, Anadolu meslek lisesi açmış, Anadolu endüstri meslek lisesi açmış olan bir holding bu sefer de kalkıyor, diyor ki: “Bu iş benim için gönül işi, bundan sonrasında bir tane de üniversiteye sahip olmak istiyorum.” 75 ülkeye ihracat yapmakta olan bir kuruluş. Bünyesinde 1.500 kişi çalışıyor ve ilave olarak şu an 300 bin metrekarelik bir alan inşa etmekte ama burada dinlerseniz sanki organize sanayideki bir kaynakçının aklına esmiş “Hadi ben de bir üniversite kurayım.” demiş. Tablo bu değil. Biz, bu üniversitelerin… Hepimiz, Eğitim Komisyonunda olan arkadaşlarımız titizlikle biliyor ve tüm Türkiye'nin bilmesini isteriz, üniversite açmak için mali yükümlülükleri var, o mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen birisinin üniversite açmayı teklif bile etmesi mümkün değil. Ayrıca, öğretim üyesi yetiştirme ve tedarik planını da sunmak durumunda. Hadi kurduk, burada üniversite kuruldu ama gerekli koşulları yerine getirmediğinde, hiçbir vakfın, -devlette de aynı durumda- o fakülteyi, o bölümü açmasının bir imkânı, bir yolu yoktur.

Çok değerli milletvekilleri, ikinci bölümde, üniversiteler dışında düzenlediğimiz bir başka husus daha var. Bugüne kadar, tam tarihi hatırlamıyorum, 2000’li yılların başında, polis akademilerine ve polis meslek yüksekokullarına girişte bir haksızlık, yanlışlık ve ayrımcılık uygulanmaktaydı. Meslek lisesi mezunlarından bazılarına “Siz polis olabilirsiniz.” derken bazılarına, imam-hatip lisesi ve yanında yirmi kadar farklı meslek lisesi gruplarına “Sizler -üniversiteye de gidemiyorlardı- üniversitelere gidemeyeceğiniz gibi, dört yıllık adam gibi bir örgün eğitim kurumuna yerleşemeyeceğiniz gibi, polis de olamazsınız.” deniyordu. İkinci bölümde yaptığımız bir düzenlemeyle, bu ayrımcılık ortadan kalkmıştır, bu haksızlık giderilmiştir. Bundan sonra, meslek liselerini hangi kademede kimler bitirirse polis meslek yüksekokullarına ve akademilere girebilmektedir. Bunun bazen şu şekilde eleştirildiği oluyor: “İşte, böylesine masraflı bir şekilde yetişen gençleri polis yaparak genel lise mezunları aleyhine bir olumsuzluk yaratıyorsunuz, oradaki rekabeti artırıyorsunuz.” Oysa, bunu söyleyenler dâhil bu ülkede herkes biliyor ki önü kapalı olan bir kuruma kimse gitmez. Eğer bir çocuğa siz “Bu okulu bitirdiğinde sen, sayılı birkaç tane, hangi bölümü bitiriyorsan, o alanın dışında hiçbir yerde çalışmazsın, hiçbir yere gidemezsin.” derseniz bu çocuk ileride üniversiteyi okuyamayacak bile olsa, okuma durumu olmayacak bile olsa gitmiyor. Nitekim, 2000’li yıllardan bu yana, üniversiteye girişin kapatılmasından, polis meslek yüksekokullarına girişteki gibi haksız, yanlış, ayrımcı tavırlardan dolayı bu okullardaki sınıflar boşalmış, atölyeler çalışmaz hâle gelmiştir. İşte, bugünkü bir düzenlemeyle buradaki eşitsizliği, ayrımcılığı da ortadan kaldırıyoruz.

Son bir husus: Öğretim üyeleri arasında yardımcı doçentlerimiz birinci dereceye yükselememekteydi. Kamuda çalışan üniversite mezunu herkes birinci dereye kadar yükselebilirken yardımcı doçentlerden bu hak alınmıştı, bunlara verilmiyordu. Bugün yapacağımız düzenlemeyle yardımcı doçentlerimiz de birinci dereceye kadar yükselebilecektir.

Ben hem ÖSYM’nin hem de kurduğumuz sekiz tane vakıf üniversitesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Yüksel Özden (AK Parti, Muğla). “Ölçme, seçme ve yerleştirme merkezi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı (s.s.616)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-ozden-23-2011-02-17-olcme-secme-ve-yerlestirme-merkezi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevler (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
